Merhaba

"Getto İslamını hoşgörü İslam'ına dönüştürmeliyiz"

Eski diplomat Karlsson, Avrupalıların Müslümanları dışlamasının onları gettolara ittiği ve böylece aşırı dincilerin kendilerin rahatça yandaş bulduklarını söylüyor. Ekonomik sorunlar çözülmedikçe şiddet, aşırı uçlara yönelme artacak diyor. Bir de laik fundamantalistlerden dert yanıyor…

- Avrupa'da, son yıllarda İslam’ın bir sorun haline geldiğini görüyoruz. Özellikle aşırı dincilerin yarattığı bu sorun sizce Avrupalıların tutumundan mı yoksa İslamcılığın yükselişinden mi kaynaklanıyor?

INGMAR KARLSSON. Bence sorunlar ülkelere göre farklılık gösteriyor. Örneğin İsveç’te 200 bin Müslüman yaşıyor. Yani İslam dini Fransa’daki gibi ikinci büyük din değil. İngiltere’deki gibi çok büyük Müslüman nüfus da yok İsveç’te. O yüzden şimdilik bizim yaşadığımız sorunlar bu ülkelere kıyasla daha az. Bence sorun, kitabımda da anlattığım gibi, Müslümanların dışlanmasından kaynaklanıyor. İnsanlar dışlandıkça gettolarda, kapalı bir ortam d, içlerine kapanarak yaşıyorlar. Kendilerini bizim toplumumuzun dışında hissediyorlar ve doğal olarak radikal İslam’a ya da radikal gruplara yöneliyorlar. Bunu, kendileri için bir tür çıkış yolu olarak görüyorlar.

- Yabancı ülkelerdeki Müslümanların, yaşadıkları topluma entegre olmalarını sağlamak için neler yapılması gerekiyor sizce?

KARLSSON. Müslümanlar Avrupa’da yaşamak istiyorlarsa içinde bulundukları topluma uyum sağlamak zorundalar. Laik Müslümanlar Avrupa’ya gelmişse zaten bir şeylerden kaçıp buraya gelmişlerdir. Dolayısıyla bunu yapacak kapasitedeler. Öte yandan cami açmak ve ibadetlerini gerektiği gibi yerine getirmek istiyorlarsa buna izin verilmemelidir. Avrupadaki Müslümanlar şunu unutmamalı; Bir kere gittikleri ülkelerde azınlık konumundalar; o ülkenin kurallarına uymaları lazım. Kuran’ı temel alan ve şeirat’a uygun bir yaşam sürmek istiyorlarsa İran’a, Sudan’a ya da böyle yönetilen başka bir ülkeye gidebilirler. Ama buraya geldilerse kurallara uymak zorundalar. Zaten bence Avrupa’daki Müslümanların çok azı “şeriat” diye ısrar ediyorlar. Gelenlerin çoğu Avrupa’yı özellikle seçiyor, çünkü laik bir düzende yaşamak istiyorlar. Kur’an’ın tek rehber olduğu yerde demokrasi olmaz.; tek bir parti olur. Komünizm gibi bir şey bu. Birçok Avrupalı da bu yüzden İslam’a karşı çıkıyor.

- Fransa’da “Modern İslam Fransa’da doğacak” diye yeni bir iddia var. İslam’ı özüne dönerek yorumlayanlar gittikçe farklılık gösteren fundamantalistlerin yaklaşımına, tutumuna karşı çıkıyorlar. Ve sizin kitabınızda dile getirdiğiniz dışlamanın Müslümanların aşırı uçlara yönelmesinde büyük pay sahibi olduğunu söylüyorlar. Ve “gelin modern İslam’ın doğmasına yardım edelim” diyorlar…

KARLSSON. Evet, bende kitabımda bunu anlatıyorum. Bence biz bunları dışlamazsak topluma daha çok uyum sağlayacak ve hatta belki de yaşadıkları topluma uygun bir İslami model yaratacaklar. Alman İslamı, İsveç İslamı gibi. hoşgörülü bir İslam bu. Bu modern ve höşgörülü İslam bence kendi ülkeleri açısından da bir köprü olabilir. Filistin’deki Müslümanların yaratmak istedikleri de bu.

Ortadoğuyu çok iyi tanıyorsunuz, birçok Müslüman ülkeyi incelediniz. İslam sizce Batı dünyasına, modern dünyaya uyum sağlayabilir mi?

KARLSSON. Evet, bence sağlayabilir. Avrupa’daki sorun bence İran devriminden sonra arttı. İşsiz Bosnalılar, Somalililer geldi. Gelenlerin tabiî ki dil sorunları da vardı. Bu yüzden iş bulmak tada zorlandılar. Türkler geldi, misafir işçiler olarak. Türkler çok çalışkandılar. Hemen iş sahibi olup topluma uyum sağladılar. İkinci üçüncü kuşak Türkler bugün İsveç’te çok iyi konumda. Toplumda üstelik önemli rol sahibiler. İsveç’teki Türkler İsveç’le Türkiye arasında çok güzel bir köprü oluşturdular. İsveççeyi çok iyi konuşuyorlar. Batı toplumlarındaki önemli sorunlardan biri bence laik fundamentalistler.

- Laik fundamentalistler derken başka dinden olanlara önyargıyla, tepkiyle yaklaşanları kastediyorsunuz herhalde.

KARLSSON. Evet. Örneğin İsveçlilerin çoğu camii inşasına karşı. Müslümanların hepsini kendi toplumu için tehlike olarak görme, dua edenlere, ramazanda oruç tutanlara fanatikçe yaklaşım var. Camii kurulmasını toplumlarına sonradan yönelecek bir saldırı olarak algılıyorlar. Bunlar bence çok tehlikeli.

- Banliyölerde doğan şiddetin nedenin dışlanma olduğunu yazıyorsunuz kitabınızda. Ve tehlikenin gettolardan doğduğunu belirtiyorsunuz.

KARLSSON. Eğer İslam, Avrupa için bir tehlikeyse bu gettolardan dolayı. Suç fanatizm buradan çıkıyor. Buralardaki insanlar işsizler. Onlara iş yaratmak zorundayız. Bugün İsveç’te işsizlik oranı yüzde 10. Türkler ilk geldiklerin iş bulup uyum sağlamışlardı. İşçiye ihtiyacımız vardı. Ham işsiz olup hem de uyum sağlamak çok zor. Öte yandan İsveçliler de işsiz. Yabancıların iş sahibi olduğunu görmeleri sosyal huzursuzluk doğruyor.

- Sizce Avrupa’daki Müslümanların en önemli sorunu ne?

KARLSSON. İşsizlik ekonomik ve sosyal durumu kötü olunca her şey kötü gidiyor. Malezya örneğini alın. Ekonomik sorun olmayınca fundamentalizm de olmuyor. En önemli sorun ekonomik.

- Türkiye’de de bildiğiniz gibi siyasal alanda kendince İslama dayanan bir parti var. Ve bu partinin oy oranında düzenli olarak, belli bir artış gözleniyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

KARLSSON. Ben oy veren insanların dinle ilgili RP’ye oy verdiğini sanmıyorum. Durumlarından memnun olmadıkları ve RP’yi bir umut gördükleri için oy verdiklerini sanıyorum. Diğer partiler, ekonomik ve sosyal sorunları çözselerdi bu böyle olmazdı.

- Genelde sorunların çoğu ekonomik bozukluk yani…

KARLSSON. Evet. Bu partilerin popüler olmasını nedeni bu. Hamas içinde aynı şey geçerli. Hamas üyeleri iş yaratıyorlar, insanlar yardım ediyorlar. Son derece aktif bir çalışma içindeler üstelik. Bu yüzden de taraflar topluyorlar. Biz ekonomik ve sosyal sorunları çözersek siyasi İslam daha az yaşam alanı bulacak. Ve demokrasi yayılacak.

- Teknolojik gelişmeler, modern iletişim araçları Avrupa ile İslam dünyasını birbirine yaklaştırmasına rağmen bir taraftan da uzaklaştırıyor. Bu farklılık nasıl kapatılabilir?

KARLSSON. Her iki tarafta da aşırı uçlar var ve bunların amacı araya kesin bir sınır koymaktır. Her türlü güçlüğüne karşın İslam ve onun içindeki farklı görüşlerle diyalog yolları araştırılmalı. Ancak bu yolla önyargılarımızdan kurtulabiliriz. Dinden korkmak gereksizdir, onun bayrağı altında ve onun adına politikalarını yürütenlere dikkat etmek lazım!...

Emine Çaykara