İSLÂMİYETİ DOĞRU ÖĞRENMENİN YOLU

S. Ahmed ARVASİ

Türk milleti, yeni ihtida etmiş bir millet değildir. 0 en az bin yıldan beri İslâm ile müşerref olmuştur. İslâmiyeti en doğru tarzda anlayan, yaşayan ve söz sahibi olan bir millettir. Bağrından İmâm-ı Azamları, İmâm-ı Mâtûridileri, İmâm-ı Gazâli’leri, İmâm-ı Birgivileri, İbni Kemâl’leri, Mollla Fenari’leri Ebu suud Efendiler gibi daha nice din âlimlerini Mevlâna Celâleddin-i Rûmî, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektaş-ı Veli Yunus Emre gibi nice tasavvuf büyüklerini yetiştiren Türk milleti büyük ve tarihi bir kitaplığa ve «bid’âtsız» bir din kültürüne sahiptir. İslâm dünyasının bütün kaynakları en sağlam belgeleri ile elimizdedir. Genç nesilleri bu kaynaklardan mahrum ederek onları ne idiği belirsiz kimselerin kitap ve yazılarına muhtaç bırakmak asla doğru değildir.

Bugün, kimlerin kontrolünde olduklarını bilmediğimiz pek çok “din akımı” ve onları temsil eden yazarların kitapları harıl harıl tercüme edilip, genç nesillerin ve halkımızın eline verilmektedir. Kimdir, bu yazarlar? Ne yazarlar? Hangi emellere hizmet ederler? Meselâ Serge Hutin adlı bir masonun yazdığı ve Fransa’da yayınlanan Fransızca “Les Francs-Maçons” adlı kitabın 27. sahifesinde yazıldığına göre, Cemaleddin-i Efgâni ve Muhammed Abduh din maskesi altında çalışan birer korkunç mason üstadıdırlar. (“Telfik-i Mezahip» adlı kitabın yazarı Reşit Rıza ise bunların talebesidir.) Arap dünyasında birçok siyasî hareketi ve yazarı etkisi altında tutan “İhvan-ül Müslimin” hareketi, aynı kitaba göre masonların kontrolü altındadır. Seyit Kutupların ve benzerlerinin kitaplarını genç nesillerin eline veren kimselerin bu yazarın “İhvanül Müslimin” hareketinin öncülerinden olduklarını bilmiyorlar mı? Meryem Cemile adlı yahudi dönmesi kadını himayesi altına alan Mevdudi acep ne yapmak ister? Bütün bu karanlık adamları okutmak için çırpınan çevreler, ne hikmetse İmâm-ı A’zam, İmâm-ı Malik. İmâm-ı Şafiî, İmâm-ı Hanbelî gibi sünnet yolu büyüklerini küçümsemek ve unutturmak isteyen kimselerdir. Bunların içinde İmâm-ı Gazâlileri bile beğenmiyenlerine rastlarsınız. Yüce Mevlâna’ları ve Yunus’ları tenkid edenler, Muhyiddin-i Arabi’ye kâfir diyenler ne hikmetse bunların arasında yer bulur

0 halde, İslâm dininin dosdoğru öğrenilmesinin yolu nedir? Herşeyden önce bu işe, devletimizin ve milletimizin selâmeti ve ferdî vicdânen tertemiz bir tarzda oluşması bakımından gerekli önemi ve değeri vermenin lüzumuna inanmak şarttır. Sonra, genç nesilleri ve milletimizi ne idiği belirsiz yazarların ve kitapların tesirinden kurtarıcı tedbirleri almak gerekir. Bugün kitaplığımızı dolduran binlerce cilt kitabımız yalnız bizi değil, bütün İslâm dünyasını yeniden tertemiz İslami hayatı yaşamak için bekleyen en berrak ve gür kaynak durumundadır. Bu kaynakları yeniden gözlere ve gönüllere açacak inkılâp çapındaki hareket nerede?

Katışıksız, sapasağlam günümüze gelen tek vahiy kitabı Kur’ân-ı kerim’i okutacak okul ve öğretmen nerede? Kitaba, Sünnete, İcma-ı Ümmete ve Kıyas-ı Fukahaya bağlanarak “ana caddeyi” arayan ve bulan hamleyi bekliyoruz. (Ü.Kadro’dan)