Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    21. yüzyılda din olmayacak

    Selam



    Roger Garaudy: "21. yüzyılda din olmayacak" (1998)

    Prof. Roger Garaudy, 1981 yılında Müslüman olmuş dünyaca ünlü bir düşünür. Bizde, özellikle İslamiyeti seçtikten sonra dikkatleri üzerine çeken Garaudy, 1954 yılında Fransız Komünist Partisi’ne üye olmuş meclis ve senatoda görev yapmış, 1956 yılında Fransız Kominst Siyasi Büro Şefliği’ne kadar yükselmiş bir kişi. Marksist Araştırma ve İnceleme Merkezi Müdürlüğü de dahil olmak üzere pek çok önemli görevde bulunmuş ve 1970’de fikri anlaşmazlıklara partiden çıkartılmış. Garaudy, İBB Kültür İşleri Daire Başkanlığı’nın düzenlediği I. Uluslararası İslam Düşüncesi Konferansı için İstanbul’daydı. Garaudy ile Filistinli eşi Selma el Faruki ve çevirmeni Ayşe Arslan eşliğinde söyleştik.


    - Sizi Batı toplumlarında en çok ne rahatsız ediyor?

    ROGER GARAUDY. Her şeyin alınıp satılıyor olması. Yani özetle insan tahrip ediliyor. Her şey alınıp satıldığında yaşam anlamını kaybediyor, mahrumiyet başlıyor. Bu Rönesansla başladı. Rönesans, kapitalizmin ve sömürgeciliğin ortaya çıkışıdır aynı zamanda. Kapitalizm galip geldiğinde her şey satın alınmaya başlandı. Batı da erk, otorite demek. Bunun en tipik örneği; imparatorun seçimi… Üç adayın da arkasında büyük sermayeler vardı. Şarlken kazandı, çünkü arkasında en büyük Alman bankası vardı. Böylece de para otoriteyi getirdi. Hem otorite hem de sonsuz yaşam satın alınmaya başladı. Roma’da kilise sayesinde günahlar bağışlanabildi. Bir bakıma cennet satışa çıkarıldı. Mutlak güç para oldu. Pazar, Rönesanstan beri sosyal ilişkilerin regülatörü oldu. Yani fuhuş, yolsuzluk kişisel kusurlar olmaktan çıktı, devletin yapısal bir formu haline geldi.

    - Sizce dinler arasında bir diyalog kurulabilir mi?

    GARAUDY. Ben dinler arasında diyalog kurulacağına inanmıyorum. Din, bir kültür aracılığıyla görünür, bir inançtır. İnançlar arasında diyalog mümkündür. Dinler yoktur, kültürler vardır. Bir Tanrı vardır ve bu kültürlerle gelmiştir. Sonuç olarak diyalog, herkes kendi dinine kapanmadığı, kendi dininin en iyisi olduğunu iddia etmediği –maalesef bugün yaşanan tersi– sürece mümkündür. Bu da karşındakinden bir şeyler öğreneceğini kabul ederek olmalıdır. Bunu kabul etmek demek "ben inandığımın mutlak olmadığını, şüphe içerdiğini kabul ediyorum" demektir. Gerçek diyalog böyle olur. Aksi taktirde, siz istediğiniz kadar kendi dininden başkasını tanımayan bir Katolik misyoneri, İslam'ın en son ve en mükemmel din olduğunu, Muhammed'in peygamber olduğunu sonuna kadar savunan bir ulemayı bir araya getirin, hiçbir anlamı olmaz. İnsanlar, başkalarından bir şeyler öğreneceğini öncelikle kabul etmelidir. Diyalog, cevaptan çok soru sormaya dayalıdır. "Din sorunlarımıza bir cevaptır" deniyorsa diyalog olmaz. "Din, soru sormaktır" diyorsanız "yaşama anlam katan, soru sorandır", diyorsanız, benim kendi dinimi geliştirmek için sizin dininize de ihtiyacım olduğunu kabul edersiniz. Upanişadlar'a da ihtiyacımız var. İster Hıristiyan ister Müslüman olsun din okullarına baktığımda tek bir geleneğin öğretildiğini görüyorum. Hiçbir Hıristiyan okulunda İslam'ın, Budizmin ya da başka bir dinin öğretildiğini görmedim. İnsanlar bu yüzden cahil; kendi dinlerinin en iyisi olduğunu sanıyorlar. Kötülükte buradan geliyor. Şu ortamızda duran teybi alın ve ikimiz de resmini yapalım; farklı olacaktır sizinki de, benimki de. Oysa obje tek. Bu obje Tanrı olduğunda benim sizin vizyonunuza ihtiyacım var, sizin de benimkine. Bence dinlerin sonuna geldik. 21. yüzyılda ne İslam ne Hıristiyanlık olacak. İnsanlar anlamı arayacak, bu bir postulat; cevap değil; soru. Cevabımız yok, inanç bir soru düzenidir… Ne dünyanın kökenleriyle ilgili, ne yaşam ne insan, ne de dünyanın sonuyla ilgili cevabımız var. Her gün bu soruları soruyoruz. İnanç, var olan bir sıkıntı, korku, bir umut halinde. Kesinlik yok. İnancım var, cebimde mendilim var demek. (Bu arada eşi Selma el Faruki bir başka masada oturan çevirmeni Ayşe'yi çağırıyor gelip dinlemesi için)

    - Dünyada aşırı dincilerin artışı hakkında ne düşünüyorsunuz?

    GARAUDY. Sömürgeciliğe karşı bir reaksiyon bu. Anlıyorum. En kötü aşırı dincilik sömürgecilikti. Entegrizm, mutlak gerçeğe sahip olduğunu iddia etmek ve bunu başkalarına dayatma hakkına kendinde görmek demektir. Büyük engizisyoncular belki de kişisel yaşamlarında birer aziz değillerdi. Mutlak gerçek olduğundan ve buna inandıklarından bunu başkalarına empoze ediyor ve insanlara ateşe, yani onlara göre Tanrı'ya yolluyorlardı. Gerçek aşırı dinciler sömürgecilerdi. Bugün gördüğümüz bütün aşırı dinciler, ki bunlar sadece Müslümlar değil,–Çin kültür devrimi de bence bir entegrizimdir– bu sömürgeciliğe karşı bir reaksiyon içindeler. İnsanlar kimliğini korumak istiyor. Kimliğini korumak, sömürgecinin etkisinden kurtulmak demek. Aşırı dinciler din üzerinde geriletici bir rol oynuyorlar, çünkü yüzyıllar öncesine ait formüllere kapanıp kalıyorlar. İslam'da da böyle. En kötüsü, belki de Siyonist entegrizmi. Kutsal topraklar, seçilmiş halklar diyorlar, bunlar hiç varolmamış nosyonlar. Bugün hiçbir anlamı olmayan şeyler. Bunun üzerine politika inşa ediyorlar. İnsanları öldürmek çözüm değil. Silah depolarına, polislere saldırıyı anlayabilirim. Direniş döneminde bunu yaptık. Bize terörist dendi. Unutulan, Filistin'de bir işgalin ve buna karşılık bir direnişin olduğu. (Eşi, çevirmene bakıp "keşke söylemeseydi" gibisinden bir yüz ifadesi takınıyor. Belki de Garaudy hakkında İsrail aleyhine konuştuğu için Fransa'da açılan dava yüzünden.)

    - Bu normal diyorsunuz öyle mi?

    GARAUDY. Hayır, anlaşılabilir. Biz de yaptık bunu. İtalyan işgali vardı, benim de içinde olduğum grup direndi. Trenleri bombaladık, saldırdık.

    - Müslüman ülkelerin çoğu, söylenildiği gibi İslam'dan uzaklaşıp eski geleneklere dayanan bir model mi uygulamaktalar sizce?

    GARAUDY. Evet. İslam'dan ciddi bir uzaklaşma söz konusu. Binlerce yıl önceki kurallar uygulanıyor. Suudi Arabistan'da el kesme örneğini alın, vahşet bu. Suudi prensleri istedikleri gibi yorum yapıyor, ulemalar da öyle. Bir tür kendi çıkarı için kullanmak. Böyle bir şey yok İslam'da. İnsan haklarına en uygun, aklın ve vicdanın sesine en çok yer veren, insana özgü bir dindir İslam.

    - Siyasi çıkarları için dini alet edenler de var.

    GARAUDY. Bu da yanlıştır, din ayrı siyaset ayrıdır.

    - Müslüman ülkelerin geleceği hakkında düşünceleriniz neler?

    GARAUDY. Bence Müslümanlık en kötü çağını yaşıyor. Hatta Hıristiyanların kilisenin hakimiyetinde olduğu engizisyon dönemine bile benzetilebilir bu. Tanrı adına bir takım kişiler fetva veriyor ve değerlendirmeler yapıyor. Suudi Arabistan'da yaşananlar gibi... (Eşi, yine çevirmene bakıp yüz işaretleri yapıyor, keşke söylemeseydi gibisinden.)

    - Müslümanlar sizce ne yapmalı, kendilerini nasıl toparlamalılar? İslama yeniden bakışa ihtiyaçları olduğuna inanıyor musunuz?

    GARAUDY. Kesinlikle. Bence bugün varolan tek güç ABD ve onun skarşısına ekonomik güç olarak karşı koymak en etkili yol. Bugün artık dolar var piyasada. Oysa ABD, işsizlik, iç ve dış borçla ekonomik açıdan çok zayıflamış bir ülke. Öyle sanıldığı gibi güçlü değil. Tek yol İslam ülkelerinin karşısına yeni bir para birimiyle çıkması. Güçlü bir para birimi lazım. Ancak o zaman ABD yenilebilir ve İslam ülkeleri güçlerini kanıtlayabilirler. Artık güç ekonomik...

    - Ama ABD'ye bağımlı İslam ülkeleri var.

    GARAUDY. Evet ama onların da güçleri var ellerinde. Biraraya gelip zenginliklerini kullanarak ABD'yi dize getirebilirler.

    - Siz konferansta bir kurtuluş ideolojisinden bahsettiniz ve Latin ülkeleri modelini örnek verdiniz. Bunu biraz açar mısınız? Bu modelle neyi anlatmak istiyorsunuz?

    GARAUDY. Evet, Müslümanların tek kurtuluş yolunun bu olduğuna inanıyorum. Aşağıdan, varoşlardan başlayacak, fakir halkların içinden doğacak bir direniş hareketi bu. Nikaragua örneğini alın. Dünyada, zenginlere karşı fakirler çoğunlukta. Bu halkın içinden güçlenerek çıkan bir hareketle ancak Müslümanlar ayakta durabilir ve İslam da bu yolla yeniden doğabilir.

    - Sizce İslam dini modern yaşamın ihtiyaçlarına cevap verebilir mi?

    GARAUDY. Kesinlikle verebilir, bunu en iyi yapacak tek din İslam.

    Emine Çaykara

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Garaudy: Dünyanın Tek Medeniyeti Batı Değil!

    Merhaba



    Ünlü Fransız düşünürü Roger Garaudy, yeni yayımlanan kitabı "Medeniyetler Diyaloğu"nda, "Batı bir kazadır!" diyor ve Batı'nın insanlığın başına ne büyük belâlar açtığını bir bir sergiliyor.

    "Batı'nın monoloğu yeteri kadar sürdü. Batı, bütün kültürleri kendi bakış açısına göre yönlendirmeye kalkıştı. Kendisine inanacak olursak, ondan önce sadece ilkellerin emekleri vardı, o ortaya çıktıktan sonra da sadece çökmekte olanların sapmaları görüldü, sanki tek geçerli yörünge, Batı'nın yörüngesiymiş gibi!" diyen Garaudy, Batılılara şöyle sesleniyor: "Biz Batılılar, bizi biz yapan değerlerin neredeyse tamamını Doğu'dan aldık ve Doğu halklarından öğrendik! İlmimizi ve irfanımızı da Doğu'ya borçluyuz! Dinimiz bile bize Doğu'dan geldi. Medeniyeti, hesaplar yapmasını, kimyayı ve tıbbı Müslümanlardan öğrendik. Biz ancak Rönesans'la biz olduk, o zaman da bütün dünyayı mahvetmek için kolları sıvadık. Dünyanın bütün medeniyet ve kültürlerine karşı savaş açtık. Dünya insanlığa en büyük zulümleri yaşattık. Bugünkü dünyanın açlık, sefalet ve geri kalmışlığın asıl sorumluları Batılılardır!"

    Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasında çıkan ve Cemal Aydın tarafından dilimize aktarılan "Medeniyetler Diyaloğu"nda Garaudy, bir zamanlar dünyaya huzur ve barışı Müslümanların getirdiğini hatırlatıyor ve İbn Haldun'un "Hıristiyanlar Akdeniz'de bir tahta yüzdürmekten bile âcizdiler." sözünün gerçeği yansıttığını, o dönemlerde Batı'nın barbarlık içinde yaşadığını kaydediyor.

    "İbn Haldun, beşerî bilimler sahasında evrensel bir şahsiyet olarak hâlâ gündemdedir." diyen yazar, İslâm medeniyetinin o zamanki durumunu gözler önüne sererken şu noktanın altını çiziyor: "İbn Haldun çapında bir adam boşlukta ortaya çıkamaz. Biz onu okurken, dönemindeki İslâm düşüncesinin sosyal bilimler alanındaki gelişmesini tahayyül edebiliriz?' İslâm medeniyeti dışındaki diğer medeniyetlerin de Batı tarafından durdurulduğunu belirten yazar, soykırıma uğratılan Amerikan yerlilerinin dünyada mısır bitkisini bulan ve ekimini yapan büyük bir medeniyete sahip olduklarının unutturulduğunu yazıyor. Ayrıca onların güneş yılını, o dönemin Avrupalılarından çok daha dakik bir şekilde hesaplayıp bulduklarını kaydediyor. Öte yandan yazar, Çin ve Hint medeniyetlerinin de dünyaya pek çok katkısı olduğunun Batılılar tarafından göz ardı edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguluyor.

    Garaudy, şimdiye kadar pek dikkate alınmayan ve gerçek anlamıyla değerlendirilemeyen tarihî bir gerçeğin üzerinde duruyor ve şöyle diyor: "Rönesans, kesinlikle 'hümanizm'in doruk noktası olmamış; tam aksine, insanın tabiatla, toplumla ve Tanrı'yla olan ilişkilerinde Batı medeniyetinden çok daha üstün nitelikteki bazı medeniyetleri ortadan kaldırmıştır." Düşünür, Batı'nın şimdi o medeniyetlere muhtaç hâle geldiğini, şayet onlardan yardım almazsa tümüyle çökeceğini belirtiyor.

    Roger Garaudy, "Büyüme bizim toplumumuzun gizli ilâhıdır, reklâm gibi akıllara durgunluk veren âyiniyle, gaddar ve insan kurbanları isteyen bir ilâh." diyerek günümüz Batı dünyasının maddeye tapar hâle geldiğine dikkat çekerek yeryüzü insanlığının kurtuluşunun gerçek anlamda bir "medeniyetler diyaloğu"ndan geçtiğini söylüyor.

    Zaman

  3. #3
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    21. yüzyılda din olmayacak kelimesi yanlış bir ifadedir düzeltmek isterim, 21nci yüzyılda din'in ne olduğu anlaşılacaktır. din doğru demektir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  4. #4
    bursali68
    Misafir..
    Merhaba,

    Doğrusu da " din " konusunun ortadan kalkması...Sonuçta tüm çekişmelerin ana eksenlerinden ve en önemlilerinden biri de din...Mısır İnisiyeleri de aynen bunu söylüyor...: Din farkının kalmayacağını...! Üstelik tarihlere de yaklaşmış gibiyiz...

    Sağlıcakla kalınız....

Benzer Konular

  1. 20. Yüzyılda Rusya’da nasıl bir komünist vahşet yaşandı?
    ümmi Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-04-2013, 11:49 AM
  2. 21. Yüzyılda ekonominin öncüleri İslam ülkeleri olacak
    meridyen2 Tarafından Borsa ve Ekonomi Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-08-2010, 11:37 PM
  3. 18. Yüzyılda İstanbul
    mopsy Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-06-2010, 02:01 AM
  4. Olmayacak duaya amin demek
    onairci Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 11-10-2009, 09:56 PM
  5. Karadeniz Uşağı Amerika Uşağı Olmayacak
    meys Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 20-12-2008, 02:26 AM
Yukarı Çık