KUR’AN; Allah’ın Işığı / Nûru Ayetleri

• Allah göklerin ve yerin nûrudur / ışığıdır / aydınlığıdır / aydınlatıcısıdır. O’nun ışığının / nûrunun / aydınlığının örneği içinde lâmba / ışık bulunan bir kandile / penceresiz bir oyuğa benzer. O ışık / lâmba / kandil bir cam kap / fanus içerisindedir. O cam kap / fanus ise sanki inci gibi parlayan bir yıldız gibidir. O, mübarek / bereketli bir ağaçtan, ne Doğu’ya ne de Batı’ya ait olan bir zeytin ağacından tutuşturulur / yakılır. Yakıtı / yağı o denli (berraktır ki), kendisine ateş değmese / dokunmasa bile neredeyse kendiliğinden ışık / aydınlık saçar. Nûr üzerine nûr / ışık üzerine ışıktır / parıl parıl parıldar. Allah dileyeni / dilediğini Kendi nûruna / ışığına ulaştırır / kavuşturur / kılavuzlar / Kendi aydınlığında yürütür. (NÛR,35)
• Allah’ın nûrunu / ışığını laf kalabalığı ile / sözleriyle / ağızlarıyla söndürmek istiyorlar / Allah’ın ışığını / Kur’an’ı, yok sayıyorlar. Ortak koşucu din adamları Allah’ın ışığı Kur’an’ı örtmeye, söndürmeye çabalasalar da, Allah ışığını / Kur’an’ı tamamlamaktan başka bir şey istemiyor. (TÖVBE,32)
• Biz Kur’an’ı, inanmak isteyen kullarımızı doğruya ulaştıran bir ışık kıldık / Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nûr / doğru yola ulaştırdığımız bir ışık (kaynağı) yaptık / Biz, bu hayat veren mesajı ışık saçan bir aydınlık yaptık. (ŞÛRA,52)
• Rabbinizden size bir kanıt / sapasağlam / kesin bir delil geldi ve üzerinize apaçık bir ışık / size yol açan bir aydınlık / aydınlatıcı bir ışık indirdik / her şeyi açık-seçik gösteren bir ışık gönderdik / (gerçekleri) açığa çıkaracak olan bir nûr indirmişizdir. (NİSA,174)
• O elçiye / Muhammed’e indirilen ışığa / Kur’an’a / onunla birlikte gönderilen aydınlığa / nûra uyanlar, işte onlar kurtuluşa ulaşanlardır. (A’RAF,157)
• Bu ayetler, Rabbinizden aydınlatmalardır / Rabbinizden gelen gönül gözleridir / Rabbinizden vicdanınızın sesine kulak verme çağrısıdır / (kalplerinize) Rabbinizden (açılan) gözlerdir / bu Kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgelerdir. (A’RAF,203)
• (Ruhen) ölüyken dirilttiğimiz / hiç yokken var ettiğimiz ve insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz / kendisine bir ışık tuttuğumuz / aydınlattığımız / kendisine verdiğimiz ışıkla yürüyen kimse, karanlıklar içinde olup da, o karanlıkta adım atamayan kimse gibi olur mu? (EN’ÂM,122)
• Doğruya yönelen kimsenin göğsünü Allah İslâm’a açarsa, o kimse, Rabbinden bir ışık / nûr üzerinde olmaz mı / Rabbinden bir aydınlanma gelmiş değil midir? (ZÜMER,22)
• Bu Kur’an, insanların kalp gözlerini açacak ışıklardan oluşur / insanlığın vicdanı / insanlar için aydınlatıcı / gönül açıcı belgelerdir. (CÂSİYE,20)
• Aydınlığında yürüyeceğiniz / kendisiyle yol alacağınız bir ışık lütfetsin / nûr versin / onunla yürüyeceğiniz bir aydınlık var etsin / ışığında yürüyebileceğiniz bir nûr bahşetsin. (HADİD,28)
• Allah’ın ışıktan yoksun bıraktığı / ışık vermediği kimsenin hiçbir ışığı ol(a)maz / Allah’ın ışık vermediği kişiye hiçbir ışık bulunamaz / Allah’ın aydınlığından yoksun olan asla aydınlığa çıkamaz / Allah kimi nûrundan yoksun bırakmışsa, artık onun hiçbir şekilde nûru olmayacaktır. (NÛR,40)
• Ortak koşucu inkârcılar, Allah’ın ışığını / nûrunu söndürmek isterler / Allah’ın aydınlık dinini, uydurdukları rivayetlerle karartmak isterler. İnkârcılar istemeseler de / hoşlarına gitmese de, Allah ışığını / nûrunu / aydınlık dinini tamamlayacak, koruyacaktır. (SAFF,8)
• Allah’tan bir ışık / bir nûr / bir aydınlık ve ( gerçekleri) açıklayan / apaçık bir Kitap / Kur’an / açıklayıcı Kitap kesin gelmiştir. (MÂİDE,15)
• Gece gelene / gece ortaya çıkana yemin olsun; o parlayan ışığıyla karanlığı delen / karanlıkları yararak aydınlatan / bilimin ışığıyla cehaletin karanlığını yok eden bir yıldızdır / o, parça parça gelen bir Vahiydir. (TÂRIK,1,3)