İslam'ın giderek bir Köylü İslamı'na dönüştüğü yolundaki peşin hükümlerin, gerçeklikle hiçbir ilişkisi bulunmadığını, Köylü İslamının 'Volk İslamı' olduğunu, dolayısıyla bugün belirli bir 'Müslüman' kesimin yolsuzluk, irtikâb, 'hortumlama' vb. gibi, fıkıh açısından yapılması günah ve terki sevap sayılan 'haram'a fütursuzca başvurmalarını, köylülükle değil, lumpenlikle ilişkilendirmek gerektiğini belirtmiştim.
'Köylü İslamı' değil, 'Lumpen İslam'! Meselenin esası, budur!

Biliniyor: İslam'ın sosyolojisi, onu farklı okumalara tâbi tutmuştur: Max Weber'e göre, İslam Cihad ve Gazâ'ya dayalı bir 'Savaşçılar Dini'dir. Rahmetli Sabri Ülgener Hoca'nın ifâdesiyle, Weber, 'ilk Mekke devrinde dünya hazlarına kapalı, perhizkâr bir topluluğun her haliyle öbür dünyaya (âhirete) yönelik din anlayışı[na]' sahip olan İslam'ın, 'Medine'ye ayak bastıktan sonra, yerini dünya malına ve nimetine açık (...) sınıf ve statü farklarına dayalı bir Savaşçılar Dini'ne dönüştüğü kanısındadır; İgnaz Goldziher, Weber'i izleyerek İslam'ı bir 'Çöl Dini' olarak niteler; Carl H.Becker, İslam'ın 'bedeviler arasında gözlerini açmış bir Çöl Dini' değil, 'Şehirli bir Kültür Dini' olduğunu söyler vs., vs...

Burada sorulması gereken soru, İslam'ı, bu anlamda belirli bir kategorinin içine yerleştirmenin ne kertede doğru olduğudur. Sosyolojik bağlamda indirgemeci ve toptancı bir yaklaşımın ('İslam bir Savaşçılar Dinidir'; 'Yok, hayır, İslam bir Çöl Dinidir; 'İkisi de değil, İslam bir Şehirli Kültür Dinidir') geçerli olduğunu zannetmek, bana göre elbet, fevkalâde sakıncalıdır. İslam, ardzamanlı bir perspektiften bakıldığında elbet bir Savaşçılar Dini olarak görülebilir; ama eşzamanlı bir perspektiften bakıldığında ise, bir Şehirli kültür Dini'dir. Tarihsel olarak, Gazâ ve Cihad'ın ganimetlerine yönelik bir savaşçılığın öne çıktığını söylemek ne kadar doğruysa, İslam'ın mimarisi, musıkîsi, şiiri, minyatürü, hat sanatı vb. ile estetik bir Medeniyet inşa eden Şehirli bir Din olduğu da o kadar doğrudur.

Bugün Türkiye'de gelinen nokta itibariyle İslam'ın Şehirli bir Kültür Dini olarak ürettiği Medeniyete sahip çıkacak bir Müslüman burjuvazinin oluşumu süreci yaşanmaktadır. Müslüman burjuvazi, şimdilik bu Medeniyete toplama ve sergileme yoluyla sahip çıkmaktadır ve bu, fevkalade hayırlı bir başlangıçtır. Israrla belirtmeye, altını çizmeye çalıştığım gibi, Müslüman burjuvazi, tıpkı Hıristiyan ticaret oligarşisinin Rönesans'ı, Protestan burjuvazinin Barok'u inşa edişi gibi, İslam Medeniyetini, toplama ve sergileme sürecini aşan, bir yeniden-üretim sürecine taşıyacaktır;-taşımak zorundadır...

Bugünkü Lumpen İslam'a gelince, bu bana Gazâ ve Cihad'ın ganimetlerini paylaşan Savaşçı İslam'ın bozularak nitelik değiştirmiş biçimi gibi görünüyor. Lumpen İslam, Gazâ ve Cihad'ın İslam akaidi ile temellendirilmiş meşruiyetine dayanan Ganimet kavramını, bu meşruiyetten koparıp tecrit ederek Talan ve Yağmaya (yolsuzluklara, haksız yere el koymalara, irtikâba 'hortumlamalar'a vb.) dönüştürmüş görünüyor...

Müslümanların Weblen'ci anlamda 'gösterişçi tüketim'e yönelmeleri ise, ayrı bir yazının konusudur.


kaynak