İnsan kendisine küçük bir ikramda bulunan ya da iyilik yapan bir kişiye dahi, bu güzel tavrından duyduğu memnuniyeti hemen göstermek ister. Bir insanı sevindiren, onu ağırlayan, ona güzel rızıklar, nimetler sunan, hoşuna giden bir manzarayı yaratan, her sabah uyandığında ona tekrar hayatını lütfeden, onu tehlikelerden koruyan, hastalandığında ona şifa veren, ilaçları vesile ederek ağrısını veya acısını dindiren ise, canlı ve cansız tüm varlıkların sahibi olan sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz’dir. Bu nedenle insan, sahip olduğu nimetler ve karşılaştığı güzellikler nedeniyle, sevgisini, saygısını, minnet duygusunu, vefasını ve şükranını asıl olarak Yüce Allah (cc)'a yöneltmelidir. Bir insana yardımı için teşekkür ederken, o kişiye bu yardımı ilham ederek rahmetini ulaştıranın Rabbimiz olduğu kesinlikle unutulmamalıdır.

Kuran'da Hz. İbrahim'in, Allah (cc)'a olan duasında Rabbimiz'in insanlar üzerindeki bu rahmetini şöyle dile getirdiği bildirilmektedir:

"Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;" bana yediren ve içiren O'dur; hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur; beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur, din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;" (Şuara Suresi, 78-82)

Üstün Kerem Sahibi olan Allah (cc) insanı yoktan var etmiş; bir hiçken ona can vermiş ve dünyayı onun için en güzel ve en uygun şekilde yaratmıştır. İnsan Allah (cc)'ın rahmeti sayesinde bir can sahibi olmuştur. Kullarını bu dünyada nimetlendiren, insanlar için binbir türlü nimet ve güzellik yaratan, ihtiyacımız olan herşeyi kusursuzca var eden, uzayın boşluğunda binlerce kilometre hızla yol alan dünyayı her an güvenlik içinde tutan, Rahman, Rahim ve sonsuz lütuf sahibi olan Rabbimiz'dir. Bunlar gibi yeryüzündeki büyük küçük her bir güzellik, hem Rabbimiz'in bir lütfu hem de O'nun sonsuz güzelliğinin bir yansımasıdır. Yüce Allah (cc)'ın insanlar üzerindeki sonsuz ihsanını, şefkat ve merhametini takdir edebilen, O'nun herşeye güç yetiren ve tüm evrenin tek hakimi olduğunu, herşeyi en güzel ve hayırlı şekliyle yarattığını görebilen bir insan, bu şuurla tüm sevgisini Allah (cc)'a yöneltir. Tüm bu güzelliklerin tek ve asıl sahibi olan Rabbimiz'e, çok coşkulu ve derin bir sevgiyle bağlanır. Her an her işinde Allah (cc)'a yönelir ve sahip olduğu herşey için yalnızca Rabbimiz'e şükreder.

Allah (cc)'ı çok seven ve Allah (cc)'tan saygıyla boyun eğerek korkan bir insan, O'nun sınırlarını da büyük bir şevk ve istekle korur; Allah (cc)'ın her emrini kusursuzca yerine getirmek için büyük bir titizlik gösterir. Allah (cc)'ın beğendiği ahlakı en mükemmel şekilde yaşamak için vicdanına eksiksiz olarak uyar. Allah (cc)'ın hoşnutluğunu, sevgisini, rahmetini ve cennetini kazanmak için hayatı boyunca bütün gücüyle çalışır.

Yeryüzündeki herşeyin tek hakimi ve her insanın, her varlığın, maddi manevi herşeyin tek sahibi olan Allah (cc)'ın sevgisine layık olabilmek, dünyada ve ahirette mümine Rabbimiz'in lütfunu, nimetini bağışlamasını kazandırır. Allah (cc), her işinde daima Kendisine yönelip dönen, yalnızca Rabbimiz'i vekil edinen bir insanın mutlak dostu ve yardımcısıdır. Böyle bir insan, ayetlerde de bildirildiği gibi dünyada ve ahirette ‘kopmaz bir kulba’ tutunmuş gibidir.

"... Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir." (Bakara Suresi, 256)

"Kim ihsanda bulunan (biri) olarak yüzünü (kendini) Allah'a teslim ederse, artık gerçekten o kopmayan bir kulba yapışmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a varır." (Lokman Suresi, 22)


Peygamber Efendimiz (sav), gücün, kudretin tek sahibi olan Yüce Allah (cc)'ı çok derin bir sevgiyle sevmenin önemini bir hadisinde şöyle hatırlatmıştır:

Resulullah buyuruyor ki: "Allah-u Teala'yı ve Resulü’nü herşeyinden çok sevmeyenin imanı sağlam değildir." İman nedir? diye sorduklarında: "Allah ve Resulü, senin için başka herşeyden daha sevimli olmaktır." buyurdu. Yine buyurdu ki: "Kul, Allah ve Resulü’nü, bütün mahlukattan çok sevmedikçe mümin olmaz."

"Hz. Enes'in rivayetine göre, Resulullah (sav) buyurmuştur ki; üç haslet bir kimsede bulunsa o kimse imanın lezzetini bulur. Birincisi, Allah ve Resulü o kimseye herşeyden daha sevgili olmak. İkincisi, başkasına muhabbetinde de Allah için sevmek. Üçüncüsü de küfre dönmeyi ateşe atılacakmış gibi kerih (pis, çirkin, fena şey) görmektir." (Sahih-i Buhari, s. 53, Hadis: 15)