Cennet vatanımızın en küçük köyüne varıncaya kadar türbeler, yatırlar, adı-sanı belirsiz birçok ziyaret yeri var. Bunların binlerce de ziyaretçisi. Ziyaretler niçin ve nasıl yapılmalı?

Bugün gazetesi köye yazarlarından ilahiyatçı Mehmet Paksu, "İnsan bir Allah dostunun türbesini ziyaret edip adına Allah'tan af dileyebilir mi?" sorusunu bugün şu şekilde yanıtladı:

Cennet vatanımızın en küçük köyüne varıncaya kadar bir türbe, bir yatır, adı-sanı belirsiz birçok ziyaret yerleri vardır. İleriden beri din büyüklerine, maneviyat erlerine saygılı olan milletimiz, bu zatları, vefatlarından sonra da yalnız bırakmaz, ziyaretlerine gider.

Türbelerinin, mezarlarının bulunduğu yere uzak da olsa uğrar, dualar okur, ruhlarına Fatihalar gönderir, Allah rızası için kurbanlar keserek fakir fukaraya dağıtır. Hatta mezarda yatan zat hizmet ve himmeti ile tanınan birisi ise, güzel bir türbe inşa ederler. Yanına bir mescit yapar, minare dikerler. Etrafına ağaç dikerek orayı şenlendirir, o zatın ruhunu sevindirirler.

Mesela; İstanbul'daki Eyüp Sultan, Ankara'daki Hacı Bayram Veli, Konya'da Mevlana Hazretleri, Bursa'da Emir Sultan bunlara birkaç örnek olarak verilebilir. Öyle ki, bu zatlar âdeta bu beldelerin sembolü gibidirler. Ve memleketin manevî hayatını etkileyen özelliklere sahipler.

Konya'yı Mevlanasız, İstanbul'u Eyüp Sultansız, Ankara'yı Hacı Bayram Velisiz Bursa'yı Emir Sultan'sız düşünebilir misiniz? Ülkemizin dört bir tarafından buraya yapılan sefer ve ziyaretler o bölgelerin rengini değiştiriyor.

Bu maneviyat büyükleri maddeten vefat etmiş olsalar da manen diridirler. Hayattayken onları ziyaret ne kadar sevap ise, vefatlarından sonra da türbelerini ziyaret edip ruhlarına Fatiha göndermek o kadar güzel İslamî bir âdettir. Peygamberimiz Medine'de bulunduğu senelerde zaman zaman Cennetü'l-Bakî olarak bilinen kabristana gider, onlara selam verir, dua okur, onlar için istiğfar okur, Allah'tan bağışlanmalarını dilerdi. Peygamberimizin selamı ve duası şöyleydi: "Esselâmü aleyküm ey bu diyarın mü'min ve Müslüman halkı! Biz de inşaallah sizlere kavuşacağız. Allah'tan kendimize ve sizlere afiyet dileriz."

Türbe ve mezar ziyaretlerinde bu dualarla yetinmeyip aşırılıklardan kurtulamayan bazı insanlarımız birtakım hurafe, bid'at ve manasız davranışlara girebiliyorlar.

Türbelerin içine mum yakmak, mezarının üzerine kırmızı veya yeşil bez parçaları bırakmak, sağında solunda dikili bulunan ağaç ve çalılıklara çaput bağlamak, madenî paralar atmak, duvarına ve demir parmaklıklarına el yüz sürmek, dilekte bulunmak, ihtiyaçlarını istemek, türbede yatan zat adına kurban kesmek gibi yanlışları işleyebiliyorlar. Bunların hiçbirisinin İslâmla ilgisi yoktur.

Çünkü artık dünya ile alâkası kesilmiş olan o zatların ne muma, ne bez parçasına, ne paraya, ne de kurbana ihtiyacı vardır. Bu tür işleri yapan kimseler sevap bir tarafa, günah kazanır. Hatta Allah'ı hiç hatırına getirmeyip o türbedeki zattan bir şeyler istese, onun adına kurban kesse, bu bir çeşit şirk sayılır. Çünkü Allah'tan başka kimseye yalvarılmaz. Kimseden yardım beklenmez. Kimsenin adına da kurban kesilmez.

mehmetpaksu@gmail.com
haber7.com