Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Peygamber Efendimiz ( a.s.v )ın Hz Zeynep ile evlenmesi..

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا


    Aziz kardeşlerim!

    Bana söylemek üzere Şamlı Hâfız'a iki şey demişsiniz:

    Birincisi: "Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Zeyneb'i tezevvücünü ( eş olarak almasını ); eski zaman münafıkları gibi, yeni zamanın ehl-i dalaleti dahi medar-ı tenkid buluyorlar, nefsanî, şehevanî telakki ediyorlar." diyorsunuz.

    Elcevap:

    Yüzbin defa hâşâ ve kellâ! O dâmen-i muallâya ( yüksek şahsiyete )şöyle pest şübehatın eli yetişmez.

    Evet onbeş yaşından kırk yaşına kadar, hararet-i gariziyenin galeyanı ( şehevi duyguların en yüksek olduğu yaçlar ) hengâmında
    ve hevesat-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla kemâl-i iffet ve tamam-ı ismet ( günahsız geçen bir hayat ) ile Haticet-ül Kübra (R.A.) gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifa ve kanaat eden bir zâtın kırktan sonra, yani hararet-i gariziye tevakkufu ( şehevi duyguların sönmeye başlaması )hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin sükûneti ( nefsin isteklerinin sustuğu ) zamanında kesret-i izdivac ve tezevvücatı ( birden fazla eş alması ), bizzarure ve bilbedahe nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenid ( istinaden ) olduğunu, zerre kadar insafı olana isbat eder bir hüccettir.

    Yedinci mektuptan.


    Not : Nasip olursa o hikmetlerden bir kaçını ekliyecem konuya . Tabiki zamanla.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  2. #2
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Peygamber Efendimiz ( a.s.v )ın Hz Zeynep ile evlenmesi..

    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا


    Aziz kardeşlerim!

    Bana söylemek üzere Şamlı Hâfız'a iki şey demişsiniz:

    Birincisi: "Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Zeyneb'i tezevvücünü ( eş olarak almasını ); eski zaman münafıkları gibi, yeni zamanın ehl-i dalaleti dahi medar-ı tenkid buluyorlar, nefsanî, şehevanî telakki ediyorlar." diyorsunuz.

    Elcevap:

    Yüzbin defa hâşâ ve kellâ! O dâmen-i muallâya ( yüksek şahsiyete )şöyle pest şübehatın eli yetişmez.

    Evet onbeş yaşından kırk yaşına kadar, hararet-i gariziyenin galeyanı ( şehevi duyguların en yüksek olduğu yaçlar ) hengâmında
    ve hevesat-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla kemâl-i iffet ve tamam-ı ismet ( günahsız geçen bir hayat ) ile Haticet-ül Kübra (R.A.) gibi ihtiyarca bir tek kadın ile iktifa ve kanaat eden bir zâtın kırktan sonra, yani hararet-i gariziye tevakkufu ( şehevi duyguların sönmeye başlaması )hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin sükûneti ( nefsin isteklerinin sustuğu ) zamanında kesret-i izdivac ve tezevvücatı ( birden fazla eş alması ), bizzarure ve bilbedahe nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenid ( istinaden ) olduğunu, zerre kadar insafı olana isbat eder bir hüccettir.

    Yedinci mektuptan.


    Not : Nasip olursa o hikmetlerden bir kaçını ekliyecem konuya . Tabiki zamanla.
    O hikmetlerden birisi şudur ki:
    Zât-ı Risaletin akvali ( sözleri ) gibi,
    ef'al ( fiilleri )ve
    ahvali ( halleri ) ve
    etvar ( tavır ) ve
    harekâtı dahi menabi-i din ve şeriattır ( dinin membaaları ) ve ahkâmın me'hazleridir ( hükümlerin özellikleridir ).
    Şıkk-ı zâhirîsine Sahabeler hamele oldukları gibi ( dinin görülen kısmına sahabeler varis oldukalrı belli ), hususî dairesinde mahfî ahvalâtından tezahür ( gizli olan haller yani aile ortamındaki durumlar ) eden
    esrar-ı din ( dinin sırları.. özellikleri ) ve
    ahkâm-ı şeriatın hameleleri ( şer'i hükümlerin tebliğcileri ) ve
    râvileri de ( anlatıcıları ), Ezvâc-ı Tâhirattır ( Peygamberin eşleridir. ) ve bilfiil o vazifeyi îfa etmişlerdir. Esrar ve ahkâm-ı dinin ( dini hükümlerin ) hemen yarısı, belki onlardan geliyor.

    Demek bu, azîm vazifeye, bir çok ve meşrebce muhtelif ( değişik kavim ve kabilelerden )Ezvâc-ı Tahirat lâzımdır.

    İşte Hz Zeynep Annemiz de onlardan bir tanesidir.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  3. #3
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Peygamber Efendimiz ( a.s.v )ın Hz Zeynep ile evlenmesi..

    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    O hikmetlerden birisi şudur ki:
    Zât-ı Risaletin akvali ( sözleri ) gibi,
    ef'al ( fiilleri )ve
    ahvali ( halleri ) ve
    etvar ( tavır ) ve
    harekâtı dahi menabi-i din ve şeriattır ( dinin membaaları ) ve ahkâmın me'hazleridir ( hükümlerin özellikleridir ).
    Şıkk-ı zâhirîsine Sahabeler hamele oldukları gibi ( dinin görülen kısmına sahabeler varis oldukalrı belli ), hususî dairesinde mahfî ahvalâtından tezahür ( gizli olan haller yani aile ortamındaki durumlar ) eden
    esrar-ı din ( dinin sırları.. özellikleri ) ve
    ahkâm-ı şeriatın hameleleri ( şer'i hükümlerin tebliğcileri ) ve
    râvileri de ( anlatıcıları ), Ezvâc-ı Tâhirattır ( Peygamberin eşleridir. ) ve bilfiil o vazifeyi îfa etmişlerdir. Esrar ve ahkâm-ı dinin ( dini hükümlerin ) hemen yarısı, belki onlardan geliyor.

    Demek bu, azîm vazifeye, bir çok ve meşrebce muhtelif ( değişik kavim ve kabilelerden )Ezvâc-ı Tahirat lâzımdır.

    İşte Hz Zeynep Annemiz de onlardan bir tanesidir.
    Gelelim Hazret-i Zeyneb'in tezevvücüne ( evliliğine ):

    Yirmibeşinci Söz'ün Birinci Şu'lesinin Üçüncü Şuaının misallerinden olan
    مَاكَانَمُحَمَّدٌاَبَااَحَدٍمِنْرِجَالِكُمْوَلكِنْ رَسُولَاللَّهِوَخَاتَمَالنَّبِيِّينَ âyetine dair şöyle yazılmış ki:

    İnsanların tabakatına göre birtek âyet, müteaddid vücuhlarla ( ayrı yönlerle ), herbir tabakanın fehmine göre bir mana ifade ediyor.

    Bir tabakanın şu âyetten hisse-i fehmi ( Ayet ten anladığı )şudur ki:

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın hizmetkârı veya "oğlum" hitabına mazhar olan Zeyd (R.A.), rivayet-i sahiha ile itirafına binaen, izzetli zevcesini kendine manen küfüv ( denk )bulmadığı için tatlik ( bırakmak ) etmiş.
    Yani: Hazret-i Zeyneb, başka yüksek bir ahlâkta yaratılmış ve bir Peygambere zevce olacak fıtratta olduğunu, Zeyd ferasetle hissetmiş ve kendisini ona zevc olacak fıtratta kendine küfüv bulmadığından, manevî imtizaçsızlığa sebebiyet verdiği için tatlik etmiştir.
    Allah'ın emriyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış; yani زَوَّجْنَاكَهَا nın işaretiyle, o nikâh bir akd-i semavî ( meleklerin kıydığı bir nikah ) olduğuna delaletiyle, hârikulâde ve örf ve muamelat-ı zâhiriye fevkinde, sırf kaderin hükmüyledir ki Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o hükm-ü kadere inkıyad ( rıza ) göstermiştir ve mecbur olmuştur. Nefis arzusuyla değildir.

    Şu kader hükmünün de ehemmiyetli bir hükm-ü şer'î ve mühim bir hikmet-i âmmeyi( umumi bir hikmet ) ve şümullü bir maslahat-ı umumiyeyi tazammun eden ( herkesin iyiliği istiyen )
    لِكَىْلاَيَكُونَعَلَىاْلمُؤْمِنِينَحَرَجٌفِىاَزْوَ اجِاَدْعِيَائِهِمْ âyet-i kerimesinin işaretiyle: Büyüklerin küçüklere "oğlum" demeleri, zıhar mes'eleleri gibi, yani karısına "anam gibisin" dese, haram olduğu gibi değildir ki, ahkâm ( hüküm ) onunla değişsin.

    Hem büyüklerin raiyetlerine ve peygamberlerin ümmetlerine pederane nazar ve hitabları, vazife-i risalet itibariyledir; şahsiyet-i insaniye itibariyle değildir ki onlardan zevce almak uygun düşmesin?
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  4. #4
    Üyecik Nuru Dilara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    8
    Rep Gücü
    56

    Cevap: Peygamber Efendimiz ( a.s.v )ın Hz Zeynep ile evlenmesi..

    Hz. Muhammedin (a.s.m.) tartışılan evliliği

    Hz. Muhammed’in hizmetkarı olan Hz. Zeyd, eski eşi Zeynep Binti Cahş (Hz. Zeynep)’i Hz. Muhammed ile evlenmesi için boşar. Ve sonra Hz. Muhammed ile Hz. Zeynep arasında evlilik gerçekleşir. Peki bu olayın gerçek sebepleri nelerdir?

    Hz. Zeynep’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, İslâmiyet’in doğuşundan yirmi yıl evvel Mekke’de doğduğu nakledilmektedir. Bu nakil esas alındığında doğum tarihi için 590 yılı verilebilir. Peygamber Efendimizin (asm) halasının kızı olup, yine tahminen Efendimizden yirmi yaş küçüktür. İslâmiyet’i kabul eden ilkler arasında yer aldı. Asıl adı Berre olmakla birlikte, Peygamber Efendimiz tarafından Zeynep olarak değiştirildi ve bu isimle tanınıp meşhur oldu.

    Peygamberliğin ilânı, Müslümanların çektiği işkence ve gördükleri zulümlerden sonra, Mekke’den göç eden kafile içinde Hazret-i Zeynep de yer almıştı. Mekke’den Medine’ye göç etti. Bu sıralarda henüz evli değildi. Peygamber Efendimiz (asm), zaman içinde cahiliyeden kalma gelenek ve anlayışları bir bir ortadan kaldırmakta idi. Bu gelenek ve anlayışlardan bir tanesi de; hürriyetine kavuşmuş olsa bile, daha önce köle olan bir kimsenin hür biriyle evlenmesi hoş karşılanmaması ve kabul edilmemesi idi. İnsanlar arasında eşitliği sağlayıp bu yanlış anlayışı ortadan kaldırmak isteyen Peygamber Efendimiz, azatlı kölesi ve evlâtlığı olan Zeyd bin Harise’yi (ra) Hazret-i Zeynep ile evlendirmek istedi. Böylece, insanları hür ve köle diye ikiye ayıran anlayışa büyük bir darbe vurulacaktı.

    Evlâtlığı Zeyd için, Hazret-i Zeynep’e dünür giden Peygamber Efendimiz, hala çocuklarına teklifini açıkladı. Ancak, bu evliliğe ne Zeynep, ne de kardeşleri sıcak bakmadılar. O zamana kadar süregelen ve adeta yazılı olmayan kanun hükmünde olan örfe aykırı bu teklifi kabullenmek kolay değildi. Diğer taraftan Peygamber Efendimizin talebini geri çevirmek, isteğine karşı gelmek veya kabul etmemek hiçbir Müslüman’ın yapacağı bir iş değildi. Hazret-i Zeynep de hiç istemediği bu evliliğe, Peygamber Efendimizi kırmamak ve teklifini reddetmemek için, rıza gösterdi ve kabul etti.

    Hazret-i Zeynep ve Hazret-i Zeyd’in evliliği arzu edilen mânâda yürümedi. Aralarında sıcak bir sevgi ve muhabbet oluşmadı. Zamanla geçimsizlikleri de arttı. Evliliklerinin uzun süre yürümeyeceğini anlayan ve kendini Hazret-i Zeynep ile denk görmeyen Zeyd, boşanma isteğini Peygamber Efendimize bildirdi. Evlenmelerini sağlayan Peygamber Efendimiz bu duruma çok üzüldü ve evliliklerini sürdürmeleri hususunda nasihatte bulundu. Eşini hoş tutmasını tembihledi. Ancak, iki cihan saadetine vesile olacak sıcak bir yuva ortamı oluşmadı ve evlilikleri boşanma ile neticelendi.

    Hazret-i Zeynep ve Hazret-i Zeyd’in evlilikleri her ne kadar boşanma ile neticelense de, çok önemli icraata vesile olmuş ve cahiliye döneminin önemli bir adeti ve anlayışı ortadan kaldırılmıştı. Daha sonra bu şahıslar yine önemli yanlış ve uygulamalara sebep olan başka bir geleneğin kaldırılmasına da konu olacaklardı. Yine o zamanki anlayışa göre; kurumlaşan evlâtlık sisteminde, evlât edinen edinilenin adeta öz babası gibi telâkki edilir ve bu şekilde hükme varılırdı. Evlâtlık öz babası yerine kendisini evlât edinenin ismiyle çağrılırdı. Oysa ki, evlâtlık ile öz evlât arasında çok büyük bir fark olup hiçbir zaman öz baba yerine ikame edilemezdi. Bu anlayış da âyet-i kerime ile ortadan kaldırıldı. Nazil olan Ahzab Sûresi’nin 4 ve 5. ayetlerinde Cenâb-ı Hakk mealen şöyle buyurdu:

    ” Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr (”Zıhâr”, bir kimsenin eşine, “Sen bana anamın sırtı gibisin” demek sûretiyle onu kendisine haram kılması demektir) yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlâtlıklarınızı da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

    Bu âyetlerin nazil olmasından sonra evlâtlıklar kendi öz babalarının ismiyle anılmaya başlandılar. Bir süre sonra nazil olan aynı sûrenin 37. âyetinde de söz konusu anlayışı tamamen ortadan kaldıracak emir geldi; “Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, ‘Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın.’ diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlâtlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.”

    Âyetlerin nazil olması ve İlâhî emre itaat eden Peygamber Efendimizin Hazret-i Zeynep ile evlenmesi, İslâm düşmanları için yeni bir propaganda aracı oldu. Münafıklar ve müşrikler bu durumu Peygamber Efendimizi karalamak için kullanmaya başladılar. Oysa ki, bu evlilikte Peygamber Efendimizin hiçbir dahli olmadığı gibi, Zeyd’in hanımını boşamaması için nasihatte bulunmuştu.

    Risâle-i Nurda bu konu; “Zeyd (r.a.), rivayet-i sahiha ile itirafına binaen, izzetli zevcesini kendine mânen küfüv (denk) bulmadığı için tatlik etmiş. Yani, Hazret-i Zeyneb, başka yüksek bir ahlâkta yaratılmış ve bir peygambere zevce olacak fıtratta olduğunu, Zeyd ferâsetle hissetmiş. Ve kendisini ona zevc olacak fıtratta kendine küfüv bulmadığından, mânevî imtizaçsızlığa sebebiyet verdiği için tatlik etmiştir. Allah’ın emriyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış. Yani, (âyetin) işaretiyle, o nikâh bir akd-i semâvî olduğuna delâletiyle, harikulâde ve örf ve muâmelât-ı zâhiriye fevkinde, sırf kaderin hükmüyledir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm o hükm-i kadere inkıyad göstermiştir ve mecbur olmuştur; nefis arzusuyla değildir.” şeklinde ifade edilmektedir. “…büyüklerin küçüklere ‘oğlum’ demeleri, zıhar meseleleri gibi, yani karısına ‘Anam gibisin’ dese haram olduğu gibi değildir ki, ahkâm onunla değişsin. Hem büyüklerin raiyetlerine ve peygamberlerin ümmetlerine pederâne nazar ve hitapları, vazife-i risalet itibarıyladır; şahsiyet-i insaniye itibarıyla değildir ki, onlardan zevce almak uygun düşmesin.” (Mektubat, s. 32). İfadelerinden de âyetin işaretiyle umumu ilgilendiren bir hüküm getirildiği anlaşılmaktadır.

    Hazret-i Zeynep, Peygamber Efendimiz ile Hicret’in beşinci senesinde evlendi. İbadete düşkünlüğü ve takvasıyla ön plana çıktı. Dürüstlükten hiç ayrılmadı. Münafıklar Hazret-i Aişe’ye (ra) iftira attıklarında, onu savundu ve dürüstlüğüne şahitlik etti. Hazret-i Aişe de Zeynep için; dini yaşama konusunda ondan daha hayırlı, ondan daha çok Allah’tan korkan, akrabalarını gözeten, fakirlere sadaka veren bir kadın görmediğini söyledi. Hazret-i Zeynep, Hazret-i Ömer (ra) tarafından kendisine verilen maaşı olduğu gibi fakirlere dağıttı. Kâinatın Efendisinin vefatından sonra kendisine kavuşan ilk hanımı oldu. 53 yaşında Medine’de vefat etti. Akabinde Cennetü’l-Bâkî mezarlığına defnedildi.

    (Risale-i Nur Enstitüsü)

Benzer Konular

  1. Peygamber efendimiz Sallallahu Aleyhi ve sellem'e şeytan'ı lainin itirafları
    vertyucek Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-11-2014, 11:17 PM
  2. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) Nasıl Dua Ederdi?
    kaanansay Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 02-04-2009, 07:26 PM
  3. Peygamber Efendimiz’in (SAV) Mucizeleri
    SMN Tarafından Dini Videolar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-07-2008, 02:02 AM
  4. <<peygamber efendimiz>>
    günışığı Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-08-2007, 11:50 AM
  5. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'yi nasıl seviyoruz?
    seyyah83 Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 28-02-2007, 02:36 AM
Yukarı Çık