İLK ŞEHİD
Hazreti Yasir, kimsesiz, yoksul bir kişiydi. Hanımı Sümeyye, çocukları Ammar ve Abdullah'la birlikte kötü kalpli bir adamın hizmetinde çalışıyorlardı. Yakıcı çöl sıcağında bütün gün koşturup duruyorlardı. Buna karşılık da kendilerine sadece bir ekmek parçası veriliyordu.
Sevgili Peygamberimizin insanları Yüce Allah'ın varlığına ve birliğine inanmaya davet ettiğini duyan Hazreti Yasir hemen müslüman oldu. Onunla birlikte ailesi de müslüman olmuştu.
Ebu Cehil ve arkadaşları kimsesiz müslümanlara işkence etmeye karar verdiklerinde önce Hazreti Ammar ve ailesini çağırdılar. Ebu Cehil öfkeyle çıkıştı: "Müslüman olduğunuzu duyduk, doğru mu?"
Hazreti Yasir ve ailesi gururla müslüman olduklarını açıkladılar. Fakat bu halleri Ebu Cehil'i deliye çevirmiş, elindeki kırbaçla çılgınca vurmaya başlamıştı.
Bu kutlu aileyi kızgın kumlara yatırarak üzerlerine kızgın taşlar yığdılar. Günlerce ne yiyecek ne içecek verdiler. Susuzluktan dudakları kurumuş, çatlamıştı. Yüzleri çöl sıcağında öyle yanmış, öyle kavrulmuştu ki tanınmaz hâle gelmişlerdi. Ara sıra dudakları kıpırdıyordu: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlüh"
Hazreti Yâsir, yaşlı biriydi. Bu ağır işkencelere dayanamamış ve birkaç hafta sonra şehit olmuştu. Son nefesini verirken Allah'a ve O'nun sevgili elçisine inanmanın mutluluğu içinde gülümsüyordu. O, İslâm'ın ilk şehidiydi. Ardından oğlu Abdullah da Ebu Cehil'in kırbaçları altında şehit oldu.
Ebu Cehil, her şeye rağmen inancından vazgeçmeyen Hazreti Sümeyye'yi gördükçe deliriyordu. Sonunda onun üzerindeki taşları kaldırarak ayaklarını iple bağladı. İplerin öbür ucunu da bir deveye bağlayarak hayvanı kırbaçladı. Hazreti Sümeyye bu korkunç işkenceye rağmen kelime-i şehâdet getirmekten vazgeçmeyince İslâm'ın ilk kadın şehidi oldu.
Bu işkenceden bir tek Hazreti Ammar canlı kurtulabilmişti. İslâmiyet'i kabul eden pek çok aile Hazreti Yasir ailesi gibi işkencelere maruz bırakılmıştı.