KADIN Konusu - KUR’AN!

Kur’an’ın söylediklerine aykırı; erkek egemen bir zihniyetle anlatılan, dayatılan din; kadınları, bırakın sınıfsal değerlendirmeye tabi tutmayı (ikinci sınıf gibi), insan yerine bile koymuyor. Gerçekte, KUR’AN merkezli "din" ise, Tanrı'nın, (kadın-erkek) adaletli, dürüst, kula kul olma onursuzluğunu reddederek yalnız Yaratıcı Kudret'e teslim olma, insanı, insan yapan(kadın-erkek ayırmadan) tüm ahlâki ilkelerini içeren öğüt ve ölüm sonrası yaşam ile ilgili uyarıları, önerileri, tavsiyelerini içeriyor. Maalesef ki, din alanını eline geçirmiş erkek egemen anlayış; dini; kadının namusu(?!), baş örtüsü(?!), kılık-kıyafet, cinsellik, şekilsel -içi boş- ibadetler vb. tekâmülünü tamamlayamamış, gerçek insan olma boyutuna yaklaşamamış zihniyetle anlıyor, anlatıyor ve dayatıyor. Kadını bir cinsel obje olarak değerlendiriyor, bir insan olarak göremiyor.

İki farklı grup “kadın” üzerinde çarpışıyor. Rivayetleri / hikayeleri din diye anlatan bir grup, dini kullanarak, kadının bedenini, saçını kapattırarak, kendini bilmezliğini, kontrolsüzlüğünü saklayabileceğini, kendini koruyabileceğini zannediyor. Bu hikayecilerin söyleyip, uygulattıklarını din zanneden karşı grup da, Peygamberimizin yaşadığı çağın, zorlu / zorunlu / insanî(özellikle kadınlara) özgürlük için verilen çok ağır bir mücadele olduğunu anlamayıp; çok eşlilik, kadınlarla cinsel amaçlı birliktelik , gününü gün etme zannedip, kadınlar üzerinden dine karşı duruyor / dine vuruyor. Sonuçta; her iki tarafta yer alan erkek egemen zihniyet “kadını” kendi alanında kullanıyor. Kadınlar üzerinden ahkâm kesmeyi bir bıraksalar da, Tanrı Kitabı Kur’an’da sadece kadınlara değil tüm insanlara neler söylüyor, ona bir baksalar! Yaşam ile ilgili hesap, sadece Yaratıcı Kudret’e verilecekse(bana göre hiç şüphesiz öyle) özgür bıraksalar da kadınlar nasıl istiyorlarsa öyle yaşasalar!
Günah-sevap sorumluluklarını herkesin kendisi yüklenmesi için bu şart değil mi? Kadınların örtüsüne-kılığına, kıyafetine, tercihlerine karışma hakkını onlara kim veriyor? Tanrı bile öğüt, öneri ve uyarılarını, Kitabı Kur’an’da sadece söylüyor, seçimler konusunda özgür bırakıyor. Kadınlar üzerinden kendilerine yaşam alanları yaratanların önce kendi sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekmiyor mu? Bilimsel çalışmalarla bilebildiğimiz kadarıyla, evrenin yaratıcısı Yaratıcı Güç, muhteşem bir akışla çevirdiği şu içinde yaşadığımız dünyada; kadınlara bu kadar zulüm yapılmasını istemiş olabilir mi? Önce bunu bir sorgulayalım! Tam tersi, benlik duygusu ile hareket edenler, kendi yetersizliklerinden, Allah diyerek, din diyerek zulümlerine kılıf arıyorlar. Neredeyse her gün bir kadının -kendi malları gibi gördüklerinden- keyfiyetten öldürüldüğü, küçücük kız çocuklarının, dedeleri yaşında kendini bilmezlerle evlendirilerek diri diri mezara konduğu, çoğunluğun “Müslüman” olduğunu iddia ettikleri bu coğrafyada, siz hangi dinden bahsediyorsunuz? Bunların dinle-imanla ilgisi var mı? Üstelik Kur’an; “diri-diri gömülen kız çocuklarının hesabının sorulacağını”(Tekvir,8,9) çok açık ifade etmişken!

Kur’an’ın anlattığı “Din” insan için vardır. Kadın-erkek ayırmadan daha mutlu, ahlâklı olmaları için özgürleştiren, uyaran ilkeleri ile tüm insanlara seslenir. Ve Kur’an boyunca bütün ahlaki ilkeler, kadın-erkek ayrımı olmadan tüm insanlara öğüt olarak sunulmuştur. Uygulama aşamasında herkes özgür bırakılmıştır. İnanıp, inanmama özgürlüğü içerisinde; Peygamberine bile zorla inandırma hakkı tanımayan Allah’ın, Kur’an içeriğinde, tamamlanmış ve bizzat Kendi tarafından korunmaya alınmış ilkelerini, uyarılarını, sınırlarını içeren bu muhteşem, güzel “din”; maalesef mezhepler, cemaatler, tarikatlar, tasavvuf kurumları yüzünden, insana kahır kurumuna döndürülmüştür.