Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Beşer Zulmeder ,Kader Adalet Eder

Din ve İnanç Kategorisi islam (Müslümanlık) Forumunda Beşer Zulmeder ,Kader Adalet Eder Konusununun içerigi kısaca ->> Falanca Camii imamı Abdullah hoca, resmi işlerini yaptırmak için nüfus müdürlüğüne gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin ...

  1. #1
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    918
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    162

    Beşer Zulmeder ,Kader Adalet Eder

    Falanca Camii imamı Abdullah hoca, resmi işlerini yaptırmak için nüfus müdürlüğüne gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim "fesüphânallah'lar, estağfirullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de ardı arkasmca: CEN.NET CAFE... Cafe işleten delikanlıya hacetini söyler:

    - Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?

    - Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.

    Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline. Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur. Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarım düşünür. Bir "fesuphanallah" daha çeker ve:

    - Âhir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine... Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur Abdullah amca. En azından bu da bir hürmet

    ifadesidir. "Aferin" derken içinden, hayıflanır istemeden:

    - Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar. Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, ne kendisine ne de acıdığı gençlere bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbihal etmeye karar verir:

    - Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?

    - Buyurun amcacığım, ne soracaktınız?

    - Sen Allah'ı bilir misin? Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir "fesuphanallah" daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır.

    Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:

    - Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca?

    Hayretle sormaktan alamaz kendisini:

    - Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun Allah'ı, bana bir anlatır mısın?

    Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:

    - Bu bilgisayar ile biliyorum amcacığım.

    - Bunlarla mı? Delikanlı pek anlayamadım.

    - Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah'ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir. Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin denilen mendebur kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki: "Bu âlet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir." Darwin bile güler.

    Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:

    - Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?

    - Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlanmış, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur; yani bir mânâda farzı muhal buranın sahibi benim. Bazen oyun oynayıp, interneti kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor. Hemen yakalıyorum kerataları. "Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle! Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılıvereceğinizi mi zannettiniz?" "Paramız yok abi!" derlerse; "Yok öyle yağma!" deyip cezalandırıyorum. İnternet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camlan silip tuvaleti temizlettiriyorum. Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insandan? Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatın, kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı? Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?

    - Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki Allah'ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?

    -Ben Allah'ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.

    - Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:

    - Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır. Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır.

    Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu. Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama delikanlı ile muhabbete devam etmek istedi.

    - Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?

    - Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum.

    - Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardıma olabilirim belki evlâdım.

    - Neler yapmam gerektiğine dair şurdan biliyorum : Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O'na ve sevdiklerine yer vermeliyim, onun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım. İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman onu söylemeli, onu anlatmalıyım. Son olarak bana verdiği bu bedeni onun nzası istikametinde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu onun yolunda eskitmeliyim. Benim bildiğim bundan ibaret...

    - Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!

    - Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama, bal demekle ağız tatlanmıyor ki! Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey... Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFİS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir virüs programı bulmam lazım belki de..

    - Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: Marifetullah-Muhabbetullah anti-virüs programlarından birisini gönül Hard-diskine kuruyorsun ve her gün mutlaka güncelleyerek, virüs taraması yapıyorsun evlâdım.

    Delikanlı aldığı cevaptan hem şaşırmış hem hoşlanmışû. Hoca efendiye tebessüm ederek:

    - Amca bu programı nereden indirebiliriz acaba? Bildiğin bir site var mı? dedi.

    Hoca efendi aynı tebessümle cevap verdi:

    - Bunun korsan sürümlerine çok dikkat etmek lâzım evlat. Ehline müracaat ederek lisanslı bir program yüklemelisin bence.

    - Sizde var mı öyle bir program?

    - Var da, ben yüklemeyi bilmiyorum, ama istersen tanıdık bir programlama uzmanı tavsiye edebilirim.

    - Çok sevinirim, diyen delikanlı, Abdullah Hoca ile tekrar buluşacaklan bir gün kararlaştırarak, hoca efendiyi dükkanından uğurladı. Ve ümit dolu tebessümlerle arkasından bir müddet seyretti

    -Alıntı_

  2. #2
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesaj
    34
    Rep Gücü
    463

    Cevap: Beşer Zulmeder ,Kader Adalet Eder

    Matrix filmi de bu konuya aynı tarzda yaklaşıyor. Çok benzerlikler var.

    Vikipedi'den:


    Tartışma:Kader (inanış) - Vikipedi

    (...)

    Matrix Filmi - Morpheus: Rüyaların tanrısı

    Yunan efsanesinde Morpheus rüyaların tanrısıdır ve uyku tanrısı Hipnos'un oğludur. Matrix filmi sık sık rüyalardan bahseder. Bu dünyanın hayal bir dünya olduğundan söz eder. Neo gerçek dünyaya! gitmek için kırmızı bir hap alır. Aslında gerçekte uyuşturuculara bir gönderme vardır. Morpheus Neo'ya bir teklif yapar. Eğer gerçek dünyayı görmek istiyorsa iki haptan birini, kırmızı olanı almalıdır. Maviyi alırsa yatağında uyanacak ve bu dünyada kalacaktır. Matrix filmindeki isimler tesadüfi isimler değildir. Morpheus'un ismi buna tipik bir örnektir, çünkü Morpheus Hipnos'un oğludur. Film özünde ruhçuluk içeriklidir. Aslında benzer birçok film ruhçuluk içeriklidir ve aynı konuyu işlemektedir. Amerika'da bazı film yapımcıları insanların gördükleri rüyaları satın alarak bunları filme dönüştürmekteler. Rüyalar, yorumları ve bunlarla ilgili kitaplar sayısızdır. Bazı insanlar bu rüyalardan etkilenerek ve yönlendirilerek film yaparlar ya da ruhçuluk içerikli romanlar yazarak milyonlarca insanı etkilerler. Böylece maddesiz bedenli ruh varlıkların herkesin rüyasına girmelerine gerek kalmaz. Domino etkisiyle herkes şu ya da bu şekilde etkilenir. Tıpkı bir sürünün başındaki hayvanı yönlendirince bütün sürünün onların peşinden gitmesi gibi. Bugün ruhçuluk bu yirminci yüzyılda geçmiş yüzyıllardaki kadar belki de daha fazla yaygındır. Peki film neyi anlatır?

    Matrix, temel olarak kader öğretisini vurgular. Bütün savaşlardan ve kötülüklerden "baş mimar"ı sorumlu tutar, yani Tanrı'yı bütün kötülüklerin sorumlusu olarak gösterir. Herşeyi o bir programla planlamış yani alın yazısını yazıp, herkesin kaderini önceden belirlemiştir. Filmde ayrıca birçok dinsel unsurlar da vardır. Ajan Smith Şeytan'dır. Neo Mesih', Trinity aslında üçlük demektir. Sion ise göksel krallıkla ilgilidir. Film aslında birçok konuyu ve kimliği çarpıtarak ortaya koyar. Ajan Smith devamlı olarak insanın içinde bulunduğu durumu küçümser, kötüler. İnsanları pislik olarak görür ve sık sık aşağılayıcı ifadelerde bulunur. Filmde ruhçuluğun üç temel unsuru vardır. Şiddet, seks ve sahte öğretiler. Filmde geçen bazı ifadelerden birçoğu Kitabı Mukaddes'e göndermeler yapar, Tanrı'yı ve amacını kötü olarak gösterir. Filmdeki "baş mimar" - Tanrı aslında dünyayı ve insanları daha önce beş kez yoketmiştir. Filmde de zaten 2199 yılında dünyanın hali perişandır ve sorumlusu gene Tanrı'dır. Ajan Smith - Şeytan sanki Tanrı'dan daha iyi biridir. Sonuçta o bir programdır, asıl suçlu onu programlayıp yaratandır. Kısacası, ruhçuluğun yöntemlerinde sinsilik hakimdir.--88.247.183.234 20:57, 18 Nisan 2007 (UTC)


    Matrix filmi - Mesculin Nedir?

    Matrix filminin başından bir diyalog:

    ADAM - Bir sorun mu var dostum, her zamankinden daha solgun duruyorsun.

    NEO - Şey bilgisayarım. Uyanık mısın yoksa uyuyor musun? Bundan emin olamadığın duygusuna kapıldığın oldu mu?

    ADAM - Hmm. Her zaman. Adına MESCULİN diyorlar. Uçmanın en iyi yoludur. ...


    Mesculin nedir? Güçlü bir uyuşturucudur. Bir kaktüs türünden elde edilir. Kızılderililerin dinsel törenlerinde kullandığı bir halusinojen maddedir.--88.247.183.234 19:07, 25 Nisan 2007 (UTC)





    Matrix - Rüyalar - Uyuşturucu - Trans

    Matrix filminin başlangıcında rüya konusu vardır. Bir bilgisayar programcısı olan Neo rüyalar görmektedir. Zihni karışmıştır. Film kendi anlatım tarzıyla rüyaların etkisini anlatıyor. Bunlar sıradan rüyalar değildir. Neo bunlara bir anlam verememektedir. (NEO - Şey bilgisayarım. Uyanık mısın yoksa uyuyor musun? Bundan emin olamadığın duygusuna kapıldığın oldu mu? ADAM - Hmm. Her zaman. Adına MESCULİN diyorlar. Uçmanın en iyi yoludur.) Bu adam aynı şeyi söyler ve uçmaktan bahseder. Yani uyuşturucu kullanarak uçmak. Birlikte bir eğlenceye giderler. Burada çalınan müzik heavy metaldir. Heavy metal müziği, uyuşturucular ve satanizm bir üçlü oluştururlar. Heavy metal müziği Şeytan'ı ve kötülüğü yüceltir. (Filmin sonundaki listede filmde geçen müziklerin bir listesi veriliyor. Birinin adı şöyle: Işığı görmeye başlıyorum.)

    Hipnos, Morpheus, Nebukadnessar ilginç isimlerdir ve hepsi trans ve rüyalarla bağlantılı olarak seçilmiş isimlerdir. Hipnoz'la kişi uyutulur ve rüya gösterilir. Morpheus'ta uyku tanrısı Hipnos'un (Hipnoz) oğludur ve rüyaların tanrısıdır. Nebukadnessar bir rüya görmüştür. Rüyalar, rüyalar ve gene rüyalar. Ne anlatılıyor? Verilen mesajlar:

    Bu dünya normal bir dünya değildir, sanaldır, yapaydır. Eğer gerçek dünyayı görmek istersen bizimle bağlantıya geç ve transa gir. Ya da bizim sana göstereceğimiz rüyaların gerçek dünya olduğunu kabul et. Transa girebilmen için, yani bizim seninle bu bağlantıyı kurabilmemiz için uyuşturucu maddelerle zihnini uyuştur.

    Film önce rüya ve transla konuya girer. Rüya ve trans konusuyla bir gerçeği tersinden göstermeye çalışır. Maddesiz bedenli ruh varlıkların, gerek uykuda kendi oluşturdukları yapay rüyalarla, gerekse uyuşturucu maddelerin yardımıyla kişiyi transa geçirdikleri gerçeğini tersinden gösterir. Yani, bu rüya ve transla gösterilen alem, gerçek alemdir denilir. Güya, bu özel rüyalar esnasında, aslında kişi kendisine gösterilen rüyadan çıkmış gibi gösterilir. Yani, şu an herkes güya günlük yaşamını yaşarken, bir rüyayı yaşıyormuş gibi gösterilir. Bunun tersi olarakta biri bu özel rüyaları gördüğünde ya da transa girdiğinde ise, sanki rüyadan çıkıyormuş gibi gösterilir. Yani taban tabana zıttır.

    Filmdeki Matrix bu dünyadır ve bu dünya gerçek değil sanaldır, tıpkı bir bilgisayar programının sanal olduğu ve sadece sayılardan (matrix) oluştuğu gibi. Bu şekilde de bu dünya hayaldir ve herşey yapaydır. Bir programın içeriği, önceden planlandığı gibi yazılmıştır. Kişiler bunun dışına çıkamazlar. Hatta gözleri gerçeği göremez, çünkü beyinlerinde bütün bunlar yapay olarak gösterildiğinden, yapay dünyayı (matrixi) gerçek sanmaktadırlar. İddia edilen şey budur.

    Hipnos'un oğlu Morpheus, rüyaların tanrısıdır ve Neo'ya eğer isterse ona matrixin dışındaki gerçek dünyayı gösterebileceğini söyler. Neo bunun için bir hap almalıdır. Eğer mavi hapı alırsa (uyuşturucu etkisi olmayan maddeyi simgeleyen), bu dünyanın ötesindeki öbür gerçek dünyayı görmek istemediğini belirtmiş olacaktır. Kırmızı hapı alırsa, bu gerçek dünyayı algılamasına yardım edecek hapı (uyuşturucu maddeyi simgeleyen) alarak, matrixin dışındaki dünyaya adım atmak istediğini göstermiş olacaktır.

    Filmin asıl konusu yalnızca rüyaları içermez. Asıl konu kaderdir. Filmin ilk başında da bundan söz edilir. Filmde insanların kaderleri anlatılıyor. Bu kader çok berbattır. Dünya harap olmuş, makineler insanları yakıt pili olarak tarlalarda üretip, enerji olarak tüketmektedirler vs. Ama insanlara bu durum gösterilmesin diye, kontrol adı verilen bir sistemle yapay bir dünyayı algılamaları sağlandığı anlatılır. Yani dünyamız. Bu hayal ve sanal bir dünyadır. İnsanların gerçekleri görmemesi için yapılmış bir kontrol programıdır denilir. Öte yandan bu programla, dünyadaki durumların güzel gösterildiği varsayılır. Eğer öyleyse, neden bugün açlık, yoksulluk, hastalık, savaşlar, terör ve başka bir çok sorun var diye sormak gerekir. Neden bu kontrol programı her şeyi en yüksek seviyede güzel göstermemektedir?

    Verilmek istenen mesaj şudur. Sizin bir kaderiniz var. Bu çok kötü bir kaderdir. Siz bunun kölelerisiniz. Bu kaderi sizin için yazan "mimar" (Tanrı) sizinle ilgilenmiyor. Onun ilgilendiği tek şey, kendi projesini gerçekleştirmiş olmak. Bir program yapmış ve sadece matematiksel denklemlerin eşitlenmesini amaçlamıştır. Daha ayrıntılı bilgiler filmin 2. ve 3. bölümlerinde verilmektedir. Ama daha filmin girişinde Tanrı'nın insanları ne berbat bir duruma soktuğu ve bunun Tanrı'nın insanlara karşı yaptığı çok büyük bir kötülük olduğu anlatılmaya çalışılır.

    Kitabı Mukaddes'e göre bu ruh varlıkların insan zihinlerini etkileyebildikleri gösterilmektedir. Zaten bu yüzden Kitabı Mukaddes'in çok yerinde ruhçulukla ilgili her şey suçlanır. Uzak durulması emredilir.

    Düşler gerçekleşebilir:

    Aranızdan bir peygamber ya da düş gören biri çıkarsa, bir belirtiyi ya da şaşılası bir olayı önceden bildirirse, 'Bilmediğiniz başka ilahlara yönelip tapınalım' derse, söz ettiği belirti, şaşılası olay gerçekleşse bile, o peygamberi ya da düş göreni dinlememelisiniz. Tanrınız RAB kendisini bütün yüreğinizle, bütün canınızla sevip sevmediğinizi anlamak için sizi sınamaktadır... O peygamber ya da düş gören öldürülecek. - Yasanın Tekrarı 13: 1-5
    Düşler aslında şu ya da bu şekilde bir yalan ve aldatma aracıdır:

    Size gelince, peygamberlerinizi, falcılarınızı, düş görenlerinizi, medyumlarınızı, büyücülerinizi dinlemeyin!... Size yalan peygamberlik (kahinlik) ediyorlar. - Yeremya 27:9-10
    Bu ruh varlıklar kabus göstererek eziyet edebilirler: (Eyüp bu gördüğü kabusların Tanrı'dan kaynaklandığını sanıyordu.)

    Yatağım beni rahatlatır,
    Döşeğim acılarımı dindirir diye düşündüğümde,
    Beni düşlerle korkutuyor,
    Görümlerle yıldırıyorsun.
    Öyle ki, boğulmayı,
    Ölmeyi şu yaşama yeğliyorum.
    - Eyüp 7:13-14

    FİLMDEN SAHNE:

    ADAM - Halleluya, Sen kurtarıcımsın dostum. Benim özel İsa Mesih'im.

    ...

    ADAM - Bir sorun mu var dostum, her zamankinden daha solgun duruyorsun.

    NEO - Şey bilgisayarım. Uyanık mısın yoksa uyuyor musun? Bundan emin olamadığın duygusuna kapıldığın oldu mu?

    ADAM - Hmm. Her zaman. Adına mesculin diyorlar. Uçmanın en iyi yoludur. (Eğlenceye giderler - disko - Heavy Metal Müzik çalınıyor. Trinity'yle karşılaşır.)

    (Satanizm, Heavy Metal Müziği ve uyuşturucular üçlü bir takımdır. Heavy Metal Müziği varsa diğer ikisi de vardır.)

    ...

    TRİNİTY - Sorunun ne olduğunu sen de biliyorsun.

    NEO - Matrix nedir?

    TRİNİTY - Cevap dışarda bir yerde Neo. O (Morpheus) da seni arıyor. Eğer çok istersen seni bulacaktır Neo. ...

    MORPHEUS - Sanırım kendini şu an biraz Alice gibi hissediyorsun. Sen de zaten uyanmayı bekleyen ve gördüğü şeyleri kabul eden birinin bakışları var. Ne ilginçtir ki gerçekte bundan pek farklı değil. Kader'e inanır mısın Neo?

    NEO - Hayır.

    MORPHEUS - Neden?

    NEO - Çünkü hayatımı kontrol edemediğim fikrinden hoşlanmıyorum.

    MORPHEUS - Ne demek istediğini çok iyi biliyorum. Sana burda olma sebebini açıklayım. Burdasın, çünkü birşey biliyorsun. Bildiğin şeyi de açıklayamıyorsun ama hissediyorsun. Hayatın boyunca hissettin. Bu dünyada yanlış olan birşeyler vardı, ne olduğunu bilmiyordun ama ordaydı. Beyninin içinde dolaşıp seni deli ediyordu. Seni bana getiren işte bu his. Neden söz ettiğimi biliyor musun?

    NEO - Matrix.

    MORPHEUS - Peki ne olduğunu öğrenmek istiyor musun? Matrix her yerdir. Etrafımızı çevreler. Şu anda bu odanın içinde bile. Pencereden baktığında ya da televizyonu açtığında onu görebilirsin. Çalışmaya gittiğinde onu hissedebilirsin. Kilise de bile. Vergilerini öderken. Gerçekleri görmeni engellemek için gözlerinin önüne çekilen bir dünya bu.

    NEO - Ne gerçeği?

    MORPHEUS - Bir köle olduğun gerçeği, Neo. Sen de herkes gibi bir köle doğdun. Dokunamadığın, tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin. Beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki, Matrix'in ne olduğunu kimse söyleyemez. Bunu kendin görmek zorundasın. Bu senin son şansın. Bundan sonra bir geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan hikaye sona erer. Yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan, harikalar diyarında kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. ... Unutma sana vaatettiğim tek şey gerçek, fazlası değil.

    (Neo kırmızı hapı yutar. Transa girmeye başlar.)

    MORPHEUS - Beni izle. ... Zaman her zaman aleyhimize işledi. Lütfen şuraya otur.

    (Neo bir makineye bağlanır.)

    MORPHEUS - Aldığın hap, bir izleme programının parçası. Veri giriş çıkış sinyallerini karıştırıp yerini bulmamıza yarayacak.

    NEO - Ne demek bu.

    BİR ADAM - Şu demek. Kemerlerini sıkı bağla Dorothy, Çünkü Kansas yok olmak üzere.

    (Neo aynaya elini uzatır. Ayna görüntüsü sıvı gibi dalgalanır. Neo maddenin kurallarının değiştiği başka bir dünyaya geçmiş gibi olur.)

    NEO - Sizde...

    MORPHEUS - Hiç çok gerçek olduğundan emin olduğun bir düş gördün mü Neo? Peki, bu düşten hiç uyanmasaydın, düşler dünyasıyla gerçek dünya arasındaki farkı nasıl anlayacaktın?

    NEO - Bu olamaz.

    MORPHEUS - Ne olamaz, gerçek mi?

    (Neo sıvı maddeyle kaplanır. içine damarlarına işler. İçine ruh girmiş gibi! Neo transa girer, acı çeker, kıvranır. Makineler Neo'ya işkence ederler, boğazını sıkarlar. Neo, bir sara nöbeti geçiren hasta gibi işkence görür. Sonra bir zincirin ucunda yukarıya bir kapaktan çıkarılır. Sanki yeraltındaki bir ölüm diyarından başka bir dünyaya çıkmış gibidir. Trans gerçekleşir.)

    MORPHEUS - Gerçek dünyaya hoş geldin. Başardık Trinity, onu bulduk.

    TRİNİTY - Umarım haklısındır.

    MORPHEUS - Ummak zorunda değilim, bundan eminim.

    NEO - Öldüm mü?

    MORPHEUS - Yakınında bile değilsin.

    ADAM - Hala çok uğraşması gerekecek.

    NEO - Ne yapıyorsunuz?

    MORPHEUS - Bütün kasların erimiş, yeniden oluşturuyoruz.

    NEO - Gözlerim neden acıyor?

    MORPHEUS - Daha önce hiç kullanmamıştın. Dinlen Neo, bütün cevapları alacaksın.

    (Neo kablolara bağlı yatmaktadır. Kalkar ve kolundan bir kabloyu çeker. Ensesinde bir bağlantı noktası vardır. Bu beynini kontrol eden kablo girişidir.)

    NEO - Morpheus bana neler oldu? Bu yerde neresi?

    MORPHEUS - Neresi olduğundan önemlisi, ne zaman oldu.

    NEO - Zaman mı?

    MORPHEUS - 1999 yılı olduğunu sanıyorsun ama aslında nerdeyse 2199 oldu. Tam yılı bende söyleyemiyorum. Çünkü aslında biz de bilmiyoruz. Bunu sana açıklamak için söyleyebileceğim bir şey yok Neo. Benimle gel kendi gözlerinle gör. Bu benim gemim. Nebukadnessar, bir howerkrafttır. Burası ana güverte. Burası merkezdir. Korsan sinyalleri buradan yayınlar, Matrixe burdan gireriz. Mürettebatımın çoğuyla daha önce tanıştın. Bu ... ... ... (Tanıştırır)

    MORPHEUS - Matrix'in ne olduğunu öğrenmek istemiştin Neo.

    (Trinity'ye seslenir ve Neo'yu bir koltuğa oturtup, ense girişine bir kablo sokarlar.)

    MORPHEUS - Gevşemeye çalış. Kendini biraz garip hissedeceksin.

    (Neo yaşadığımız dünyaya girer. Sanki hayal bir dünya gibi dekor vardır.)

    MORPHEUS - İşte bu yapıdır. Bizim ana yükleme programımız. Elbiseden tut, ekipmana, silaha, eğitim simulasyonlarına ihtiyacımız olan her şeyi yükleyebiliriz.

    NEO - Şu anda içinde olduğumuz bir bilgisayar programı mı?

    MORPHEUS - Buna inanmak çok mu zor. Elbiselerin farklı, kolundaki ve başındaki girişler yok oldu, saç stilin değişti. Şu andaki görüntün, bizim deyişimizle kalıcı öz görüntü, yani dijital varlığının zihinsel yansıması.

    NEO - Bu gerçek değil mi?

    MORPHEUS - Gerçek olan nedir? Gerçekte nasıl tanımlarsın? Eğer hissedebildiklerinden, kokusunu alabildiklerinden, tadıp görebildiklerinden bahsediyorsan, onlar sadece beynin tarafından yorumlanan elektriksel sinyallerdir.

    (Televizyonu açar ve kumandayı alır.)

    MORPHEUS - İşte senin bildiğin dünya bu. Yirminci yüzyılın sonunda olduğu şekilde. Şu anda sadece sinirsel etkileşimli bir similasyonun parçası olarak var. Biz de buna Matrix diyoruz. Sen bir düş dünyasında yaşıyordun, Neo. İşte dünyanın bugün için hali bu.

    (Dünya berbat bir yer olmuştur, çöl, fırtına vs. Derken oturdukları koltuklarla televizyonla birlikte bu çöle gelirler.)

    MORPHEUS - Gerçeğin çölüne hoş geldin! Elimizdeki bilgiler sadece küçük parçalar halinde ama kesin bildiğimiz bir şey varsa, yirmibirinci yüzyılın erken dönemlerinde bütün insanlık büyük bir kutlamayı yaşıyordu. Çünkü sonunda kendi ulaşılmazlığımızı aşmış ve yapay zekaya can vermeyi başarmıştık.

    NEO - Yapay zeka, yani düşünen bilgisayarlar mı?

    MORPHEUS - Sonunda dev makineler ırkına dönüşen bireysel bir zeka. Kimin ilk saldırdığını bilmiyoruz. Belki biz belki de onlar. Ama gökyüzünü karartanın biz olduğumuzu biliyoruz. O zaman makineler güneş enerjisine bağımlıydı. İnanılansa, güneş olmayınca bir enerji kaynakları olmadan hayatta kalmayı başaramayacaklarıydı. İnsanlık tarihi boyunca hayatta kalmak için makinelere bağımlı olmuştuk. Oysa anlaşılan kaderin gerçek bir cilvesiydi.

    (Gökyüzü felaket kopuyor gibi kıpkırmızı ve fırtınalarla doludur.)

    MORPHEUS - İnsan vücudu 120 voltluk bir pilden daha fazla biyoelektrik üretir. Ya da 25000 BTU vücut ısısı yayar.Bunu füzyonun bir türüyle birleştiren makineler ihtiyaç duyabilecekleri bütün enerjiyi bulmuş oldular. Tarlalar oluşturdular, sonsuz tarlalar, öyle ki, artık orda insanlar doğmuyor, sadece yetiştiriliyor. Uzun zaman buna inanmak istemedim, ta ki, tarlaları kendi gözlerimle görene kadar. Ölen insanları sıvılaştırıp, yaşıyanları damar yoluyla besleyişlerini izledim. Orda durup bu dehşet verici işlemi izlerken, gerçeğin ne kadar açık ve korkunç olabileceğini anladım. Peki Matrix nedir? Kontrol. Matrix bilgisayar tabanlı bir düş dünyasıdır. Bizi kontrol altında tutmak için üretilmiştir. İnsanoğlunu başka bir şeye dönüştürmeye yarar, işte buna! (Bir pili gösterir.)

    NEO - Hayır, buna inanmıyorum. Bu imkansız.

    MORPHEUS - Kolay olacağını söylememiştim Neo. Sadece gerçek olacağını söyledim.

    NEO - Dur, çıkar beni, çıkar beni, çıkmak istiyorum.....Çıkarın şu şeyi ... Benden uzak durun. ... Buna inanmıyorum.

    ADAM - Aklını kaçıracak. Nefes al, nefes al.

    (Neo kendine gelir.)

    NEO - Geri dönemem değil mi?

    MORPHEUS - Hayır. Ama gidebilseydin bile, bunu gerçekten ister miydin? Sana bir özür borçlu olduğumu düşünüyorum. Bir kuralımız var. Hiç bir aklı belli bir yaşa gelmeden özgürleştiremeyiz. Tehlikelidir. Zihin gerçeği kabul etmekte zorlanır. Bunu daha önce de gördüm. Yaptığım şeyi yaptım, çünkü buna mecburdum. ... Matrix ilk kez inşa edildiğinde içerde doğan bir adam vardı. (İsa'nın doğumu) İstediği her şeyi değiştirme yeteneği olan biri. (Mucizeler yapma yeteneği) Matrix'i kendi istediği gibi değiştirecek biri. İlk kişiyi kurtaran yine o olmuştu. (Hristos = kurtarıcı) Bize gerçeği öğretti. ("Yol ve yaşam ve gerçek benim" - İsa) Matrix var olduğu sürece insan ırkı asla özgür olamayacak. ("Siz gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak" - İsa) O öldükten sonra, bir kehanet (peygamberlik) onun dönüşünü müjdeledi. (İsa'nın ikinci gelişi. İncil = müjde) Ve bu defa Matrix'i yok etmek için dönecekti. (İsa'nın ikinci gelişiyle bu dünya ortamını yok etmesi) Savaş sona erecekti. İnsanlarımızı kurtaracaktık. Bu yüzden bizler bütün hayatımızı Matrix'in içinde onu arayarak geçirdik. Bunu yaptım; çünkü, arayışın bittiğine inanıyorum. (Neo aradıkları kişidir. Mesihtir.) Şimdi biraz dinlen, ihtiyacın olacak.

    NEO - Niçin?

    MORPHEUS - Eğitimin için.

    TANK - Günaydın. Uyuyabildin mi? ...Ben Thank. Eğiticin olacağım.

    NEO - Sen de, sen de hiç...

    TANK - Delik mi? (Ensedeki beyni kontrol girişi) Hayır. Ben ve kardeşim Doser, yüzde yüz, eski usul ev yapımı, özenle beslenmiş ürünleriz. Özgür doğduk. Hem de burda gerçek Dünya'da. Sion'un öz çocuklarıyız.

    NEO - Sion mu?

    TANK - Eğer savaş yarın biterse, Sion partinin olacağı yerdir.

    NEO - Bir şehir mi?

    TANK - Son insan şehri. Hayatta kalabildiğimiz tek yer.

    NEO - Nerde?

    TANK - Yerin çok altında, hala sıcak olan Dünya çekirdeğine yakın. Yeterince uzun yaşarsan sen bile görebilirsin. ... (Gülerek) Tanrım, söylemem gerek. Eğer Morpheus haklıysa senin neler yapabileceğini görmek için sabırsızlanıyorum. Bundan bahsetmememiz gerek. Ama sen, sen oysan, bu gerçekten heyecanlı olacak. Yapacak çok işimiz var. Hemen başlamalıyız.

    (Savaş eğitimi vermeye başlar. Beynine döğüş programı verilir.)

    NEO - Aman Tanrım!

    TANK - Hey Mayki, sanırım hoşuna gitti (Mayki = Mikail. Mikail İsa'nın gökteki adı.)

    (Zıplama programı yüklenir.)

    MORPHEUS - Bildiklerini unutman gerekir Neo. Korku, şüphe ve inançsızlık. Aklını özgür bırak.

    (Matrix'e - sanal dünya'ya gelirler. Program içinde)

    MORPHEUS - Matrix bir sistemdir Neo. Bizim düşmanımızsa, bu sistem. İçine girdiğinde etrafına bakarsın. Gördüklerinse, öğretmenler, işadamları, avukatlar, marangozlar, kurtarmak istediğimiz, insanların kendi akılları. Ama bunu yapana kadar, bu insanlar hala bu sistemin bir parçası ve bu yüzden onlar bizim düşmanımız. Bunu anlamak zorundasın. Bu insanların çoğu kurtarılmaya henüz hazır değiller. Ve bazıları o kadar çaresiz, o kadar umutsuzca sisteme bağlanmışlar ki, onu korumak için savaşmayı göze alacaklar....

    (Kırmızılı kadın ve silahlı bir adam)

    NEO - Bu, burası Matrix değil mi?

    MORPHEUS - Hayır. Sana bir tek şey öğretmek için tasarlanmış başka bir eğitim programı. Eğer bizden biri değilsen onlardan birisin.

    NEO - Onlar kim?

    MORPHEUS - Bilinçli programlar. (Ajan Smith = Şeytan ve diğer ajanlar = cinler) Sistemlerine donanımdan bağlı her türlü programa girip çıkabilirler.Yani henüz kurtaramadığımız her kişi potansiyel bir ajandır. Matrix'in içinde onlar herkestir. Ve hiç kimsedir. Onlardan kaçarak ve onlardan saklanarak hayatta kaldık. Ama kapıları onlar tutar. Bütün kapıları korur, bütün anahtarları taşırlar. Yani er ya da geç birinin onlarla savaşması gerekecek. (Vahiy'de söz edilen savaş)

    NEO - Biri mi?

    MORPHEUS - Sana yalan söylemeyeceğim Neo. Onların karşısına kim çıktıysa, bir erkek ya da bir kadın, bir ajanla savaşan herkes öldü. Ama onların başaramadığını sen başaracaksın.

    NEO - Neden?

    MORPHEUS - Bir ajanın beton duvara çarptığını görmüştüm. İnsanlar üstüne bütün mermilerini boşalttılar ama vurdukları havadan başka bir şey olmadı. Ama güçleri ve hızları hala kurallar üstüne kurulu bir dünyaya bağımlı. İşte bu yüzden asla senin kadar güçlü ya da hızlı olamayacaklar.

    NEO - Ne anlatmaya çalışıyorsun? Kurşunlardan kurtulabilir miyim?

    MORPHEUS - Hayır Neo. Anlatmaya çalıştığım. Hazır olduğunda buna gerek kalmayacak. (Mikail'in gücü) ...


    Kahin'in yalanları

    KAHİN - Morpheus'un seni bana neden getirdiğini biliyorsun. Ee, ne düşünüyorsun? Sence O, gerçekten sen misin?

    NEO - Açıkçası bilmiyorum.

    KAHİN - Kendini bil (Latince) Sana küçük bir sır vereceğim. O kişi olmak, aşık olmak gibidir. ... Sadece kemiklerinde hissedersin. Morpheus sana inanıyor Neo. Ve hiç kimse, ne sen ne ben onu aksine inandırabiliriz.O kadar gözü kapalı inanıyor ki, Neo. Seni kurtarmak için kendi hayatını feda edecek. Bir seçim yapmak zorunda kalacaksın. Bir elinde Morpheus'un hayatı olacak ve diğer elinde kendi hayatın. İçinizden biri ölecek. Ama kim? Bunu sen belirleyeceksin. Özür dilerim evlat, gerçekten üzgünüm, iyi bir ruhun var. Ben iyi insanlara kötü haberler vermekten nefret ederim. Aa, bunun için endişelenme. Bu kapının dışına adımını atar atmaz, kendini iyi hissetmeye başlayacaksın. Bu kader saçmalıklarının hiç birine inanmadığını hatırlayacaksın. Sen kendi hayatını kontrol ediyorsun. Al. Bir kurabiye al...

    (Oysa bu kahin kadın, insanların kendi hayatlarını kontrol ettiklerini sandıkları bir programı bulup önermişti. Burada yalan söylüyor. Filmde Kahin yalan söyleyen biri olarak gösterilir ve şu cümle de Kahin'in ağzına konulur: "Bu kader saçmalıklarının hiç birine inanmadığını hatırlayacaksın. Sen kendi hayatını kontrol ediyorsun." Yani Kahin yalan söylediğinden dolayı, bu sözlerin tersi doğrudur fikri veriliyor. Kahin'in söylediğinin aksine, kader vardır ve sen kendi hayatını kontrol etmiyorsun denilmiş oluyor. Kahin Neo'yu bu sözlerle yönlendirir ve teşvik eder. Filmin en sonunda Mimar, kahine "Tehlikeli bir oyun oynadın" der. Yalanın adı burada oyundur. Kahin: "Benim işim daima tehlikelidir" diye yanıtlar.)--88.247.183.234 19:07, 25 Nisan 2007 (UTC)


    Matrix filmi ve anlattıkları

    Matrix filminin bir sahnesinde Tanrı'yı temsilen "mimar" şunları söyler:

    "Matrix'i ben yarattım. Tasarımı yapan mimarım. Ben de seni bekliyordum. Aklında bir sürü soru var. İşlem bilincini değiştirdiği halde, hala insan olmaya devam ediyorsun. Ancak, yanıtlarımdan bazılarını anlayacak, bazılarını anlamayacaksın. Aynı şekilde, aklındaki ilk soru en önemlisi olmasına rağmen, belki de en mantıksızı olduğunun farkında bile değilsin."

    "Ancak, yanıtlarımdan bazılarını anlayacak, bazılarını anlamayacaksın." sözleriyle matrixin tam olarak anlaşılamayacağı özellikle belirtilir. Yani matrix bir ölçüde açıklanabilir ama tam olarak değil, bu vurgulanır. Bunun böyle olması ise gayet normaldir. Çünkü, ruhçulukla ilgili şeylerde gizemlilik esastır. Açıklıyormuş gibi yapıp da açıklamamak vardır. Herşey basit, yalın ve açık değildir. Aksine karmaşık, felsefi, mantığı zorlayan, birbiriyle kopuk olan pek çok şey vardır. Matrix'in felsefesi eski Babil'deki dinsel oluşumlardan günümüze kadar devam eder. Matrix'deki dinsel ya da felsefi öğretiler ta o zamandan beri vardır. Önce film neyi anlatıyor, buna bakalım:

    Matrix filmine göre, bir baş mimar evrendeki her şeyi planlayıp ortaya çıkarmış, yaratmıştır. Bunu yaparken de, olacak her şeyi bütün ayrıntılarıyla hesaplamış ve uygulamaya koymuştur. Yani olan her şeyin, bütün sonuçların bir nedeni vardır. Ancak bu neden, baştan belirlenmiş bir nedendir. Bu neden kaderdir, alın yazısıdır, filmdeki ifadeyle bir bilgisayar programıdır. Bu program bütün evreni ve içindeki her şeyi kapsamaktadır. Program bir kaç kez yeniden yapılır, çünkü hatalar içermektedir. Bu, filmdeki Matrix programıdır. Bu program herşeyi kapsar. Herşeyi kontrol eder. Matrix kontroldür. Matrix'in içi bu yaşadığımız dünyadır. Matrix'in dışı ise öbür dünya olan ruh dünyasıdır. Filmde bu ifade geçmese de bir öbür dünya vardır ve gerçek dünya odur. Ayrıca gerçek dünyadan, gerçeği görerek bakıldığında da yaşadığımız Dünya - dünya gördüğümüz gibi değildir denilir. Filme göre, içinde yaşadığımız dünya bir hayaldir.

    Programın kendisi kaderdir. Programın dışına çıkmak kaderin dışına çıkmak olur. Sistemin tam işlemesi için, insanların bu programı itiraz etmeden kabul etmeleri gerekmektedir. Yoksa program çökebilir. Yani kaderlerini itiraz etmeden kabul etmelidirler. Ama yapılan programlar ise şimdiye kadar hep hatalı olmuştur. Mimar daha önce beş kez hata yapmıştır ve hata yaptığı için bütün yarattığı canlıları ve insanları tekrar yok etmiştir. Bu kez altıncısını da yok edecektir. İlk yaptığı mükemmeldir ama her nedense mükemmel olduğu halde başarısız olur! (Hem mükemmel, hem başarısız olması nasıl oluyorsa!) Mimar ilk matrixi mükemmel yapmıştır, fakat hata insanın kusurlu olmasından kaynaklanmıştır. (Sanki insanın kusurlu olması da kendi hatasıdır ve insan kendini kusurlu yaratmış gibi bir çelişki vardır ve bu da açıklanmaz!)

    (Tanrı neden kötülüğe izin veriyor? Burada anlatılan Tanrı'nın baştan böyle yarattığıdır. O böyle kötü programlamış ve insanları da en kötü özellikleri gösterecek şekilde yaratmış.)

    En sonunda yardımcı bir program, ki bu kahindir, bir öneri getirir. Bu öneriye göre, eğer insanlara özgür seçim yapmak üzere seçenekler verilirse, program verimli bir şekilde işleyebilecektir, çünkü insanlar kendilerinin özgür olduklarını ve özgür seçimler yaptıklarını zannedeceklerdir. Böylece programı itiraz etmeden kabul edebileceklerdir. Yani kişiler kaderlerini itiraz etmeden kabul edeceklerdir. Bunun için kendilerine seçenekler sunulmalıdır. Daha doğrusu seçenekler varmış gibi yapılacaktır. Bu seçeneklerin sunulması ise, insanların bu seçeneklerden birini, kendi özgür seçimleriyle seçtikleri anl***** gelmeyecektir. Seçecekleri seçenek zaten bilinçaltlarında kayıtlıdır ve böyle olduğu halde bunu farketmeyerek kabul etmektedirler. Onlar özgür iradeleriyle bu seçimi yaptıklarına inandırılmaktadırlar. Aslında verecekleri kararlar önceden bellidir ve kaderlerinin dışında karar veremezler.

    Fakat gene de, az sayıda olsa da bazıları kaderlerini kabul etmek istemeyeceklerdir. Bu da programı bozabilecektir. Bunların kontrol edilmesi gerekmektedir. Bunun için bir kontrol mekanizması oluşturulur. Bu matrixtir. Yani matrix bilgisayar ortamında sanal bir düşler dünyasıdır. Gerçek değildir. Bu şekilde insanların kötü bir yaşamın içinde oldukları, yani Dünya'nın bir gezegen olarak yaşanmaz bir hale gelmiş olduğu gerçeği onlardan gizlenir.

    Matrix'in ilk zamanlarında doğmuş birinin (İsa) istediği herşeyi değiştirme yeteneği (mucize yapma) vardır. Bu kişi ilk kişiyi kurtarır ve o da diğerlerini. Morpheus, Trinity gibi bazı insanlar bu sanal düş dünyasından bu kişilerin yardımıyla çıkmayı başarıp, gerçek dünyaya geçmişlerdir. Neo'ya da aynısını yapması için yardım edilir. Çünkü o da bazı şeylerin yanlış gittiğinin farkındadır, ama anlamamaktadır. Neo da matrixin dışına çıkarılır. Bu kişiler matrixe girip çıkmanın bir yolunu bulmuşlardır. Bu korsan bir yoldur, korsan sinyalleriyle ana bilgisayara girilerek yapılır. Çünkü matrixin sahibi baş mimardır ve matrixi kullanarak - sanal bir ortamda dünyayı güzel göstererek - insanları kontrol eder ve isyan etmelerini önler. Matrix'ten çıkmanın bir yolunu bulan Morpheus ve diğerleri, diğer insanları da zamanı gelince bu sanal dünyadan gerçek dünyaya kurtarmak istemektedirler. Ama Morpheus, henüz bu insanların bunu kabul edebilecek olgunlukta olmadıklarını söyler.

    Çelişki 1

    Matrix sanal bir düş dünyasıdır. Böyle olunca herşeyi sanal ortamda çok güzel göstermek mümkündür. Yani herkese düşünde en yüksek seviyede bir yaşamı sürüyormuş hissi vermek mümkündür. Hatta bu yüzden Reagen adlı biri arkadaşlarına hainlik ederek, matrixin yalan-sanal-yapay bir ortam olduğunu bilmesine rağmen, bu matrix ortamının güzelliklerine geri dönmek bile istemektedir. Peki ama bu dünyada pek çok sefillik, savaş, hastalık, kötülükler vardır. Bunlar neden bu sanal düş programında bulunmaktadır. Madem ki, matrix insanları kontrol etmek için var. İnsanlara bir yandan isyan etmesinler diye her şey güzel gösterilebilindiğinden bahsediliyor. Ama öte yandan aynı matrixte olan şeyler, yani dünyamızda yaşanan pek çok şey ise, insanlar için hiç te içaçıcı şeyler değildir.

    Çelişki 2

    Ayrıca matrix bir yandan sanaldır ve düş dünyasıdır, öte yandan gerçek bir Dünya vardır. İkisinin ayrım farklılığında bir tuhaflık vardır. Mimar bir yandan matrixi ben yarattım demektedir. Yarattığında acaba Dünya 22. yüzyıldaki halde miydi? Hayır. Daha iyi durumdaydı. Gene de matrix (sanal ortam) vardı. Peki başlangıçta her şey iyiyse, bu iyi şeyler varken, neden tekrar herşeyi iyi göstermek için bir matrixe ihtiyaç duyuluyor. Yani bir karışıklık var, ancak bu normaldir. Normaldir ama yalnızca bir film olduğu için değil, ruhçuluk böyledir. "Gerçeğin çölüne hoş geldin" denilerek, maddeden oluşmuş şekliyle "Dünya yıl 2199) bir matrix vardır. Matrix olarak maddi bir alan mı var? Filmde bu var. Hem de matrix olarak sanal bir alan var. Yani açık seçik değildir.

    Çelişki 3
    Sanal ortam insanların gerçek yaşam sürdüğü hissini verecek kadar gerçekse, neden ayrıca "gerçek dünya" denilen bir yere ihtiyaç olsun? Herşey sonsuza kadar güzel bir düş şeklinde devam edebilirdi. Maddeden oluşan Dünya'ya ve diğer şeylere ne gerek vardı?

    Çelişki 4

    Eğer matrix denilen dünya yalnızca sanal bir ortamsa ve hayalden ibaretse, neden orada ölününce gerçek dünyada da ölünüyor? Bunun tersi gerçek dünyada ölünürse bu normaldir ama tersi olunca bir tuhaflık oluşuyor. İnsan rüya da ölürse gerçek dünyada da mı ölür? Matrix'in sanal bir program, bir düş dünyası olduğunu film söylemiyor mu?


    Filmden diyaloglarMATRİX 2

    Merhaba Neo.

    Sen de kimsin?

    MİMAR - Matrix'i ben yarattım. Tasarımı yapan mimarım. Ben de seni bekliyordum. Aklında bir sürü soru var. İşlem bilincini değiştirdiği halde, hala insan olmaya devam ediyorsun. Ancak, yanıtlarımdan bazılarını anlayacak, bazılarını anlamayacaksın. Aynı şekilde, aklındaki ilk soru en önemlisi olmasına rağmen, belki de en mantıksızı olduğunun farkında bile değilsin.

    NEO - Neden burdayım?

    MİMAR - Maalesef yaşamın, matrix programından kaynaklanan bir denklemin dengesiz sonucundan ibaret. Sen bir anormallik sonucu oluştun. Bütün çabalarıma rağmen, gerekli matematik hesapların kesin uyumunu sağlamayı başaramadım. Bu sorunun mutlaka çözülmesi gerekiyor; ancak, benim kontrolüm dışında gelişen olaylar yüzünden buraya gelmen, er ya da geç kaçınılmazdı.

    NEO - Soruma hala cevap vermedin.

    MİMAR - Haklısın. İlginç! Diğerlerinden daha hızlısın.

    (Ekranlardan Neo'nun aklından geçenleri dile getiren kopyaları, Neo adına sinirli bir şekilde sorarlar: Başka var mı? Kaç tane var? ...)

    MİMAR - Matrix düşündüğünden daha eski. Aslında temel bir hatadan bir diğer hata doğuyor. Bu durumda bunun altıncı olduğunu itiraf edebilirim.

    (Neo'un aklından geçenleri söyleyen ekrandaki kopyaları: Benden önce mi? Palavra. Ha ha ha. İmkansız. ... Neo ekranlara şaşkınlıkla bakar.)

    NEO - Bunun sadece olası iki açıklaması olabilir: Ya bana kimse söylemedi, ya da kimse bilmiyor.

    MİMAR - Kesinlikle. Hiç şüphesiz senin de farkettiğin gibi, hata sistematik. Tasarımı yüzünden en basit denklemler de bile hata oluşuyor.

    (Ekranlardan Neo'un kopyaları baş mimarı parçalamak istediğini bağırırlar, sözle ve el kol hareketleriyle küfürler ve hakaretler yağdırırlar. Neo düşüncelerini yansıtan ekranlardaki kopyalarını izler.)

    NEO - Seçenek. Asıl sorun, seçenek.

    MİMAR - İlk tasarladığım matrix nerdeyse mükemmeldi, bir sanat eseriydi. Hatasız, mükemmel. Ancak, başarısızlığı da kendi kadar büyük oldu. Sonuç kaçınılmazdı. Artık, hatanın her insanda bulunan kusurdan kaynaklandığını çok iyi biliyorum. Bunu yeniden tasarladım. Ayrıca, doğamızın en kötü yanlarını yansıtması için, bazı tarihi olaylardan esin aldım. Ancak, yine de başarılı olamadı. O zaman birşeyin farkına vardım. Belki de gerekli olan çok daha basit bir beyindi. Mükemmellikten çok uzak olan bir beyine ihtiyacım vardı. Bu çözüm beraberinde başkalarını getirdi. Yaratıcı bir program. İnsan psikolojisinin belli özelliklerini araştırmak üzere tasarlanmış bir program. Şayet ben matrixin babasıysam, o da kesinlikle annesi sayılır.

    NEO - Kahin!

    MİMAR - Lütfen... Rastlantı sonucu bir program geliştirdi. Deneklerin nerdeyse yüzde doksandokuzu, seçenek verildiği takdirde programı kabul ediyordu. Hatta seçeneğin bilinçaltı aşamasında olması bile etkilemiyordu. Aslında yanıtları fonksiyonel olmasına rağmen, temelde yanlıştı. Tasarımı yüzünden ortaya çıkan zıtlık, sistemi bozuyordu. Kontrol edilmezse sistemi çökertebilirdi bile. Programı kabul etmeyenler azınlıkta olmasına rağmen, kontrol edilmezse karışıklık oranı giderek artan bir hızla çoğalabilirdi.

    NEO - Sion'dan söz ediyoruz.

    MİMAR - Sion yok edilmek üzere olduğu için burdasın. Bütün canlılar ölecek. Yaşam alanlarıyla birlikte tüm varlığı silinecek.

    NEO - Saçmalık!

    (Neo'nun ekrandaki kopyaları da bağırır: Saçmalık!)

    MİMAR - İnsan tepkileri içinde en belirgin olanı, gerçeği reddetmektir. Ama endişelenme, bu onu altıncı yok edişimiz olacak. Artık bu konuda çok başarılı olduğumuz söylenebilir. Seçilmişin görevi şimdi kaynağa geri dönmek. Böylece taşıdığın şifre geçici olarak kaldırılıp ana programa bağlanacak. Daha sonra, Sion'u yeniden inşa etmek için 16 kadın, 7 erkek, yani 23 kişi seçeceksin. Seçilmiş kişi olarak bu uygulamaya karşı çıkarsan, sistem çökecek ve matrixle ilgili herkes ölecek. Tabi buna Sion'un yok edilmesini de eklersek, sonunda bütün insan ırkı ortadan kalkacak.

    NEO - Bunun olmasına izin veremezsin. Yaşamak için insanlara ihtiyacın var.

    MİMAR - Kabul edebileceğimiz değişik yaşam aşamaları var. Ancak, asıl önemli olan, Dünya'daki herkesin ölümünden sorumlu olmayı, senin kabul edip edemeyeceğin.

    (Ekranda Dünya'da yaşayan insanların günlük yaşamı gösterilir.)

    MİMAR - Tepkilerini okumak çok ilginç. Senden önceki beş kişi benzer şekilde tasarlanmıştı. Demek istediğim, türün geri kalanına çok bağlıydılar ve seçilmiş kişi olarak hareket etmek hoşlarına gidiyordu. Diğerleri beklenen biçimde tepki verdiği halde, senin deneyimlerin daha belirgin ve endişe verici. Aşk.

    (Trinity matrixin içindedir ve tehlikededir. Neo ekranda Trinity'i görür.)

    NEO - Trinity.

    MİMAR - Belli ki, hayatını feda edip, seninkini kurtarmak için matrixe girdi.

    NEO - Hayır. (Trinity'nin matrixe girmiş olmasını kabul etmek istemez.)

    MİMAR - Böylece sona gelmiş bulunuyoruz. Gerçeklerle yüzleşme anına. İnsan doğasının en zayıf noktaları, başlangıçlarda ve sonlarda ortaya çıkar. İki kapı bulunuyor. Sağındaki kapı kaynağa ve Sion'un kurtuluşuna açılıyor. Solundaki kapı ise, matrixe geri dönmeni sağlayacak. Böylece türün sona erecek. Senin de belirttiğin gibi asıl sorun, seçenek. Ama hangisini seçeceğini zaten biliyoruz. Zincirleme tepkiyi şimdiden görebiliyorum. Beyinde oluşan kimyasal değişimler, duyguları etkileyerek, akıllı ve mantıklı kararlar vermeyi engeller. Bu duygu çoktan beri gözlerini kör edip, gerçeği görmeni engelliyor. Yapabileceğin hiç birşey yok. Kız ölecek ve bunu asla durduramayacaksın.

    (Neo soldaki kapıya yönelir. Mimar gülümser.)

    MİMAR - Umut!... İnsanın bir türlü vazgeçemediği illuzyon. En büyük güç ve en büyük zayıflık kaynağınız olan umut.

    NEO - Yerinde olsam, bir daha karşılaşmamayı umardım.

    MİMAR - Karşılaşmayacağız.


    Matrix'in anlatmak istediği

    Tanrı ilk matrixi yani cenneti kusursuz yaratmıştır. Ama gene de felaketle sonuçlanmıştır. Bu insanın kusurluluğundan kaynaklanmıştır. Burada hemen yalan başlar. Tanrı'nın insanı kusurlu yarattığı söylenir. Gerçi Tanrı insanları üstün bir beyinle yaratmıştır ama onlar Tanrı'nın programını kabul etmemişlerdir. Daha sonra Tanrı bu ilk matrixi yok ettikten sonra yeniden diğer matrixleri sırasıyla yaratıp, hatalı olduğu için yok eder. Bu beş kez böyle olur. Üstelik Tanrı ilk matrixten sonra, insanları yeniden yaratırken, onların insan doğasının en kötü özelliklerini gösterecek şekilde yaratır! Ve ne gariptir ki, bunu yaparken de tarihten ders alarak yaptığını söyler. İnsanlık tarihi savaşlarla ve acılarla dolu olduğu halde, Tanrı tarihten ders almış ve insanı en kötü özellikleri göstersin diye yaratmıştır! Bu nasıl bir derstir? Neo, mimarla bunları konuşurken öfkelidir ve ekrandaki Neo'un aklından geçenleri dile getiren kopyaları da el kol hareketleriyle mimara küfreder ve hakaretler yağdırırlar. Buna şaşırmak mı gerekir. Amaçlanan zaten budur. Bir farkla, bunu Neo'nun değil bizim yapmamız istenir. Tanrı'nın insanla ilgili amacının, insanın sonunda yok olması olduğu söylenir. Tanrı'nın amacının keyfi bir saçmalık olduğu gösterilmek istenir. Tanrı sadece matematik denklemleri tutturmak amacındadır. Denklemin bir yanında iyi varsa, öbür yanında kötü olmalıdır. Yani hem iyi olanı, hem de kötü olanı yaratmıştır. İyilik te, kötülük te Tanrı'dandır mesajı verilir. Kader Tanrı tarafından başından yazılmıştır ve değiştirilemez. Kaderin ortaya koyduğu şey iyi olsaydı bu gene de kötü olmazdı denilebilir; ama film bu kaderin insanlar için her yönüyle kötü olduğunu, acı çekmek olduğunu gösterir. Ve Ajan Smith (Şeytan) yaşamın amacını şöyle özetler: "Yaşamın amacı son bulmaktır."

    Filmde, Kitabı Mukaddes konuları geçtiği halde, onun içeriğinin tam tersi gösterilir. Çünkü Kitabı Mukaddes'te geçen şu sözler yaşamın amacını gösterir: "O (Tanrı) her şeyi zamanında güzel yaptı. İnsanların yüreğine sonsuzluk kavramını koydu. Yine de insan Tanrı'nın yaptığı işi başından sonuna dek anlayamaz. (İnsanın sonsuzluk boyu doğayı incelemesi ve öğrenmesi gibi) İnsan için yaşamı boyunca mutlu olmaktan, iyi yaşamaktan daha iyi bir şey olmadığını biliyorum. Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır. Tanrı'nın yaptığı her şeyin sonsuza dek süreceğini biliyorum." - Vaiz 3:11-13 Yani, Tanrı'nın insan için amacı budur: Sonsuza dek güzel bir yaşam. Kitabı Mukaddes'te kader öğretisi yoktur. Bir çok öğreti ruhçuluk kökenli olup, eski Babil'e kadar gider.


    Matrix filmi bir çok felsefenin anlattığını anlatır

    Aslında matrix filmindeki konuyu tam kesin bir mantıkla ortaya sermek olanaksızdır ve gerekli de değildir. Çünkü kendi içinde tutarsız yanlar vardır. Bunları ortaya çıkarmak ta pek kolay değildir. Aslında pek çok şey tam olarak açıklanmamaktadır. Gizemlilik esastır. Yarım yamalak bir bilgilendirme vardır. Ve bu bilgilendirme de, kendi felsefesini empoze etmek içindir. Bu bilgilendirme sahte öğretileri içerir. Filmin büyük bir kısmı şiddet içeriklidir. Jujitsu gibi dövüş teknikleriyle doludur. Uzak doğu kökenli bu tür şeylerin, aynı zamanda ruhçulukla da ilgisi olması rastlantı değildir. Ruhçulukta temel bir unsur olan, bilgilendirmeme, gerçekleri çarpıtma, apaçık yalanlar, yanlış mantık yürütme ve gizemlilik gibi şeyler, bu filmin felsefesinde ve ortaya konuşunda vardır. Amaç insanları bilgilendirmek değil, insan düşüncesindeki bilgisizlik ve saflıktan yararlanarak onları yanlış sonuçlar çıkarmaya yönlendirmektir. Tıpkı pek çok ruhçulukla bağlantılı dinlerin felsefelerindeki gizemcilik ve tam bilgilendirmeme de olduğu gibi. Herşey sözde bilinir, ama derine inilmez, asıl gerçekler sır olarak kalır. Ayrıntılarına kadar bilinenler yalnızca dinsel ritüellerdir! Örneğin insanın ölünce gideceği yer tam olarak bilinmez, bir sırdır. Matrix filminde geçen pek çok konu, eski Babil'den bu yana bilinen dinsel öğretileri kapsar. Filmde bunlardan, Hinduizm'deki karma inancı, reenkarnasyon, araf denilen öldükten sonraki bekleme yeri gibi inançlar vardır. Ayrıca ruhçulukla ilintili şeyler vardır. Kara kedi, kaşık bükme gibi sihirbazlık konuları matrixin kendi yorumuyla verilir. Bunlar filmin süsleme kısımlarıdır; ana konu kaderdir ve insanı Tanrı'ya düşman etmek için her şey yapılmıştır. İlginç bir nokta da filmde evrimden bile bahsediliyor olmasıdır. Ruhçuluk kökenli bütün felsefelerin sadece dinsel unsurlar taşımadığı bilinmelidir. Evrim felsefesi aslında binlerce yıl öncesinde bile vardır. Kitabı Mukaddes'in yazıldığı zamanda da bunlar vardı ve bu yüzden şunlar yazılmıştır: "Dikkatli olun! (...) insanların geleneğine, dünyanın temel ilkelerine dayanan felsefeyle, boş ve aldatıcı sözlerle kimse sizi tutsak etmesin." - Koloseliler 2:8.


    Ajan Smith'in Morpheus'a insanları tarifi

    Matrix 1 B

    (Gökdelenlerden oluşan bir manzaraya bakarak)

    AJAN SMİTH - Hiç durup bu manzarayı izledin mi? Bu muhteşem güzelliği ve ardındaki dehayı. Milyarlarca insan burda hayatını yaşıyor. İnanılmaz. Biliyor musun, İlk matrix mükemmel bir insan Dünya'sı olması için tasarlanmıştı. Kimsenin acı çekmeyip, herkesin mutlu olacağı bir yer. Bir felaket oldu. Kimse programı kabul etmedi. Nerdeyse bütün hasadı kaybediyordu. Bazılarınız bunun sebebinin, program dilinin dünyanızı tanımlamaya yetecek güçte olmadığı şeklinde yorumladı. Ama bana soracak olursan, tür olarak insanoğlu, kendi gerçeklerini acı ve eziyet üstüne kurmayı seçiyor. Bu yüzden mükemmel dünya, ilkel beyinlerinizin durmadan uyanmayı denediği bir rüya halini alıveriyor. Bu yüzden matrix, bu şekilde yeniden tasarlandı. Uygarlığınızın en mükemmel hali. Sizin uygarlığınız diyorum; çünkü, sizin için düşünmeye başladığımız andan itibaren, bizim uygarlığımız oluvermişti ki, bu elbette asıl konumuzu belirliyor. Evrim, Morpheus, evrim. Evrim. Dinazorlar gibi. Pencereden dışarı bak. Sizin zamanınız doldu. Gelecek bizim dünyamızın Morpheus. Gelecek bize ait olacak.

    ...

    AJAN SMİTH - Seninle burda geçirdiğim süre içinde öğrendiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum. Türlerinizi sınıflandırma fikrine kapıldığım bir günümde, aslında sizin memeli olmadığınızı anlayıverdim. Bu gezegendeki her memeli, içgüdüsel olarak kendilerini çevreleyen ortamla doğal bir denge oluştururlar. Ama siz insanlar bunu yapmıyorsunuz. Siz belirli bir alana yerleşip, çoğalıyorsunuz. Sonunda bütün doğal kaynaklar yok olana kadar buna devam ediyorsunuz. Hayatta kalmak için yapabileceğiniz tek şey olaraksa başka bir alana yayılmak kalıyor... Bu gezegende aynı yöntemi kullanan bir başka organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musun? Bir virüs! İnsan türü bir hastalık. Bu gezegende bir kansersiniz. Bir tür salgın. Ve biz de tedaviyiz!

    ...

    AJAN SMİTH - Beni duyuyor musun Morpheus, sana karşı dürüst olmaya çalışacağım. Bu yerden nefret ediyorum. Bu hayvanat bahçesi. Bu hapishane. Bu gerçeklik. Sen de ne ad verirsen ver buna. Daha fazla dayanamıyorum. Özellikle koku. Eğer böyle bir şey varsa kendimi boğulacak gibi hissediyorum. (Parmağını Morpheus'un kapasına dokundurarak) Kahrolası kokunun tadını alabiliyorum. Bunu her hissedişimde, kendimi bir şekilde kirlenmiş hissediyorum. Tiksindirici bir duygu. Öyle değil mi? Buradan kurtulmam gerek. Özgür kalmak zorundayım. Ve aradığım anahtar bu beyinde. Benim anahtarım. Sion yok edilir edilmez benim burda kalmama gerek kalmayacak. Beni anlıyor musun? Koda ihtiyacım var. Sion'a girmek zorundayım ve sen bunu nasıl yapacağımı söyleyeceksin. Ya bunu söyleyeceksin ya da sonunda öleceksin.


    Bu sözlerle amaçlanan gene insanları Tanrı'ya düşman etmektir. Tıpkı Eyüp'e söylenen benzer sözlerde olduğu gibi:


    Temanlı Elifaz'ın sözleri: Eyub 4:4–21

    “Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı. Gece rüyaların doğurduğu düşünceler içinde, İnsanları ağır uyku bastığı zaman, Beni dehşet ve titreme aldı, Bütün kemiklerimi sarstı. Önümden bir ruh geçti. Tüylerim ürperdi. Durdu, ama ne olduğunu seçemedim. Bir suret duruyordu gözümün önünde, Çıt çıkmazken bir ses duydum: “Tanrı karşısında insan doğru olabilir mi? Kendisini yaratanın karşısında temiz çıkabilir mi: Bakın Tanrı kullarına güvenmez, Meleklerinde hata bulur da, Çamur evlerde oturanlara, Mayası toprak olanlara, Güveden kolay ezilenlere mi güvenir? Ömürleri sabahtan akşama varmaz, Kimse farkına varmadan sonsuza dek yok olurlar. İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.”

    Temanlı Elifaz'dan: 15. bölüm.

    “İnsan gerçekten temiz olabilir mi? Kadından doğan biri doğru olabilir mi? Tanrı lerine güvenmiyorsa, Gökler bile O'nun gözünde temiz değilse, Haksızlığı su gibi içen İğrenç, bozuk insana mı güvenecek?”

    Şuahlı Bildat'ın sözlerinden bir alıntı şöyledir; Eyüp 25. bölüm: (1)

    “Şuahlı Bildat şöyle yanıtladı: 'Egemenlik ve heybet Tanrı'ya özgüdür. Yüce göklerde düzen kuran O'dur. Orduları sayılabilir mi? Işığı kimin üzerine doğmaz? İnsan Tanrı'nın önünde nasıl doğru olabilir? Kadından doğan biri nasıl temiz olabilir? O'nun gözünde ay parlak, Yıldızlar temiz değilse, Nerede kaldı bir kurtçuk olan insan, Bir böcek olan insanoğlu!”

    SONUÇ

    Matrix herşeyin kader olduğunu en baştaki birinin her şeyi planlayıp, uygulamaya koyduğunu ve herkesin bunun içinde hareket ettiğini ve bunu yaparken de kendini özgür seçim yapıyor sandığını kurnazlıkla anlatıyor. Kitabı Mukaddes'teki öğretileri çarpıtarak sunuyor ve güveni sarsmaya çalışıyor. Özellikle, Tanrı'nın bütün yarattığı düzeni kader olarak planladığını söylüyor. İnsanlığın daha önce beş kez yok edildiğini anlatıyor. Her şey, Tanrı'nın keyfi bir oyunudur, hem de çok kötü bir oyunudur.




    MATRİX = KONTROLDÜR - KADER <-> KONTROL
    MATRİX = BİLGİSAYAR TABANLI BİR DÜŞ DÜNYASIDIR
    MATRİX = KADERDİR

    ASIL GERÇEK DÜNYA'DA, SİZ İNSANLAR KÖLE OLMAK İÇİN, ACI ÇEKMEK VE SONRA DA YOK OLMAK İÇİN VARSINIZ. TIPKI DAHA ÖNCE YARATILAN SİSTEMLERDEKİ İNSANLARIN BEŞ KEZ YOK EDİLMİŞ OLDUĞU GİBİ. ŞİMDİ İSE BU A L T I N C I KEZ OLACAKTIR (Satanizmin sembolü altıdır. Kitabı Mukaddes'e göre Şeytan'a tanınan süre 6 gündür.). BU, TANRI'NIN SİZİN İÇİN YAZDIĞI K A D E R DİR. ŞİMDİKİ BU DÜNYA (MATRİX) İSE BU GERÇEĞİ GİZLER VE NORMALMİŞ GİBİ, GERÇEK DÜNYA'DAN DAHA İYİ GÖRÜNÜR. AMA BU ALDATICIDIR. GERÇEK DÜNYA C E H E N N E M GİBİ BİR YERDİR. ORADA SAVAŞ, ACI, SEFİLLİK VARDIR.


    Matrix'te neler var?

    Matrix bir kader programıdır.

    Tanrı'nın programıdır

    Tanrı'nın amacı denklemi tuttrmaktır, dengeyi sağlamaktır (Ying-Yang gibi), keyfidir, saçmadır.

    Matrix, aynı zamanda bir savaş programıdır.

    Denklem gereği iyilik ve kötülüğün savaşının programıdır.

    İyilik te, kötülük te Tanrı'dandır - Tanrı'nın programındandır.

    Kader bir bilgisayar programı gibi önceden yazılmıştır.

    Seçenek (Özgür irade) yoktur, insan seçtiğini sanır, o kadar.

    Araf denilen ara bir bekleme yeri vardır.

    Reenkarnasyon denilen, yeniden dünyaya gelme vardır.

    Gerçek öte alemde cehennem gibi durumlar vardır.

    Bu dünya asıl kalıcı yer değildir. Dünya yok edilecektir.

    Tanrı, insanlığı zaten beş kez yok etmiştir.

    Tanrı, insanları yaratırken, kusurlu yaratmış ve en kötü özellikleri göstermek üzere programlamıştır--88.243.205.20 17:41, 28 Haziran 2007 (UTC)
    (...)

  3. #3
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesaj
    34
    Rep Gücü
    463

    Cevap: Beşer Zulmeder ,Kader Adalet Eder

    Konu burada da benzer şekilde çok detaylı anlatılıyor. Özellikle burada:

    İDEALİZM MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ - Harun Yahya


    Tartışma:Kader (inanış) - Vikipedi


    (...)
    Kopya Dünya ve kader

    Ruhçuluk ve kader inancının ne kadar içiçe olduğunu görmek için bazı yeni gibi görünen felsefelere bir göz atmak yeterlidir. Bunlar aslında binlerce yıldır dinsel inançların bu yönde söylediklerinin, günümüz insanının daha kabul edebileceği bir hale getirilmiş şeklidir diyebiliriz. İnsanlara şu inanç aşılanmıştır: İnsanın bir ruhu vardır ve bu ruh insan ölünce de yaşamaya devam etmektedir. Daha sonra da dinsel inançların farklılıklarına göre bu ruh, insanın bu dünya hayatında yaptıklarının karşılığını almaktadır. Meselenin ikinci yönü de, kader inancının bu inançla yanyana sunulmasıdır. Bu inançlarla aslında insanlar farkında olmadan ruhçulukla ilgili öğretilerin kurbanı olmuşlardır ve halen günümüzdeki modern ruhçuluk yöntemleriyle de olmaya devam etmektedirler. Yeni sayılabilecek birçok ünlü filmler bu tür konuları içermektedir; daha doğrusu bunların propagandasını yapmaktadırlar. İnsanların makul bir yargıya varabilmeleri için birçok farklı noktayı bilmeleri gerekmektedir. Bunu yapabilmek ise çoğu kişi için çok zordur. İnsanların bu gibi konularda objektif bir karar verebilmeleri için öncelikle ruhçuluğu yakından tanımaları (bulaşmaları değil, kesinlikle tavsiye etmem!) gerekmektedir. Ama bu konu da pek çok kişi için zor ve sevimsiz ve hatta tehlikeli sayılabilecek bir konu olduğundan, insanların çoğu için ruhçulukla ilgili konular gizemli ve yanıtsız kalmaya devam etmektedir. Ayrıca yalnızca ruhçuluğu bilmek te yetmeyecektir. Çünkü birçok insan ruhçulukla ilgilenmekte ve bizzat uygulamaktalar da. Ancak bu kişiler ruhçuluğun nasılını (işlevsel yönlerini) bilebilseler de, nedenini (amaç yönlerini) bilmeleri çok zordur.

    Birçok Amerikan yapımı filmler bu konuların propagandasını yapmaktadır: Bu filmleri iyi anlayabilmek için ise, lüsid rüyalar, astral seyahat, beden dışı deneyimi, ölüm-ötesi deneyimi, telepati, durugörü, meditasyon ve benzeri birçok ruhçulukla ilgili konuların işleyişindeki mekanizmayı çözmek gereklidir. Bu filmlerden bazıları şunlardır: Matrix, 13. Kat, Haşin Krallık (Harsh Realm), Vanilya Gökyüzü, Total Recall. Bu filmlerdeki felsefe:

    "Ruh"la ilgili kısım: Bu dünya hayal bir dünyadır, sanaldır. İnsanların yaşadıklarını sandıkları bütün yaşamları yalnızca onlara bilinçlerinde gösterilen bir filmden ibarettir. Ancak asıl gerçeğin olduğu bir başka Dünya daha vardır. İçinde yaşadığımız bu Dünya, asıl gerçek Dünya'nın bir kopyasıdır. Ölünce herkes oraya döner. Yani herkes zaten oradadır ve filmi oradan izlemektedirler.

    "Kader"le ilgili kısım: İnsanların bilinçlerine yapay olarak verilerek onlara bu dünyada yaşadıkları duygusu verilir. Bu yalnızca onlara önceden senaryosu yazılmış bir film gibi sunulur. Tıpkı bir filmi ileri geri sarmak mümkün olsa da, onu değiştirmek mümkün olmadığı gibi, Tanrı'nın insanlar için belirlediği kaderleri de değiştirilemez.

    İDEALİZM MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ - Harun Yahya İDEALİZM MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ - Harun Yahya İDEALİZM MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ - Harun Yahya İDEALİZM MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ - Harun Yahya İDEALİZM MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ - Harun Yahya İDEALİZM MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ - Harun Yahya İDEALİZM MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ - Harun Yahya

    Meselenin yukarıda anlattığım yönlerden başka daha da derinlikli (ruhçulukla ilgili) yönleri var; ancak konuyu dağıtmadan yalnızca kader kısmına değinmek burada yeterlidir. Burada kaderle ilgili inancın en öncelikli amacını ortaya koymak yeterli olur sanırım. Aslı ruhçuluk olan kader öğretisinin en baştaki amacı, adına ister Allah, ister Tanrı denilsin, "Yaratıcı"nın kötülenmek istenmesidir. Zaten "kader" inancının yanında "iyilik te kötülük te (hayır-şer) Tanrı'dandır" inancı birlikte ele alınır. Bu inançlar hangi konuya karşılık gelmektedir? İnsanların çektikleri acılara, dünyadaki kötülüklere ve Tanrı'nın neden bunlara izin verdiği konusuna. Aslında son cümle kader öğretisine göre şu şekildedir. "Tanrı kötülüklere izin vermez, Tanrı zaten olacak şeylerin bu şekilde olmasını programlamıştır. Bu şekilde kurnazca Tanrı kötülenir.--85.103.121.74 18:21, 25 Eylül 2007 (UTC)
    (...)

Benzer Konular

  1. Kader ve Adalet gibi dini meseleler kimlerle konuşulur ?
    M ü e l l i f... Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 25-07-2014, 02:22 PM
  2. Yaklaşık Beşer Litre
    mopsy Tarafından Günün Fıkrası Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 27-03-2010, 01:45 AM
  3. Geç gelen adalet adalet değildir
    eмiLy Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 29-10-2009, 09:23 PM
  4. Seyyid-ül-beşer
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-09-2009, 09:57 PM
  5. Yorum: 0
    Son mesaj: 07-07-2008, 01:56 PM
Yukarı Çık