KUR’AN’IN ARAPÇA İNME SEBEBİNİ AÇIKLAYAN AYETLER

• Ey Muhammed! Biz bu Kur’an’ı / (bu ilahi Vahyi), Allah bilinciyle yaşayanları / Allah bilincini içlerinde canlı tutanları / Allah’a ortak koşmaktan sakınanları müjdelemen ve ortak koşucu Arapları / inatçı toplumu / insanları / seninle anlamsız ve boş tartışmalara girenleri / inadından direnip duranları, (başlarına gelecek konusunda) uyarman / uyandırman için, senin dilinle (anlaşılmasını) kolaylaştırdık. (MERYEM,97)
• Ey Muhammed! İndirilen o ruh-ul emin / güvenilir Vahyi, senin kalbine, ana dilin olan apaçık bir Arapça ile indirdik ki dili Arapça olan halkını ruh-ul emin / güvenilir bilgi Vahiy ile uyarasın / onunla insanları uyanışa çağırasın diye. (ŞUARÂ,193,194,195)
• Bu Kur’an’ı Arapça olarak indirdik ki, belki ortak koşucu Araplar anlarlar da öğüt alırlar ve Allah’tan sakınırlar / Allah bilinci içlerinde iyice yerleşsin / Allah bilincinde olurlar / saygılı olurlar / korunup sakınabilsinler diye. (ZÜMER,28)
• Dili Arapça olarak bilinen bir topluma, anlamaları için, Arapça bir Kur’an olarak ayetleri / belgeleri açıklanmış / ayrıntılanmış / bilinçlenmek isteyen bir halk için ayetleri apaçık açıklanmış bir Kitap’tır. Bir müjdeci / hem müjdeci / müjdeleyici ve bir uyarıcıdır / hem uyarıcıdır. (FUSSİLET,3,4)
• Eğer, Biz Kur’an’ı Arapçadan başka bir dilde indirseydik / onu yabanci dilde bir Kur’an yapsaydık / Kur’an’ı, yabancı bir dil ile ortaya koysaydık, ortak koşucu Araplar: ”Onun ayetleri / öğretileri ayrıntılı açıklanmalı değil miydi / keşke ayetleri anlaşılır olsaydı / Arab’a yabancı dilde bir Kitap olur mu / hiçbir şey anlamıyoruz, neden Arapça değil / başka bir dilde (bir Kitap) ve Arap bir (elçi) öyle mi?” diyeceklerdi. İster yabancı dil olsun, ister Arapça olsun, o Kur’an, inanmak isteyenlere bir rehber / yol göstergesi / bir kılavuz, bir şifadır / doğruluk göstergesi ve gönüllerine bir şifadır / şifa (kaynağıdır) / sorunları için bir çözüm kaynağıdır. Arapça olmasına rağmen, inanmayan Araplar, sanki uzak bir yerden bağırılıyor da, ne söylendiğini anlamıyorlar / kulaklarında bir sağırlık olduğu için kapalı ve anlaşılmaz geliyor / (onların kalpleri) bu Kur’an’a kapalıdır / onu uzaklardan gelen ses gibi algılıyorlar / Kur’an onlar için bir körlüktür. Böylelerine çok uzak bir mekândan seslenilmektedir. (FUSSİLET,44)
• Hâ, Mîm. Apaçık / ayan-beyan bilgi veren Kitaba yemin olsun ki, dili Arapça olan halk anlasınlar, düşünsünler diye / aklınızı kullanarak anlamanız için, bu Kitabı Arapça bir Kur’an kıldık / Biz, onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an yaptık / dile gelsin apaçık Kitap! Kuşkusuz, lafzı Arapça olan bu Kur’an içeriği, yanımızda bulunan yüce ve çok hikmetli / çok bilge ana Kitaptandır / o, katımızdaki yüce bilgelik kaynağı ana Kitaptan gelmektedir; bundan hiç şüpheniz olmasın. Tüm insanlık içindir. (ZUHRUF,1,2,3,4)
• Ortak koşucu Araplar anlayıp öğüt alsınlar / düşünsünler diye, Kur’an’ı Arapça indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık / senin dilinle indirerek kolaylaştırdık ki, düşünüp ibret alsınlar. (DUHÂN,58)
• Biz Kur’an’dan önce, Musa’ya (İbranice olarak) Kitabı / Tevrat’ı bir yol gösterici / önder ve bir rahmet / sevgi (pınarı) / nimet olarak indirmiştik. Bu Kur’an’ı da, Arapça olarak indirdik ki, ortak koşucu Araplar / insanlar uyansınlar ve güzel davrananlara / iyilik / iyi işler yapanlara da bir müjde olsun diye / bu Kur’an; önceki çağlardan doğru namına ne kalmışsa hepsini sürdürmek, zulmedenleri / haksızlık edenleri uyarmak, güzel ahlâk sahiplerini de müjdelemek için Arap diliyle gelmiş bir Kitaptır. (AHKAF,12)
• Biz onu anlayasınız diye, Arapça okunmak üzere gönderdik / diliniz Arapça olduğu için, anlayasınız diye, Arapça bir Kur’an olarak indirdik. (YUSUF,2)
• Halkının dili Arapça olduğu için, Biz bu Kur’an’ı sana Arapça olarak indirdik ve Kur’an’da, tehditleri, uyarıları tekrar tekrar anlattık ki belki Araplar / insanlar sakınırlar da, Kur’an onlar için bir uyarı olur diye. (T HÂ,113)
• Kur’an’ı Arapça değil de, yabancı bir dilde indirseydik, Kur’an ayetlerini ortak koşucu Araplara, yabancı bir dille anlatsaydın, anlamadıkları için ona itiraz edeceklerdi. (ŞUARA,198,199)
• Ortak koşucuların: “bunları Muhammed’e bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İşaret ettikleri insanın dili Arapça değildir / yabancıdır. Oysa ki Muhammed’in dili Arapçadır ve gönderdiğimiz ayetler de apaçık Arapça bir dildir / bu Kur’an düzgün bir Arapçadır. (NAHL,103)