1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 12
  1. #1
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    23. Lema. Tabiat Risalesi

    Bu sayfada paylaşmayı düşündüğüm konu
    İçinde bulunduğumuz kainatın mutlak bir yaratıcısının olduğunu akli ve mantıki olarak ıspatına yönelik olacaktır.
    Paylaşmayı düşündüğüm eser Risale-i Nur Külliyatında ki 23. lema dan olacaktır. Bazı deyimleri ve kelimeleri şerh ederek daha kolay anlaşılması için çaba içinde olacam. Bundan dolayı kusurlarım olacaktır muhakkak. Bunun için kusurlarıma nazarı müsamaha ile bakılmasını istirham ediyorum dostlarımın.
    Tabirler ağır gelecektir inkarcılığı kendilerine meslek ve meşrep seçenler için. Onların dışında kalıp akıl tatminsizliğinde kalan arkadaşlarımın bu ağır tabirlerden nasipleri olmadığını özellikle bildiriyorum...

    İnşaallah istifadeli olur okuyanlar için.

    --------Yeni Postalandı 03:48 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 03:04 PM ----------

    Yirmi Üçüncü Lem’a


    Tabiat Risalesi


    Tabiattan gelen fikr-i küfrîyi dirilmeyecek bir surette öldürüyor, küfrün temel taşını zîrüzeber ediyor.

    İHTAR: Şu Notada, tabiat ile inkarcılık yapan kısmının gittikleri yolun içyüzü ne kadar akıldan uzak ve ne kadar çirkin ve ne derece hurafe olduğu, lâakal doksan muhali tazammun eden Dokuz Muhal ile beyan edilmiş. Sair risalelerde o muhaller kısmen izah edildiğinden; burada gayet kısa olmak haysiyetiyle, bâzı basamaklar atlanılmıştır. Onun için, birden bire, “Bu kadar zâhir ve âşikâre bir hurafeyi nasıl bu meşhur âkıl feylesoflar kabul etmişler, o yolda gidiyorlar?” hatıra geliyor.

    Evet, onlar mesleklerinin içyüzünü görememişler. Hem, hakikat-i meslekleri ve mesleklerinin lâzımı ve gereği odur ki, yazılmış herbir muhalin ucunda beyan edilen o çirkin ve gerçekdışı ve gayr-ı mâkul hülâsa-i mezhepleri ve mesleklerinin lâzımı ve zarurî gereksinimi olduğunu gayet açık ve kat’î deliller ile, şüphesi olanlara tafsilen beyan ve ispat edilecektir inşaallah.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  2. #2
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    Ey insan! Bil ki
    insanların ağzından çıkan ve dinsizlik kokan dehşetli kelimeler var. Ehl-i îman, bilmiyerek o kelimeleri kullanıyorlar. Mühimlerinden üç tanesini beyan edeceğiz:

    Birincisi: "Evcedethü-l esbab" Yâni, "sebepler bu şey'i îcad ediyor."

    İkincisi: "Teşekkele binefsihi" Yâni, "kendi kendine teşekkül ediyor, oluyor, bitiyor."

    Üçüncüsü: "İktezathü-t tabîat" Yâni, "tabîîdir, tabîat iktiza edip îcad ediyor."

    Evet madem mevcudat var ve inkâr edilmez. Hem her mevcud san'atlı ve hikmetli vücuda geliyor. Hem madem kadîm değil, yeniden oluyor. Herhalde ey inkarcı!
    Bu mevcudu,
    meselâ bu hayvanı ya diyeceksin ki,
    Alemdeki sebepler onu îcad ediyor; yâni sebeplerin bir araya gelmesi ile o mevcud vücud buluyor..

    veyahud o kendi kendine şekil alıyor ..

    veyahud tabîatın gereği olarak, tabîatın tesiriyle vücuda geliyor..


    veyahud bir Kadîr-i Zülcelâl'in kudretiyle îcad edilir.

    Madem aklen bu dört yoldan başka yol yoktur, evvelki üç yol muhal, gerçekdışı, imkan harici', imkan dışı oldukları kat'î isbat edilse; bizzarure ve bilbedahe dördüncü yol olan Mutlak yaratıcı yolu , şeksiz şübhesiz sabit olur.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  3. #3
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    BİRİNCİ YOL Kİ: Alemdeki sebeplerin bir araya gelmesiyle canlı ve cansız mahlıkat vucuda geliyor. Bunun Pek çok yanlışlığından yalnız üç tanesini işliyeceğiz.

    BİRİNCİSİ: Bir eczahanede, gâyet muhtelif ( ayrı ayrı ) maddelerle dolu, yüzer kavanoz şişeler bulunuyor. O edviyelerden ( maddelerden ), hayat sahibi bir macun istenildi. Hem hayatdar harika bir tiryak ( ilaç )onlardan yapılmak îcab etti. Geldik, o eczahanede, o canlı macunun ve hayatdar ilacın çok çeşitlerini gördük. O macunlardan herbirisini tedkik ettik.
    Görüyoruz ki:
    O kavanoz şişelerden herbirisinden, çok ince ve hassas tartılarla, bir iki dirhem bundan, üç dört dirhem ötekinden, altı yedi dirhem başkasından ve hakeza.. muhtelif mikdarlarda eczalar alınmış. Eğer birinden, bir dirhem ya noksan veya fazla alınsa o macun hayat verici olamaz, hasiyetini gösteremez. Hem o hayatdar tiryakı da tedkik ettik. Herbir kavanozdan bir mizan-ı mahsus ile bir madde alınmış ki, zerre mikdarı noksan veya ziyade olsa, tiryak hassasını kaybeder.
    O kavanozlar elliden ziyade iken, herbirisinden ayrı bir ölçü ile alınmış gibi, ayrı ayrı mikdarda eczaları alınmış. Acaba hiçbir cihette imkân ve ihtimal var mı ki, o şişelerden alınan muhtelif mikdarlar, şişelerin garib bir tesadüf veya fırtınalı bir havanın çarpmasiyle devrilmesinden, herbirisinden alınan mikdar kadar yalnız o mikdar aksın, beraber gitsinler ve toplanıp o macunu teşkil etsinler? Acaba bundan daha hurafe, muhal, bâtıl birşey var mı? Eşek muzaaf bir eşekliğe girse, sonra insan olsa, "Bu fikri kabul etmem" diye kaçacaktır.

    İşte bu misal gibi; herbir canlı , elbette zîhayat bir macundur ve herbir nebatat, hayatdar bir tiryak ( ilac ) gibidir ki; çok değişik eczalardan, farklı farklı maddelerden, gâyet hassas bir ölçü ile alınan maddelerden oluşmuştur. Eğer sebeplere, unsurlara isnad edilse ve "esbab îcad etti" denilse; aynen eczahanedeki macunun, şişelerin devrilmesinden vücud bulması gibi, yüz derece akıldan uzak, muhal ve bâtıldır.

    Elhasıl:
    Şu kainatın büyük eczahanesinde, Cenab-ı Allahın mizan-ı kaza ve kader mizanları ile alınan hayat maddeleri, hadsiz bir hikmet ve nihayetsiz bir ilim ve herşeyi kapsayan bir irade ile vücud bulabilir. "Kör, sağır, hududsuz, sel gibi akan tabiattaki unsurlartın' ve sebeplerin işidir" diyen bedbaht, "O acayıp ilacı, kendi kendine şişelerin devrilmesinden çıkıp olmuştur" diyen divane bir hezeyancı, sarhoş bulunan bir ahmaktan daha ziyade ahmaktır. Evet o küfür; ahmakane, sarhoşane, divanece bir hezeyandır.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  4. #4
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    İKİNCİ MUHAL:
    Eğer herşey, Mutlak güç sahibi olan Yüce Yaratıcıya verilmez ve sebeplere verilirse lâzım gelir ki; âlemdeki birçok unsur ve sebeplerin o canlının vucudunun yapılması esnasında yanında bulunması gerekiyor. Halbuki sinek gibi bir küçük mahlukun vücudunda, kemal-i intizam ile gâyet hassas bir mizan ve tamam bir ittifak ile, ayrı ayrı ve birbirine zıd, sebeplerin bir araya gelmesi, o kadar açık bir olanaksızdır ki, sinek kanadı kadar şuuru bulunan, "Bu muhaldir, olamaz!" diyecektir.
    Evet bir sineğin küçücük cismi, kâinatın birçok sebep ve unsurları ile alâkadardır; belki özüdür.

    Eğer Kadîr-i Ezelî'ye verilmezse, o maddi sebep onun vücudu yanında bizzat hazır bulunmak lâzım; belki onun küçücük cismine girmek gerektir. Belki cisminin küçük bir nümunesi olan gözündeki bir hücresine girmeleri îcab ediyor. Çünki sebeb maddî ise, müsebbebin yanında ve içinde bulunması lâzım geliyor. Şu halde, iki sineğin iğne ucu gibi parmakları yerleşmeyen o hücrede erkân-ı âlem ve unsurlar ve tabiatın, maddeten içinde bulunup, usta gibi içinde çalıştıklarını kabul etmek lâzım geliyor.

    İşte, Sofestaînin en eblehleri dahi, böyle bir meslekten utanıyorlar.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  5. #5
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    ÜÇÜNCÜ MUHAL:

    اَلْوَاحِدُلاَيَصْدُرُاِلاَّعَنِالْوَاحِدِ kaide-i mukarreresiyle: "Bir mevcudun vahdeti varsa, elbette bir vâhidden, bir elden sudûr edebilir."
    ( Eşi veBenzeri yapılamayan bir eser o eser sahibininde eşi ve benzeri olmadığını gösterir.)

    Hususan o mevcud, gâyet mükemmel bir intizam ve hassas bir mizan içinde ve câmi ( hayatın çok mertebeleri ile alakadar ) bir hayata mazhar ise, bilbedahe sebeb-i ihtilâf ve keşmekeş olan müteaddid ( ayrı ayrı )ellerden çıkmadığını; belki gâyet Kadîr, Hakîm olan bir tek elden çıktığını gösterdiği halde; hadsiz ve câmid ( cansız )ve cahil, mütecaviz, şuursuz, karmakarışıklık içinde, kör, sağır esbab-ı tabîiyenin karmakarışık ellerine, hadsiz imkânat yolları içinde ve içtima ve ihtilat ile, o esbabın körlüğü, sağırlığı ziyadeleştiği halde; o muntazam ve mevzun ve vâhid bir mevcudu onlara isnad etmek, yüz muhali birden kabul etmek gibi akıldan uzaktır.
    Haydi bu muhalden kat-ı nazar,( bu yeterli örnekten başka )
    esbab-ı maddiyenin elbette tesirleri, mübaşeretle ve temasla olur. Halbuki o esbab-ı tabîiyenin temasları, zîhayat mevcudların zâhirleriyledir. Halbuki görüyoruz ki; o esbab-ı maddiyenin elleri yetişmediği ve temas edemedikleri o zîhayatın bâtını, on defa zâhirinden daha muntazam, daha lâtif, san'atça daha mükemmeldir.
    Ne kadar harika güzel bir hakikat..
    Öyle değilmi yani... Eyer canlı ve cansız varlıkları ''maddi sebepler'' yapıyor deniliyorsa... bu maddi sebeplerin elleri varlıkların dış yapılarında ancak yetişebileceğini de bilmeleri gerekiyor.
    Peki o mevcudun iç dizaynı ve mükemmel olan iç organ düzenlemesize nasıl eli yetişecek o MADDENİN MADDE ELİ ?? ne dersiniz ? onların maddi çekiçleri o iç organlarda işleyebilirmi ?

    Esbab-ı maddiyenin ( maddi sebeplerin ) elleri ve âletleriyle hiçbir cihetle yerleşemedikleri, belki tam zâhirine de ( dışına da ) temas edemedikleri küçücük zîhayat, küçücük hayvancıklar, en büyük mahluklardan daha ziyade san'atça acib, hilkatça bedi' bir surette oldukları halde, o câmid, cahil, kaba, uzak, büyük ve birbirine zıd olan sağır, kör esbaba isnad etmek, yüz derece kör, bin derece sağır olmakla olur!..
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  6. #6
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    Birincisi: "Evcedethü-l esbab" Yâni, "sebepler bu şey'i îcad ediyor."

    Evet
    Cenab-ı Hakkın varlığını kabul etmiyen kişilerin tutundukları üç yoldan biri olan şu yukardaki yol üç '' Muhal '' ile akıldan uzak olduğunu göstermeye çalıştık. Bu yolun imkansız imkanlarını zorliyanların bu yol ile alakalı varsa bir sözleri kulaklarım duymak ister. Bu konuda söyliyecek sözleri yoksa muarızların... kısmet olursa devamında
    Batıl yolun 2. sine geçecem yarın....... Rabbim Şahsi kusur ve günahlarımı hakaikin anlaçılmasında engel saymasın.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  7. #7
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Birincisi: "Evcedethü-l esbab" Yâni, "sebepler bu şey'i îcad ediyor."

    Evet
    Cenab-ı Hakkın varlığını kabul etmiyen kişilerin tutundukları üç yoldan biri olan şu yukardaki yol üç '' Muhal '' ile akıldan uzak olduğunu göstermeye çalıştık. Bu yolun imkansız imkanlarını zorliyanların bu yol ile alakalı varsa bir sözleri kulaklarım duymak ister. Bu konuda söyliyecek sözleri yoksa muarızların... kısmet olursa devamında
    Batıl yolun 2. sine geçecem yarın....... Rabbim Şahsi kusur ve günahlarımı hakaikin anlaçılmasında engel saymasın.
    AMMA İKİNCİ MES'ELE:

    "Teşekkele binefsihi"dir.
    Yâni: Kendi kendine teşekkül ediyor. İşte bu cümlenin dahi çok muhalatı var. Çok cihetle bâtıldır, muhaldir. Nümune için muhalâtından üç tanesini beyan ederiz.

    Hayranım dostlar hayranım ben bu tabirlere.....

    Ah ben nedem ey dost nedem....
    Yaralıyım kime gidem.... :)) Çok güzel bir ilahi.

    Bu ilahiden sonra konuya geçecem nasip olursa.

    --------Yeni Postalandı 05:41 PM ---------- Önce gonderilen mesaj at 05:23 PM ----------

    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    AMMA İKİNCİ MES'ELE:

    "Teşekkele binefsihi"dir.
    Yâni: Kendi kendine teşekkül ediyor. İşte bu cümlenin dahi çok muhalatı var. Çok cihetle bâtıldır, muhaldir. Nümune için muhalâtından üç tanesini beyan ederiz.

    Hayranım dostlar hayranım ben bu tabirlere.....

    Ah ben nedem ey dost nedem....
    Yaralıyım kime gidem.... :)) Çok güzel bir ilahi.

    Bu ilahiden sonra konuya geçecem nasip olursa.


    BİRİNCİSİ:

    Ey muannid münkir! ( inkarında inad eden )

    Senin enaniyetin ( kendini beğenmişliğin ) seni o kadar ahmaklaştırmış ki, yüz muhali birden kabul etmeyi, bir derece hükmediyorsun. Çünki sen mevcudsun. Ve basit bir madde ve câmid ve tegayyürsüz değilsin.

    Belki, daima teceddüdde ( değişken değişen ) olarak, gâyet muntazam bir makine ve harika ve daima tahavvülde ( yenilenen ) bir saray gibisin.

    Senin vücudunda her vakit zerreler çalışıyorlar. Senin vücudun kâinatla, hususan rızık münasebetiyle, hususan beka-i nev'i itibariyle alâkadar ve alış-verişi vardır.

    Senin vücudunda çalışan zerreler, o münasebatı bozmamak ve o alâkadarlığı kırmamak için dikkat ediyorlar. Öylece ihtiyatla ayaklarını atıyorlar. Güya bütün kâinata bakıyorlar. Senin münasebatını kâinatta görüp öyle vaziyet alıyorlar. Sen zâhirî ve bâtınî duygularınla, o zerrelerin, o harika vaziyetine göre istifade edersin. Eğer sen vücudundaki zerreleri, Kadîr-i Ezelî'nin kanunuyla hareket eden küçücük memurları veya bir ordusu veya kalem-i kaderin uçları, herbir zerre bir kalem ucu veya kalem-i kudretin noktaları, herbir zerre bir nokta olduğunu kabul etmezsen;
    o vakit senin gözünde çalışan herbir zerreye öyle bir göz lâzım ki, senin mecmu-u cesedinin her tarafını görmekle beraber, münasebetdar olduğun bütün kâinatı dahi görecek bir gözü ve bütün senin mazi ve müstakbel ve nesil ve aslın ve anasırının menbalarını ve rızkının madenlerini bilecek, tanıyacak yüz dâhî kadar bir akıl vermek lâzım geliyor.

    Senin gibi bu mes'elelerde zerre kadar aklı olmayanın bir zerresine bin Eflatun kadar bir ilim ve şuur vermek, bin derece divanece bir hurafeciliktir!..
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  8. #8
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    gönlümüz aydınlanıyor dostum teşekürler.....

  9. #9
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    İKİNCİ MUHAL:

    Senin vücudun bin kubbeli harika bir saraya benzer ki; her kubbesinde taşlar, direksiz birbirine başbaşa verip, muallakta ( asılı.. havada ) durdurulmuş. Belki senin vücudun, bin defa bu saraydan daha acibdir.

    Çünki o saray-ı vücudun, daima kemal-i intizamla tazelenmektedir. Gâyet harika olan ruh, kalb ve mânevî letaiften kat-ı nazar, yalnız cesedindeki herbir âza, bir kubbeli menzil hükmündedir. Zerreler, o kubbedeki taşlar gibi birbirleriyle kemal-i müvazene ve intizam ile başbaşa verip, harika bir bina, fevkalâde bir san'at, göz ve dil gibi acib birer mu'cize-i kudret gösteriyorlar.
    Eğer bu zerreler, şu âlemin ustasının emrine tâbi' birer memur olmasalar; o vakit herbir zerre, umum o ceseddeki zerrelere
    hem hâkim-i mutlak hem herbirisine mahkûm-u mutlak,
    hem her birisine misil
    hem hâkimiyet noktasında zıd,
    hem yalnız Vâcib-ül Vücud'a mahsus olan ekser sıfâtın masdarı, menbaı,
    hem gâyet mukayyed hem gâyet mutlak bir surette olmakla beraber, sırr-ı vahdetle yalnız bir Vâhid-i Ehad'in eseri olabilen gâyet muntazam bir masnu-u vâhidi o hadsiz zerrata isnad etmek; zerre kadar şuuru olan, bunun pek zâhir bir muhal belki yüz muhal olduğunu derkeder.


    Not : Bu muhal biraz ağır gelmiş olabilir. Devamındaki mesajımda bu muhalın açılımını yapmaya çalışacam nasip olursa.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  10. #10
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: 23. Lema. Tabiat Risalesi

    Ey esbabperest insan!
    Acaba garib cevherlerden yapılmış bir acib saray görsen ki, yapılıyor. Onun yapımında sarfedilen cevherlerin
    bir kısmı yalnız Çin'de bulunuyor.
    Diğer kısmı Endülüs'te,
    bir kısmı Yemen'de,
    bir kısmı Sibirya'dan başka yerde bulunmuyor.

    Binanın yapılması zamanında aynı günde doğuda batıda kuzeyden güneyden o cevherli taşlar kolaylıkla getirilip yapıldığını görsen; hiç şübhen kalır mı ki, o sarayı yapan usta, bütün Küre-i Arz'a hükmeden bir hâkim-i mu'cizekârdır.

    İşte herbir hayvan, öyle bir İlahi Saraydır. Hususan insan, o sarayın en güzeli ve o sarayların en acîbidir. Ve bu insan denilen sarayın cevherleri; bir kısmı ruhlar aleminden, bir kısmı âlem-i misalden ve Levh-i Mahfuz'dan, ve diğer bir kısmı da hava âleminden, nur âleminden, anâsır ) toprak ateş su ve hava ) âleminden geldiği gibi; ihtiyacları ebede uzanmış, emelleri semavat ve arzın ötesine intişar etmiş, râbıtaları, alâkaları dünya ve âhiret in tüm zamanlarına dağılmış bir saray-ı acib ve bir kasr-ı garibdir.

    İşte ey kendini insan zanneden insan!
    Madem mahiyetin böyledir; seni yapan ancak o zat olabilir ki:

    Dünya ve âhiret birer menzil, arz ve sema birer sahife, ezel ve ebed dün ve yarın hükmünde olarak tasarruf eden bir zat olabilir. Öyle ise insanın mâbudu ve melcei ve halâskârı o olabilir ki; arz ve semaya hükmeder, dünya ve ahiret dizginlerine mâliktir.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Ramazan Risalesi .....
    M ü e l l i f... Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 06-09-2009, 04:16 PM
  2. Tabiat dedikleri............
    M ü e l l i f... Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 01-07-2009, 07:06 PM
  3. Türklerde tabiat üstü varlıklar ve yerel inanışlar
    Bealive Tarafından Parapsikoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-07-2008, 02:37 AM
Yukarı Çık