+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
3. Sayfa, Toplam 10 BirinciBirinci 12345 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 Toplam: 93

Bu Gun CUMA!!!

YAŞAM VE İNSAN Kategorisinde ve Din ve İnanç Forumunda Bulunan Bu Gun CUMA!!! Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Selam! "Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm, bana:

  1. #21
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Bir profesörün ilk namazı

    Selam!

    "Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm, bana: "Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın" dediler. Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymazlıktan gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş ve küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri eksersizlerini yaptım, namazda okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım. Bu çalışmalar saatlerce devam etti.

    İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak, mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat ve incelikle bir bir uyguladım.

    Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim, derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim. Kimsenin beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi ile kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. Öyle zan ediyorum ki herhangi bir Arap beni dinlemiş olsaydı benim okumamdan bir şey anlamayacaktı.

    İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim, çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu hatırlayınca sevindim. Subhane Rabbiyel azim dediğimde kalbimin hızla çarptığını hissettim. Tekrar tekbir getirerek doğruldum ve artık secdeye varma zamanı gelmişti. Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere koyunca dona kaldım, secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde başını yere koyan köle gibi yüzümü, burnumu yere koyup kendimi zillet sandığım bir duruma düşüremiyordum, üstelik bacaklarım da katlanamıyordu, utandım gülünç duruma düştüm zannettim.

    Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve alay edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi oluyordum. 'San Francisco'da Araplar çarptı bu hale düştü' gibi sözler sarf edeceklerini tahayyül ederek zavallı duruma düştüğümü hissettim. Bir müddet tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldım başımı seccadeye koydum, zihnimdeki bütün düşünceleri attım, dikkatimi dağıtacak düşüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardım. Bu esnada kendi kendime "Daha önümde üç tur daha var" diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı tamamlayacağım. Kalan rekâtlarda işler gittikçe daha da kolaylaşıyordu. Son secdede tam bir sükûnet hissettim. Nihayet teşehhütten sonra selam verdim.

    Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp nefsimle giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı hissettim sonra başımı önüme eğerek mahcup bir şekilde "Allah'ım geri zekâlılığımdan ve tekebbürümden dolayı beni bağışla, uzak bir yerden geldim ve daha önümde kat edilecek uzun bir yol var" diye dua ettim.

    Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim. Bunu kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Vücudumu, kalbimin bir noktasından çıktığını hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir dalga kapladı, soğuk gibiydi, ilk etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir şekilde duygularımı etkiledi ve görünür bir rahmetin varlığını hissettim. Bu rahmet sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya başladı.

    Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp gözyaşlarım aktıkça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını hissettim. Günahkâr olmama rağmen, günahlarımdan veya utanç ve sevinçten dolayı ağlamıyordum. Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki korku ve keder sel olup gidiyor. Bu satırları yazarken kendi kendime diyordum: "Allah'ın rahmet ve mağfireti, sadece günahları affetmiyor, o aynı zamanda bir şifa ve bir sekinedir". Uzun bir süre başım eğik bir şekilde öylece diz üstü kaldım.

    Ağlamam durunca, yaşadığım deneyin akıl ile izah etmenin mümkün olmadığını anladım, Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim Allah'a ve namaza şiddetle muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden kalkmadan önce de şu duayı yaptım: "Allah'ım bir daha küfre girmeye cüret edersem beni, o küfre girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve eksiksiz yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum, ancak şunu yakinen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa sensiz yaşamak senin varlığını inkar etmem mümkün değildir".

    Prof. Jeffrey Lang
    Even Angels Ask: A Journey to Islam in America
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  2. #22
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Niyet Vesveseleri

    Selam!



    İblis pek çok âbidi de kandırmış ve ona ibadetin sadece niyetten olduğu fikrini empoze etmiştir. Şeytan vesvesesine bir kimse namaz öncesi söyleye geldiği niyetle namazın hangi vakit namazı olduğu kaza mı eda mı yoksa hangi namaz olduğu (Kılınan namaz farz ise bunun hangi vakit namazı olduğunu; eda mı kaza mı olduğu hususunu akıldan geçirmek şarttır. Sünnet ve nafilelerde ise bunlar şart değildir. ) gibi hususları bir arada aklından geçirmeye ve diliyle söylemeye çalışır. Bu aslında imkânsız bir şeydir. Bir kişi âlim geldiğinde ayağa kalktığında bunun gibi niyet hazırlamaya kalkışsa zorlanacaktır. Bu örneği bilen kişi niyetin de ne olduğunu öğrenir. Niyetin tekbirden kısa süre öncesinde yapılmasında bir beis yoktur. Hal böyle iken onu tekbirle bitişik yapmaya çalışmanın anlamı nedir? Kaldı ki niyet ettikten sonra onu bozmadığı sürece niyetini tekbirle bitiştirmiş sayılır.

    Telbis-i İblis
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  3. #23
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Özür Dileriz Delikanlı

    Selam!

    Delikanlı özür dileriz, namaza başlarken sanki biz zamanında hiç zorlanmamışız gibi seni "full çekme"ye zorladık. Tuğlaları üst üste koymana izin verecek bir rahatlık sunmadık sana. Yakaladığın namazlara köreldik de, kaçırdıkları için yazıklar ettik.

    Namaza alışırken ayağının dolanabileceğini, yürürken düşebileceğini hesaba katmadık. İçindeki tereddütleri ciddiye almadık. Kendi kendine sorduğun sorulara "hiç yokmuş gibi" sağırlaştık. Elbette ki "lüzumsuz" gelecekti sana namaz en başında. Başımızı ellerimizin arasına alıp bir kaç dakika olsun düşünmedik: Öyle kolay değil ki arzulamak hiç alışık olmadığını? Öyle hemen oluvermez ki hiç tanımadığını yanına yoldaş eylemek? Kim susamadan su içer ki? Kim acıkmadığı yemeğe iştah duyar ki?

    Mecbur tuttuk seni... "Başka yolu yok!" dedik. Mecbur olmasına mecburdur namaz.. Yalan yok; farzdır. "Dinin direği." "Gözümüzün aydınlığı!" Teşekkürlerin en güzeli.. minnettarlığımızı ifade etmenin en şık, en zarif yoludur namaz! Kulluğumuzun en somut biçimi... Elle dokunulur, gözle görülür bir teşekkür zirvesidir.. Sormadık kendimize: Zorla mı teşekkür eder insan?

    Zorunluluk olarak takdim edilir mi hiç minnettarlık? Gösteremeyince sana Rabbimizin bizi ne kadar çok şeyle sevindirdiğini, içine zoraki minnettarlıklar atmaya kalktık. En başta biz hissedemeyince üzerimize hiç hesabsız, hiç sebepsiz, hiç karşılıksız indirilen o iyilikleri, sana da ancak "istesen de istemesen yapacaksın" diye farzları saydırdık, soğuk ve resmî zorunluluklar listesi içinde sürdük namazı önüne. Hiç görmedin ki yüzümüzde nimetlere boğulmanın o şımarıklık neşesini, hiç hissetmedin ki yüreğimizde her sabaha yeniden uyanma sevincini? Bizden sana huzur bulaşmadı ki... Bizden sana neşe taşmadı ki...

    A.Cem Toprak
    Zafer Bilim Araştırma Dergisi © 2009
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  4. #24
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Kamçatka'da Bir Cuma Namazı

    Selam!



    21 Nisan Cuma. Kendim için hazırladığım mütevazi kahvaltımın başına otururken Türkiye uyumaya hazırlanıyor. Paltomu giyip temiz hava solumak için dışarı çıkıyorum, Türkiye uyuyor. Hakim bir tepeden denizi seyrederken fotoğraf makinemle 360 derece panoramik görüntüler elde etmek istiyorum. Türkiye hala uyuyor. İnip üç top dondurmadan oluşan bir tatlı ziyafeti çekiyorum kendime, sonra abdest alıp camiye gidiyorum. 25 kişilik cemaatle mütevazı bir Cuma namazı kılıyorum, Türkiye derin uykuda. Namazdan çıkıp oyalanıyorum, zaman geçsin diye. Maksat ikindiyi de aynı mekanda kılıp sonra çıkmak. Türkiye hala uykuda. İkindi namazını kılıyorum, Türkiye'de hafif hafif kıpırdamalar var. Sonra bir dostumun davetine icabet edip öğlen ve akşam karması bir yemek yiyoruz, Türkiye kahvaltı yapıyor. Ben 53 boylam, 158 enlemde Türkiye ise Ankara itibarı ile 39 Boylam, 32 enlemde. Burada saat 18.00, Türkiye'de 08.00. Bugün (bütün dünyadan önce) dini vecibelerimi yerine getirdim ya, ayrı bir haz duyuyorum. Üstelik dünyanın ilk ezanını okuyarak. Gerçi 7,7 şiddetinde bir depremle sarsılmak gibi önemsiz bir ayrıntı daha yaşadım ama, Türkiye'nin uyuyor olmasından olsa gerek emektar hatundan başka arayıp da öldün mü, kaldın mı diye soran olmadı.

    Burası Kamçatka. Rusya toprağı ama Çin ve Japonya'nın Kuzey doğusuna çengel ucu gibi sarkmış bir ada. Yeni nesil cep telefonlarında saat ayarları yaparken Londra için 0, İstanbul için +2 saat dilimi veriliyor ya, burası +12. Bundan sonra bir tek +13 var; Tonga. Yerini bilen varsa bana da söylesin. Burada 20.000 Müslüman var, çoğu Müslüman olduğundan habersiz. Bilmiyorum içlerinde sabah namazı kılan var mı? Olsa idi her gün dünyanın ilk ezanı, ilk kameti ve ilk namazı burada kılınacaktı, sonra Avustralya, sonra diğerleri. (Merakımı yenemeyip Cuma'ya gelen 25 kişiden lider olanına sordum. Sabah ezanı evde de olsa okunuyor mu diye, yakında bir arkadaşının tavsiyesiyle evindeki bilgisayara ezan programı koymuş, her sabah kendi kendine okuyormuş bilgisayar.)

    Nedim KAYA
    http://www.altinoluk.com
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  5. #25
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Devammmm.

    Selam!



    20.000 Müslüman; Tatarlar, Azeriler, Çeçenler, Özbekler, Ahıska Türkleri ve Dağıstanlılardan müteşekkil. Bir adet de Türkiye Türkü var, Erzurumlu, deri giyim ürünleri mağazası var. 6 yıldır burada. Gönlünü kaptırdığı Rus hanım ile evlenip buraya gelmiş. Türkiye'de pek dindar bir hayat yaşamamış olsa da burada Cuma'nın 25 müdaviminden biri. Ailesi henüz Müslüman değil, ama "inşallah kendisi en doğrusunu seçer" diyor.

    Dediğim gibi Cuma'nın 25 müdavimi var. Bayramda bu rakam 40'ı görüyormuş. Zaten namaz kıldığımız 30 metrekarelik yer daha fazlasını da almaz. Birkaç yıl önce burayı terk edip Kazan'a yerleşen bir Tatar evini bu maksatla hediye etmiş. 50 yaşının üzerindekilerin buraya inebilmesi için her halde bir teleferiğe ihtiyaç var. Gençler için ise Cuma'ya gelmek bir lüks. Çünkü arabası olmayanın kolay kolay gelip çıkamayacağı bir yol. Yerleşim yeri olduğundan ezan okunmuyor.

    Cemaatten Çeçen bir arkadaş internetten adresine girip günün mana ve ehemmiyetine uygun 2 sayfalık bir yazı indirmiş. Konu Hıristiyanların Paskalya Bayramı dikkate alınarak "İslam ile Hz. İsa ilişkisi" üzerine. Cemaatten genç bir arkadaşa veriyor, o da ayağa kalkıp vaaz niyetine okuyor. Sonra Özbek asıllı Rusça bilmeyen bir vatandaş öne geçip kısa bir Arapça hutbe okuyor, namazı kıldırıyor. Hatta müezzinliği bile kendisi yapıyor. Bu arkadaşı yeni getirmişler, sadece hutbe okunacağı zaman işe yarıyor, çünkü vakit namazı kılınmayan bir yerde Rusça bilmeyenin dini bilgisi sadece buraya kadar.

    Nedim KAYA
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  6. #26
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Devama devammm

    Selam!



    İkindiyi müteakip cemaatin ileri gelenleri Azeri bir kardeşin evinde yemeğe davet ediliyor, söylemesi ayıp bizim şerefimize. Evlilikten sonra Müslüman olan Rus asıllı karısı bize nefis Azerbaycan yemekleri hazırlamış. Yukarda bahsi geçen bütün milliyetleri temsilen Müslümanlar var. Yemeğe benim için şaşırtıcı onlar için sıradan bir olay damgasını vuruyor. Azeri bir hanım vefat etmiş. Bunun istihbaratını alan Çeçen arkadaş telefon açıp ailesine Müslüman olduklarını ve İslami usullere göre gömülmesini teklif etmiş. Düşünmek için zaman isteyen ailenin cevabı da yemeğimize tesadüf ediyor. Müslüman usulü yıkanma, dua vs. hepsine evet, ama Müslüman Mezarlığına gömülmemek şartıyla. Yanımızdaki Azerbaycan diasporası'nın temsilcisi telefonu eline alıp enine boyuna anlatıyor, ikna etmeye çalışıyor. Ama bu rauntda da netice yok. Bundan önce gömülmüş bacı kardeş ve akrabalardan ayrılmasına rıza gösterilmiyor. "Cenaze Pazartesi kalkacak, o zamana daha kaç kez görüşür, inşallah ikna ederiz." diyor kardeşler. Zaman zaman ikna edebiliyor, bazen de çaresiz kendi haline bırakıyorlarmış. En çok zorluğu ise kefenle gömme konusunda çekiyorlarmış. Ev sahibimiz Merdan bey bölgede Pierre Cardin ve Aydınlı'nın resmi mümessili. Potansiyel müşterilerinin önemli bölümünü ölü erkekler oluşturuyor imiş. Hayatı boyunca 100 dolarlık takım elbise giymeyen erkekler öldüğünde "iyi adamdı" denerek 700 dolarlık Pierre Cardin ile son yolculuğuna uğurlanıyorlar. Ve maalesef daha uzun süredir bölgede yaşayan Tatarların hemen hepsi bu yöntem ile gömülüyor. "İyi bir adamı pejmurde bir kıyafetle son yolculuğuna göndermek olur mu?" kardeş!

    Sevindirici haberler de var. Artık Hıristiyanlar uyarıyorlarmış Müslümanları "Ne işiniz var bizim mezarlığımızda?" diye. Böylece duyuyorlarmış Müslümanların ayrı bir cenaze seremonisi olduğunu. Şanslı olanlar bir yıl önce bölgeye gelen Azerbaycanlı Anar'ın ayrılırken yerine cenaze yıkamayı öğrettiği tek cenaze mollasına bir tanıdık vasıtası ile ulaşıyor. Yüzde onu Müslüman 200.000 kişilik bir şehirde de bir caminin olmaması Müslüman gibi yaşamak isteyenleri çaresiz bıraktığı gibi hiç olmazsa Müslüman gibi ölmek isteyenleri de çaresiz bırakıyor. İmkanı olan Kafkas ve Orta Asya asıllı Müslümanlar ölünce tabutları modern dünya ile tek ulaşım yolu olan havayolu ile memleketlerine uğurlanıyor. Yerli Tatarlar ve fakirler ise çaresiz.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  7. #27
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Finallllll.

    Merhaba



    Bir iyi haber daha; yakında İslamı kabul eden Koreli bir genci getiriyorlar camiye. Koreli dediysem yerli Koreli, zamanında iki Kore arasındaki savaştan kaçıp gelenlerden. Yemeğe de geliyor. Annesi Müslüman olduğunu duyunca pek sevinmemiş, ama yine de kabullenmiş. Hatta bu olayın şerefine bir pilav ziyafeti hazırlayarak Müslüman arkadaşlarını davet etmiş. Eski Valodya yeni Vahid'in Müslüman olduktan sonra en garibine giden şey yeni dininin köpek etine izin vermemesi olmuş.

    20.000 Müslüman'ın en büyük problemi kimlik sorunu. Caminin Müslümanlar için ne ifade ettiğini en iyi burada anlıyorsunuz. Yıllar önce belediye 10.000 metrekare toprak ayırmış cami yapılsın diye. Caminin çeyreğinin, minarelerinin ise tamamının temeli atılmış. Yıllardır inşaat yapılmadığı için şehrin en iyi yerinde olan bu alan şimdi de kumarhane yapmak isteyen bir zengine verilmek üzere. Müslümanlar zayıf, sesleri çıkmıyor. 10 kişi toplanıp belediye başkanına gitmişler. Moskova'ya Putin'in Kamçatka temsilcisi kanalıyla şikayet etmekle tehdid etmişler. Putin Müslümanların hakları konusunda hassas, son karikatür krizinde karikatürleri yayınlayan tek gazeteyi kapattırmış. O yüzden arsa ortada. Ne camiye dönüşebiliyor, ne kumarhaneye. Tekrar geri almak için belediyeye eskiden kalan 40.000 $ inşaat borcu ödenmeli önce, sonra da tahsis için ikna etmeli. Şimdi yana yakıla çare arıyorlar. Yok mu dünyanın ilk ezanının okunacağı camiyi yapacak? Yok mu 20.000 Müslümanın hiç olmazsa Müslüman gibi ölmek için müracaat edecekleri bir kubbe, bir minare, bir teneşiri hediye edecek? "Teker bir dönsün, Allah kerim. Biz de el verir bitiririz. Resmi bir mekanımız olsun. O zaman sadece ölülerle değil, sağlarla da meşgul oluruz." diyorlar. Çıkarken elime Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'na hitaben yazılmış ve cami konusunda yardımlarını arz eden bir mektup tutuşturuyorlar. Dünyanın bu unutulmuş köşesindeki unutulmuş insanların bizim Diyanet İşleri Başkanımızın adını biliyor olmaları beni hakikaten şaşırtıyor, ama niye şaşırıyorum ki; başka kim var gönül rahatlığı ile kapısını çalacak? Kilometrekare başına bilmem kaç cami düşen Aziz Türk Milletine duyrulur.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  8. #28
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Turistlere namaz

    Merhaba

    1961'lerde maymunculuğun iyice alevlendirildiği günlerdeydi. Rahmetli Hacı Nazif Çelebi, Süleymaniye Cami'nde bir öğle namazı kıldırmış, turistler de etrafını alarak imam kıyafeti içinde iken kendisine sualler sormuşlardı. Bunlar itirazcı suallerdi.

    Kimi, insanın maymundan türediğini iddia etmek istiyor, kimi de, 'Seyrettiğimiz namazınızda niçin ayakta duruyor, eğiliyor, başınızı yere koyuyorsunuz. Bunun ne manası var? Bizim gibi sandalyeye oturun, papazın duasını dinleyin yeter.' diyordu.

    Rahmetli Hacı Nazif'in bunlara verdiği cevaplar hiç aklımdan çıkmaz. Ruhunu şad etmek niyetiyle size de arz edeyim seneler sonrasında.

    Maymuncu turiste dönerek konuşan Çelebi şöyle dedi:

    - Biz namazımızda önce ayakta, sonra rükuda, sonra da secdede oluyoruz. Bunun bir hikmet ve manası şudur: Ayakta iken ilk insan ilk babamız Âdem'in (elif) ini yazarız. Bunun için (elif) harfi gibi dimdik, upuzun dururuz.

    Sonra rükûya eğiliriz. Bununla da Âdem'in (dal) ını yazmış oluruz. Geriye (mim) kalır. Onu da yere başımızı koyar (mim) gibi olur, öyle yazarız. Böylece her namazda babamız Âdem'in adını yazar, maymundan geldiğimizi iddia edenleri fiilen tekzip etmiş oluruz. Bunun için maymunculuk bizde tutunamaz.

    Ahmed Sahin
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  9. #29
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Devammmm!

    Selam!

    İkincisine gelince:

    Namazımıza ilk başladığımızda ayakta iken Rabbimizin üzerimizde tecelli eden sayısız nimetlerini düşünür, sonra bu nimetleri verenin huzurunda minnet ve şükranla eğiliriz. Ancak bu eğilmeyi de kâfi bulmayız, sonra kalkıp başımızı yere koyar, başımızla da minnetimizi dile getirmiş oluruz. Başımızı şunun için yere koyarız: Baş, bedenin tümünü de idare eden en yüce varlığımız, en kıymetli organımızdır.

    Bununla demiş oluruz ki:

    - Ey Rabbimiz, varlığımızın en kıymetli kısmı başımızdır. İşte huzurunda başımızı dahi yerlere sürüyor, sana olan minnet ve şükrümüzü en kıymetli varlığımızı yerlere koymakla ifade ediyoruz. Şayet başımızdan daha kıymetli bir organımız olsaydı onu da huzurunda iftiharla yerlere serer, minnet ve şükrümüzü onunla da ifade etmek isterdik. Bu açıklamalardan sonra rehber turistin cevabı şöyle oldu:

    - Tamam tamam. Biraz daha anlatırsan grubumuza burada namaz kıldıracaksın.

    Bu endişe yersiz değilmiş.

    Bu sırada turistin biri Çelebi'ye yaklaşıp sordu:

    - Bundan sonraki namazınız saat kaçta olacak? Anlattığınız manada bir namazı ben de aranıza karışıp kılmak istiyorum. Bana uygun geldi bu anlayış içinde ayakta durmak, eğilmek, başı yerlere koyup yaradana minnettarlığını ifade etmek. Bence de ibadet budur.

    Ahmed Sahin
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  10. #30
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.709
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Zâtü'r-Rikâ gazvesinde Peygamber Efendimiz Ammâr bin Yâsir ile Abbâd bin Bişr'i kendi istekleri üzerine bir konak mahallinde gece için muhâfız olarak tensib etmişti. Ammâr gecenin ilk vaktinde istirahat etmeyi tercih ettiği için uyudu. Abbâd bin Bişr de kalktı ve namaz kılmaya başladı. O sırada bir müşrik geldi. Bir karaltı görünce gözcü olduğunu anladı ve hemen bir ok attı. Abbâd'ın vücûduna isâbet etti. Abbâd oku çıkardı. Adam ikinci ve üçüncü kez ok atıp isâbet ettirdi. Her defâsında da Abbâd ayakta sâbit durarak okları çekip çıkarıyordu. Rükû ve secdesini yaptıktan sonra arkadaşını uyandırarak:

    - Kalk! ben yaralandım, dedi. Ammâr sıçrayıp kalktı. Müşrik ikisini görünce arkadaşını uyardığını anladı ve kaçtı. Ammâr Abbâd'ın kanlar içinde olduğunu görünce:

    - Sübhânallâh! İlk oku attığında beni uyandırsaydın ya! dedi. Abbâd ise namaza olan aşk ve şevkini gösteren şu muhteşem cevâbı verdi:

    - Bir sûre okuyordum, onu bitirmeden namazı bozmak istemedim. Ama okları peşpeşe atınca namazı tamamlayıp seni uyandırdım. Allâh'a yemin ederim ki Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem'in korunmasını emrettiği bu gediği kaybetme endişesi olmasaydı, sûreyi yarıda bırakarak namazı kesmektense ölmeyi tercîh ederdim.

    Ahmed bin Hanbel, Müsned, III, 343-344
    Musluman:
    Cuma gunun hayirlara vesile olsun!
    Bayramin mubarek olsun!

Benzer Konular

  1. Cuma hutbesı-2
    YukseLL Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 185
    Son mesaj: 08-12-2016, 10:54 PM
  2. Cuma hutbesı
    mopsy Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 140
    Son mesaj: 18-01-2013, 06:26 PM
  3. Cuma'nin Hit'i
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2011, 02:59 PM
  4. Cuma'nin ayeti
    mopsy Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-09-2011, 09:25 AM
  5. Cuma Gününde Duâ
    D€NiZ Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-04-2009, 09:26 AM
Yukarı Çık