Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 Toplam: 6

İnsanları uyarmak

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Din ve İnanç Forumunda İnsanları uyarmak Konusununun içerigi kısaca ->> İnsanları uyarmak Cahiliye toplumunun temel hayat felsefesi, kişinin sadece kendisine karşı sorumlu olduğu düşüncesine dayalıdır. Bu batıl düşünceye göre insanlar ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    550
    Rep Gücü
    0

    İnsanları uyarmak

    İnsanları uyarmak

    Cahiliye toplumunun temel hayat felsefesi, kişinin sadece kendisine karşı sorumlu olduğu düşüncesine dayalıdır. Bu batıl düşünceye göre insanlar kendilerini en iyi şartlarda yaşatmakla, en rahat ortamı sağlamakla yükümlüdür. Ancak diğer insanların hayatına karşı maddi manevi hiçbir sorumlulukları yoktur. Bu nedenle insanların bir çoğu dinlerini sadece kendi başlarına yaşamakla sorumlu olduklarını ve diğer insanlara din ahlakını anlatmak gibi bir sorumluluk taşımadıklarını zannederler. Halbuki Kuran'a baktığımızda bunun tam tersi bir ahlakla karşılaşırız.

    Müslümanın en büyük sorumluluklarından biri etrafındaki insanlara İslam ahlakını anlatmak ve onları da Allah'a iman etmeye teşvik etmektir. Kuran'da Müslümanların insanları uyarmasıyla ilgili çok kesin ve açık hükümler yer almaktadır. Bunlardan bir tanesi Müddessir Suresi'nin 1. ve 2. ayetlerinde bildirilmiştir:

    Ey bürünüp örtünen, kalk (ve) bundan böyle uyar. (Müddessir Suresi, 1-2)

    Müslümanlar dinlerini kendileri yaşadıkları gibi aynı zamanda çevrelerindeki kişileri de teşvik etmekle sorumludurlar. Hatta Kuran'da Müslümanların bütün hayatlarını tebliğ yani dinlerini anlatma üzerine bina etmelerini gerektiği bildirilir. Müslümanlar işlerini, yerleşim bölgelerini, yaşam biçimlerini bu sorumluluklarına göre ayarlarlar. Bir Müslüman için, Allah'ın varlığının bütün insanlar tarafından bilinmesi, kavranması, bütün insanların cehennemin nasıl bir yer olduğundan ve hesap günü sorguya çekileceğinden haberdar olması kendi ticaretinden, eğlencesinden ya da rahatından çok daha önemlidir. Cehennemdeki azabın şiddetini ve Allah'ın kudretini çok iyi bilen Müslümanlar, insanların din ahlakını yaşamadıkları takdirde nasıl bir sona doğru yaklaşmakta olduklarını muhakkak öğrenmeleri için ellerinden gelen çabayı gösterirler. Gerekirse işlerinden, gerekirse evlerinden ya da mülklerinden vazgeçerek insanları uyarmaya ve Allah'ın bu emrini yerine getirmeye devam ederler. Allah'ın müminlere olan bu emri bir başka ayette de şöyle ifade edilmiştir:

    İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar. (Meryem Suresi, 39) (makale harun yahya)

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    Alıntı meridyen2´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    din ahlakını anlatmak gibi bir sorumluluk taşımadıklarını zannederler.
    selam ederim;

    yorumunuzdaki emeğe teşekkür ederim sayın meridyen. yukarıdaki cümle ilgimi çekti, din ahlakını biraz açarmısınız.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    550
    Rep Gücü
    0

    Kuran ahlakını yaşamanın sonucu: Huzur ve mutluluk

    Kuran ahlakını yaşamanın sonucu: Huzur ve mutluluk

    İnsan, yaratılışı gereği mutlu ve huzurlu yaşamak ister. Allah'ın Kuran'da bildirdiği ahlak yapısı, insanın fıtratına en uygun yaşamı sunar. Kuran ahlakı dışındaki yolların hepsi insanın huzursuz yaşam sürmesine neden olur.

    Yaşları, meslekleri, sosyal konumları her ne olursa olsun, Kuran ahlakından uzak toplumlarda yaşayan insanların hiçbiri tam anlamıyla mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdürememektedirler.

    Çözüm Kuran'da Aranmalıdır

    Kuran ahlakını yaşamayan, yani cahiliye hayatına göre davranan insanların içinde bulundukları en büyük yanlış budur; çözümü Kuran'da aramamak...

    Bu kişiler içerisinde bulundukları durumun açmaz bir hal aldığını açıkça görürler. Yaşadıkları hayat tarzının, benimsedikleri karakter yapısının onlara istediklerini vermediğini, kendilerini tatmin etmediğini ve hatta sıkıntıya soktuğunu hayatlarının her anında hissederler. Ancak buna çözüm olarak cahiliyenin sunduğu diğer alternatifleri deneme yoluna giderler ki, bu da onlara yine mutsuzluk ve huzursuzluk getirir. Cahiliye sistemlerinin temelde birbirinden hiçbir farkı yoktur. Belki insanlar, mekanlar ve şartlar değişebilir ama yaşanan kaygılar ve hedefler hep sabit kalır. Örneğin cahiliye yaş***** göre 'entel' olmak veya 'sosyete kültürü' ile yaşamak çok önemlidir. Ancak bu iki yaşam modeli her ne kadar birbirinden farklı olarak görülse de hedef hep aynıdır: Dünya hayatına göre yaşamak.

    Oysa dünya hayatı hırsla bağlanılmayacak kadar kısadır. Dünya hayatında kazanılan hiçbir şey baki kalmaz. Ölümle birlikte dünya hayatındaki herşey yok olacaktır. Bu nedenle, yalnızca dünyevi kazançlar elde etmek için atılan her adım insana büyük sıkıntılar getirir.

    Buna karşılık Allah insanlara mutlu ve huzurlu olmanın yollarını Kuran'da bildirmiştir: Bir insan ancak Allah'a yöneldiği ve O'nunla dost olup, Rabbimizin beğendiği ahlakı yaşadığında sıkıntılarından kurtulabilir. Allah, bir ayetinde bu önemli sırrı şöyle bildirir:

    "Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 28)

    Kuran'da tarif edilen mümin karakterinde sıkıntı, huzursuzluk, kaygı ve karmaşa yoktur. İman edenler Kuran ahlakını yaşadıkları için dünyada güzel bir hayat yaşarlar, dengeli bir ruh hali içinde olurlar ve güzel tavırlar gösterirler.

    Allah'ın Rızasını Hedeflemek

    Kuran ahlakından uzak yaşayan insanların mutlu olamamalarının ve bir türlü çıkış yolu bulamamalarının bir sebebi de yalnızca insanların hoşnutluğunu kazanmak için yaşamalarıdır. Bir insan tüm doğrularını, yanlışlarını ve hayatını insanların değer yargılarına göre belirliyorsa, insanlar için yaşıyor demektir.

    İnsanlar için yaşamak ise, büyük bir zorluktur. Çünkü her insanın beğenisi farklı ölçüler üzerine kurulmuştur. Bir insanın çevresinde yüzlerce insan olduğu düşünülecek olursa, bunların her birini memnun etmek için ayrı çaba harcamak gerekecektir. Birinin memnun olduğu bir tavırdan bir diğeri memnun olmayacaktır. Bu ise, "insanlar için yaşayan" kimselerin, "binlerce farklı talebi aynı anda" karşılaması demektir. Bu da imkansız olduğuna göre, söz konusu kişi sıkıntılı bir hayat sürmek zorunda kalacaktır.

    Allah, iman etmeyenlerin bu sıkıntılarına Kuran'da şöyle bir örnek vermektedir:

    "Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'ındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar." (Zümer Suresi, 29)

    Yüce Rabbimiz, insanı ve tüm diğer varlıkları yaratandır. İnsanın nasıl bir yaşantıyla mutlu olabileceğini de yalnızca Allah bilir. Bu noktada insana yardımcı olabilecek tek bir yol vardır; Allah'ın sonsuz aklına ve bilgisine teslim olmak ve Allah'ın rızasını gözeterek yaşamak.

    Dünya Bir İmtihan Yeridir

    Cahiliye karakteri taşıyan insanların mutlu olamamalarının bir sebebi de dünyada bulunuş amaçlarını unutmalarıdır. Oysa insan Allah'ın aklını, gücünü, sanatını ve tüm diğer üstün sıfatlarını takdir edebilecek mi, O'na gereği gibi kul olabilecek mi, yoksa bunları ve yaratılış amacını unutup, dünya hayatına kapılacak mı diye denenmektedir. Allah Kuran'da dünya hayatının bu gerçeğini şöyle bildirmektedir:

    "O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır." (Mülk Suresi, 2)
    İnsanın bu şekilde denenmesi, hayatının her anında devam eder. Okulda, işte, evde, sokakta, yalnızken ya da kalabalıkta, hasta iken veya sağlıklı olduğunda, dünyanın bir diğer ucuna da gitse orada da yine imtihanı devam eder. İstisna oluşturabilecek tek bir anı dahi yoktur. Söylediği her söz, yaptığı her tavır ve düşündüğü herşey eksiksiz olarak ahirette karşısına çıkacaktır.

    İnsanın dünyada olup biten her olayın bir deneme olarak yaratıldığını unutması, tevekkülsüz bir tavır göstermesine neden olur. Nitekim dinden uzak yaşayan toplumlarda sık sık duyulan "neden böyle oldu, keşke böyle olmasaydı", "işler yolunda gitmiyor", "mahvolduk", "bütün işler ters gidiyor", "şöyle yapmasaydım, böyle olmazdı" ve bunlara benzer pek çok şikayetçi ifadenin altında bu gerçeğin unutulması yatmaktadır.

    Kaderi unutmanın ve tevekkülsüzlüğün kesin sonucu ise, sıkıntı ve mutsuzluktur. İnsanların büyük bir bölümü olayların hikmetlerini düşünmedikleri için olumsuz gibi görünen en ufak bir durumla karşılaştıklarında hemen şikayet etmeye başlarlar. Bunun sonucunda da sürekli olarak huzursuz, mutsuz ve sıkıntılı bir hayat yaşarlar.

    Oysa insanın üzerine düşen, Allah'ın kendisi için yarattığı her andan razı olmasıdır. Ters gidiyor gibi görünen olaylar meydana gelse de, güzel ahlakta ve Allah'a olan teslimiyetinde kararlı olması ve en önemlisi yaratılış amacını unutmaması gerekir. Kuran'da emredilen güzel ahlakı yaşayan kimseler, bu tür olaylarda gösterecekleri sabrın ahirette ve dünyada kendilerine bir güzellik olarak döneceğini bilmenin huzurunu ve mutluluğunu yaşarlar. (Harun Yahya, Çözüm Kuran Ahlakı)

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    Alıntı meridyen2´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    Kuran ahlakını yaşamanın sonucu: Huzur ve mutluluk

    İnsan, yaratılışı gereği mutlu ve huzurlu yaşamak ister. Allah'ın Kuran'da bildirdiği ahlak yapısı, insanın fıtratına en uygun yaşamı sunar. Kuran ahlakı dışındaki yolların hepsi insanın huzursuz yaşam sürmesine neden olur.

    Yaşları, meslekleri, sosyal konumları her ne olursa olsun, Kuran ahlakından uzak toplumlarda yaşayan insanların hiçbiri tam anlamıyla mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdürememektedirler.

    Çözüm Kuran'da Aranmalıdır

    Kuran ahlakını yaşamayan, yani cahiliye hayatına göre davranan insanların içinde bulundukları en büyük yanlış budur; çözümü Kuran'da aramamak...
    selam ederim;

    teşekkür ederim emek verip uzun bir cevabınız yazmışsınız. sizin yukarıdaki sözleriniz üzere şunu söylersem yanlış olmaz. şu an islamı yaşıyan bir ülke yok yeryüzünde. size göre varsa bana bir örnek verirseniz sevinirim. şu an KUR'AN ile henüz tanışmamış fakat vicdanı ile insanlığın kıymetine varmış pek çok ülke insanlıkda ileriye gitmiş ve refah içinde mutlu huzurlu yaşamaktadır. nasıl mı? kadın erkek eşitliği - hayvan ve tabiata karşı dost - insancıl değerlere sahip çıkarak muhabbete önem veren. KUR'AN ahlakını icra etmek için KUR'AN bilmeye gerek yoktur. KUR'AN harf demektir ve bunu tüm insanlar icra edebilmektedir. o yüzden KUR'AN ın ahlakı, İNCİL'in ahlakı,TEVRAT'ın ahlakı diyemeyiz. ahlak insanın kendisini vicdan, akıl, eğitim ve muhakemesi ile doğru hüküme varması ile gelişir. kitaplar buna yardımcı unsurlardır. bildirici yol gösterici sorumluluk verici ilahi kelamlardır. fakat bunlar olmasada insan kendi muhakemesi ile doğru ve yanlışı ayırd edebilecek donanıma sahiptir. kısacası ahlak kitapta değil doğru düşüncededir. inandığı şeyin, ne için olduğunu bilmeyen insan bu ahlakdan nasibini alamaz. örneğin oruç tut sihat bul! gibi camilerde yazılı duran yazı her oruç tutanın sıhat bulacağı gibi bir işaret vermektedir ve yanlışdır. bu iş düşüncesizce yapılmış bir genellemedir. ve hasta ve rahatsızlığı olanların (şeker tansyon alzaymır gibi) zorla Allah aşkı için tutmasına ve hastalıklarının artmasına vesile olmaktadır. neyi ne için yaptığını bilmeyen insan nefsinede zulmeder ve sevgili peygamberimizin "nefsinize zulmetmeyiniz" sözünü düşüncesizce kenara koyarak kendine zulm ederek Allah'ın sevgisini kazanacağını sanır. KUR'AN insana önce düşünüp muhakeme etmeyi emreder. fakat insan düşünüp idrak etmek yerine düşünmeden biat etmeyi seçmiştir. bunu koşulsuz kabul etmek olarak nitelendirip imanın çokluğu ile orantılayarak yanlış bir yola girmiştir. insan ulu Allah'ın rızasını yaptığı doğru işlerle kazanması gerekirken bu mesleyi islamın içersinde olan çeşitli ibadetler ile sınırlamış ve islamı içinden çıkılmaz bir yola getirmiştir. sonuç olarak KUR'AN'ın ahlakı olmaz, ahlak insanda olur ve onu uygulayıp hayata geçirebilmeside kendi anlayışının orantısı ile mümkündür. anlayışın gelişmeside yanlızca KUR'AN ile olmaz. her insan "insanlık ilminde" kendisini geliştirmekde bir önceki nesilden daha ileriye götürmekte sorumludur. KUR'AN ahlakı değil insan olmanın ip uçlarını verir bize KUR'AN. oysa aynı şeyler bizlerde vicdan yolu ile zaten mevcuttur.

    yurt dışında hangi ülkeleri gezerek KUR'AN dan uzak bu mutsuz insanları yazdınız bilemiyorum sayın meridyen fakat benim gördüğümde yurt dışında pek çok ülkede mutlu, neşeli kendisine çevresine, kadınlara zulm etmeyen insanlardı. çünkü onlar KUR'AN ı bilmeselerde büyük ölçüde islamı icra etmektedirler zaten. teşekkür ederim.
    Konu tansxx tarafından (10-08-2012 Saat 02:11 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    islama göre bir erkek kaç eş alabiliyor? 4
    islama göre evlilik yaşı kaçtır? örneklere bakacak olursak 16-17

    peki bugünkü insanın idrak, anlayış ve muhakemesine göre bu durum kabul görüyormu dünyada? asla
    ama o günkü şartlara göre bu doğal ve normal bir olgu idi.

    demekki islamda ilerleme var o diri ve insanlık alemi ile birlikte yol alan bir ilim! sahabeleri bende çok severim fakat günümüzdeki akıl ve idrak ile bizim vazifemiz islamı ileriye götürmek ise insanlıkda onları geçmek zorundayız. 1400 yıl önceki hikayeleri işitip işitip oturup ağlamak yerine biz bu konuda ne yapabiliriz? de islam daha ileriye bir yol alır insanlık daha refah ve huzur içinde yaşar, sevgi ile barış ile, saygı ile (sadece insana değil tüm tabiata karşı). sorumluluklarımız nelerdir? Allah birdir deyip salavat getirip namaz kılıp oruç tutmakmı? eh bu zamanda okadar kolay olmasa gerek. o 1400 yıl önce büyük bir olaydı insanlar için bir uyanış ve rabbini bilmek. fakat biz bugün akıl ve muhakeme çağında aynı yerde aynı şeyleri yaparsak gerçekten sevgili muhammedimize karşı büyük bir ayıp ulu Allahımıza karşıda suç işlemiş oluruz. sadece eli ile alıp vermez insan, dili kulakları ve akılı vasıtası ile asıl alıp verme işi gerçekleşir ki biz bilgiyide, ilimide, selamıda bu yol ile alır veririz. eh öyle ise bir şükürü ve hamdıda dinin gereği olarak düşünmek oldukça geri bir düşünce olsa gerek bu bolluk bereket içersinde gerçekten nankörlük ve düşüncesizlik olur. ileriye götürmek için çevremizden başlayalım bu ilimi icra etmeye. temiz tutalım çevremizi, hayvanları besleyip besleyip öldürüp yemeyelim, birbirimize karşı dürüst samimi ve tevazu ile yaklaşalım. aklımız fikrimiz doğruyu gözetmekde olsunki yanlış aramıza karışmasın. olaki karışırsa hemen birbirimizi uyaralım! ulu Allaha şükürlerimiz ve hamdlarımız dilimizden eksik olmasın. kullandığımız gücün kuvvetin sanatın dilin asıl sahibini bilelim. işte buradan başlayabiliriz ahlaklı insan olmaya. ahlaklı insan demek kendini bilmektir haddini bilmektir. ne KUR'AN'ı okumak nede namaz kılmak yetmez ahlak sahibi olmaya. ahlak onlarda değildir, ahlak girişeceğiniz her konuda önce temiz bir düşünce ve niyet ile başlar ardından yerinde ve doğru icraat ile son bulur.

    mademki harf KUR'AN dır. onun ahlakıda ancak onu doğru kullanmak demektir. dualar ile şükür hamdlar ile güzel sözler ile gönül alarak selam vererek. işte onun ahlakı budur.
    Konu tansxx tarafından (10-08-2012 Saat 12:15 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2011
    Mesaj
    763
    Rep Gücü
    6151
    Anlasilan Meridyen 2 arkadasimiz kopya-pasta usülü calisiyor ve yapistirdigi hazir yazilara yorum yapanlar oldumu pek ilgilenmiyor, daha acikcasi Tecrübeli bir üye olan meridyen 2 nin burayi Adnan Oktar i tanitma ve reklamini yapma panosu gibi kullanmasini yadirgadim...

    Tansxx yaptiginiz yorumlar biraz dikkatimi cekti,

    Günümüz insaninin idraki ve anlayisi bir sey(ler) i kabul edip etmeyisi kisiyi baglar, günümüzde ,artik insanlar toplu halde $u görü$ü kabullenmiyor diye bilhassa dinin emir yasak yada verdigi ruhsatlar degismez...

    Günümüzdede $AYET belirtilen $artlari yerine harfiyyen getirebilecekse erkek 4 kadinla evlenebilir ruhsati yine vardir...

    Kuran Ahlaki bir tabirdir,ve mana özündede böyle bir davranis vardir. Kuran ahlakli davranis sahibi olabilmek icin Kurani bilmek yada ondan haberdar olmak sarttir. Bizim dilimiz Türkce ama Kuran Arapca enazindan dilimize cevrilmis kitaplardan haberdar olabilir ve o istikamet üzere yasariz.. Kitaplar olmasa idi birey olarak belki sen aklini yasadigin sürece sadece din üzerine yorar her attigin adimda ,yaptigin eylemde oturup dinen bu nasildiri düsünebilirsin ama yinede dogrulari nasil ayiracaginida merak ediyorum, hadi sen ayirdin üstün zekan ve ferasetinle ben gibi köylü mehmet aga,ne yapacak...!
    Su bulamadiginda Namaz icin yada gusül icin teyümmümü nereden ögrenecek, abdestin farzlarini orucu vs bunlari kitapsiz nasil bulacak..!

Benzer Konular

  1. İnsanları tanımak için ne yapılmalı?
    YukseLL Tarafından İnsan İlişkileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-02-2012, 12:02 AM
  2. Dedemin İnsanları
    mopsy Tarafından Sinemalar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-10-2011, 07:29 AM
  3. İnsanları Ne İçin Sokağa Dökmek İsterdiniz???
    redyellow Tarafından Tartışma Salonları (polemik) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 22-08-2011, 10:25 PM
  4. İnsanları memnun etmek zordur
    nefisetülilm Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 07-08-2009, 03:26 PM
  5. Yorum: 0
    Son mesaj: 02-06-2008, 06:14 PM
Yukarı Çık