Bu gidişata, icraata bak! Nasıl en fakir, en zaîften tut, tâ herkese mükemmel, mükellef erzak veriliyor.
Kimsesiz hastalara çok güzel bakılıyor.
Hem gayet kıymetdar ve şahane taamlar, kaplar, murassa nişanlar, müzeyyen elbiseler, muhteşem ziyâfetler vardır.
Bak senin gibi sersemlerden başka, herkes vazifesine gayet dikkat eder.
Kimse zerrece haddinden tecavüz etmez. En büyük şahıs, en büyük bir itaatle mütevâziâne bir havf ve heybet altında hizmet eder.
Demek şu saltanat sahibinin pek büyük bir keremi, pek geniş bir merhameti var. Hem pek büyük izzeti, pek celâlli bir haysiyyeti, nâmusu vardır.
Halbuki kerem ise, in’am etmek ister.
Merhamet ise, ihsansız olamaz.
İzzet ise, gayret ister.
Haysiyyet ve nâmus ise, edebsizlerin tedibini ister.
Halbuki şu memlekette o merhamet, o nâmûsa lâyık binden biri yapılmıyor.
Zâlim izzetinde, mazlûm zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar.

Demek bir Mahkeme-i Kübrâya bırakılıyor.

R.N.K