+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
8. Sayfa, Toplam 10 BirinciBirinci ... 678910 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 71 ile 80 Toplam: 92

Bu Gun CUMA!!!

YAŞAM VE İNSAN Kategorisinde ve Din ve İnanç Forumunda Bulunan Bu Gun CUMA!!! Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Selam! Pagan yaşam tarzı ve onlara bağlı Musevi yaşam tarzının ortak paydaları yoktu, Musevi’nin pagan yönetiminin Zeitgeist’ı karşısındaki direnişi genelde

  1. #71
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Pagan yaşam tarzı ve onlara bağlı Musevi
    yaşam tarzının ortak paydaları yoktu,

    Musevi’nin pagan yönetiminin Zeitgeist’ı karşısındaki
    direnişi genelde Musevi tarikatları ve özelde
    radikal reformcu Zealot’larla, pasifik-kaçkıncı
    Essene’ler gibi kesimler arasında geleneksel
    (ancak mutlaka Kabalistik olması gerekmeyen)
    Peygamber yöneticiliğini canlandırmanın gerekliliğini
    bir kez daha vurgulamaktaydı.

    Esseneler’e göre, Zeitgeist gerçekte Zelt-Ohne-Geist,
    yani “Adalet/Hakkaniyet Ruhu’ndan Yoksun Zamanlar’dan
    başka bir şeyi simgelemiyordu.

    Esseneler’in eleştirel hükümleri yalnızca paganları
    mahkûm etmekle kalmıyor, aynı zamanda Ferisiler,
    Katipler ve Saddukiler gibi yerleşik Musevi tarikatları
    arasında egemen olan son derece
    yozlaşmış uygulamalara da yöneliyordu.

    Esseneler’in Dini Bütünlük’e ve Hakkaniyet’e yönelişi
    Musevi tarikatları arasında iç çatışmaları kışkırtarak
    siyasal radikal Yahudilik’in (Judaism) Peygamberce
    Yönetimcilik’I (Hükümet Etme) üzerinde belirli bir
    ağırlık kazandığı bir felaketle sonuçlandı, denilen,
    Peygamberlere bağlı yöneticilik oldu,
    bunun yerine Rabbilere (Öğretmen) bağlı yöneticilik ortaya çıktı.

    Pagan ve Musevi tartışmalarında, genelde karşıtlıklar
    iki farklı kimliğin kesin düsturları arasında saflaşmıştı:
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  2. #72
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    İNSANCIL OLAN BİZİZ;
    ÇÜNKÜ BİZ ROMALIYIZ ve
    SEÇKİN VE KUTSAL OLAN BİZİZ;
    ÇÜNKÜ BİZ MUSEVİYİZ.


    Bu çatışkı, düşmanlık ve kıskançlıklar sır olmamakla birlikte, her iki ta*rafça da diplomatça bir anlayışla görmezden gelinip gizleniyordu. Ne ki, her iki ulus da yeni taraflar kazanmak için var güçleriyle uğraşmak*taydılar. Ve Orta Doğuda paganlar ve Gentileler ile Museviler arasındaki bu diplomatlıkla gizlenmiş düşmanlık ve şiddet süre giderken, sonradan Bakire Doğumu olarak adlandırılacak olay gerçekleşti.

    Bu, Büyük Kral Herodun otuz üç yıllık yönetiminin sondan ikinci yılında oldu. İsâac Newtonun da gözlemlediği gibi, matematikçiler, gelenekte hiçbir temele dayanmaksızın Bakire Doğumunu M.Ö. 6 ya da 4 yılının 25 Aralıkına tarihlendirdiler. Ve tarihçilerle Kilise Babaları sonradan bu olayı Noel olarak belirlediler, A. Powell Davlesin belirttiği gibi.

    Hıristiyanlık pagan dünyaya Kurtarıcı Tanrı olarak İsanın çıkageldiği fikrini yaydığında, bu fikir daha önceden varolanlara, özellikle de Mithra Dinine dayanmaktaydı. Pagan Hıristiyanlar, İsânın doğum günü olarak Mithranın doğum günü olan 25 Aralıkı (kış gündönümü) devralmışlardı.
    (sh:28-34)
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  3. #73
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    İsâ kendisini yeryüzüne gönderen (Yuhanna 17:18) ve adını açıkladığı
    (Yuhanna 17:6)
    Tanrı’nın selamete eriştiren tek yol olduğunu kanıtlamak için öldü. Mesih İsâ’ya olanlar dinsel yorumlara konulmuş ‘öbür Dünya’da değil, bu maddi dünyada, İsrail’in hâlâ sorunlu topraklarında gerçekleşti.

    Seküler iddialarıyla İsâ, kendisini reddedenlerce kıskançlıkla korunan Yasa’ya ters düşmüştü, Ancak Cemaat ‘yöneticileri’nin bildiklerini altüst ettiği ve Tanrı gibi, dünyadaki budalaca şeylerle bilgileri mahcup ettiği, güçlülerin karşısına zayıfları koyduğu
    (I. Kor. 1:19-27) kesindir.

    Âlime, bilgeye yo da filozofa aptalca ya da kabul edilmez gelen şeyler, Pavlus’a göre müminle mümin-olmayanı ayırt etmeyi sağlayan, Uhrevî Aklın tezahürleriydi.

    Günümüzde, yirmibirinci yüzyılın eşiğinde. İsâ seküler Zeltgeist’in vazgeçilmez bir temsilcisi olarak bizimle birlikte varlığını sürdürmektedir. Kilise-dışı(lay) mümin hâlâ Kutsal Yazılar’daki talimatlara inanmaktadır Ve mümin olmayan hâlâ Kutsal Kitap’da peri masalı ya da kıssa olarak gördüğüyle eğlenmektedir, Ancak doğa-üstü varoluşunu inkâr etmek için İsâ (Tanrı)’ya en fazla gereksinim duyan, ateisttir. Ateistlerin İsâ’yı inkar etmek için İsâ’yı inkarı, merkezin nerede olduğunu bilmeyen ama Merkezci olduğunu savlayanlara benzetilebilir, İsâ elinden alındığında ateist, çözülür. Tıpkı Şeytan’ın Kilise’nin elinden alındığında dogmanın buharlaşıp yok olacağı gibi. Ateist’in Tanrı’nın varlığını reddedebileceğini kendine kanıtlamak için İsâ’ya gereksinimi vardır. Ve Kilise de dogmasını sürdürebilmek için Şeytan’a diğer tüm toplumsal kurumlardan daha fazla gereksinim duymaktadır. Günümüzde Kilise’nin deccal, Şeytan rolünü oynamak üzere ateiste her zamankinden fazla ihtiyacı vardır; ateist de İnkarını koruyabilmek üzere Kilise’nin varlığına gereksinim duyar.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  4. #74
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Kilise ile ateistin arasında gerçekte ne Tanrı ne de Şeytan’a değil sadece ‘Belgelere ve Kayıtlara’ gereksinim duyan bilim adamları yer almaktadır. Bilim adamı günümüzde neredeyse bir metinler jandarması rolünü üstlenmiştir ve kutsal yazmalar ve rulolar konusundaki otoritesini sürdürebilmek için parşömenler dolusu kanıtı gereksinir.

    İncelemelerinde İsâ Tanrı olarak ya da insan olarak ya da her ikisi olarak Bilimadamı’nın dışında kimsenin erişemeyeceği, zor seçilebilir bir Kara Delik’e dönüşmüştür. Bu nedenledir ki Göklere çıkartılan bol satışlı kitaplarında aziz Pavlus’un Roma istihbarat servislerinin Kim Philby’si, ve ilk Hıristiyan cemaatlerinin de bir çeşit LSD Çılgınları Çetesi oluşturmak üzere bir araya gelmiş kendi kendisinin gözünü boyayan uyuşturucu satıcıları olarak sunulmalarına şaşılmamalıdır.

    Günümüz sekülaristi, ateist ya da şöhret kazanmak için her an rezalet ve sansasyon peşinde koşan başarısız bilgiçlerden değildir. Bilinçli sekülarist, kuşkusuz religlocrat’ların (Religion: İnanç, din, iman, dindarlık, diyanet, tarikat, mezhep, kutsal görev, onur meselesi) icad ettikleri sahte dini verileri sacerdotalismi (papazlık sistemi, papazlık sistemi taraftarlığı ) ve bağnazlığı sürekli sorgular ve İnsan yaşamını etkileyen seküler değişimleri dogmatize etmeye, doktrinleştirmeye, yasakçılığa ya da standartlaştırmaya kalkışanların önünde bir engel oluşturur. Sekülarist Değişim’in her yerde-mevcut, ‘Fark’ını her nesne üzerinde etkin olduğunu gayet iyi bilmektedir.

    Dolayısıyla değişimin her yerde varolan mevcudiyetinden kaçabilecek herhangi bir dogma, farklılıkların her nesneye içkinliğini dıştalayabilecek bir öğreti yoktur. Seikülaristin ‘bütünsel görevi’ni yönlendiren, korku değil, bilinçtir. Ve çağımız sekülaristini bireyin seçim özgürlüğü hakkının uzlaşmaz savunucusu kılan da bu anlayıştır.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  5. #75
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Nasıralı İsâ kuşkusuz İsrail Tanrısı’nın Onaylanmış elçisi değildi, İsâ Havari ve Şakirdlerl tarafından onaylanmış olan Mesih’dl. Bu, geleceğin Tanrısı İçin daha farkı bir kavramsallaştırma gerektirdiğinden, İlginçtir. Yani: Apriori isçi, kurulu bir tek tanrılı dinin Tanrısı (ya da peygamberi) değil, saeculum’un görevlendirilmiş/atanmış (İnsan yapısı) Mesih’iydi, İsâ’nın öğretisinde ‘yeni’ olan ‘Otorite-yetki’ydi. Musevi geleneğinde Tanrı mutlak Egemenlik’in sahibiydi ve dünyevi otorite, Tanrı tarafından Musevilere verilmişti. Ve İsâ’nın zamanında Sanhedrin (İkinci Tapınak döneminde de eski Yahudilerin yüksek mahkeme) tarafından temsil edilmekteydi. Tanrı’nın Egemenliği mutlak, ama Sanhedrin’in yetkisi göreliydi. Yetki, kollektif bir sorumluluk ve edinimdir, ve İsrail’in Yargıç Tanrısı’nın koyduğu kural ve standartlar uyarınca kul*lanılmaktaydı, İsâ tüm İbrani-Musevi tarih içinde kendi yaşamı ve faaliyetleri üzerinde bireysel otorite iddiasında bulunmuş ilk insandır, İsâ’yla birlikte birey yaşamına ilişkin konularda -tıpkı İsâ gibi- kendi otoritesini ele geçirmiştir. Birey, Musevi geleneğinde ilk kez kendini yönetebileceği yasal bir temel bulmuştur. Bu anlamda ‘Birey’, ‘yeni doğmuş’ kuşaktır. Bu dünyevi bir Diriliş, kendini-yöneten bir otoriteyi elinde tutabilen bireyin uyanışıdır.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  6. #76
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    İS ARADAKİ SANHEDRİN’İN TEMSİL ETTİĞİ
    ÖRGÜTLENMİŞ OTORİTEYİ USTACA DEVRE DIŞI
    BIRAKARAK TANRI’NIN EGEMENLİĞİ’YLE
    UYUMLU İNSAN’IN KİŞİSEL OTORİTESİNİ
    GÜNDEME GETİRMİŞTİR.

    Bu insan’la kişisel Tanrısı arasında yapılmış ‘yeni’ bir Ahid’di.
    insana verilen otorite, Tanrı’nın Egemenliği’nin üzerinde olamazdı,
    ama Yaşlılar Heyeti’nin temsil ettiği, kimi zaman da saptırdığı
    Yerleşik Şeriat uyarınca düzenlenmiş de değildi.

    Tabii insanın (sivil) özgürlükler(in)den yoksun bir otorite
    tam bir otorite sayılmazdı. İsâ, bunu bildiğinden, beşeri
    özgürlüklerin önünü açabilmek için haram/helal yiyecekler
    ve vergilendirme sorunlarına ilişkin yerleşik yasal kural
    ve düzenlemeleri geçersiz saymakta duraksamamıştır.

    İsâ’nın halkı için va’zettiği Kurtuluş’a. Ferisi, Sadduki ve
    Katibi fraksiyonlarının dayattığı tüm dünyevi sınır,
    kurumsallaştırmış adet, alışkanlık ve kuralların
    boyunduruğundan da selameti içeriyordu.

    Bu yeni selamet kavramı, tekil insanın, hemcinsleriyle
    birlikte ya da yalnız başına, bulunduğu yerde
    özgür ve özerk olabilmesinin rasyonellerinin
    temellerini atmış oluyordu.

    Bunun sonucunda, organik siyaseti uyarınca İsâ
    bir yenileştiriciydi. Tektanrıcılığa üç yeni kavram getirmişti:

    1-BİREY ÖZGÜRDÜ, KENDİ İMAN VE İNANCINA İLİŞKİN KONULARDA KENDİ OTORİTESİNİ KULLANMA HAKKINA SAHİP*Tİ;

    2-BİREY KENDİ TOPLUMUNDA ÖZERKTİ;

    3- BİREYİN KENDİ SEÇİMİNİ YAPMA HAKKI VARDI.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  7. #77
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Bu ‘yeni’ unsurlar (ve özellikle birey lehine hoşgörü sorunu) İsâ’nın öğretileri arasında görünüşte en zayıf ve kuşkusuz en kabul edilmez önerilerdi. Kilise Babaları’nın, özellikle de Aziz Augustinus’un kurumsallaştırdığı Katolik Doktrini zamanla bu zayıf hususları silerek İsâ’nın öğretilerini evrensel Kilise’nin iradesine uydurdu. Kilise’nin otoritesini kurumsallaştırabilmek için Aziz Augustinus’un ifadesi kullanılmıştı:

    “Deus homo factus es, et homo deus fieret”
    (Tanrı insanı İlahiieştirmek için kendini insan(l)leştirdi).

    Geleceğin regiloaot’ları ordusu ellerindeki bu yorumla İlahi konularda En Yüce otorite makamı kisvesine bürünerek ve yeryüzünde Kendini-Kutsamış Kent (ya da Kentler)’de Egemen Tanrı’nın Bir ve Tek Kutsal (yarı-tanrı) Vekilleri olarak hareket etmemek için bir neden görmemişlerdi.

    İsâ’nın oluşturmaya çalıştığı hoşgörüye-mazhar bireyinin kilise İçinde yeni özgürlükleriyle çok kısa bir ömrü oldu ve kısa zamanda unutuluverdi. Bunun yerine, religiocratlar İsâ’yı esas alan bilim üzerine değil, kendi tasarladıkları Mesih’i esas alan bilim üzerine temellenen, efsane ve sırlarla dolu yeni bir İsâ imgesi oluşturdular.

    Sekülerleşmiş Musevi, hoşgörüye-mazhar bireyin seküler ve doğal haklarını arayıp savunan Nasıralı insan İsâ’yı gözlerden saklayan, Kilise-yapısı-İsâ’nın bu hayalet imgesi oldu…
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  8. #78
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Eski Ahid’de Tanrı, insanlar arasında kayırmacılığı yasaklamaktaydı.
    Korumacılığı ve Kayırmacılığı sadece kendisine saklamıştı.

    Örneğin Nuh (ve ondan sonra başkaları) dürüstlüklerinden ötürü
    Tanrı tarafından kaykılmışlardı.

    Eski Ahid’in Tanrı tarafından gözetilen Musevisi,
    özde İsâ’nın hoşgörüye mazhar bireyini önceler.

    Yine de çağdaş Hıristiyanlaşmış sınıfı ulus-devletleri ve
    toplumlarına yön veren Sekülerleşmiş yurttaşın öncüsü,
    İsâ’nın hoşgörüye-mazhar bireyi olmuştur.

    Burada önerildiği üzere, eğer İsâ kendi zamanında
    özgürleşmiş bireyin haklarının peşinde idiyse
    o zaman günümüzdeki mümin Hıristiyan da
    İsâ’nın hoşgörüye-mazhar şahi yönetici kültün
    kurumsallaştırdığı yasa ve düzenlemelerin boyunduruğundan
    ve köleliğinden özgürleşmiş, özerk ‘BEN’İM’dir.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  9. #79
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Kilise-Yapısı-Tanrı yorumuyla Nasıralı İsâ kurumsallaştırmış bir Tanrıdır ve gerçek anlamıyla, bir zamanların güçlü Kent-Devleti, Papalık Devletinin Tanrısı olarak Bir ve Tek ˜Sözel İmgeyi temsil eder. Ve yirminci yüzyılın başından beri bu ˜sözel imge ondokuzuncu yüzyıl papaz-aleyhtarlığının şu tanrı-karşıtı vaazını izleyen çağdaş kiniklerin ve ateistlerin bir dizi meşum reddiyesiyle karşı karşıya kalmıştır:

    Homo homini deus est (İnsan insanın Tanrısıdır).

    İŞTE BU BAKIŞ AÇISIYLA ATEİSTLERİN ELEŞTİRDİKLERİ İSÂ GERÇEKTE RELLGİLOTRAFLARIN DENETİMİNDEKİ KİLİSENİN ONLARIN ÖNÜNE KOYDUĞU, KİLİSENİN KENDİ ÇIKARLARINA UYGUN OLARAK KURGUSAL PLANDA YENİDEN İNŞA ETTİĞİ, BİR GÖLGE-OYUNUNUN BAŞ AKTÖRÜ YAPILMIŞ OLAN İSÂDAN BAŞKASI DEĞİLDİR.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  10. #80
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.705
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Yukaridaki bilgiler;
    Aytunç ALTINDAL, Üç İs⠖ Ankara
    Yeni Avrasya, Nisan-2002
    (Sh:111-114) den alinmistir.
    Yazarimiza Allah cc dan
    rahmet diliyorum.
    Tetragyommoton: Dört harften oluşan sözcük;
    özellikle İbranice’deki, telaffuz edilemez sayılan ve
    Tanrı’nın Adının gizemli simgesi addedilen
    YHWH ya da JHVH harfleri.

    Religion: İnanç, din, iman, dindarlık,
    diyanet, tarikat, mezhep, kutsal görev, onur meselesi

    Saeculum, kabaca bir insanın olası yaşam süresini
    ya da bir insan neslinin tamamen yenilenme süresini
    anlatan bir zaman uzunluğudur.

    Terim, ilk olarak Etrüskler tarafından kullanılmıştır.
    Aslında tam olarak bir şeyin olduğu zamandan
    (örneğin bir şehrin kuruluşu)
    o ana şahitlik etmiş olan tüm insanların
    öldüğü zamana kadar olan süreyi vurgular.

    Bu noktada yeni “saeculum” başlar.
    Efsaneye göre, Tanrılar her kişi ya da uygarlık için
    kesin miktarda saecula belirlemiş olup
    örneğin Etrüskler’in belirlenen miktar on saecula’dır.

    M.Ö. ikinci yüzyıl’dan itibaren Romalı tarihçiler
    saeculum’u tarihi kayıtlarını ve iz bırakan savaşları
    dönemselleştirmek için kullandılar.

    İmparator Agustus’un yönetimi sırasında,
    Romalılar bir “saeculum”‘un 110 yıl olduğunu kararlaştırdılar.

    Sezar Augustus M.Ö.17 yılında ilk defa Roma’nın
    beşinci saeculum’unu kutlamak için Ludi saeculares
    (‘yüzyıl-oyunları’) oyunlarını organize etti.

    Claudius ve Septimius Severus gibi daha sonraki imparatorlar,
    saecula geçişini düzensiz aralıklarda kutlamaya devam ettiler.

    248 yılında İmparator Arap Philip Ludi saeculares (secular oyunları) ve
    Roma’nın kuruluşunun ‘ab urbe condita’ 1000. yıl dönümü
    törenlerini birleştirdi.

    Roma’nın girdiği yeni milenyum, Saeculum Novum terimi ile adlandırılır
    ve terim Hristiyanlıkta dünyevi çağı kasteden metafiziksel bir çağrışım içerir..
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

Benzer Konular

  1. Cuma hutbesı-2
    YukseLL Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 184
    Son mesaj: 02-12-2016, 08:48 AM
  2. Cuma hutbesı
    mopsy Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 140
    Son mesaj: 18-01-2013, 06:26 PM
  3. Cuma'nin Hit'i
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2011, 02:59 PM
  4. Cuma'nin ayeti
    mopsy Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-09-2011, 09:25 AM
  5. Cuma Gününde Duâ
    D€NiZ Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-04-2009, 09:26 AM
Yukarı Çık