Dünya kaynaklarının adaletli bir biçimde kullanılması, fakir ve bakıma muhtaçların, açlığa ve yoksulluğa terk edilmiş olanların insani koşullarda yaşamalarının sağlanabilmesi için, Darwinizmin tüm dünyadaki fikri etkisinin yok edilmesi şarttır. Darwinist görüş ve anlayışın yerini, Kuran ahlakını benimseyen bir anlayış aldığında bu tür sorunlar doğal olarak çözülecektir. Çünkü sosyal Darwinizm zayıfların ezilmesini, "büyüklerin küçükleri yutmasını", acımasızca rekabet etmeyi insanlara telkin ederken, din ahlakında merhamet, koruma, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma vardır. Örneğin Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde "Yanıbaşındaki komşusu açken tok olarak geceleyen kişi (olgun) mümin değildir" diye buyurmaktadırlar.

Allah, birçok ayetinde insanlara sevgi, merhamet, şefkat ve fedakarlığı emretmiş, Müslümanların güzel ahlaklarından örnekler vermiştir. Sosyal Darwinizmde zengin, varlıklı olanların yoksulları ve muhtaçları ezmeleri, onların üzerlerine basarak yükselmeleri gibi bir zulüm varken, İslam ahlakında varlıklı olanların muhtaç olanları korumaları emredilmektedir: Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler... (Nur Suresi, 22) Ki onlar, namazlarında süreklidirler. Ve onların mallarında belirli bir hak vardır: Yoksul ve yoksun olan(lar)için. (Mearic Suresi, 23-25)

Şu önemli gerçeği de unutmamak gerekir: Herkese kazancını ve başarısını veren, tüm varlığın sahibi ve tüm kainatın hakimi olan Yüce Allahtır. Bir insan, sözde "hayat mücadelesinde" kıyasıya rekabet ettiği, güçsüzleri ezerek güçlendiği için zengin olmaz. Her insana tüm mal varlığını veren Allahtır. Allah, zenginliği insanlar arasında, onları denemek için dağıtmaktadır. Malın ve mülkün tek sahibinin Allah olduğunu bilen bir insan, asla malını yığıp biriktirmez. Sahip olduğu tüm imkanları en verimli şekilde değerlendirir. Bu da üretkenliğin artmasını, iş olanaklarının çoğalmasını, ekonominin canlı ve aktif olmasını sağlar. Kısaca ekonomik durgunluğun ortadan kaldırılması ve ekonominin güçlenmesi için asıl yapılması gereken manevi bir atılımdır. Yıllardır "sözde hayat mücadelesinde tek başlarına ayakta kalmaya çalıştıkları, bunun için de acımasız olmaları gerektiği" yanılgısıyla yönlendirilen insanların, "mücadelenin" de "kavganın" da büyük bir yalan olduğu gerçeğini öğrenmeleri gerekir. Dünya bir mücadele alanı değildir. Dünya, Allahın insanları denemek için yarattığı, burada yaptığımız tüm davranışlardan ve ahlaktan sorumlu olduğumuz bir imtihan mekanıdır ve geçicidir. Ve Allahın imtihanın bir hikmeti olarak her insan verdikçe zenginleşir, yardımlaştıkça güçlenir, sevdikçe daha çok sevilir, merhamet ettikçe merhamete layık olur.

Toplumların da güçlenmesi birbirleriyle çatışıp birbirlerini ezmeye çalışmalarıyla değil, birbirileriyle iş birliği yapıp birbirlerine destek olmalarıyla mümkündür. Bu ekonomik kriz, insanların geçmişte yaptıkları yanlışlardan dönmeleri için değerli bir fırsattır. Acımasızlığın, haksız rekabetin, olumsuz hırsın artık sonu gelmiştir. Yeni sistem ve dönem, Kuran ahlakının üzerine bina edilmelidir.



alıntı: