MALİK BİN DİYNAR

Evlenmeyi ve bir çocuk sahibi olmayı çok arzuladım.
Evlendim bir çocuğum oldu. Adını Fatma koydum. Onu çok sevdim. Fatma büyüdükçe kalbimdeki imanda onunla büyüdü. Kalbimdeki isyanda onunla azaldı.
Elimde içki kadehi vardı. Onu içme isteğiyle doldurmuştum. Fatma onu devirdi. Daha yaşı iki bile değildi. Sanki ona bunu yaptıran Allah’tı.

O büyüdükçe Allah’a yaklaştım. İçinde olduğum isyanlardan uzaklaştım biraz biraz.
Ta ki Fatma 3 yaşına basana kadar.
3 Yaşını bitirdiğinde Fatma öldü!

Kızım Fatma ölünce durum vaziyetim eskisinden daha da kötü oldu.
Bende çevremdeki Müslümanlarda olan ve beni bu büyük üzüntüye karşı dayanmamı sağlayacak sabır yoktu.
Her şey çok kötüye gidiyordu. Şeytan durmadan benimle oynuyordu. Ta ki o gün gelene kadar. O gün rüyamda şeytan bana dedi ki:
"Bugün öyle sarhoş olacaksın ki daha önce hiç böyle sarhoş olmadın!"
Ben o gece içmeye ve sarhoş olmaya azmetmiştim. Gece boyu içtim. İçtim. İçtim!
Öyle bir duruma gelmiştim ki rüyalar beni birbirine atıyordu. Ta ki o rüyayı görene kadar:

Rüyamda kıyamet günündeydim! Güneş kararmış, denizler ateşe çevrilmiş, Depremler oluyordu durmadan.
İnsanlar zümre zümre. Grup gruptu. Bende o insanların arasındaydım.
Sesler duyuyordum. Birisi sesleniyordu:
Ey Filan oğlu filan! Haydi, Cabbara hesap vermeye! Diyordu.

Her çağrılan insanın yüzünün rengi korkudan simsiyah oluyordu.
Kendi ismimi duyana kadar birçok insan çağrıldı.

Sonra ses beni çağırdı. Haydi, Cabbara Hesap vermeye! Diyordu.
Çevremdeki insan kalabalığından kimse kalmamıştı. Kıyamet günü mahşer yeri boşalmıştı. Sonra birden karşımda bir fare gördüm. Çok büyüktü. Çok vahşi ve çok saldırgandı. Çok güçlüydü. Ağzı açık bana doğru koşuyordu.
Bende duyduğum korku ve dehşetten dolayı ondan kaçmaya başlamıştım.

Kaçarken karşımda oldukça yaşlı ve zayıf bir adam gördüm! Ona seslendim:
-AHH! Beni bu dev fareden kurtar!
Bana dedi ki: Oğlum Ben çok zayıfım seni ondan kurtaracak gücüm yok. Ama şu yönde koş eminim kurtuluşa ereceksin.

Bende onun dediği yöne doğru koşmaya başladım. Dev fare hala arkamdaydı beni kovalıyordu. Birden karşıma cehennemin ateşi çıktı. Yüzümde hissediyordum o dehşetli sıcaklığı! Fareyle cehennem arasında sıkışmıştım.

Kendi kendime dedim ki. Ben bu fareden ateşe düşmek için mi kaçıyorum!

Tekrar bana bu yolu tarif eden o zayıf adama doğru koşmaya başladım. Farede peşimdeydi gittikçe yaklaşıyordu bana. Çok korkuyordum! Adamın yanına geri geldim ve ona dedim ki:
-Allah aşkına beni bu fareden kurtar yalvarırım!
Yaşlı adam benim halime ağlıyordu.
Bana dedi ki:

Beni görüyorsun ben çok zayıfım güçsüzüm benim seni kurtaracak halim yok. Ama bu sefer Şu yönde koş! Bu sefer inşallah kurtuluşa ereceksin…

Deli gibi adamın dediği yönde koştum. Fare hala kovalıyordu bir adım arkamdan koşuyordu. Beni ısıracaktı. Az kalmıştı… Ta ki karşımda o dağı görene kadar…
O dağın üstünde bir sürü bebek vardı. Dağın üzerinde bulunan çocukların hepsi ağlıyorlardı. Hepside ayni şeyi söyleyerek ağlıyor haykırıyorlardı.
Diyorlardı ki:
-Ey Fatma! Babana bak! Babana Bak!
Malik Bin Diynar dedi ki: o çocuğun kızım Fatma olduğunu anlamıştım.
3 yaşında ölüp cennete gitmiş kızım olduğuna çok sevinmiştim. Beni bu dehşetli korkudan (fareden) kurtarıp Cennete sokacaktı…

Kızım beni sağ eliyle tutu kurtardı…
Sol eliyle fareyi itti. Ben o an korkudan ölü gibiydim.
Sonra tıpkı Dünyadayken olduğu gibi onu kucağıma oturttum!

Ey Babacığım! Deyip bana şu ayeti okudu:
ألم يأن للذين آمنوا أن تخشع قلوبهم لذكر الله Meali: "İman edenlerin kalplerinin Allahın Zikrine dönmesinin zamanı gelmedi mi?"

Ona dedim ki:
Kızım! Bu fare neydi bana anlat!

Dedi ki: O fare senin dünyada içinde olduğun, işlediğin kötü amellerindi. Onu sen besledin büyüttün ve onun seni yiyebilecek büyüklüğe sen ulaştırdın!

Ey Babacığım! Sen bilmiyor musun ki Dünyada işlenen ameller Ahrette kıyamet gününde cismani olarak karşımıza çıkar!

Ona dedim ki: Peki o zayıf adam?
Dedi ki:
O Yaşlı ve zayıf adam senin güzel amellerindi. Sen onu böyle zayıf, böyle güçsüz, böyle çaresiz bıraktın. Seni kurtaramayacak duruma sen koydun!

Eğer ben doğmasaydım ve küçük yaşta günahsız olarak ölmeseydim seni bu dehşetten kurtaracak başka şey yoktu!

O an uykudan ağlaya ağlaya ağzımdan çıkan su kelimelerle uyandım.
Evet, Allah’ım vakti geldi. Evet, Allah’ım vakti geldi!
Hemen gusül abdesti alıp giyinip camiye koştum. Sabah namazına! Günahlarımdan arınmak, kendime cennet yolunu çizmek. Tövbe etmek Allaha yalvarmak için.

Camiye girdiğim an imamın okuduğu o ayet!
Rüyamda kızımın beni kurtardığında okuduğu ayetti!

ألم يأن للذين آمنوا أن تخشع قلوبهم لذكر الله
Meali: "İman edenlerin kalplerinin Allah’ın Zikrine dönmesinin zamanı gelmedi mi?"

*Bunları yaşayan kişi:
Tabiinlerin imamlarının efendisi MALiK BiN DiYNAR







"BANA BİR KARIŞ YAKLAŞANA BEN BİR DİRSEK YAKLAŞIRIM. BANA BİR DİRSEK YAKLAŞANA BEN BİR KULAÇ YAKLAŞIRIM. BANA YÜRÜYENE BEN KOŞARIM.

أن يهدي الله بيدك رجلا واحدا خير لك من الدنيا وما فيها!

Meali:
"Bir insanın hidayetine vesile olman senin için dünyadan ve içindeki her şeyden hayırlıdır"