KUR’AN - Kader / Alın Yazısı(?!) - Öldürülen Kadınlar?

(İsrâ,13)“Biz her insanın kaderini kendi özgür seçimine bırakmışızdır. Ancak dünyada işlediği her şeyi de bir kayda alırız. Kıyamet gününde, bu kaydı çıkarıp yayınlarız.”
“Şüphesiz Ben, sizden hiçbir çalışanın emeğini ödülsüz bırakmam / ürettiğini boşa çıkarmayacağım, ister erkek olsun, ister kadın olsun; hepiniz birsiniz / aynısınızdır / hep birbirinizdensiniz.”(Âli-İmran,195)

Bu iki ayeti birlikte değerlendirdiğimizde; Yüce Yaratıcımız, kader / alın yazısının, insanın kendi bireysel özgür seçimlerinden oluştuğunu ve çalışan, üreten herkesin, erkek-kadın ayırmadan çalışıp, üretmelerinin, çabalarının karşılığını alacağını söylüyor.
Seçimlerin özgürce yapılması, beraberinde sorumlulukları da getirmektedir. Erkek-kadın hepimiz, bu yaşamda eylemlerimizden, yaptıklarımızdan sorumluyuz. Yani herkesin kendince, özgürce seçme hakkı var ve herkes kendinden sorumlu!
Yüce Yaratıcı, Kur’an’da, erkek-kadın ayrımı olmadan herkesin, yaşam seçimlerinde özgür olduğunu söylerken; kadınları değersizleştiren, yok sayan, insan yerine koymayan, özgürce seçme hakkı vermeyen erkek egemen dinî yalan-yanlış anlatımlar; televizyonlarda, radyolarda, basında, kitaplarda, dergilerde, sohbet(?!) toplantılarında, cemaatlerde, tarikatlarda -her nerede yer bulurlarsa- orada, zihin bulandırmaya devam ediyor. Kadınların insan olduğunu unutan, cinsel amaçlı kullanılacak bir nesne gibi düşünen, erkeklerin kendi nefislerine hakim olabilmeleri için(?!)üstü, saçı-başı sımsıkı örtüldükten sonra sokağa çıkmalarına izin verilen yaratıklar haline getirilen kadınlar, bu yalan-yanlış dinî söylemler yüzünden değersizleştiriliyorlar, yok hükmünde sayılıyorlar. Bu yüzden de kolayca öldürülebiliyorlar!
Artık neredeyse her gün bir kadın, kocası, ayrıldığı eşi, babası, abisi, erkek kardeşi yani “namus” bekçileri(?!) tarafından hunharca / acımasızca katlediliyor / öldürülüyor / yaşama hakları ellerinden alınıyorlar. Bu zalimler, “namus” kavramını, kadının iki bacağı arasına sıkışmış zannedenler! Ortalık, yalan-yanlış din anlatan hocadan geçilmiyor! Bu kontrolsüzlüğe kim dur! diyecek? Hikaye ve rivayetleri; “sünnet-hadis” adıyla, din diyerek yalan-yanlış anlatan, yazanlar ve bu anlatımlara izin veren, takip etmeyen, cezalandırmayan, engellemeyen, düzeltmeyen din konusunda otorite olduğunu iddia eden kurumlar bu konuda sorumluluk altındadır. Yüce Yaratıcı'nın dinin de var mı böyle bir zulüm?

(Yunus,44-Kehf,49)"Allah kullarına asla zulmetmez."
(Nisa,87-122)"Sözüne, Allah'tan daha sadık kim var?"
“Allah’ın ayetlerine inanmayanları, Allah doğru yola iletmez / Allah onlara kılavuzluk etmez / doğru yolda yürütmez; onlar için acı bir azap vardır.”(Nahl,104)

Kullarına, erkek-kadın asla zulmetmeyeceğini söyleyen Yüce Yaratıcı’nın bu sözünün doğruluğunun bilincinde; zalimlerin, tüm zulümlerinin faturasını Allah’a havale ederek -Allah böyle istiyor?! yalanı- Allah’a iftira etmelerinin önüne geçmek lâzım!!!

(Nahl,116):“Yalan düzerek Allah’a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle / kendi kendinize uydurduğunuz yalanlara dayanarak “şu helâldir, şu da haramdır” demeyin. Çünkü Allah adına yalan uydurmuş oluyorsunuz.” Yalan düzerek Allah’a iftira edenler kurtulamazlar.”
“Erkek olsun, kadın olsun, her kim inançlı olarak iyi, güzel, doğru için çalışırsa / iyi bir iş yaparsa, ona bu dünyada güzel bir hayat yaşatırız ve yaptıkları iyi işlere karşılık ödüllerini de tam veririz.”(Nahl,97)