Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 Toplam: 1
  1. #1
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesaj
    272
    Rep Gücü
    10412

    Yükselen dindar sınıfların modayla imtihanı

    Yaklaşık 20 yıl evvel tesettürlü kadınlara kıyafet üreten bir firmanın ilk kez podyumda tanınmış mankenlere ürünlerini sergiletmesi, büyük tartışmalar eşliğinde yeni bir döneme girildiğinin işaretlerini vermişti. En temel dinî terimlerden birini markalaştıran firmanın sahibi, gelen eleştirilere dinî söylemle mukabele etmiş; özellikle her tür kostümü sergileyebilen mankenlere birkaç saatliğine bile olsa başörtüsü taktırabildiği için duyduğu mutluluğu cihadının(!) semeresi olarak görmüştü. Bu esnada toplumda tesettür defilelerine yönelik farklı yaklaşımlar da gündeme gelmişti. Seküler yaşam tarzını genelgeçer bir norm olarak benimseyenler, dindar kitle içindeki farklılaşma ve yer değiştirmeleri zaten bir süredir şaşkınlık ve endişe içinde seyrediyorlardı. Tek tip modernlik anlayışını benimseyen bu çevreler, kendilerinden farklı hayat tarzlarının kamusal yüzlerinin belirginleşmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirirken defilelerle gündeme gelen dindarların rüküşlüklerinden, zevksizliklerinden, kısaca modadan hiç anlamadıkları ve anlayamayacaklarından dem vuruyorlardı. En insaflıları "Onlar da kadın! Güzel görünmek onların da hakkı!" söylemi üzerinden tesettürlülerin şık görünme isteklerini makul karşılıyor gibi görünseler de kullandıkları dildeki üstten bakışı gizlemek için hemen hiçbir gayret göstermiyorlardı. Öte yandan söz konusu defileler dindar toplum kesimlerinde de farklı değerlendirmelere konu oldu. Bir kısmı Müslümanca ölçülerin gözetilmesi kaydıyla şık giyinmenin sadece dinin izin verdiği bir durum değil aynı zamanda bir gereklilik olduğunu dillendirirken; önemli bir kısmı İslami değerlerin kapitalizme kurban edilişi olarak gördükleri defilelere karşı pozisyon aldı.

    Geçen zaman içinde defilelere paralel olarak tesettürlülere hitap eden moda dergilerinde, tesettürlü modacıların sayısında ve tüm bunları ilgiyle takip eden üst-orta sınıf yeni muhafazakâr genç ve orta yaşlı kadınların oranında hızlı bir artış oldu. Bu durum, aslında Türkiye'nin uzun şehirleşme ve sanayileşme hikâyesini takiben küresel kapitalizme dahil olma süreçleriyle alakalıydı. Ancak saplantılı bir laiklik anlayışını benimseyen sivil-askerî-siyasî elit uzunca bir süre toplumdaki dönüşümü anlamakta zorlandı ve dindar kesimleri muhtelif kısıtlamalarla kamusal alandan uzaklaştırdı. Buna rağmen eğitim ve ekonomi sahalarına nüfuz ettikçe kendilik bilincini pekiştiren dindarların hareketliliğine engel olunamadı.

    Uzlaşı stratejileri

    Çarpıtılmış bir kamusal alan tanımlamasıyla sadece üniversitelerden değil aynı zamanda kimi devlet hastanelerinden ve hatta restoranlardan, kısaca birçok toplumsal alandan tecrit edilen başörtülüler, bir yandan en temel vatandaşlık haklarından olan eğitim vesaire hizmetler için mücadele verirken; diğer yandan kamusal alanda daha kabul edilebilir görünürlük biçimleriyle var olma stratejileri geliştirdiler. Böylece seküler giyim anlayışının uzağına düşen 1970 ve 1980'lerdeki pardösüler yerine daha uzlaşmacı çağrışımlara sahip olan gömlekler, hırkalar ya da pantolonlar tercih edilir oldu. Başörtüsüne yönelik ön yargıları giderme bağlamında zımni bir ikna çabasının hissedildiği bu yeni tarz giyim kuşam anlayışı zamanla çalışma hayatında var olmak isteyen başörtülü kadınların giyim tercihlerini belirler hale geldi. Nitekim bugün çalışan başörtülü kadınların çok küçük bir kısmı pardösü giyinmekte; çoğunluğu ceket etek, pantolon ceket ya da gömlek kombinlerini tercih etmektedir. Bu tercihte belirleyici olan önemli bir diğer etken ise, işverenlerin modern hayatla uzlaşıya açık olduğunu düşündükleri giyim tarzına sahip olan kadınları daha muhafazakâr mesaj verdiğini düşündükleri pardösülü kadınlara tercih etmeleridir. Böylece, dindar kadınlar sadece geliştirdikleri uyum stratejileri nedeniyle değil aynı zamanda toplumsal beklentiler nedeniyle de moda etkisine açık hale gelmişlerdir.

    Ancak şüphesiz muhafazakâr-dindar toplum kesimlerinde modadan etkilenenler sadece iş hayatındaki kadınlar değildir. Yükselen orta sınıflaşma, refah düzeyinin artışı ve küresel ekonomik sisteme entegrasyon, toplumun tüketim paradigmasından her geçen gün daha fazla etkilenmesine yol açmış; dindar toplum kesimleri de bu sürecin dışında kalamamıştır. Böylece profesyonel iş hayatında yer almasa da eş-dost-akraba merkezli sosyalleşme kanallarıyla topluma katılan kadınlar gösterişçi tüketime daha fazla yönelmiş; modaya duyulan ilgi, bir toplumsal statü göstergesi olarak öne çıkmıştır.

    Yazının devamı için lütfen ziyaret ediniz:

    Yükselen dindar sınıfların modayla imtihanı, Yorum Analiz, Küre Medya, Bu küreye dair ne varsa....
    Konu uzak yollar tarafından (01-05-2015 Saat 01:35 AM ) değiştirilmiştir.

Yukarı Çık