+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
2. Sayfa, Toplam 10 BirinciBirinci 1234 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 92

Bu Gun CUMA!!!

YAŞAM VE İNSAN Kategorisinde ve Din ve İnanç Forumunda Bulunan Bu Gun CUMA!!! Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Selam! Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla... 17.110.-111...Namazında sesini yükseltme, kısma da. İkisi ortası bir yol tut." Şöyle de: "Hamt, o

  1. #11
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...

    17.110.-111...Namazında sesini yükseltme, kısma da.
    İkisi ortası bir yol tut."
    Şöyle de:
    "Hamt, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir;
    mülk ve yönetiminde ortağı yoktur;
    âcizlik yüzünden dost edinmemiştir."
    Ve tekbir edip yücelt O'nu!

    Azim Allah Sozun Dogrusunu Soyledi...............
    Musluman
    Cumaniz Mubarek Olsun!

  2. #12
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...

    14.18. Rablerine nankörlük edenlerin amelleri,
    fırtınalı bir günde rüzgârın tarumar ettiği küle benzer.
    Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler.
    İşte bu, dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir.

    Azim Allah Sozun Dogrusunu Soyledi...............
    Musluman
    Cumaniz Mubarek Olsun!

  3. #13
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    İlk Namaz - Ömer Seyfettin

    Selam

    Şimdi muhit-i tesellisinden ne kadar uzak bulunduğum annem, dünyada en sevdiğim, dünyada yegâne prestiş ettiğim bu vücud-ı muhterem, işte derhatır ediyorum, onbeş sene evvel beni ilk sabah namazına kaldırmış idi. Galiba yine böyle bir kıştı. Onun odasına bitişik olan küçük odamdaki küçük karyolamda uyurken bir buse-i esir u hâr gibi alnımı okşayan nazik eliyle, nazik ince parmaklarıyla saçlarımı tarayarak:
    - Haydi, Ömerciğim kalk, demişti, kalk, haydi yavrucuğum.

    Ben gözlerimi açmıştım. Köşedeki küçük yazıhanemin üzerindeki yanan küçük gece kandili
    -An, bunu unutamam, bu bir kedi kafası idi
    - iki pencereli olan odamın beyaz, muşamba perdelerinin esmerliklerini aydınlatıyor ve yeşil camdan gözleriyle bakıyordu.
    - Fakat anneciğim, demiştim, daha gece...
    Her vakit öptüğü yerden, sol kaşımın ucundan tekrar öperek:
    - Yok yavrucuğum, saat oniki, sonra vakit geçer...

    Diye koltuklarımdan tutarak kaldırdı. İçi fanilalı küçük terliklerimi giyerek ve gözlerimi yumruklarımla uğuşturarak onu takip ettim. Karanlık sofadan bir lahzada geçerek odasına girdik. Bağdaş kurmuş bir zenciye benzeyen siyah ve alçak soba gürüldeyerek yanıyordu.
    - Aa... Pervin de kalkmış...

    Pervin -hizmetçimizdi- elindeki sarı güğümü sobanın üzerinden indiriyordu. Onun kalkacağına hiç ihtimal veremezdim. Annem demişti ki:
    - Pervin her sabah kalkar.
    Ben hiç kalkmadığım halde onun her sabah kalkmasına taaccüp ettim. Hırkamı çıkardılar, kollarımı sıvadılar, abdest leğeninin yanına çömeldim. Anneciğim:
    - Öyle yorulursun.
    Diye küçük bir iskemleyi altıma koydu, ona oturdum:
    - Haydi, besmele çek!..

    Pervin ılık suyu ellerime döküyor, annem başucumda.
    - Yüzünü... Kollarını, yine üç defa...
    Diye fısıldıyor, unuttukça:
    - Aa, hani başına mesh?

    Gibi ihtarlarla yanlışlarımı bana tekrar ettiriyordu. Abdest bitince annemle beraber yavaş bir sesle namaz dualarını okuyarak kollarımı ve yüzümü kuruladık, Pervin de ayaklarımı kuruladı. Ve çoraplarımı giydirdi. Isınmak için sobanın önüne gitmiştim. Arkama dönünce, annemi, arakiye seccadeyi açıyor gördüm... Sonra başına yeşil başörtüsünü örterek beni çağırmıştı:
    - Gel...

    Gittim. Küçücük ben, onunla bir seccadede, bir yavru samimiyet ve saadetiyle o muazzez, hassas anne vücudunun yanında durdum. İki lakırdı ile, bana, yapacağımı, evvelden öğrettiklerini tekrar etti:
    - İki rekât sünnet... Gece öğrendiklerini zammet, unutmadın ya?
    - Hayır...
    - Haydi...

    O, iftitah tekbirini ellerini omuzlarına kaldırarak kadın gibi yaparken, ben de gayr-i ihtiyarî onu taklit etmiştim. Sünneti bitirdikten sonra, bana, gözlerinin nûşin ve nafiz bir tebessümü ile gülerek:
    - Yavrum, demişti, sen kadın mısın? Kadınlar öyle başlar, sen erkeksin, ellerini kulaklarına götüreceksin.
    Ve hararetli elleriyle benim küçük ellerimi kulaklarıma kaldırarak:
    - İşte böyle...
    Diyerek erkek iftitahını öğretti. Ben de tekbiri öyle alıp annemden farkımı, niçin erkek olduğumu, erkekliğin ne olduğunu, erkek olmanın yalnız küçük kızları dövmek ve onlara hâkim olmaktan başka da farkları olacağını düşünerek namazı bitirdim.

    Duâ ederken sordum ki:
    - Nasıl duâ edeceğim anne?
    O duâ ediyor ve dudakları hareket ettikçe başörtüsü de ihtizâz eder gibi oluyordu. Başını salladı, duâsını bitirdikten sonra, daha hâlâ hatırımda:
    - Evvela İslam olduğum için ey cenâb-ı vâcibül-vücut hazretleri sana hamd ederim, de... Sonra vatanımızın düşmanlarını perişan etmeni senden istirham ederim, de... Sonra da bütün eziyet çeken, hasta olan, felakette bulunan, fakir olan Müslümanların selamet ve sıhhatlerini senden temenni ederim, de... Kendin için, kendi iyi olman ve şeytanın yalanlarına aldanmaman için dua et!

    Demişti. Ben bu basit ve Türkçe duâyı, annemin dolabındaki birbiri üstüne duran ve karıştırmalığım "duâ kitaplarıdır, sakın ilişme!" ihtarı ile daima men olunan, yıpranmış, Arapça, ve esreli üstünlü kitapları derhatır ederek içimden söyledim, fâtiha...

    Annem seccadeyi toplayarak bana uyuyup uyumayacağımı sordu, uykum var mıydı? Bunu bilmiyordum... Cevap vermedim.
    - Haydi, öyleyse, git kitabını getir, dersini dinleyelim.
    - Peki.

    Artık esmer ve duman gibi bir aydınlıkla tenevvür eden sofadan hızla geçtim. Odamın perdeleri biraz beyazlaşmış, küçük gece kandilinin yeşil gözleri sönerek siyah iki nokta gibi kalmış; sanki, geceleri kendisine bakarak uyuduğum bu kedi kafası ölmüş, terk-i hayat etmişti. Yazıhanemin üstünde açık duran kitabımı kaptım, annemin yanına koştum, hiç yanlışım çıkmadı.

    Annem geceleri derdi ki:
    - Yatmazdan evvel dersini üç defa oku, yavrum, uyurken melâikeler sana onu öğretir.
    O melâikeler bu gece de, uykumda bana dersimi öğretmişlerdi. Annem müşfik aferinlerle saçlarımı okşadı. Ve:
    - Daha mektebe çok vakit var.

    Diye beni kendi yatağına yatırdı. Uykum yoktu, anneme bakıyordum. Yeşil baş örtüsü başında, bu zulmet-i münevvere içinde, bir hayal gibi hareket ederek Kur'an'ını aldı ve pencerenin kenarına, geniş sedire oturarak mühtez ve rakik sesi ile tilâvete başladı. Ruhumda bir aks-i enîn-i şiir âlûd bırakan bu güzel sesi dinleyerek... Büyük, yeşil baş örtüsünün altında, tıpkı ölen bir hemşireme benzeyen güzel ve âsım çehresini görerek... Ve yavaş yavaş sallanan başının aheng-i hafif-i münâcâtını seyrederek dalıyordum. Perdelerin altından görülen dumanlı sema gittikçe aydınlanıyor, geç kalmış birkaç yıldız koyu lacivert bir atlasa düşmüş mâî ve nadide elmaslar gibi parlıyor, vâpesîn-i mâî neşrederek parlıyorlardı. Annemi bir meleğe benzetiyordum. Bu tahayyülle melâikeleri düşünerek... Kur'an okuyan annemin şimdi etrafına toplanmaları gereken melâikeleri müşahede ediyorum zannederek dalıyordum.

    Yüzümün üstünde, ahirette güller bitecek ve cehenneme girecek olursam katiyyen yanmayacak olan sol kaşımın ucunda tatlı bir ürperme duyuyor, sonra annemin münevver bir zambak aydınlığıyla parlayan dudaklarının kımıldamasına bakarak.... O görülemeyen melâike kanatlarının saçlarıma, annemin şimdi Kur'an tutan ince parmaklarıyla okşadığı sarı ve çok saçlarıma dokunduklarını hisseder gibi oluyor ve dalıyordum.

    İlk Namaz - Ömer Seyfettin
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  4. #14
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!



    Hem Ramazan’ın hem de Ramazan bayramının gelişini haber veren hilali görmek o kadar da kolay olmaz
    ve bu güçlük nedeniyle bazen garip durumlarla karşı karşıya kalınır.
    Ahmet Rasim, çocukluğunda bununla ilgili yaşadığı bir olayı şöyle aktarır:

    “İlkokul öğrencisi olarak arife günü arkadaşlarla birlikte okula gittik.
    Üçüncü dersin tam ortasında çalan bir zille bahçeye toplandık.
    Herkesi bir telaş almıştı.
    Neden sonra bahçeye toplanan öğrencilere müftülükten haber geldiğini,
    hilalin görülmüş olduğunu ve okula gelinen o günün
    bayramın birinci günü kabul edildiğini bildirerek
    öğrencilerin bayramını tebrik edip okulu da tatil ettiler.

    Bayramın birinci gününün yarısının geçmiş olduğu üzüntüsü içinde,
    yeni elbise ve pabuçlarımızı giymek için nefes nefese evlerimize koşmuştuk.”


    Ahmet Rasim
    Ramazan Karşılaması
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  5. #15
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!

    İstanbul fethedildi…
    Günlerden Cuma…
    Fatih Sultan Mehmed Han,Cuma namazi kıldırarak hâkimiyetini ilân edecek.
    Tekbir alıyor.
    Bütün ordu arkasında!
    Herkes ulvî bir sesle tekbir alıp, ellerini bağlıyor.
    Mehmed, birden selâm veriyor. Sonra bir daha tekbir alıyor. 300 bin kişi bir daha tekbir alıyor!
    Sultan, sonra yine selâm veriyor; tekrar tekbir alıp, üç tekbir de namazı kıldırıyor.

    Hocası Ak Şemseddin, namazdan sonra talebesi olan Sultan’a:
    -“Yazıklar olsun sana! İstanbul’u fethettim diye kibre kapılıp, namazı 3 kere de kıldırırsın!” diyor.

    Fatih’in gözleri yaşlı…
    Dönüyor hocasına, diyor ki:
    -“Hocam eğer bu sitemin olmasa idi, söylemeyecektim. ‘Birinci tekbir de aklıma bir şey girdi. Bu kilisenin yönü Kıble değil, selâm verdim. Sonraki tekbir de yine evham geldi, tekrar selâm verdim; üçüncü tekbiri alırken, Kâbe bütün ihtişamı ile önümde belirdi! Rahatladım ve namazı kıldırdım’…”
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  6. #16
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Muhammed Esed'den güzel bir namaz hatırası

    Selam!

    Günde bir kaç kez namaz için toplanıyorlar ve eğer hava yağmurlu değilse namazlarını açıkta kılıyorlardı. Uzun tek bir safta toplanıyorlar ve Hacı da önlerine geçip imamlık yapıyordu. Hareketlerindeki düzen ve uyumla askerlere benziyorlardı; hep birlikte Mekke yönüne er, birlikte eğilir, sonra kalkar ve birlikte diz çökerek alınları üzerine yere kapanırlardı. İki secde arasında seccadesi üzerinde, yalın ayak, elleri önünde bağlı, dudakları sessizce kıpırdayan ve kapalı gözleriyle derin bir huşu içinde dalıp giden imamın, bütün kalbiyle dua ettiğini görürdünüz; ötekiler, imamlarının işitilmeyen sözlerini izliyor olmalıydılar,

    Böylesine içten bir duanın bir takım mekanik bedeni hareketlerle birleştirilmesi beni nedense biraz tedirgin ediyordu bir gün, biraz İngilizce bilen Hacı' ya bu konuyu sordum;

    Allah'ın sizden ona duyduğunuz saygıyı eğilerek, diz üstü oturarak ve yere kapanarak göstermenizi istediğine gerçekten inanıyor musunuz? İnsanın sadece kendi , içine bakarak; yüreğin sükûneti içinde dua etmesi daha uygun olmaz mı? Bütün bu bedeni hareketlerin hikmeti ne?

    Daha bunları söyler söylemez, pişmanlık duymaya başladım; yaşlı adamın dinî duygularını incitmek istememiştim. Fakat Hacı hiç de gücenmiş görünmüyordu. Dişsiz ağzıyla gülümsedi ve şöyle dedi:

    - Başka nasıl ibadet edebiliriz ki Allah'a? O, bedeni de, ruhu da birlikte yaratmadı mı? Böyle olunca da insanın ruhuyla olduğu kadar bedeniyle de dua etmesi gerekmez mi? Bakın, biz Müslümanlar duamızı niçin böyle yaparız anlatayım size. Yüzümüzü Kâbe'ye, Allah'ın Mekke'deki beyt-ül Haremine çeviririz ve biliriz ki, o anda dünyanın neresinde olursa olsun, namaz kılan bütün Müslümanlar, hepsi yüzlerini Kâbe'ye çevirmişlerdir; bir tek vücut gibiyizdir ve düşüncelerimizin merkezi de O' dur. Önce ayakta durarak Kur'anı Kerimden bölümler okuruz, bunu yaparken, okuduğumuz kelâmın, insana hayatta dimdik ayakta kalması, sebat etmesi için verilen Allah Kelâmı olduğu bilinci içindeyizdir. sonra 'Allahu Ekber' (Allah en büyük! ) deriz; Bununla Allah'tan başka kulluk etmeye değer başka hiç kimsenin, hiç bir şeyin olmadığını dile getirir ve bunun apaçık bir gerçek olduğunu bir daha duyar ve bu gerçeğe bir daha tanıklık ederiz.

    Sonra o her şeyden yüce olan Allah'a duyduğumuz saygıyı, bu yüceliğin önünde eğilerek gösterir, Onun gücünü, celâl ve azametini övgüyle anarız. Ve Onun önünde bir toz zerresinden, yokluktan, hiçlikten başka bir şey olmadığımızı, Onunsa bizim yüceler yücesi yaratıcımız, ve Rabbimiz olduğunu duyarak alınlarımızın üzerine coşkuyla yerlere kapanırız. sonra alınlarımızı yerden kaldırır ve oturup, günahlarımızı bağışlaması, bizi rahmetiyle yargılaması, doğru yola yöneltmesi, bizi sağlık ve rızkla nimetlendirmesi için dua ederiz, Onun haberini bize ulaştıran Muhammet (s.s.)'e, Ondan önceki peygamberlere, bize, kendimize ve doğru yolu izleyen herkese Allah'ın selâm ve rahmetini dileriz. Bize bu dünyada da öteki dünyada da iyilik ve güzellik ihsan etmesini niyaz ederiz Allah'tan. Ve sonunda da, başımızı sağa ve sola çevirerek, nerede olursa olsun, doğru yolda olan herkese selâm vererek namazdan çıkarız. Peygamberimiz böyle namaz kıldı, böyle dua etti ve kendisini izleyenlere de böyle yapmalarını öğretti, bu onların kendilerini isteyerek ve ta yürekten Allah'a teslim edebilmelerini -ki İslam'ın anlamı da budur ve Onunla da, kendi kaderleriyle de barış içinde yaşayabilmelerini sağlamak içindir.

    Muhammed Esed,
    Mekke'ye Giden Yol.
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  7. #17
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Çanakkale'de Ezan Sesleri

    Selam!

    Çanakkale Harbi'nin dehşetli günlerinin birinde, Tayyar Paşamız, ordunun içinde sesi güzel ne kadar asker varsa sabah namazından önce hep birden ezan okumaları emrini verir.

    Emri alan yüzlerce asker, şafak kızıllığı ile birlikte, davudî sedâlarıyla o lahutî nağmeleri Çanakkale'nin kanla karışık soğuk sularına kadar dinletirler. Çok geçmeden düşman mevzilerinden kağıda sarılı taşla bir mesaj gelir. Açıp bakarlar; Farsça yazılmış bir not:

    - "Bizler Hindistanlı Müslüman askerleriz. İngilizler bize, Almanlara karşı Osmanlı'nın yanında savaşacağımızı söylediler. Biraz önce ezan sesi duyduk, siz kimsiniz?"

    Mehmetçiğin kanı donar. Tarih, kandırılmışlığın böylesine pek az şahit olmuştur. Hemen cevap verilir:

    - "Burası Osmanlı payitahtının kapısı... Bizler de âsâkir-i Osmanî'yiz. "

    (Sağıroğlu, Ahmed; Türkiye Takvimi; 21 Şubat 1991)

    I. Cihan Savaşı boyunca Osmanlı'ya karşı savaşan Hintli askerlerin zâiyatı seksenbeşbin kadardır ve bu rakam, bütün cephelerdeki Hintli zayiatının %70'ini teşkil etmektedir.

    (Bayur, Yusuf Hikmet; Türk İnkılabı Tarihi, cild 3, kısım 3, T.T.K. Yay., Ankara/1987, s.182)
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  8. #18
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Birazdan son namazını kılacaksın

    Selam!

    Düşün ki son namazını kılıyorsun. Sabaha karşı idam edilecek bir mahkûm gibi. Seccadeni son kez seriyorsun. Biraz önce son abdestini aldın.

    Ellerini son kez yıkadın. Yüzün, kolların, başın ve ayakların son kez su ile buluştu. Yüreğinde hafiften bir çarpıntı var. Huzura çıkıyorsun. Bu son fırsatın. Sur üfürülene kadar böyle bir fırsat eline geçmeyecek. Ne kadar kıymetli şu dakikalar. O kadar ki sonsuzu satın alabilir.

    "Allahu Ekber" derken elinin tersi ile arkana atman gerekenleri attın. Ne kadar da kolay oldu? Nasılsa daha görüşmeyeceksin kimse ile. Namazını bozmak için işbirliği yapan düşmanların da gözükmüyor ortalıkta. Değil mi ki bu son namazın, onların işini kolaylaştıracak bir gedik yok dimağında.

    Yolculuk başladı. Seyir halindesin. Kıyam. Bir sütun kadar hareketsizsin. Seccaden de, üstünde durduğun zemin de sanki varlığını hissetmiyor. Hafif sesle okumaya başlıyorsun. Kulakların da işitiyor ağzından dökülenleri. Gözlerin secde yerinde. Her bir harfin hakkını veriyorsun. Hiç acelen yok. Dudaklarında kelimeler, zihninde anlamlar, gönlünde ilhamlar, bedeninde bir haşyet. Kıyamın uzadıkça uzuyor.

    Rükûya eğiliyorsun. Ellerin dizlerinde; kolların ve belin doksan derecelik bir açı ile eğilmiş. Gözlerin ayaklarının arasında. En Yüce olanı tespih ediyorsun. En az üç kere. Ama sana yetmiyor. Artırdıkça artırıyorsun. Zihninde o hadis: "Allah tektir, teki sever." Rakamı teke getirip doğruluyorsun.

    Azaların bir an hareketsiz kalıyor. Hamd zamanı şimdi. Bu hamd işitilen, mukabele edilen bir hamd. "Rabbim hamd sanadır" derken salınmış ellerin gayr-ı ihtiyârî duaya açılır gibi hareketleniyor. Sadrında bir hareketlilik mi başladı? Hadi, şimdi secde zamanıdır.

    Secdeye vardın. Alnın yerde. Ellerin kıbleye bakacak şekilde yüz hizanda. Parmakların bitişik. Ayak parmakların yerde, sanki onlar da kıbleye doğru kıvrılmış. Topukların yan yana. Şu halinin yakınlığın zirvesi olduğu geliyor hatırına. Haşyetin bir kat daha artıyor. Kimin önünde yere kapandığını bir kez daha düşünüyorsun. İşte nefsin de secdede şimdi. En büyük ve kudretli olanı tespih ediyorsun. En az üç kere. Ama sana yetmiyor. Artırdıkça artırıyorsun. Zihninde o hadis: "Allah tektir, teki sever." Rakamı teke getirip doğruluyorsun.

    Azaların hareketsiz kalacak kadar bir oturuş ve ardından yine secde. Secde ettikçe güzelleşiyorsun. Alnına o günün damgası vuruluyor. Secde izinden nasibin nakşediliyor simana. Secde parlatıyor yüzünü.
    Tekrar kıyama kalkıyorsun. Okuyorsun. Kelimeler dudağına değdikçe dudağın hayat buluyor. Anlamlar zihnine yağdıkça zihnin bereket buluyor. İlhamlar kalbine aktıkça kalbin feyizle doluyor. Her okunduğunda yeniden hayat veren bu kelimelerdeki sır nedir? Her seferinde yeni duyuyormuş gibi neler söylemektedir?

    Rükû ve secdelerin uzuyor yine. Her eğilmede içinde bir yerler doğruluyor. Her kapanmada içinde bir yerler açılıyor. Öyle ki artık kâdeye hazır hale geliyorsun. Kâde yani oturma buluşup halleşme kıvamına erdiğin yerdir. Orada önce Rabbine sonra Peygamberine selam veriyorsun. Bu dünya hayatındaki yegâne örneğine dua ediyor, salâvat getiriyorsun.

    Ne ki başladı, bitecek. Namaz da öyle. Selam verip, çıkıyorsun namazdan; melekler alıyor selamını. Aslında biliyorsun ki selam da O'dur, selamla gelen ferahlık da O'ndandır.

    Namazın bitti; son namazındı bu, hatırladın mı? Değil miymiş? Selamı verip hayata dalacaksın belki, tamam. Ama bir idam mahkûmundan farkın yok, biliyor musun? Çünkü bir sonraki namaza erişebileceğinin bir garantisi yok.

    Her namazın son namazın senin, sakın unutma!

    M. Lütfi Arslan
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  9. #19
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam

    Ebû Hureyre radıyallâhu anh anlatıyor:
    Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir sefer esnâsında
    Dacnân ile Usfan arasında konaklamıştı. Müşrikler:
    - Onların bir namazları vardır ki onlar için babalarından ve evlatlarından çok daha kıymetlidir.
    Bu namaz ikindi namazıdır.
    Hazırlığınızı yapın, üzerlerine toptan bir kerede çullanın!'' dediler.
    Cebrail aleyhisselam, Resulullah -aleyhi's-salâtü ve's-selâm-'a gelerek
    ashabını iki kısma ayırmasını, onlardan bir grupla namaz kılarken
    diğer grubun geri tarafta ayakta beklemesini, tedbirli olmalarını ve
    silahlarını beraberlerinde almalarını, birinci gruba bir rek'at kıldırmasını,
    bu kısmın birinci rekatten sonra geri çekilmesini, arkadaki grubun öne ilerlemesini,
    bu yeni gruba da bir rek 'at kıldırmasını,
    böylece her bir grubun Resulullah'la birlikte birer rek'atlerinin olmasını,
    Resulullah'ın da böylece iki rek'at kılmış olmasını emretti.

    (Tirmizî, Tefsîr, 4 (3035)
    Musluman
    Cuman mubarek olsun!

  10. #20
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    13.704
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    12
    Rep Gücü
    88643

    Cevap: Bu Gun CUMA!!!

    Selam!
    İblis namazdaki bazı kimselere de okudukları dua ve surelerin okunuşu hususunda vesvese verir. Kişi örneğin Fatiha suresini okurken "elhamdu elhamdu" diye tekrarlar durur. Böylece namaz adabını çiğner şeytan bazen şeddeyi bastırarak okutmada, bazen fatihanın "mağdûbi" kelimesindeki Dâd harfinin çıkartılmasında vesvese verir. Birisini gördüm bu kelimeyi söylerken Dâdın üzerinde öyle duruyordu ki ağzından tükürüğü çıkıyordu. Hâlbuki harfi başka harflere benzemeyecek şekilde, olduğu gibi okumaktır. Ama iblis bu kelimeleri bundan öteye götürüp harfler üzerine durdurtur ve onların okuduklarını anlamaktan alıkoyar. Bu vesveselerin hepsi iblistendir.
    Sehl b. Ebi Umâme ona şöyle anlattı:
    Ben ve babam, Enes b. Malik'in (r.) yanına vardık.
    Sanki yolcu namazı gibi kısa süren hafif bir namaz kıldı.
    Selam verince babam "Allah (c.) sana rahmet eylesin.
    Acaba bu namazın Rasulullah'ın (s.) farz namazı gibi mi
    yoksa nafile mi kıldın?" dedi.

    O: Bu Rasullullah'ın (s.) namazıdır.
    Ondan farklı olarak, sadece bir yerde hata yaptım.
    Rasullullah (s.) şöyle buyururdu:
    "Kendinize dini zorlaştırmayın, sonra Allah da size zorlaştırır.
    Çünkü bir takım kimseler kendilerine zorlaştırmışlardı;
    Allah da (c.) onlara zorlaştırmıştı.

    İşte manastırda yaşayanlar.
    Onların kalıntılarıdır!" dedi.
    İcat ettikleri biz onlara yazmamıştık
    (İbnü'l-Cevzi - Telbis-i İblis)

    Musluman
    Cuman ve bayramin
    mubarek olsun!

Benzer Konular

  1. Cuma hutbesı-2
    YukseLL Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 184
    Son mesaj: 02-12-2016, 08:48 AM
  2. Cuma hutbesı
    mopsy Tarafından Dini Dokümanlar Foruma
    Yorum: 140
    Son mesaj: 18-01-2013, 06:26 PM
  3. Cuma'nin Hit'i
    mopsy Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2011, 02:59 PM
  4. Cuma'nin ayeti
    mopsy Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-09-2011, 09:25 AM
  5. Cuma Gününde Duâ
    D€NiZ Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-04-2009, 09:26 AM
Yukarı Çık