Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7
  1. #1
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913

    Emr-i marufun önemi

    Sual: Herkesin emr-i maruf ve nehy-i münker yapması, [iyiliği emredip kötülüğü önlemeye çalışması], mesela, bir haksızlık karşısında eylemlerde bulunması, farz değil mi? Haksızlık karşısında susmak caiz midir? Yoksa bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mı diyelim?
    CEVAP
    Emr-i maruf, farz-ı ayn değil, farz-ı kifayedir. Yani, herkese farz değil, gücü yetene farzdır. Her gücü yetene de farz değildir. Bir yerde, bu işi yapanlar varsa, diğerlerine farz olmaz. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (İçinizde, hayra çağıran, marufu emreden ve münkeri nehyeden bir topluluk bulunsun. İşte bunlar, kurtuluşa erenlerdir.) [Â. İmran 104]

    Maruf, dinimizin emrettiği, münker ise, dinimizin yasakladığı işlerdir. Emr-i maruf yapılmazsa, ilim yok olur, cahillik, fitne ve fesat her yeri kaplar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Fitne [bid’at, sapıklık, küfür] yayıldığı zaman, hakikati, doğruyu bilen bir kimse, [imkanı nispetinde, söz ile, yazı ile, gazete, dergi, radyo, tv ile] başkalarına [mümkün olan her yere ve herkese] bildirsin, [imkanı var iken, bir engel de yok iken bildirmezse], Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun!) [Deylemi]

    (Ümmetimin bir kısmı, kabirlerinden maymun ve domuz şeklinde kalkar. Bunlar Allah’a isyan edenlere, nehy-i münker yapmayan kimselerdir.) [Ebu Nuaym]

    (Bir toplumda, gücü yettiği halde, günah işleyenlere, mani olmayanlar, ölmeden önce de, Allahü teâlânın azabına maruz kalırlar.) [İbni Mace]

    (Kötülük men edilmezse, azap o milletin hepsine birden iner.) [Hakim]

    (Geçmiş ümmetlerden bir kısmı çeşitli azaba uğradı. Bunların arasında iyiler yok muydu) denildiğinde, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    (Hep birlikte helak oldular. Zira günah işlenirken iyiler susmuştu.) [Taberani]

    Âlimlerin, güçleri yettiği kadar, fitneye sebep olmadan idarecilere, emr-i maruf yapması gerekir. Bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Cihadın en kıymetlisi, zalim sultan yanında, hak yolu gösteren bir söz söylemektir.) [Tirmizi]

    Emr-i maruf yaparken, fitne çıkarmamaya çok dikkat etmelidir. Zarar geleceği bilinirken, günah işleyen herkese, emr-i maruf yapmak yanlıştır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Kıyamette, bir kimseye, günah işleyene, niçin engel olmadığı sorulacak, o da, “Onun zararından korktum, Allah’ın affına güvendim” diyecek ve mazur görülecektir.) [İ Mace]

    (Zalimin zulmünü değiştiremeyen, oradan hicret etmelidir.) [F.Bilgiler]

    (Bozuk bir işi [nasihat ederek ve diğer meşru yollarla] düzeltemezseniz, sabredin! Allahü teâlâ onu düzeltir.) [Beyheki]

    Son hadis-i şerif, saldırganlığı değil, meşru yollardan öğüt verip sabretmeyi emretmektedir.
    Kudreti varken, gücü yeterken, haram işleyene mani olmamak müdahene olur.

    Müdahene, dünyalık ele geçirmek için, dinden taviz vermektir. Haram işleyene veya yanında bulunanlara olan saygısı yahut dine olan bağlılığının gevşekliği, müdaheneye sebep olur.

    Günah işleyene müdahale
    Fitne olmadığı, yani dinine veya dünyasına zarar olmadığı zaman, haram ve mekruh işleyene mani olmak gerekir. Mani olmamak, susmak haram olur.

    Müdahene etmek, haram işlemeye razı olmayı gösterir. Susmak çok yerde iyi ise de, gücü yetenin hakkı, hayrı söyleyecek yerde susması yanlıştır.

    İlmin zekatı, ancak ilmi öğretmekle ödenir. Âlimin mürekkebi, şehidin kanından üstün olduğu hadis-i şerifle bildirilmiştir.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Allahü teâlânın yeryüzünde şehitlerden üstün mücahidleri vardır. Bunlar, emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker yapan kimselerdir.) [İ. Gazali]

    Hazret-i Ebu Bekir, (Ya Resulallah, müşriklerle savaştan başka cihad var mı) diye sorunca, Peygamber efendimiz cevap olarak buyurdu ki:
    (Evet, şehidlerden üstün mücahidler vardır. Emr-i maruf yaparlar, salihleri sever, facirlere buğzederler.) [Tibyân]

    Dinimizin temeli, imanı, farzları ve haramları öğrenmek ve öğretmektir. Allahü teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir. Bunlar öğretilmezse, İslamiyet yıkılır, yok olur.
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu Cehennem ateşinden koruyun!) [Tahrim 6]
    Emr-i maruf yaparken
    Sual: Samimi olduğum arkadaşlarıma bile emr-i maruf yapamıyorum. Mesela birine, (Seni sabah namazında göremiyorum) desem, teşekkür etmeyi bırakın, ne bahaneler buluyor. Bu da yetmiyor. Sen benim kusurlarımı mı arıyorsun? Sen de şunları yapıyorsun ya diyor. Bir hakkı kabul etmemek neden ileri gelir?
    CEVAP
    Hakkı kabul etmemek kibirden ileri gelir. Kibirli kimse, tenkit edilmekten hiç hoşlanmaz. Kendi ayıplarını görmeyip başkalarının kusurları ile meşgul olur. Bir çocuk bile, bir cahil bile bize bir nasihat verse, onu memnuniyetle kabul etmeliyiz. Bir hadis-i şerif meali:
    (Bir kimseye dini bir öğüt tebliğ edilirse, bu, Allahü teâlâ tarafından gönderilen bir nimettir. Şükrederek onu kabul etmesi ne iyidir. Kabul etmezse Allahü teâlâ onun günahını arttırır ve ona daha fazla gazap eder.) [İ. Asakir]

    Deli denilmedikçe
    Sual: (Bir kimseye deli denilmedikçe, imanı tamam olmaz) hadis-i şerifindeki deliden maksat nedir?
    CEVAP
    Deli, kârını, zararını düşünmeyen kimsedir. Bazı kimseler, insanların, dünya ve ahiret saadetine kavuşması için, aklını, fikrini dinin yayılmasına vermiştir. Hiç kârını, zararını düşünmeden çalışır. Kendi rahatını düşünmez. İnsanlar böyle kimselere deli derler. Eshab-ı kiramın hepsi böyle çalışmıştır.

    Bir İslam âlimi, (Siz eshab-ı kiramı görseydiniz, deli derdiniz. Onlar sizi görseydi, acaba bunlar Müslüman mı, diye tereddüt ederlerdi) buyuruyor. Hazret-i Ebu Bekir, insanların azap görmemesi için kendi vücudunun büyültülerek Cehenneme atılmasını istiyor. İşin mahiyetini bilmeyenler, böyle merhametli Müslümanlara deli diyebilirler. (Mektubat-ı Rabbani)




    Maillerimden alıntı

  2. #2
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: Emr-i marufun önemi

    Anlamı özünde gizli derler ya, söz öyle bir değerde, tekrarında ve kulak dolgunluğunda fayda var, emeğinize sağlık, herkesin yapması gereken;


    "emr-i maruf ve nehy-i münker , iyiliği emredip kötülüğü önlemeye çalışma,"

  3. #3
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913

    Cevap: Emr-i marufun önemi

    Tabiki yapılmalı
    ama karşımızdaki kşinin inancı ne olursa olsun kalp kırmadan söylenmeli yoksa hani derler ya kaş yapayım derken göz çıkarmakta var işin ucunda

  4. #4
    Acemi Üye erılgaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Mesaj
    180
    Rep Gücü
    1047

    Cevap: Emr-i marufun önemi

    Canım buda benden olsun paylaşmın için teşekkürler.

    [IMG] Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.(tevbe-71)  Onlar (o müminlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve fenalığı yasak ederler. Bütün işlerin sonu sırf Allah'a âittir.(hac-41)  "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."(lokman-17) HAYIRLI ÜMMET,İYİLİĞİ EMREDER KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRIR:  Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardır.(al-i imran110)  Yine bizim yarattığımız insanlardan öyle bir ümmet var ki, onlar hakka yol gösterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler.(araf-181) İYİLİĞİ EMİR,KÖTÜLÜĞÜ MEN EDEN BİR TOPLUM BULUNMALIDIR  İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.(al-i imran-104) PEYGAMBERİMİZİN İ.EMİR K.MEN KONUSUNDAKİ ÖZELLİĞİ  Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.(araf-157) İ.EMİR K.MEN GÖREVİNİ YAPANLARIN MÜKAFATI  (Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjde!(tevbe-112) EHL-İ KİTAP'TAN İNANANLAR İ.EMİR K.MEN EDERLERDİ  Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.(al-i imran 114)  Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et. Müşriklerden yüz çevir.(hicr-94)  Ey Muhammed! İşte bunun için insanları tevhide davet et ve sana emredildiği gibi dosdoğru ol. Onların keyiflerine uyma ve de ki: "Ben Allah'ın kitaptan indirdiğine inandım ve bana aranızda adaleti gerçekleştirmem emredildi. Allah bizim de rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Sizinle bizim aramızda hiçbir tartışmaya yer yoktur. Allah hepimizi biraraya toplayacaktır. Dönüş yalnız O'nadır.(şura-15)  Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.(ğaşiye-21)  İnsanları (eğri yolun sonundan) korkut, inananlara Rableri nezdindeki yüksek makamları müjdele, diye içlerinden bir adama vahyimizi göndermemiz onlara tuhaf mı geldi? Kâfirler: "Hiç şüphesiz bu besbelli bir sihirbaz." dediler.(yunus-2)  Biz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karşı zor kullanacak değilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur'ân ile öğüt ver.(kaf-45)  Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.(zariyat-55) RIZIK ENDİŞESİ TEBLİĞ GÖREVİNE ENGEL OLMAZ  (Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.(taha-132) DAVET GÖREVİ  Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin.(hac-67)  Allah'ın âyetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu âyetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et. Asla müşriklerden olma!(kasas-87)  Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve: "Ben gerçekten müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?(fussilet-33)  (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.(nahl-125) kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.(nahl-125)  Mümin kullarıma söyle de (kâfirlere) en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.(isra-53) SERT DAVRANMAKTAN SAKINMAK  Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.(ali imran-159)  Ey Muhammed! İşte bunun için insanları tevhide davet et ve sana emredildiği gibi dosdoğru ol. Onların keyiflerine uyma ve de ki: "Ben Allah'ın kitaptan indirdiğine inandım ve bana aranızda adaleti gerçekleştirmem emredildi. Allah bizim de rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Sizinle bizim aramızda hiçbir tartışmaya yer yoktur. Allah hepimizi biraraya toplayacaktır. Dönüş yalnız O'nadır.(şura-15) TEBLİĞ KARŞILIĞINDA ÜCRET İSTEMEMEK  Bunlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki:"Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece bütün âlemlere bir öğüttür.(en’am-90)  Eğer yüz çevirirseniz çevirin, ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim mükafatımı ancak Allah verir. Ve ben O'nun emrine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum.(yunus-72)  De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret değil, ancak Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum."(furkan-57) TEBLİĞ SIRASINDA,KARŞILAŞILACAK HAKARET VE SALDIRIYA SABIR  Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.(ali imran-186)  Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır".(ali imran-195)  Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıverdi.(en’am-10)  Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.(en’am-34)  Firavun kavminin ileri gelenleri dediler ki: "Seni ve ilâhlarını terketsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavmini serbest bırakacaksın?" Firavun da dedi ki: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kızlarını sağ bırakacağız ve onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz."(araf-127)  Musa, kavmine dedi ki: "Allah'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir."(araf-128)  Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.(yunus-109)  Gerçekten biliriz ki, onların söylediklerine göğsün daralıyor.(hicr-97)  halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol.(hicr-98)  Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah'ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.(nahl-96)  "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir."(lokman-17)  Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.(sad-17)  Ey Muhammed! İman edenlere söyle: Allah'ın cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır.(casiye-14)  Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?(ahkaf-35)  Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et.(kaf-39)  Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.(müzemmil-10)  Rabbin için sabret.(müdessir-7)[/IMG]
    DİNİ BİLGİLER

  5. #5
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913

    Cevap: Emr-i marufun önemi

    Paylaşım için tşk ederim canım

  6. #6
    Acemi Üye erılgaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Mesaj
    180
    Rep Gücü
    1047

    Cevap: Emr-i marufun önemi

    Sana özel meaj attım arkadaşım bakarmısın

  7. #7
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    Cevap: Emr-i marufun önemi

    Paylaşımınız çok güzel ve gerçekten önemli bir konu....Allahü teala razı olsun...

    Emr-i maruf ve nehy-i münker yani "İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak" elbette çok önemli. Din-i İslamın doğru bir şekilde öğrenilmesi ve toplumun iyiye doğru gidişi için olmazsa olmaz bir vazife...
    Ancak günümüzde çok daha dikkatli olmak gerekiyor.
    Kâdı zâde Ahmed efendi buyuruyor ki:
    El ile, güç kullanarak emr-i maruf ve nehy-i münker yapmak, yani günah işleyene mani olmak; hükümetin vazifesidir. Söz ile, yazı ile cihad etmek, âlimlerin vazifesidir. Kalb ile dua etmek ise, her müminin vazifesidir.

    Mesela burada muteber kaynaklardan, islami bilgileri paylaşıyoruz, ancak bugüne kadar yanlışı öğrenmiş ve bunu doğru olarak kabullenmiş arkadaşlardan bazı tepkiler geliyor. Bunlara karşı sabırla, yumuşaklıkla,anlayışla muamele edilemezse, Allah korusun, büsbütün zararlı olabiliriz. Bunun da ahirette vebali ağır olur.
    Münakaşa ile, tartışma ile, hiç kimseye hak yolu kabul ettiremeyiz. Hidayet Allah’tandır. Bizim yapacağımız şey, doğru yazılmış bir din kitabını önermektir. O büyük âlimlerin mübarek sözleri ile hakkı kabul etmezse, bizim sözümüzü nasıl kabul eder? Biz, yol gösteren trafik levhası gibi olmalıyız. Sadece doğru kitapları göstermeliyiz, gerisine karışmamalıyız diye düşünüyorum. Saygılarımla...

Benzer Konular

  1. Tasavvufun önemi
    meridyen2 Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-09-2010, 05:11 PM
  2. Yorum: 2
    Son mesaj: 28-03-2009, 10:46 AM
  3. hadislerle dua'nın önemi..
    atmaca34 Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-01-2009, 01:01 AM
  4. İlk 40 Günün Önemi...
    Affrodit Tarafından Anne Baba ve Çocuklar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-04-2008, 10:29 AM
  5. Kahvaltı'nın önemi
    Karakarizma Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-03-2007, 10:18 AM
Yukarı Çık