Zaman yazarı Hamdullah Öztürk, İsrail'in bu saldırgan tavrının ilk olmadığını yazdı.

İsrail, Ortadoğu'da pamuk ipliğine bağlı barışı kökünden sarsacak bir hamle ile Hamas'ı bahane ederek Gazze'de bir insanlık dramı yaşatıyor. Zaman Gazetesi yazarı Hamdullah Öztürk, İsrail'in bu tutucu ve saldırgan tavrının ilk olmadığını yazdı.

PEYGAMBERİNİ ÖLDÜREN KAVİM
...İsrail uluslararası konjonktürün verdiği fırsatı değerlendirerek güç gösterisi yapmak istiyor. Bu durum sürpriz değil, yeni bir şey de değil; neticesi de meçhul değil. Fatura kabarık olabilir ama sonuç bellidir. Tarihî tecrübeye bakmak bu konuda fazlasıyla fikir verir. İsrail Hz. Yakub'un ismi olduğu için onun neslinden gelenlere İsrailoğulları deniliyor. İsrailoğulları, ölsün diye kardeşleri Yusuf'u kuyuya atmaktan çekinmemişlerdi. Ölmediğini öğrenince onu kervancılara satıp Mısır'a göndermişler, babalarının üzüntüden gözlerini kaybetmesine rağmen özür dileyerek yanlıştan dönme yolunu seçmemişlerdi.

HZ. YUSUF'UN SİYASETİ
Hz. Yusuf, Mısır hazinelerinin başına geçtikten sonra kardeşleriyle karşılaşmış, onların huyunu çok iyi bildiği için konuşmayı değil, kardeşi Bünyamin'in çuvalına, altından bir su tası koyarak hırsız durumuna düşürme yolunu denedi. Aksi takdirde yine bir kısım yalanlarla babalarını oyalama yolunu seçebilirlerdi. Hz. Yusuf güzel bir siyasetle onları huzuruna getirtti ve tüm aile efradının huzurunda kimliğini açıkladı. İşte o zaman mecbur kalıp "Yemin olsun ki, Allah seni bizlere tercih edip üstün kıldı." diyebildiler.

FİRAVUNLARIN ZULMÜ..
Hz. Yusuf'un ardından onun güzel ahlakı, insanlara sunduğu basiretli yönetim tarzıyla oluşturduğu imajı yerle bir edip, Mısırlıların hışmını üzerlerine çekecek işler karıştırdılar. Sonunda öyle kötü bir konuma düştüler ki, erkek çocukları öldürülür, kız çocukları ise istismar edilirdi. Onlar azabın en alçaltıcısını yaşarken aynı kavmin bir ferdi olan Karun, ulaşılmaz servetiyle zalimlerin sofrasından ayrılmıyordu. Firavunların zulmü gayretullaha dokunacak seviyeye ulaşınca Allah (cc) Hz. Musa'yı gönderdi. Vazife çok açıktı: İsrailoğulları'nı al ve Mısır'dan çıkar.

HZ. MUSA'YA DA İHANET ETTİLER
Mısır'dan çıktılar; zulümden kurtuldular ama sızlanmayı bırakmadılar. İçlerinden çıkan Samiri isimli birisi altından bir buzağı heykeli yaparak "Bakın Musa'nın ilahı -haşa- işte bu, giderken onu götürmeyi unuttu." diyebildi ve Hz. Harun'un bütün gayretlerine rağmen diğerleri de ona inandılar. Sonunda lanetlenip, çöllerde süründüler. Cenab-ı Mevla merhamet edip, Hz. Davut ve Hz. Süleyman eliyle onları zilletten kurtarıp izzete kavuşturdu. Muhteşem bir medeniyetin sahibi kıldı. Buna rağmen değişen bir şey olmadı. Onlar Hz. Süleyman'ın ulaştığı kuvvet ve kudreti onun Belkıs'a uyguladığı muhteşem yöntemlerin yerine koyup, talan ettiler. Sonunda yurtlarından sürülüp vatansız kaldılar. Gittikleri yerlerin hepsinde aynı akıbetlere maruz kalıp, horlandı, hakaret gördüler.

HZ. MUHAMMED'E SUİKAST..
Çünkü rahat durmuyor, dip dedelerinin Hz. Yakub'a yaptığı şeylerin benzerlerini gittikleri yerlerde tekrarlıyorlardı. Mesela, Medine civarında üç tane Yahudi kabilesi vardı ve onların desiselerinden dolayı akraba olmalarına rağmen Evs ve Hazreç kabileleri birbirine düşmekten kurtulamazdı. Ne zaman ki, Hz. Peygamber Medine'ye hicret etti, Evs ve Hazreç arasındaki kavga o zaman bitti, Yahudilerle anlaşmalar yapıldı. Fakat onlar yine rahat duramadılar. Münafıkları örgütledi, Hz. Peygamber'e suikast düzenledi ve müşriklerle ittifaklar kurdular. Böylece Medine civarından da hor ve hakir olarak ayrıldılar. Halbuki, Abdullah b. Selam (ra) da onlardan birisiydi ve alim bir insandı. Hz. Peygamber'i görür görmez "Bu yüzde yalan yok" diyerek iman etmişti. Fakat onu da yalanlamış, eğrilerini doğru göstermekten vazgeçmemişlerdi.

HZ. SÜLEYMAN OLAMADILAR
Şimdi yeniden güçlendiler. 1948 yılında devletlerini kurdular. Bilime, teknolojiye, paraya hükmeden birinci kuvvet oldular. Ama çevreleriyle uyumlu yaşamanın yolunu bulamadılar. Hamas'ın sapan taşından farksız roketlerine en ağır silahlarla mukabelede bulundular. Sivillerin katline, masumların kanlarının akmasına sebep oldular. Halbuki, imkan ve kapasitelerini Hz. Süleyman gibi değerlendirebilirlerdi; olmadı. Kaba kuvveti seçtiler. Türkiye'nin barış girişimlerini baltalayıp, bölgeyi savaş durumuna getirdiler. Bakalım kader nakışlarını nasıl örecek? "Tarihi tekerrürler devr-i daimi" nasıl tecelli edecek?



kaynak