Din’in Menfaat İçin Kullanılması Allah’ın mı, Bizim mi Sorunumuz ve Bu Sorunu Allah mı, Biz mi Çözeceğiz?!

(Lokman,33)“Dikkat edin, kandırıcılar sizi Allah ile aldatmasınlar / o aldatıcı, sizi Allah hakkında aldatmasın.”
(Fâtır,5)“Sakın kandırıcıların, sizi Allah adına aldatmalarına kanmayın.”

Ne muhteşem uyarılar değil mi? Günümüze nasıl da uyuyor! “Allah ile aldatanlar” ülkesi haline geldik-getirildik. Para-mal-mevki-güç-saltanat-kariyer peşinde ve bunu her ne pahasına olursa olsun elde etmek düşüncesine sahip olanlar, artık sınır tanımaz bir biçimde “Allah ile aldatanlar” içinde yer alıyor. Bu dünya yaşamı için çok kârlı ve getirisi çok yüksek bir alan. Ya sonrası?...Onu, belli ki şu an için pek düşünen yok! Önce menfaat, illa ki menfaat, sadece menfaat! O zaman can alıcı soruyu soralım. ALLAH’ı mı, menfaati mi? Hangisini seçiyorsunuz? Menfaatini / çıkarını / kendi ince hesabını ön planda tutanlar, her ne olursa olsun amacına ulaşmak niyetinde olanlar; hangisini tercih ediyorlar sizce? Din’in çıkar / menfaat için kullanılmasında; ilk olarak, KUR’AN ayetleri Arapça –anlamı üzerinde düşünmeden- okutuluyor ki; “Allah ile aldatanlara” karşı, Allah’ın, uyaran, bilinçleri-gözleri açan ayetleri bilinmesin, anlaşılmasın.

(Zuhruf,2,3,4)“Apaçık / ayan-beyan bilgi veren Kitab’a yemin olsun ki, dili Arapça olan halk anlasınlar, düşünsünler diye / aklınızı kullanarak anlamanız için, bu Kitab’ı Arapça bir Kur’an kıldık. Tüm insanlık içindir.”
(İbrahim,9)“Elçilerin her biri kendi halklarına, Allah’a ortak koşmamalarını ve Allah’ın apaçık ayetlerini, kendi dilleriyle bildirmişlerdi.”
(Zümer,3)“Arı-duru-tertemiz din yalnız ve yalnız Allah’ındır.”

Sonra da, -tek kutsal, yalnız ve sadece Allah / Tanrı olması şartken-; önce yapay bir kutsal yaratılıyor. Bu da Peygamber üzerinden yapılıyor. Kur’an’ın ısrarlı uyarılarına ve Allah’ın yarattığı kul-beşer-insan olduğu önemle vurgulanmasına rağmen, Peygamber dinde kurucu ortak yapılıyor ve insanüstü vasıflarla donatılarak “kutsal(?)” hale getiriliyor. Tepeye oturtulan en kutsal ile ona bağlı alt kadrolar oluşturuluyor. Peygamberin aslında hiç söylemedikleri- asla söyle(ye)meyecekleri; söylemiş gibi gösterilerek, din sömürücülerinin kendi sapkın, insan doğasına aykırı düşünceleri, yaptırmak istedikleri, “Peygamber buyuruyor ki” başlığı ile sanki Peygamber söylemiş gibi anlatılıyor. Hoca, efendi, hazret, şeyh, şıh, pir, mevla gibi üstün nitelikli(?!) din alanını ele geçirmişlerle -sözünün üzerine söz söylenemez, kesin, mutlak itaat makamı- kutsallıklar dizini oluşturuluyor.
Artık bu söylenen uydurmalara inanacak kullar-sürüler üretilme aşamasına geçiliyor. Burada da hiç sorun yaşanmıyor. Kutsal(?!) söz konusu olunca, bilgisizlerden, itaat-biat kültürü içinde yetişmişlerden, Kur’an’ın içeriğinden habersizlerden kula kullar oluşturmak hiç de zor olmuyor.
Sonuç: Köşe başlarını tutmuş, ”Allah ile aldatanlar”; kendi lüks yaşamlarının finansmanını bu kula kul olmuşlara yaptırıyorlar.

(Şûra,13)“Dini dosdoğru uygulayın, rivayetler uydurarak onda ayrılığa düşmeyin / bölünüp fırkalara ayrılmayın. Fakat kendilerini çağırdığın bu ilke / bu din, ortak koşanlara / şirke bulaşanlara çok ağır gelmektedir.”

“Peygamber buyuruyor ki!” diyerek din anlatanlara inananlar; şuna karar vermeli! Taptıkları tanrıları; KUR’AN’ın tanıttığı ALLAH mı?, putlaştırılmış, Allah’ın yarattığı bir kul olduğu unutulmuş, adına izafe sözler uydurulmuş Peygamber mi?
KUR’AN’da ki Allah’ı ve Allah’ın Ayetlerinin / Sözlerinin nasıl uyardığını bilmezseniz, kime taptığınızı da bilmezsiniz!

(Yusuf,40)“Allah’ın yanında nelere kulluk ediyorsunuz? Hüküm yalnız / ancak Allah’ındır. Allah, yalnız ve yalnız Kendisine kulluk etmenizi istemiştir. Dosdoğru din işte budur.”
(Nahl,52)“Din sadece Allah’ındır.”
(Bakara,163)“Tanrı’nız bir tek Tanrı’dır. Çok seven / Rahman, çok müşfik / Rahim olan O Tanrı’dan başka Tanrı yoktur.”
(Ankebut,18)“Biliniz ki elçinin görevi, sadece Allah’ın ayetlerini açıkça bildirmektir.”
(Mü’min,14)“Ortak koşucu inkârcılar hoşlanmasa da, siz dini sadece Allah’a ait kılarak ve Allah’a birilerini ortak etmeden kulluk edin.”
(Rûm,43)“Allah tarafından ertelenmesi söz konusu olmayan bir gün gelmeden önce, Allah’ın dosdoğru dinine yönelin.”
(Nisâ,125)“İyileştiren-güzelleştiren, Allah’a teslim ve hanif; eski inançlarından dönen biri olarak İbrahim’in tek tanrıcı dinine uyandan daha güzel bir dine kim sahip olabilir?”
(Hac,78)“Allah uğrunda gereken çaba ve gayreti gösteriniz. O’dur sizi seçen. Allah din konusunda size hiçbir zorluk yüklememiştir.”

Bu kadar uyaran ayetten sonra;“Din”in sahibi kim?!

(Ra’d,11)“Gerçek şu ki bir topluluk kendisini toplumsal ve zihinsel olarak değiştirmedikçe, Allah o toplumun durumunu değiştirmez. Allah, zihinsel olarak ortak koşucu, toplumsal olarak iyiliklerini kaybetmiş bir topluluğun yok olmasını istedi mi, artık hiçbir güç o toplumun yıkılmasını durduramaz; o toplumun Allah’tan başka, koruyup kollayanları da olmaz.”