Allah Tasavvuru - KUR’AN - Diğer Kitaplar?!

Mevlâna, Dalay Lama, Konficyus, Said-i Nursi, Buda, Marks, Turan Dursun gibi, “din-maneviyat” konusunda birşeyler söylemiş olanların; kitapları ilgi ile okunuyor, kabul görüyor ve yalan-yanlış anlatımlarla din konusunda ahkam kesenlerin, anlattıkları dinleniyor da nedense; “Din”in gerçek sahibi, Evrenin-Sistemin Kurucusu-Yönetip Yönlendiricisi olan Yüceler Yücesi Yaratıcı Güç / Allah / Tanrı’nın Kitabı; “Din” konusunda tek gerçek kaynak KUR’AN, aynı ilgi ile okunup, kabul görüp, takip edilip, araştırılmıyor, anlama özgürlüğünün oluşması için çaba gösterilmiyor?! İnandığını söyleyen bir taraf, Kur’an’ı anlamadan Arapça okuyup, sevap alma derdinde! Diğer taraf, uygulamada gördüğü akla-mantığa uymayan şekilcilikleri Kur’an’dan emir(!?) zannedip ve de aşağı tabaka-avam uygulamaları basitliğine indirgeyip, tümden karşı gelerek reddetmekte! Bakın her iki taraf da, Kur’an’ın içeriğinden habersiz!!! Çok kârlı bir satış olan ve boş bırakılan bu alanı da, din işinden nemalanmak isteyenler(tarikat-cemaat-dergâh; hoca-şeyh-şıh-pir-hazret-prof.ünvanlı hikaye, rivayet anlatanlar vb.) doldurmuş bulunmaktadırlar. Bu din satıcıları / dîni, kendi sapkın düşüncelerini empoze etmek için kullananlar; sürekli bir korku kültürü içinde, din ve Allah tanıtımı yapmaktadırlar. Allah'ı, yakan, taş eden, sürekli cezalandıran bir yaratıcı olarak tanıtıp korkutuyorlar ki, sorgulama yapılamasın. Para karşılığı yaptıkları bu işle; herkesi, görüntüsüne ve kendi işine gelip-gelmediğine bakıp, Allah adına cehenneme, ateşe yolluyorlar. Tabii ki Allah'ın azabı da, ateşi de, cehennemi de var ama zalimlere. Zalimlerin de kimler olduğunu ayetlerinde tanımlıyor.

(Zümer,32-Ankebût,68)“Yalan rivayetler uydurup Allah’a yakıştırandan ve kendisine gelen Gerçeği yalanlayandan daha zalim kim olabilir? İnkârcılar / kâfirler için cehennemde yer mi yok?”

(Ra’d,16)“Ey ortak koşucular! Allah’ı bırakıp da kendilerine bile yarar ve zarar verme gücüne sahip olamayan kimseleri evliyalar / yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınlar mı edindiniz?”

Üstelik insan, ateşe, kendi yaptıklarıyla, seçimleriyle gidiyor.

(Nahl,34)“Kendi elleriyle kendi kuyularını kazdılar / sonunda yaptıklarının cezası kendilerine isabet etti.”

Küçücük çocukları "Allah yakar, taş eder" diyerek, korku kültürü içinde yetiştireceğimize; "Allah, sevgisi ve şefkati ile sarıp kucaklar, sizler iyi-ahlâklı-dürüst-çalışkan-üretken insanlar olmaya çabalayın ama sadece Allah için çalışın, kula kul olmayın!" diyerek büyütsek, daha sağlıklı nesillere sahip olmaz mıyız? Allah tasavvuru daha sağlıklı oluşmaz mı ? Bu arada, Allah için çalışma, aslında, insanın kendisi için çalışması, yani kendi faydasına iş yapmasıdır. Ben demiyorum, Allah diyor!!!

(Ankebut,6)“Allah için çaba / gayret sarfediyorum diyen kimse, aslında kendisi için çaba / gayret göstermiş olur. Çünkü Allah, hiç kimsenin çabasına muhtaç değildir.”

Korku kültürü üzerine bina edilmiş bir Allah tasavvuru ile, bu zorlu yaşam mücadelesini, kendi kendimize ve kendimizi yiyip bitirerek vermeye çabalıyoruz. Umutsuzluklar, huzursuzluklar, içinde debelenip duruyoruz. Birilerinin peşine takılıp, ondan duyup öğrendiklerimizle, onun söylediklerini tek doğru kabul edip, bu zorlu hayat yolunu yürümeye çabalıyoruz. Gönül / düşünce sıkıntılarımıza; rehberlik / kılavuzluk edecek, gerçeği öğretecek, ilacımız, şifamız, çare-umut-güç kaynağımız, huzura kavuşturacak, sevgi ve şefkatle sarıp kucaklayacak Yaratıcımız; Sözlerinden oluşan Kitabı KUR’AN ile yanı başımızda, yardıma hazır bekliyor ama bizler, kendileri de yaratılmış, çoğu ölmüş kişilerin / kulların etrafında dolanıp duruyoruz.

(Zümer,53)“Ey kendilerine yazık ederek / nefislerine karşı haddi / sınırı aşmış kullarım! Allah’ın sevgi ve merhametinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, tüm günahları affedicidir. Kuşkusuz, Allah çok bağışlayandır, sevgi ve şefkat / merhametle dopdoludur / çok esirgeyendir / çok merhamet edicidir.”

(Zümer,36)“Allah kuluna yeterli / kâfi değil midir / yetmiyor mu / yetmez mi?!”

Mesnevi’den, Dalay Lama, Guru, Buda öğretilerinden, risale-i nurlardan, kuantumdan, evrene mesaj yollamalardan, meleklerden, hacılardan, azizlerden, evliyalardan, yatırlardan, türbelerden, tasavvuftan, hazretlerden, Bektaşi, Yunus Emre sözlerinden, okuyup-üfüren hocalardan, muskalardan, cevşenlerden, nazar boncuklarından ve ölmüş olduğunu unuttuğumuz Peygamberimizin sözleri olduğu iddia edilen hadislerinden(?!) ve bunları anlatan hocalardan medet umarak; gönül yorgunluklarımıza şifa olacaklar, dinî / ahlâki hayatımıza yön verecekler zannıyla oyalanıp duruyoruz. Ya da din konusunda kendi olumsuz düşüncelerini tek doğru gibi dayatanların etkisinde kalarak, kendi gerçeğimizin oluşmasına engel oluyoruz. Neden kendi düşüncelerimizle var olmak için, “Din” de tek gerçek kaynağa, aslına / KUR’AN’a bakmıyoruz, araştırıp anlamaya çalışmıyoruz?!
Hayat, gerçekte; acı, sert, çok zorlayıcı, bazı zamanlar dibe vurdurucu! Bu zorlu yaşam sürecinin nedenlerini ve dayanma gücümüzün artması için düşüncelerimize / gönlümüze, şifa / derman olacak çıkış yollarını, çare kaynaklarını, ilacını, sistemin kurucusu olan Yüce Güç, Kitabı KUR’AN içine yerleştirmiş.
(Beled,10,11)“Ona yürüyeceği belirgin iki yol / doğruyu ve yanlışı gösterdik. Fakat o zor olana yanaşmadı / zor yolu aşmaya girişemedi.”
(İnşirah,5,6,7,8)“Zorluğun yanında mutlaka / kesinlikle / muhakkak bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorluk ile kolaylık iç içedir. Öyleyse, bir işi sonuçlandırınca, hemen bir başka işe giriş. Ve işlerin için uğraş verirken, yalnızca Rabbinden iste / arzularını yalnızca Rabbine yönelt.”
Kur’an’ı tüm ön yargılardan, ön kabullerden kurtulmuş olarak, sürekli / devamlılık içinde okuyup, anlamak için çabanız arttıkça, Allah tasavvurunuz da değişmeye başlayacak, Allah’ın sonsuz sevgi-şefkat ile dopdolu, koruyucu, güven veren, esirgeyen, yardım eden sıfatlarını hissetmeye, yavaş yavaş kaygı-korkularınızdan, huzursuzluk, mutsuzluk, umutsuzluklarınızdan kurtulmaya başlayacak, çözüm yollarını görebileceksiniz. Allah tasavvuru, Allah kavramı sağlıklı oluşacak, gönlünüzde / düşüncelerinizde hakettiği yeri bulacak!

(Haşr,22-23-24)“O Kendisinden başka ilah diye bir şey olmayan Allah’tır. O, yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet edendir, engin merhamet sahibidir / esirgeyendir / çok seven / Rahman’dır, acıyan / bağışlayandır / çok müşfik olan / Rahîm’dir. O Allah’tır ki, Kendisinden başka ilah / tanrı yoktur. O, bütün kâinatın hükümdârı, tertemiz, her türlü kötülük, eksiklik, kusurdan uzak; sapasağlam, güven veren, gözetici, koruyucu, doğrulayıcı ve güvenilir, en üstün, en güçlü, en şerefli, ihtiyaçları gideren, işleri düzelten, derman verendir. Tüm en güzel isimler Allah içindir.”

(Cin,13)“Rabbine iman eden / güvenen bir kimse, hiçbir zaman haksızlığa ve sıkıntıya uğrama korkusu taşımaz / o hakkının eksik verilmesinden / kendisine aşırı yük yüklenilmesinden korkmaz.”

(Yusuf,87)“Allah’ın rahmetinden / sevgi ve merhametinden / vereceği ferahlıktan umut kesmeyin. İnkârcı topluluklardan başkası, Allah’ın rahmetinden umut kesmez / Allah’ın sevgi ve merhametinden ümidini kesenler ancak kâfirlerdir / Allah’ın ilahlığını ve rabliğini bilerek reddedenlerdir.”