1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 22

hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

Din ve İnanç Kategorisi islam (Müslümanlık) Forumunda hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet Konusununun içerigi kısaca ->> 1 - ilmin kapısı dörttür 2 -namzda şejdaya inmek dörttür 3 -kitap dörttür 4 - büyük peygamber dörttür aşağıda rahmet ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    96
    Rep Gücü
    0

    hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    1 - ilmin kapısı dörttür

    2 -namzda şejdaya inmek dörttür

    3 -kitap dörttür

    4 - büyük peygamber dörttür


    aşağıda rahmet kapıları acılması için okunan ezanı muhammed dörttür

    şimdiki ezan coğaltılmış dördü gecmiştir dört tane fazlalık vardır rahmet kapıları kaplıdır




    EZAN
    1- ALLAHU ÖKBER

    2 - YALEL SELA ====ALİ GEL

    3 - YALEL FELA ===== MUHAMMET BURADA

    4 - ALLAHU ÖKBER MUHAMMET

    EZAN MİLLETİ HARBE ÇAĞIRMAYA
    sabah namazında ve harbe okunur
    BEŞİ SEFER VAKTİ YOKTUR
    Konu h sadık tarafından (15-08-2007 Saat 01:05 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    Alıntı h sadık´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    1 - ilmin kapısı dörttür

    2 -namzda şejdaya inmek dörttür

    3 -kitap dörttür

    4 - büyük peygamber dörttür


    aşağıda rahmet kapıları acılması için okunan ezanı muhammed dörttür

    şimdiki ezan coğaltılmış dördü gecmiştir dört tane fazlalık vardır rahmet kapıları kaplıdır




    EZAN
    1- ALLAHU ÖKBER

    2 - YALEL SELA ====ALİ GEL

    3 - YALEL FELA ===== MUHAMMET BURADA

    4 - ALLAHU ÖKBER MUHAMMET

    EZAN MİLLETİ HARBE ÇAĞIRMAYA sabah namazında ve harbe okunur
    BEŞİ SEFER VAKTİ YOKTUR

    Yoğu Tube de devam eden rezalete ek bizim forumda da rezalet benzeri gaflet devam ediyor, kendine sakla bu sapık düşüncelerini, çünki her bölümde art niyetli mesajlarını düzelt diye yazdım ama, ne sen dikkate aldın belkide benden başka seni ciddiye alan yok ama, bu sapık sözlerin beni rahatsız ediyor. Bu ne edebsizlik ki "müsliman mahallesinde salyangoz satmaya" devam ediyoersun. Allah ıslah etsin.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    96
    Rep Gücü
    0

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    vay be arkadaşım bu kadar kanıtlı ayrıntılı yazı yazdım hala hiç bir şeyin farkında değilsiniz

    sizin ve benim bütün müslümanın peygamberi hz muhammed değilmi

    işte bu bilgilerde hz muhammedin aşığına haktan gelen bilgiler


    hala sen bu bilgilere sapık bilgiler düşünceler diyorsun
    aklınızı calıştırın gecmiştede hancı pervane gibi hak aşığı geldi onları bu islam kesti astı sırf kendi idolajisi cıkarı zedelenmesin diye hak anadan yine canlı 104 kitabını gönderiyor

    arkadaşım yunus emerenin kitabını yırtan molla kasım olmayın
    işte hak doğruları yine gönderiyor



    bak yunus emrede aynı konuları dile getirmiş demekki sizler işinize geleni bildiğinizi doğru kabul ediyorsunuz bilmediğiniz sapık olarak görüyorsunuz



    AŞAĞIDA AŞIK KİMDEN ALDIĞINI ACIK OLARAK BAĞIRIYOR

    Hızır nebi ile çarkı dolandık
    Kandili mahallahta bizde sulandık
    Geldik gittik bade ile hak dedik aldık
    Erenler yükünde mehraçta kaldık
    Mehracı muhamede sarıldık aldık

    Yareb böyle böyle hakkı ile kaldık
    Hızır nebiye kardeş olurken
    Erenler babında yoldaş olurken
    Aşıkların anda savraş meyraç olurken
    savraşım savraşım tevekkül hanı
    Hancı kurban olsun Zühre hanım canı
    Erenler babında hancı sen seni tanı
    Ta ezelden evraha yakın
    Biz illa dedik yareb elaman heey


    YUNUS EMRE

    VÜCUDDA BULDUK
    Mani evine daldık, vücuda seyran kıldık
    İki cihan seyrini, cümle vücudda bulduk
    Yedi gök yedi yeri, dağları denizleri
    Cenneti cehennemi, cümle vücudda bulduk
    *** ***
    Tevrat ile incili, Furkan ile Zeburu
    Bunlardan beyanı cümle vücudda bulduk
    Yunusun sözleri hak, cümlemiz dedik saddak
    Kanda istersen anda HAK, cümle vücudda bulduk

    *** ***
    Furkan : KURAN
    HANCI PERVANE
    Kahır nutkuyla geldik bu arayı
    Vuçutumuzda bütün bulduk dünyayı yarayı

    Her dağ bendedir dere bendedir
    Tepeyile ya hu nere bendedir
    Aradım dünyayı ara bendedir
    Vucutumda ya hu yara bendedir

    Hancıyam diyerler yarın yaprağı
    Açılırsa yeşil sara bendedir
    Kün dedikte bütün cana oturduk

    Ve ya kün dese canı burdan götürdük
    XXXXX

    Yüz dört kitap ile badeyi alırlar doluda tamam
    Badeyi alırlar doluda tamam
    Eleman eleman Hızır nebiden hey

    Evrahlar içinde illa demiştir
    Yüz dört kitabi almış yemiştir
    Vuçutunda ya hu söyledikçe fark olur tamam
    Elaman tamam eyler eey
    Bende hancıyam eey

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    Allah belayı inasna vermez senin gibiler gider belaya sürünür sen bundan sapıtmışsın ne diyeyim. Sadece onuncu defa allah ıslah etsin demek geliyor elimden, Sapık yolun yolcusu.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    96
    Rep Gücü
    0

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    yüce hz allah boşuna hak tellalını göndermiyorya işte sizler aydınlanın diye

    ama cok zor işinize gelmedimi sapıtmışsınız diyor camur atıyorsunuz

    ne yapalım herkesin kendi asaleti kendi aklı neyi anlarsa o kadar

    neyse seninle polomiğe girmek doğru değil sen oku ister inan ister inanma

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    Birazda sen okusan ve yazdığın zırvalarla bilerek veya bilmeyerek (bilerekse Allah belanı verir, bilmeden se Allah affetsin ve sağlık versin) inananlara ne kadar zarar verdiğini anlasan.
    Sen şu an Danimarkalı karikatür zibidisinin çizimlerini ne idüğü belirsiz sözlerinle yapıyorsun. Çevrende hiç mi? türklçe eğitimi almış birileri yok senin.

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    EZAN

    Mehmet Nezir Gül
    Genel Bilgi


    Ezan sözlükte, duyurmak, bildirmek, ilan etmek, çağrıda bulunmak anl***** gelir.

    Terim olarak; kendine mahsus mübarek kelimelerle müslümanlara farz namazların vaktini bildirmek için okunan özel sözlere denir.

    Ezan okuyana müezzin, ezan okunan yere mi’zene, ezan okumaya da te’zin denir.

    Bilindiği gibi ezan, müslümanlara beş defa namaz vaktini bildirmektedir. Dünyanın her tarafında mü’minlerin bulunduğunu ve namaz vakitlerinin her bölgede ayrı zamanlarda girdiğini düşünürsek; yeryüzünde ezansız geçen bir ânın bile olmadığını görürüz.

    Ezan okumak; Şafi, Maliki ve Hanefi mezhebine göre beş vakit namaz için, kendi memleketinde olsun seferde olsun, tek başına veya cemaatle, vaktinde veya kaza olarak kılınsın sünneti müekkede’dir.

    Hanbeli mezhebinde ise hür ve mukim olanlara farz-ı kifayedir.

    Ezanın meşrûiyyeti; Kur’an, sünnet ve icma ile sabittir.

    Kur’an-i Kerim’deki şu iki ayet ezanla ilgili olarak değerlendirilmektedir:

    “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman Allah’ı anmaya koşun.”(1)

    “Namaza çağrıldığınızda onu alaya ve eğlenceye almayın.” (2)

    Ayrıca şu ayette de ezana güzel bir işaret olduğu alimlerce belirtilmiştir:

    “Allah’a çağırıp iyi işler işleyenlerden daha güzel sözlü kimdir?”(3)

    Bu ayetler ve aşağıya kaydettiğimiz hadislerle sünnet uygulaması göz önünde bulundurularak, ezanın meşru (şeriata ait bir husus) olduğu bütün müslümanlarca inkarsız, tereddütsüz kabul edilmiş ve icma-i ümmet hasıl olmuştur.

    Sapıklık çağrılarına karşı tevhid, hidayet, hak ve adaletle çağrı, şirkin hükümranlığına karşı bir başkaldırı, namaza, kurtuluşa, cennete, nimetlere, mükemmelliğe davet olan ezan gayet önemli bir İslâmî semboldur.

    EZANIN TARİHÇESİ ve SÜNNETTEKİ YERİ

    Ezanın Mekke’nin son döneminde Mi’rac Gecesi vesilesiyle meşru kılındığına dair rivayet var ise de zayıftır. Alimlerin tam***** yakını Hicretin birinci yılında ezan okumanın başladığını belirtirler.

    Peygamber Efendimiz (sav) Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde yaptığı ilk işlerden birisi, cami inşa etmek olmuştur. Mekke’de olmayan ortam Medine’de bulunduğundan, müslümanlar ibadetlerini özgür bir şekilde yapabiliyorlardı. Her namaz vakti Peygamberimizin (sav) imamlığında namaz kılınıyor, sohbet edilip dini bilgiler öğreniliyordu.

    Ancak namaz öncesi bir araya gelme zamanında problem vardı. Namaz vakti geldiğinde herkesi haberdar edecek bir yöntem olmadığından, bazıları erken gelip uzunca bir zaman beklemek zorunda kalıyordu. Bazıları ise ‘daha namaz vakti gelmemiştir’ diyerek gecikiyor, geldiğinde ise namaz kılınmış oluyordu. Müminlere, namazın başlangıç anında “es-salah, es-salah=namaza, namaza” veya “es-salatü camia, es-salatü camia= namaz insanları bir araya getirici ve toplayıcıdır” diye seslenilir ama bu duyuru da yetersiz kalırdı.


    Bu düzensizliği gidermek ve bir çözüm bulmak için Efendimiz, (SAV) istişare amacıyla ashabını topladı. Çünkü O, önemli tüm durumlarda eğer o anda vahiy gelmemişse; “İşlerde onlara danış” (4) ayeti gereğince arkadaşlarının fikrini alırdı. Bu amaçla ashap toplandı. Gündem belliydi ve konuyla ilgili değişik teklifler önerildi:

    -Nakus (o dönemde hristiyanlarca kullanılan, üzerine bir çomakla vurularak ses çıkarılan tahta) çalalım.

    Teklif kabul görülmedi:

    -Bu hrıstiyanların yaptığı bir iştir.

    -Boru çalalım!

    -Bu da yahudilerin bir uygulamasıdır.

    -Öyleyse ateş yakalım, gören namaza gelsin.

    -Bu iş de mecûsilerin bir adetidir.

    -Bayrak dikelim!

    Bu teklif de kabul edilmedi. Çünkü her yerden, özellikle de gece vakti görülmezdi.

    Toplanan şûradan bir karar çıkmamış ve öylece dağılmıştı müslümanlar.

    ***

    Ashab’tan Abdullah b. Zeyt b. Sa’lebe bir rüya görür ve kendisine ezan öğretilir. Sabah, namaz vakti hemen Peygamber Efendimizin yanına koşar ve gördüğü rüyayı anlatır. Peygamberimizin yanında olup rüyayı dinleyen Hz. Ömer aynısını kendisinin de gördüğünü, ancak Abdullah’ın daha erken davrandığını belirtir. Bu rüyanın sahabeden yedi, on dört veya yirmi kişi tarafından görüldüğü de rivayet edilir.

    Peygamber Efendimiz (SAV) bu rüyayı dinleyince;

    -İnşallah bu hak rüyadır. Kalk rüyada öğrenmiş olduğunu Bilal’e öğret. O bunları söyleyerek ezanı okusun. Zira O, sesçe senden daha gürdür. (5)

    Gerçekten görülen, hak bir rüya idi. Ve mü’minler ibadet zamanı bu çağrıyı yaparak bütün insanlığa on beş asırdır yüce bir mesaj sunmaya başladılar.

    Peygamber’imizin emri üzerine Bilal-i Habeş-i ezanı öğrendi ve ilk olarak sabah namazı vaktinde, Neccar oğullarından bir kadına ait yüksek bir evin üstüne çıkıp okudu. Daha sonraları ise ezan okunmak için Mescid’i Nebevi’nin arka tarafına özel bir yer yapıldı.

    Bu rivayetler de gösteriyor ki ezan Peygamberimizin de (SAV) onayını almış yani ikinci kaynak sünnetle de desteklenerek müslümanlar için bir şiar olmuştur.


    EZAN’IN FAZİLETİ

    Ezanın; İslam için önemini, sarsılmaz bir şiar olduğunu, tüm müslümanlar bilirler. Bunun sebebi de elbette Peygamberimizin konuya yaklaşımı ve bu çerçevede beyan ettiği sözlerdir. Sahih hadis kitaplarında geçen bazı rivayetleri önemine binaen buraya alıyoruz:

    1-Ebu Hureyre (RA) anlatıyor: Resûlullah (SAV) buyurdular ki; “İnsanlar, eğer ezan okumak ile namazın ilk safında yer almadaki (fazilet ve bereketi) bilseler bunu elde etmek için kura çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka bu yola başvururlardı.” (6)


    2-Ebu Hureyre anlatıyor: Resûlullah (SAV) buyurdular ki: “Namaz için ezan okunduğu zaman Şeytan oradan sesli sesli yellenerek (pis kokular çıkararak) uzaklaşır. Ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. Kamet başlayınca yine uzaklaşır. Kamet bitince yine gelip kişi ile kalbinin arasına girer ve ‘şunu hatırla, bunu düşün’ diye daha önce hiç aklında olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki, (buna kapılan) kişi kaç rekat kıldığını bilmeyecek duruma gelir.” (7)

    3-Muaviye (RA) anlatıyor: Resûlullahın (SAV) ‘Müezzinler kıyamet günü boy itibariyle insanların en uzunu olacaktır’ dediğini işittim.” (8)

    4-Ebu Said el- Hudri (RA) rivayet ediyor: “Resûlullah (SAV) buyurdular ki: “Müezzinin sesini işiten cin, insan ve her şey kıyamet günü Ona şahitlik edecektir.” (9)

    EZAN OKUNURKEN NEYAPMALI NE YAPMAMALI


    Ezan gayet önemli bir İslami şiar olduğundan okunduğu zaman bazı hallerden özellikle kaçınmamız ve buna paralel olarak bazı sözleri de söylememiz gerekmektedir. Bu durumu Peygamber Efendimiz (SAV) bize bildirmiştir:

    Abdullah b. Amr b. As’ın (RA) anlattığına göre Resûlullah (SAV) şöyle buyurmuştur: “Ezanı işittiğiniz zaman müezzinin söylediğini aynen (kelime kelime) tekrar ediniz. Sonra da bana selâtü selam okuyun. Zira kim bana selâtü selam okursa Allah ona on misliyle rahmet eder. Sonra benim için el-vesile’yi talep edin. Zira o, cennette bir makamdır ki; mutlaka Allah’ın kullarının birinin olacaktır. Ona sahip olacak kimsenin ben olmamı ümid ediyorum. Kim benim için el-vesile’yi talep ederse şefaat kendisine vacip olur. (10)

    Cabir (RA) anlatıyor: Resulullah (SAV) buyurdular ki: “Ezanı işittiği zaman kim ‘Allahumme Rabbe hazihid da’vetit tâmme...’ duasını söylerse Ona kıyamet günü şefaatim helal olur.” (11)

    Ömer (RA) anlatıyor: Resûlullah (SAV) buyurdular ki: “Müezzin ‘Allahu Ekber Allahu Ekber’ deyince sizden kim samimiyetle ‘Allahu Ekber Allahu Ekber’ derse, sonra müezzin, ‘Eşhedü enla ilâhe illallah’ deyince ‘Eşhedü enla ilâhe illallah’ derse, sonra müezzin, ‘Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah’ deyince ‘Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah’ derse; sonra müezzin, ’Hayye ala’ssalah’ deyince, ‘La havle vela kuvvete illa billah’ derse; sonra müezzin, ‘Hayya alal felah’ deyince ‘La havle vela kuvvete illa billah’ derse; sonra müezzin ‘Allahu Ekber Allahu Ekber’ deyince ‘Allahu Ekber Allahu Ekber’ dese; sonra müezzin; ‘Lailahe illallah’ deyince ‘Lailahe illallah’ derse Cennete girer.” (12)

    Sa’d b. Ebi Vakkas (RA) anlatıyor:Resûlullah (SAV) buyurdular ki: Müezzini işittiği zaman, kim ‘Ve ene eşhedü enla ilahe illallahü vahdehu la şerike lehu enne Muhammeden abduhu ve resuluh. Radeytü billahi rabben, vebi Muhammedin Resulen:Ben şehadet ederim ki bir olan Allah’tan başka ilah yoktur. O’na şerik (ortak) da yoktur. Muhammed, O’nun kulu


    ve Resûludür. Rab olarak Allah’tan, Resül (peygamber) olarak Muhammed’den, din olarak İslam’dan razıyım’ derse günahı affedilir.” (13)

    Ezanın sözlerini tekrar etmemek ve dua okumamak için kişinin; namazda, helada, cinsi temas gibi özel durumlarda olması gerekir.

    Ezan okunmaya başladığı andan itibaren kişinin yukarıdaki hadisler çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Evde, tarlada, işte çalışan, işini devam ettirir, bırakmasına gerek yoktur. Zikreden, Kuran okuyan, konuşan... kişiler ise sözlerini kesip ezana yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde eşlik etmelidirler. Ezanı duyan cünüp bile olsa bunları yapar. Ancak hayız ve nifas halinde olan, o ibadete memur olmadığı için tekrarına gerek yoktur.

    Ezanı huşu içinde dinlemek gerektiği hususunda Tahir’ül Mevlevi’nin başından geçen şu olay çok enteresandır: (Sadeleştirerek aktarıyoruz) “1345 Rebiül Ahir’in 17. günü idi. İstanbul’da Sultanahmet Camiin karşısında tapu dairesinin üst katından iniyordum. Davûdi bir ses ile okunan öğle ezanı daireyi çınlatıyordu. Birinci kata indiğim sırada, oda kapılarının birinin önünde çimento üstüne ve batıya doğru diz çökmüş, ellerini dua eder halde bağlayıp başını yana eğmiş bir hristiyan kadını gördüm ki, huşu içinde ezanı dinliyordu. Onun hristiyanken o hali almasına karşılık, benim ve benim gibilerin bu dini sedaya karşı ehemmiyet vermiyormuş gibi inip çıkması, gezip dolaşması beni utandırdı.

    Dinimin yabancısı o kadın beni adeta kınayan bir beden gibiydi. Vicdanımın pek kınayan sesiyle ‘Aman Ya Rabbi! Affet beni.’ diyebildim ancak.” (14)

    Ne dersiniz, bizim de kendimizi affettireceğimiz anlarımız çok mu acaba?...


    EZANIN SÜNNETLERİ ve ADABI


    1. Okumaya niyet etmek

    2. Kıbleye yönelmek

    3. Abdestli ve temiz olmak

    4. Vaktin girmiş olması

    5. Arapça orijinal haliyle okumak

    6. Dinleyenin ezan sözlerini yukarıda belirttiğimiz şekilde tekrar etmesi

    7. Müezzinin sesinin gür ve güzel olması. Güzel sesin insan üzerindeki etkisi malumdur. Mümin olsun kafir olsun ezanı Muhammediyi dinleyen herkes, güzel veya çirkin okuyuş karşısında etkilenir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (SAV) ezanı rüyada gören olduğu halde, Abdullah b. Zeyd’e, sesinin gür ve güzel olmasından ötürü, Bilali Habeş’e ezanı öğretmesini istemiş ve ona okutmuştur.

    8. Yüksekçe bir yere çıkıp okumak. Eğer elektrikli ses cihazı varsa buna gerek yoktur.

    9. Birer parmağını (şehadet parmaklarını) sağ ve sol kulağın içine veya üzerine koymak. Bu özellikle sesin daha gür olarak çıkmasını sağlayan, Peygamberimizin Bilali Habeşi’ye tavsiye ettiği doğal bir yöntemdir. Bu gün güçlü cihazlar olduğundan, ses yönden bir proplem yoksa da Peygamberimizin tavsiyesine uyma açısından şeklî uygulama devam ettirilmelidir.

    10. Ezanı yavaş yavaş, ağır ağır okumak. Kameti ise biraz seri okumak. Ezan sözlerinin ikincisini birincisinden daha uzun ve yüksek sesle okumak.

    11. ‘Hayya ales salah’ derken başımızı sağa, ‘hayya alal felah’ derken de sola çevirmek.

    12. Ezanı ayakta okumak.

    13. Ezan sözlerini sırasıyla okumak.

    14. Ezan sözleri arasında bekleme yapmamak, konuşmamak.

    15. Gereksiz uzatma ve nağme yapmamak.

    16. Ezanı bir kişinin okuması. Bazı sözlerini birinin, bazı lafızlarını diğerinin okuması uygun değildir.

    17. Sabah namazında, ‘hayye alel felah’tan sonra ‘es-Selatü hayrün minen nevm’ lafzını iki kere söylemek.

    18. Ezanın canlı olarak okunması. Kasetten okunan ezan muteber değildir.

    19. Ezan okunurken selam vermemek, almamak.

    20. Ezan bitince dua okumak, Peygamberimize salat, selam getirmek.

    EZANIN MEKRUHLARI

    · Ezanın sünnet ve adabından birinin terk edilmesi.

    · Fasık, günahı açıktan işleyen birinin okuması.

    · Cünüp ve abdestsiz okuma.

    · Kadının ezan okuması.

    · Oturarak okumak.

    · Kelimeleri değiştirecek dolayısıyla anlamı bozacak şekilde okumak.


    EZANI GÜZEL OKUMA VE MAKAMLAR


    Müminleri ibadete çağrı ve İslam’ın önemli bir alameti olan ezanı müslümanların güzel sesle okumaları elbette bir zarurettir. Müezzinlerin güzel sesli insanların arasından seçilmesi bu yüzden gerekli görülmüştür. Ancak şunu da hemen belirtelim ki; sadece güzel bir sese sahip olmak da yetmemekte, sesin terbiye edilmiş olması gerekmektedir. Güzel bir makam üzere okunan ezan insanı; dine, Allah’a daha çok bağlamaktadır. Kötü bir ses ve makamla okunan ezan ise kişide bir isteksizlik ve hoşnutsuzluk uyandırmaktadır.

    Okunan güzel bir ezanın, bazı insanların hidayetine de vesile olduğu da bilinen bir gerçektir. Bu konuda emekli müftü Celal Yıldırım bir hatırasını şöyle anlatır: “İzmir’de müftülük görevi yürüttüğüm yıllar idi. Kemeraltı Camiinin güzel sesli bir müezzini vardı. Bir sabah ezanını yine o güzel ve yakıcı sesiyle okuduğunda, camiye yakın bulunan devlet hastanesinin doğum bölümünde, doğum için kıvranan bir Fransız hanım, o ezanın dalga

    dalga yükselen ve gönülleri okşayıp insanı bambaşka bir aleme çeken sesini bir iç heyecanıyla dinlerken rahat bir doğum yapmış. Bu sesin tesirinden bir türlü kendini kurtaramayınca müslüman olmaya karar vermişti. Nitekim doğumdan birkaç hafta sonra müftülüğümüze müracat ederek müslüman oldu.” (15)

    Buna paralel olarak kötü ses ve makamla okunan ezanın ise ne kadar itici olduğu muhakkaktır. Ve hiçbir müslümanın buna hakkı yoktur. Bu çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığına büyük görev düşmektedir. Sesi, makamı güzel olmayanlara ya ezan okutulmamalı ya da uzun süren ciddi bir eğitimden sonra bu görev verilmelidir. Bunu bilen ecdadımız, müezzinlerin eğitimine büyük önem vermiş hele hele büyük camilerdeki görevlileri daha bir titizlikle seçmiştir.

    Müezzinlerin namaz vakitlerine göre şu makamlarda ezan okumaları uygun görülmüştür:

    Sabah ezanı; sabâ, dilkeşhâveran.

    Öğle ezanı; rast, hicaz.

    İkindi ezanı; hicaz, uşşak, bayati.

    Akşam ezanı; hicaz, rast, segah, dûgah.

    Yatsı ezanı; hicaz, uşşak, bayati, neva, rast.

    Osmanlı döneminde ve sonrasında adeta birer ekol olan belli başlı müezzin ve bestekâr hafızlardan bazıları şunlardır: Şakir Ağa, Hammamizade İsmail Dede, Hacı Haşim Bey, Rıfat Bey, Hafız Şevket, Hafız Kemal, Hafız Kerim vd.



    NERELERDE EZAN OKUNUR?


    · Beş vakit namaz vakti geldiği zaman.

    · Cuma namazı için.

    · Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunur. Peygamber Efendimiz (SAV) torunu Hasan doğduğu zaman kulağına ezan okumuştur.

    · Yangın ve savaş esnasında sıkıntıdan kurtulmak ve zafer için.

    · Yolcuların arkasından, özellikle hacca gidenleri yolcu ederken.

    · Rahatsız, sinir hastalığına yakalanmış bazı insanları teskin etmek için.

    · Bir beldenin fethedilmesinden sonra. Peygamber Efendimiz, Mekke’nin Fethi’nden sonra Bilali Habeşi’yi Kâbe’nin duvarına çıkartarak ezan okutmasından sonra, bu bir gelenek olarak devam ettirilmiştir.

    · Vitir, bayram, teravih ve diğer nafile namazlarda ezan ve kamete gerek yoktur.


    PEYGAMBERİMİZİN MÜEZZİNLERİ


    Asrı Saadet’te Efendimize hazarda ve seferde müezzinlik yapan bazı sahabiler olmuştur. Bunların en ünlü ve bilinenleri şunlardır:
    1-Bilali Habeşi: Asıl adı Bilal b. Rabah’tır. Peygamberimizin müezzini ve hazinedarıdır. Hz. Ebubekir O’nu Mekke döneminde köle iken satın alıp hürriyetine kavuşturmuştur. İslam yolunda çok büyük çile ve sıkıntılara katlanmıştır. Peygamberimizin vefatına kadar hep yanında olmuştur.
    2 - Abdullah b. Ümmi Mektûm:“ Tam adı; Abdullah b. Şureyh b. Malik b. Rebi’a al-Fihrî olup Hz. Hatice’nin dayısı oğludur. A’madır. Abese sûresinin ilk ayetlerinin inerek, Rabbimizin Peygamberimizi azarlamasına vesile olan zattır. Zaten bu yüzden Efendimiz O’nu gördüğü zaman, özel olarak ilgilenir, halini hatırını sorar ve şunları söylerdi: “Merhaba ey kendisi yüzünden Rabbimin beni azarladığı kimse, benden bir isteğin var mı?
    İki seferde Resulullah kendisini Medine’de vekil bırakmıştı. Özellikle sabahları, Ramazan’da Bilali Habeşi sahur ezanını, kendisi de sabah ezanını okurdu.
    Efendimizin bu iki zatı müezzin tayin ettiği hadis kaynaklarında geçmektedir.(16)

    3-Sa’d el-Karazî:İbni Mace’de geçen bir hadiste bu zatın Peygamberimizin müezzinlerinden olduğu belirtilmiştir. Ancak anlaşılan o ki uzun süre bu görevi ifa etmemiştir.(16/a)

    4-Ebu Mahzura (Semure b. Mi’yer) Peygamberimizin bizzat ezan okumayı öğreterek Mekke’ye, fetihten sonra müezzin tayin ettiği kimsedir.


    İLK MİNARE

    İlk minare hicri 58 Miladi 678 yılında Emevi Mısır Valisi Mesleme b. Muhalled zamanında, Kahire’de Amr b. As Camiinde yapılmıştır. Orada ilk ezanı ilk ezanı okuyan da ashaptan Şurahbil b. Amir’dir.

    Minareden sela verme adeti ise M.1300 yıllarında Mısır hükümdarlarından Melikun Nasr Seyfettinin emriyle Cuma namazından evvel konulmuştur. Bundan sonra bütün İslam dünyasında yaygınlaşmıştır. (17)


    EZANIN ŞARTLARI

    1. Niyet etmek.

    2. Vaktin girmiş olması.

    3. Sözlerin arasında herhangi bir boşluk bırakmamak, dünya kelamı konuşmamak.

    4. Arapça orijinal haliyle okumak.

    5. Tek bir kişinin başlayıp bitirmesi. Bazı sözlerini birinin bir kısmını diğerinin okuması olmaz.

    6. Cemaate duyurulması. Kendisi tek başına ise kendisinin duyması.

    7. Sözlerinin sırayla okunması.


    EZAN DUASI ve ÖNEMİ


    Dua müminin yaşamında çok büyük bir yer tutar. Günün değişik pek çok saatinde bir mü’min; Allah’a, peygamber(ler)e, meleklere, müminlere, ana-babasına, yakınlarına ve kendine dua eder. İşte bunlardan bir tanesi de ezan duasıdır.

    Peygamber Efendimizin biz mü’minlere öğrettiği ezan duası şu şekildedir:

    “Allahumme rabbe hazihid da’vetittâmme, vessalatil kâimeh, ve ati Muhammedenil vesilete vel fadilete veddereceter refi’ah. Veb’eshu makamem mahmûdenillezi va’atteh. İnneke la tuhliful mîâd.”

    Anlamı: “Ey şu eksiksiz mesajın ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammede (SAV) vesileyi ve fazileti ve yüksek dereceği ver! Vadettiğin övülmüş makama yükselt, ki sen asla vadinden dönmezsin.”

    Cabir (RA) den gelen bir rivayette Peygamber Efendimiz (SAV) buyururlar ki: “Ezanı işitiği zaman kim; ‘Allahumme Rabbe hazihidd’ve...’ duasını okursa ona kıyamet günü şefaatim helal olur.” (18)

    Ezan duasında geçen bazı terimlerin anlamı şöyledir:


    Da’vetüt Tâmme: Alimler tam ve eksiksiz mesajın, davetin, tevhid mesajı olduğunu belirtirler. Ki mü’min; ezanla hem bu mesajı haykırıp hem de Rabbine bu vesileyle bağlılığını bildirir.

    El-Vesile: Cennetteki yüce makamdır. Ve bu makam yalnızca bir kişiye verileceğinden buna en layık olan Efendimiz için dua etmemiz gerekmektedir.

    El-Fadile:Bu da yüksek bir derece ve makamdır.

    Makamı Mahmut: Pek çok üstünlükler ve faziletlerle dolu bir makamdır. Bu makama Peygamber Efendimizin ulaştırılacağına Kuran’da da işaret vardır. Allah (CC) buyururlar ki: “Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. Böylece Rabbini, seni, övgüye değer bir makama (makamı mahmuda) göndereceğini umabilirsin.” (19)

    Makamı mahmud derecesinin en büyük şafaat etme makamı, Resulullahın arş üzerine oturtulması, kürsü üzerine oturtulması, peygamberimizin ahirette insanlara üstünlüğü gibi dereceler de olabileceği, alimlerce belirtilmiştir.

    MÜEZZİN İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR


    1. Müslüman olma.

    2. Akıllı olma

    3. Erkek olmak. Kadınların ezan okuması hoş karşılanmamıştır.

    4. Mümeyyiz olmak yani ergenlik çağına yaklaşmış, iyiyi kötüden ayırt edecek bir kavrayışta olmak.

    5. Dinine bağlı, salih bir insan olmak.

    KÂMET


    Farz namazdan önce, ‘hayye ales salah’ sözünden sonra ‘kad kâmetis salah’ sözünün eklenmesiyle okunan ezana denir.

    Kamet okumak farz namazların sünnetidir.

    Kamet; ezandan sonra çabuk ve hafif hızlı bir sesle kıbleye karşı ayakta okunur.

    Kadının kamet okuması bazılarınca mekruh ise de kendi başına veya kadınlara yine bir kadının kameti caizdir. Fakat kadının erkeklere kamet getirmesi asla caiz değildir.

    Kamet getirilirken ‘Hayye ales salah’ten sonra, imamın kalkmasıyla cemaat de ayağa kalkar. İmam görünürde yoksa cemaat bekler.

    Her namaz için ayrı ezan ve kamet getirilir. Sadece Cuma namazı için iki ezan vardır. Bir mekanda (ev, cami gibi...) eğer ezan okunmuş, kamet getirilmişse tekrar getirmeye gerek yoktur.

    Kaza namazı için, başlangıçta getirilen bir kamet, çoğu alimler için yeterli görülmüştür. Ancak her bir kaza namazı için ayrı ezan okunabilir.

    Camiye giren kişi, o esnada kamet getiriliyorsa oturup cemaatle birlikte çağrıya eşlik etmelidir.

    Ezanı okuyan kişinin kamet getirmesi daha faziletli görülmüştür.

    Ezanla kamet arasını biraz ayırmak uygundur. Cemaate, abdest alıp namaza yetişecek kadar bir zaman tanınmalıdır. Özellikle akşam namazında buna dikkat edilmelidir.

    Müezzin kametin vaktini cemaatın durumuna göre ayarlamalıdır. Eğer sünnet namazını hala kılmakta olan belli sayıda insan varsa kamet biraz geciktirilmelidir.

    Kamet getirdikten sonra araya başka sözler ve işler girmemelidir. Eğer uzun bir fasıla girdiyse kameti yenilemek gerekir.

    Ezan okunurken sözlerini tekrarlamak sünnet, ama kamette değildir.



    EZAN SÖZLERİ


    Türkçe okunuşu:

    “Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber.

    Eşhedü enla ilâhe illallah, eşhedü enla ilâhe illallah.

    Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah.

    Hayye ales-salah, hayye ales-salah.

    Hayye alel-felah, hayye alel-felah.

    (Kamet getirilirken burada şu cümle eklenir ve devam edilir: Kad kametis-salah, kad kametis-salah)

    (Eğer sabah ezanı okunuyorsa şu ifade eklenir: Essalatü hayrun minen nevm, assalatü hayrün minen nevm)

    Allahu ekber, Allahu ekber.

    Lailahe illallah.”

    ANLAMI:Allah (her şeyden ve herkesten) en büyüktür.. Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. Hz. Muhammedin Allah’ın Resulu olduğuna şehadet ederim. Haydi namaza (koşun). Haydi kurtuluşa (gelin). Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur.


    EZANA EKLEMELER


    Peygamber Efendimizin bize öğrettiği ezana ilave yapmak caiz midir?Bu Asrı Saadette veya devam eden dönemlerde olmuş mudur?

    Bilali Habeşi’nin başından geçen olayı hatırlayalım:

    Bir gün sabah namazını haber vermek üzere Nebi (SAV) in yanına gider. Ancak Efendimizin uyuduğu kendisine haber verilir. Bunun üzerine kendisi şunları söyler: ‘Es-selatü hayrün minen nevm=namaz uykudan hayırlıdır’ Bu ifade Peygamberimizin çok hoşuna gider. Ve bundan böyle sadece sabah namazı için bu ilavenin yapılmasını uygun görür, onaylar ve emreder. (20)

    Resûlullah (SAV) hayatta iken ezana başka ilave yapmaz ve hep bu şekilde okunur.

    Ancak Şiiler bu genel uygulamanın dışında iki ifade kullanır. Birincisi, ikinci şehadetten sonra “Eşhedü enne aliyyün veliyyullah=Ben şehadet ederim ki Ali Allah’ın dostudur” ifadesidir. İkincisi ise, ‘hayye alel felah’tan sonra “Hayya ala hayril amel=amelin hayırlısına gelin” cümlesidir.

    Bu iki ifade şiilerin sahih kaynaklarında yer almasa bile uygulamada genel kabul görmüş ve tatbik edilmiştir.

    Ancak İslam dünyasının ekseriyetinde bilinen ve Peygamberimizin okuduğu ve öğrettiği şekliyle kıraat edilmektedir ve ilave yapılması da uygun görülmemiştir.

    TÜRKÇE EZAN SAFSATASI

    Asırlardır bütün bir İslam Dünyasında orijinal haliyle okunan ezanı Muhammedi, her ne hikmetse ülkemizde bir dönem Türkçe olarak okundu. Bütün bir halkımızı madden ve manen yaralayan, üzen bu dönem tam 18 yıl sürdü.

    Osmanlının son döneminde bilindiği gibi belli başlı şu akımlar ortaya çıkmıştı: Osmanlıcılık, Türkçülük, Batıcılık, İslamcılık...Türkçü çizgide olanların (hepsi değilse bile önemli bir kısmının) gündeme getirdiği hususlardan birisi de Türkçe ibadet olayıdır. Ziya Gökalp’ın Osmanlıcılıktan Türkçülüğe geçmesinden sonra bu meseleye yazılarında sıkça yer verdiği görülmektedir:

    “Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur

    Köylü anlar manasını namazdaki duanın

    Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’an okunur

    Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Huda’nın

    Ey Türk oğlu işte senin orasıdır vatanın.”

    Bu görüş bazı çevrelerde taraftar bulsa da büyük bir kesimin tepkisini çeker. Daha sonraları 1928’de Darul Funun İlahiyat Fakültesi Müderrisler Meclisinde konuyla ilgili olarak M. Kemal Atatürk, bir karar çıkartsa da, gelen yoğun tepki ve tartışmalar üzerine mesele ertelenir.

    Ancak fazla zaman geçmeden 1932 yılında yine M. Kemal Atatürk’ün bizzat takibi ile Türkçe ezan tatbikata konuldu. Hafızlardan oluşan dokuz kişilik bir heyet Konservatuar’dan getirilen sazlar eşliğinde ezan ve kameti Türkçeleştirdiler. Ve ardından Konservatuar üyesi İhsan Bey’in çalışmasıyla Türkçe ezan bestelendi

    Ve Türkçe ezan, tekbir, kamet, 3 Şubat 1932 yılında Kadir Gecesinde Ayasofya Camiinde okunmaya başlandı.

    Belirlenen Türkçe ezan şöyleydi:

    “Tanrı uludur (dört kez)-Şüphesiz bilirim ve bildiririm Tanrı’dan başka yoktur tapacak (2 kez) - Şüphesiz bilirim bildiririm Tanrı’nın elçisidir Muhammed (2 kez) – Haydi namaza , haydi namaza – Haydi felaha, haydi felaha – (Namaz uykudan hayırlıdır) – Tanrı uludur, Tanrı uludur – Tanrı’dan başka yoktur tapacak.”

    SIKI TAKİBAT


    Yeni uygulamanın tüm Türkiye’de tatbiki hayli zaman aldı. Daha doğrusu bunda tam bir başarı sağlanamadı. Yönetim ezanın Türkçe okunması için çok sıkı tedbirler aldı. Buna riayet etmeyenlere polis ve jandarma kuvvetleriyle takibat yapıldı.

    Cemaat ve cami görevlilerinin Türkçe ezan okuma hususunda, çok ilginç kaçamak uygulamalar oldu: Ezanın çocuk ve delilere okutulması, ezanın Türkçe olarak yüksek sesle okutulmasından sonra Arapça’sının hafif bir sesle de olsa okutulması veya görevli olmayan kişilere Türkçe’sinin okutulması... gibi.

    Bu pasif direniş ve uygulamaların yanı sıra yer yer ciddi tepkiler geldiyse de, bu tür eylemleri, kolluk kuvvetleri var gücüyle bastırdılar.

    Bu eylemleri yapanlar ve Arapça ezan okuyanlar için, 1941’de yapılan bir kanun değişikliğiyle; ‘Arapça ezan ve kamet okuyanlar üç aya kadar hapis ve on liradan iki yüz liraya kadar para cezası ile cezalandırılması” hükmü getirildi.

    Bu uygulamalardaki kolluk kuvvetlerinin etkisini İslamcı Şair İsmet Özel, bir şiirinde şöyle ifade eder:

    “Binlerce yılın yabancısı bir ses

    Değdi minarelere: Tanrı uludur, Tanrı uludur

    Polistir babam, Cumhuriyetin kuludur.”


    EZAN DELİLERİ VE YASAĞIN KALKMASI

    Yasa çıkarılmış, güvenlik güçleri sürekli takibatta olsa da millet bu uygulamayı benimsememiş, hazmetmemişti. Arapça ezanı; hapis pahasına, dayak, işkence ve delilik yaftası pahasına okumaya devam edenler vardı. Özellikle M. Kemal Pilavoğlu şeyhliğindeki Ticaniler bu işin öncülüğünü yapıyordu. Resmi zevatın bulunduğu yerlerde bazı gönüllüler, Ezanı Muhammedi’yi okuyor ve bu yasağa kendilerince direniyorlardı.

    Meclis dinleyici locasında, bir milli maçta Dolmabahçe Stadı’nda, Ankara valisinin huzurunda ve ülkenin değişik şehirlerinde müritler, Arapça ezan okuyor ve verilecek cezaya da razı oluyorlardı.

    1946 seçimlerinde halkın Demokrat Parti’ye yönelmesi bu konuyu tekrar gündeme getirdi. Ve 16 Haziran 1950 Ramazanının arefesinde Mecliste yapılan bir değişiklikle Arapça ezan serbest bırakıldı. Adnan Menderes Hükümetinin en ses getiren icraatlarından olan ve bazı odakların hiç unutmadığı, affetmediği bu olay, idamında da bir gizli gerekçe olarak gündeme getirilmiştir.

    Yasağın kalkmasıyla halk meydanlara, cami önlerine dökülerek secdelere kapanmış, kurbanlar kesmiş ve bir kez daha kazanmıştı.

    Ezanın bir başka dilde okunmasının (Türkçe, İngilizce, Rusça vs.) mümkün olmayacağı, buna fetva verilmediği tüm fıkıh kitaplarında belirtilmektedir. Sadece geçici bir süre için, aslını öğreninceye ve dili dönünceye kadar okunmasına İmam Ebu Hanife tarafından fetva verilmiştir. Bu fetva da hem geçici bir durum içindir hem de İmam Azam’ın bu fetvadan sonra vazgeçtiği belirtilmiştir. Üstelik O’nun dışında ulemanın tamamı da bunu geçici süre için bile olsa onaylamamaktadır.

    Ve bu yüzden ezan İslam’dan önce Arapların bildiği bir usul ve metin değil, İslam’dan sonra bulunup uygulanmıştır. Kaynağı da ilahidir, nebevidir. İşte o tarihte bu metinle başlayan ezan 15 asırdır bütün İslam Aleminde aynı şekilde, aynı metinle, aynı dilde okunmuş, dili ve kavmiyeti ne olursa olsun bütün müslümanlar onu duyduklarında ezan olduğunu anlamışlar, gerekli icabeti göstermişlerdir. Ezanın dili değiştirilecek olursa onun şiar olma özelliği kaybolur, ümmete ait olmaktan çıkar, sünnete aykırı “ulusal ezan” olur. Ezanı böyle bir değişikliğe uğratmak da asla caiz değildir. (21)

    Müslümanları birbirinden bu anlamda ayırmaya, ibadetlere nifak sokmaya ve Türkiye’mizi İslam Dünyasından koparmaya kimsenin gücü yetmez. Bu kimsenin haddi de değildir.
    UZMANLAR KONUŞSUN

    Çağımız uzmanlık çağı. İnsanlar yıllarını bazı alanlara hasrederek araştırmalar yapıyor, güzel (veya çirkin) eserler ortaya koyuyorlar. Herkesin her konuda konuşması kadar yanlış bir şey olmazken, maalesef ülkemizde bu iş tamamen böyle olmaktadır. Hele hele insanların dünya ve ahiretlerini ilgilendiren dini meselelerde, mutlaka konuya hakim insanların konuşması ve dinlenilmesi gerekmektedir. Ancak, önüne gelen dinle ilgili ahkam kesmekte, insanları yanıltmakta, dünyasını da ahiretini de heba etmektedir.
    DİNE MÜDAHELE

    Tüm bu yapılanlarda, görüldüğü gibi dine apaçık bir müdahele vardır. Dinin sahibi olan Allah (CC) ve O’nun koyduğu hükümleri izah ve tebliğ eden peygamberi Hz. Muhammedin (SAV) emretmediği yapmadığı bir şey nasıl istenebilir? Bu aslında bir açıdan ilahlık taslamaktır. Hz. Muhammed; “Beni nasıl namaz kılar görüyorsanız, siz de öyle kılınız.” buyurmuştur. Bu hadis, bizim için ibadet dilinin mahiyeti hakkında, rehber bir ifadedir.

    Yukarıda da belirttiğimiz gibi; sahabe, tabiin, etbeü tabiin dönemlerinde ve günümüze gelinceye kadar tüm alimler, müctehidler, ibadetin, ezanın Arapça orjinaliyle yapılması gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Onlar bu işi bilemedi, düşünemedi de bizim, Kur’ana doğru dürüst mana bile veremeyen çağdaş müctehitlerimiz mi bilecek?


    İSLAM’IN EVRENSELLİĞİ

    İslam evrensel bir dindir.

    Zamanla sınırlı değildir. Bundan asırlarca evvel gelmiş ve işi bitmiş bir din değildir.

    Mekanla sınırlı değildir. Arabistan Yarımadası’nın sınırlarına hapsolmuş bir din değildir.

    İnsanlarla bir ırkla da sınırlı değildir. Her ne kadar Arap olan bir peygambere ve topluma indi ise de, mesaj bütün insanlığadır. Eskimo da, Çin’li, Kızılderili, Himalaya’daki bir çoban da, Afrika ormanlarında yaşayan bir kabile üyesi de bu mesaja muhataptır.

    Ezanı mahallileştirmek işte bu evrensel ilkeye de aykırıdır.



    BİR İSLAM ŞİARI: EZAN



    Günde beş vakit semaları inleten ezan; İslam’ın sembol sözlerinden birisidir. Kelime-i Tevhit, kelime-i şehadet nasıl ki İslam’a girişin bir belirtisi ise, ezan da bir şahsın, beldenin, milletin, memleketin İslam’la olan bağını haykıran bir kutlu nidadır. Tahirül Mevlevi’nin ifadesiyle, “elfazı kalile ile mesaili itikadiye ve ameliyenin hemen kâffesini hülasatan câmi ve şâmildir.” Yani İslam inancı ve uygulamalarının tamamını, az söz ile özetleyen ifadelerdir. (22)

    Bediüzzaman Hazretlerinin belirttiği gibi, “tevhidin ilanı, Allah’ın rablığını, kulluğu ilanın bir vesilesidir.” Hazreti Muhammed’in yüceliğini, üstünlüğünü duyurmadır. Kişileri ibadete çağrı, kurtuluşun İslam’da, imanda olduğunu her şeyin Allah’la başlayıp bittiğini sunmadır.

    “Ezan baştan başa bir özgürlük bildirisidir. Müslümanları, Allah’tan başka hiçbir güç tanımadıklarını, O’ndan başka hiç kimsenin önünde eğilmelerinin söz konusu olmadığının bütün dünyaya duyurulmasıdır. Müminleri Allah’a itaat etmeye, şuura, uyanıklığa, takvaya ve İslami dirilişe bir davettir.” (23)

    Ezan müminleri Allah’a ibadet etmeye davet ederken, gayri müslimleri Allah’a teslim olmaya çağırır. Zaten bu ilâhi özellikten dolayıdır ki, ezanı dinleyen pek çok gayri müslim etkilenmiş, bir kısmı da müslüman olmuştur.

    Ezanın İslamın evrenselliğini haykıran önemli bir şiar olduğunu ve adeta şahısların taşıdığı bir kimlik misali, dini aidiyeti, tabiiyeti bildiren bir faktör olduğunu belirten değerli ilahiyatçı Prof. Hayrettin Karaman şunları yazar: “Müslümanlık aynı zamanda bir kimliktir. Bu kimliği taşıyanlar, dil, renk, vatandaşlık, coğrafya, sosyal sınıf, milli kültür, etnik özellik üzerinde bir birliğin üyeleridir. Bu birliğin adı İslam Ümmetidir. İslam ümmetini (Müslümanların bütününü) diğer din ve ideoloji mensuplarından ayıran ve tanınmalarını sağlayan işaretlere, sembollere, belliklere ‘şiar’ denir. Şiarlar müslümanlardan, uluslardan birine veya bir kaçına değil , bütün müslümanlara (ümmete) ait şiarlardır. İslami şiarlar görüldüğünde veya işitildiğinde, o kimsenin o şeyin ve oranın müslüman olduğu, İslam’a ait bulunduğu anlaşılır.”(24)

    Özetle Üstad Necip Fazıl’ın söylediği gibi; “ezan bir şehadet parmağı halinde gökleri delen, minarelerden asli lisanıyla buram buram yükselen ve tek harfinden ayrılmayan ulvi bir sestir.” (25)



    KAYNAKLAR

    1. Ahmet Haşim- Bütün Şiirleri Derl.Asım Bezirci Can Yay. İstanbul 1983

    2. Abdulhak Hamid Tarhan Bütün Şiirler- 3 Hep Yahut Hiç Dergah Yayınları Kasım 1982 sh.181-182

    3. Arif Nihat Asya- Dualar ve Aminler Yağmur Yay. İst.1973

    4. Celal Yıldırım- Kaynaklarıyla İslam Fıkhı Uysal Yay. 3.bsk 1.cilt sh.149-169

    5. Prof. Hayrettin Karaman- İslam’ın Işığında Günün Meseleleri Yeni Şafak Yay.1996 sh.13-17

    6. Heyet- Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Marifet Yay. İst. 1990 sh.259-260

    7. Heyet- İlmihal 1 İman ve İbadetler İsam Yay. İst.2000 7.bsk.sh.266-270

    8. Hüseyin K. Ece- İslam’ın Temel Kavramları Gerçek Hayat yay. sh.170-173

    9. İmam Nevevi- Dualar ve Zikirler Ter.Abdulhalik Duran Hikmet Neşr. Sh.67-76

    10. İsmail Kaya- İslam Dini ve İlmihali Madve Yay. sh.126-127

    11. N.Fazıl Kısakürek Çile Büyük Doğu Yay. İst. 1992 18.bsk

    12. Ömer Nasuhi Bilmen- Büyük İslam İlmihali Sad.A.Fikri Yavuz Bilmen Basın Yay. İst. 1990 sh.141-146

    13. Seyyid Sabık- Fıkhüs Sünne Ter.A.Sarıoğlu-T.Tekin Pınar Yay. 1986 1.cilt sh.114-126

    14. Prof. Süleyman Ateş-Yeni İslam İlmihali Kılıç Kitabevi Ank. 1983 4.bsk. sh.132-136

    15. Tahirül Mevlevi Olgun- Müslümanlıkta İbadet Tarihi Abdullah Işıklar Yay. 2.bsk. 1963 sh.58-66

    16. Tevfik Fikret Rübâb-ı Şikeste İnkilap Yay. İst. 1985 sh.358

    17. Doç.Vecdi Akyüz Mukayeseli İbadetler İlmihali Yeni Şafak Yay. İst. 1995 1.cilt sh.381-392

    18. Prof. Vehbe Zuhayli- İslam Fıkhı Ansiklopedisi Risale Yay. 2.bsk İst. 1.cilt sh.415-439

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    Bu çok güzel açıklamalar ve anlatım düzenini yukarıdaki sapkın sözlerin üzerine okumak güzel oldu. Teşekkür ederim.

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    Alıntı h sadık´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    1 - ilmin kapısı dörttür

    2 -namzda şejdaya inmek dörttür

    3 -kitap dörttür

    4 - büyük peygamber dörttür


    aşağıda rahmet kapıları acılması için okunan ezanı muhammed dörttür

    şimdiki ezan coğaltılmış dördü gecmiştir dört tane fazlalık vardır rahmet kapıları kaplıdır




    EZAN
    1- ALLAHU ÖKBER

    2 - YALEL SELA ====ALİ GEL

    3 - YALEL FELA ===== MUHAMMET BURADA

    4 - ALLAHU ÖKBER MUHAMMET

    EZAN MİLLETİ HARBE ÇAĞIRMAYA
    sabah namazında ve harbe okunur
    BEŞİ SEFER VAKTİ YOKTUR
    Senin yazdıklarının hepsi uydurma bence .senin gibiler canı sıkılınca ne yapıcağını şaşırdığı için(tabi sen herşeyi şaşırmışın)böyle cahil cahil,kendinizi bilmez yazılar yazıyorsunuz.imla kurallarına bile uymamışın,bazı kelimelerinde harfleri eksik,yanlış yazmışın.amacınız anlamış değilim.
    Birde bu kadar savunuyorsunuz yazdığınız yazıyı kaynağını gösterinde bakalım.:mad::mad::mad:

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    96
    Rep Gücü
    0

    Cevap: hz Muhammet zamanında okunan ilk ezanı muhammet

    sayın arkadaşlar tavuk dahi su içerken Hz Allaha bakar

    sizler hala doğruyu bin dört yüz yıl önce aramaya calışıyorsunuz

    halbuki hak imamı hz muhammedi ve onun ehlibeyitini hızır eleyi selamı askerde nöbet yerinde insan şeklinde nur olarak görmesinden daha elli yıl gecti kendisi yaşıyor fiziki elle tutulur gözle görülür bir tabur asker şahitli isbatlı kanıtı var aynı zamanda her an her zaman hakkin cemali nurundan zamanı zaman içinde görüyor gönül gözü acık ehlibeyitin canını kanını taşıyor yani ehlibeyitin ta kendisi yunus emrenin ruhunun ta kendisi

    okuma yazması yok haktan bu sözler böyle geliyor sizler bu sözleri safsata diye adlandırıyorsunuz gecmiş kimselerin sözlerini kaynak olarak görüyorsunuz aklınız nerede vucudu 104 kitap olan erenlerin üyesinemi inancaksınız canızdan soru soranamı inancaksınız yoksam arapların hz muhammede dayandırdığı yanlışlaramı inancaksınız

    bu konuları her gelen hak aşığı tarih boyunca söyledi
    o tarihte iletişim ses kayıt yoktu şimdi hak aşığının ağzından cıkanı anında kayıta alıyoruz hak aşıkları her satırı bir defa dile getiriyor
    asla bir satırın ömründe tekrarı yok

    hak aşıklarının ağzından cıkan mürşittir mürşit ise kuranı kerimdir kimki kurAnı kerime inanmzsa işte kafir odur

    hz Allah kıyamete kadar imam öğretmen gönderip dini öyle koruyor

    sizlerin doğru gördüğü her şeyin yüzde doksan beşi yanlıştır


    benim imla hatamı görüyorsunuz ben ilk okulu kırk beş yıl önce erzurumda bitirdim siz bana minnetter kalın bu değerli bilgileri size ulaştırdığım için
    ama hak aşığının haktan gelen hak kelamını göremiyorsunuz


    ALLAH AŞKINA ŞU SATILARI OKUYUN ŞU SESİ DİNLEYİN ARTIK YANLIŞI BIRKIN HZ MUHAMED BİN DÖT YÜZ YIL ÖNCE DEĞİL NURU YERLE GÖK ARSINDA BİZLERDE O NURUN İÇİNDEYİZ üç nesneden halk olan erenler her an her zaman o nurdan alemi seyrediyor
    hz muhammede hızır eleyi selama sözü ulaşan var

    aşağıda cözün bakın hak aşıkları kimlermiş

    http://www.supermeydan.net/forum/for...hread8734.html

    BU SESİN YAZIYA CEVRDİM AŞAĞIDAKİ BEYİTTİR


    bakın orjinal sesi ben sizler gibi gecmişten bahsetmiyorum
    sırdaki yeşil kurAnı kerimi sırdan okuyandan bahsediyorum ve şöyleydi böyleydi demiyorum işte bu gün bu an
    kanıt var yanlışsa gerceği budur diyorum
    bu ilmin ilk nasıl olaylarla başladığının yazısı yine bu forumda mevcut baştan okuyun

    umarım idrak eder anlarsınız

    HANCI PERVANE

    Yareb amaan
    Kabeda bir taş vardır
    Heceril esvet taşı derler
    Yere inmiştir hey

    Çümlesinin çümlesinin ya hu
    Evrahı o taşa gider
    Çümlesinin evrahı o taşa gider

    Hele yazılana hoş derler eeey
    Günahkar kulunun soluna yazarlar
    Sağ tarafından yazılırsa hoş derler eey

    Defterim ayandır dile karşı
    Söylesen sevdiğim güle karşı
    Helen gelir gider eger doldurmazsan
    İmanınan güleç derler eey boş derler eey

    Ah hele boşun yolu her mahluğa uğrar
    Küleğin dolu olursa yine ademden gelir
    Bir doğru kul olur da sağı kevser ile
    Abu hayat abu zemzem abu ayvan
    Sağı sol olur heey

    Aşıklar kervanını her renge ağlar
    Her renkten alır aşık
    On iki derstir on iki dersi
    Bitirirde kalır 124000 nebiyle beraber gelipte varır

    Ah hele hertafı baş olur heey
    Kudretinden her kıldan bir gözdür
    Hic bir sakın yahu
    Evliya evsiya nerde bir iş yaparsa
    Gözler gözler yüzdür ona

    Ah hele her tekkeden türbeden beraberde renk acarlar
    Hakkın emrinden başka söylemezler kötüdende kacarlar

    Aşıklar türlü matah acarlar
    Yüz dört kitabınan defter acarlar eyler eey

    Yüz dört kitabın manası haktır
    Hak diyen rahmet deryasından alır
    Badeyle dolu dolu içer kacarlar heey

    Cennette vardır onun rengi
    Cennette vardır onun rengi
    İlkin yardılmıştır ruhu dengi

    Ah helen bir isim sevdiğiyle beraber acarlar heey

    Benim ismim hancı pervane
    Yarın ismi zöhre hanımdır
    O gürcistanda göründü emme
    Bilmem doğru bilmem ziyanmı canımdır
    Bilmem doğru bilmem ziyanmı bu canımdır heey eyler eyy

    Ak yareb aman bir rüyayı hatm eyledim
    Derdi dermanını söyledim

    Hancı aşık derler niyetimi tamam eyledim
    Ağrı dağında defter acarlar bana ya tabib

    HANCI PERVANE

    Yareb amaan ya tabip
    Seyrancakta bir güzele mest olmuşum
    Biri la mekandadır biri mekandadır
    Her deminde ırkar olmuşum
    Biri bahaderdir biri çok mekandır

    Ah hele derdim ile derman almışım
    Biri fermandadır biri gül mekandadır
    Bezustan eylemişim gönlümün şadını
    Irkara vermişim kendi sıfatımı
    Biri akılda biri her mekandadır

    Ah hele çabalamış şaha nata yetişe hanı
    Şadını sakladım ben de ben de bu canı
    Biri gürrevikte biri gülü mekandadır

    Harfiyle de bahara hayel eyledim
    Erenler babında ayar eyledim
    Biri gürrevikte biri gülü mekandadır

    Ah hele yakın sarrafımı şaha çıkarttım
    Yarınnan bende baktım da aktım
    Herkesin yüzüne seyrancakta baktım
    Biri ementide biri Dür mekandadır

    Ah hele hayel kurdum ben Zöhre yarı Gürcistan’da
    Hancı oldum ya hu geldim her mekanda
    Biri akılda biri kan mekandadır hey
    Hancıyam Pervane yeter bu cana hey

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Hz. Muhammet Zamanında Tuvalet Adabı
    deklem Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 22
    Son mesaj: 24-12-2014, 10:51 PM
  2. Dr. Muhammet Dilber Hakkında Hasta Yorumları
    dogangunes Tarafından Estetik Cerrahlar, öneriler sorular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-09-2014, 04:59 PM
  3. Yorum: 21
    Son mesaj: 24-05-2010, 03:46 PM
  4. MUHAMMET ALİ
    ErDaLL Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-09-2007, 03:53 AM
  5. Hz.Muhammet (sav)'in duaları
    Nil@y Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-11-2006, 08:09 AM
Yukarı Çık