Merhaba

Yarin 26.Kasim 2011
Yani
Muharrem ayinin 1. gunu.
Yani
Hicri takvimin 1.ayinin 1. gunu.
Yani
Hicri Yilbasi...
Muslumanlara Hayirli olsun!


MUHARREM AYI VE ÂŞÛRE
(26 KASIM 2011 CUMARTESİ)


Hicrî Takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının İslâm tarihinde önemli bir yeri vardır. Bu ayın onuncu gününe “aşûre günü” denilmektedir. Sevgili Peygamberimiz (a.s.) bu aya önem vermiş ve “Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan âşûre orucudur” Müslim, “Sıyâm”, 38.
buyurarak bu ayda oruç tutmuştur.

Hazreti Aişe validemizden rivayet edilen bir hadis-i şerifte, İslâm öncesinde, Mekke halkının oruç tutmakta olduğu “âşûre” gününde Peygamberimizin de oruç tuttuğu bildirilmektedir. Resûlullah (s.a.v) Medîne'ye hicret ettikten sonra da bu orucu tutmuş ve müminlere de tutmalarını tavsiye etmiştir.[Buhârî, “Savm”, 69; Müslim, “Sıyâm”, 19.]
Ramazan orucu farz kılındıktan sonra da Peygamberimizin tavsiyesi üzerine bu oruç sünnet olarak tutula gelmiştir .[Buhârî, “Savm”, 69.]
“Âşûre orucu" olarak adlandırılan bu oruç, Muharrem ayının onuncu günü tutulmakla birlikte, sünnet olan, bu günü bir öncesi veya sonrası ile oruçlu geçirmektir.[Tirmizî, “Savm”, 50.]

Tarihte geçmiş birtakım hadiselerin, Muharrem ayında gerçekleşmiş olduğuna dair bazı rivayetler bu aya ayrı bir değer verilmesine sebep olmuştur. Ancak Muharrem ayı bütün Müslümanların hafızalarında, hepimizin yüreğini yakan acı bir olayla da yer etmiştir. Peygamberimizin sevgili torunu, Hz. Ali’ nin ve Fâtıma annemizin sevgili oğulları Hz. Hüseyin ve yanındakilerin Kerbelâ’da hunharca şehit edilmesi olayı bu ayda vuku bulmuştur. Bu olay, Hz. Peygamberi ve ailesini seven bütün Müslümanların gönüllerinde silinmez acılar bırakmıştır.

Tarihte yaşanmış ve geri dönüşü mümkün olmayan böyle acı olayları tasvip etmek mümkün değildir. Bunları hatırlayıp ders almak gerekir. Bu olay, bütün Müslümanları derinden sarsan ve kederlendiren acı bir tecrübedir. Bu ve benzeri olaylar karşısında, sağduyulu hareket ederek Allah ve Peygamber sevgisi etrafında kenetlenmeliyiz. Hz. Peygamberi, onun aile fertlerini ve ashabını sevmek hepimizin müşterek heyecanı olmalıdır. Tarihte onların çektiği acılar bizim de acılarımızdır.

İyi bilelim ki, huzurlu bir toplum halinde yaşayabilmek, Yüce Dinimizin bize öğrettiği karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı kardeşliği, birlik ve beraberliği korumakla, birlikte sevinip birlikte üzülmekle mümkündür.

Yüce Rabbimizin bu konudaki emri şöyledir:
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz” .[Âl-i İmrân, 3/103.]

Vezirkopru muftulugu

Muharrem Ayı ve Aşure