Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7
  1. #1
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesaj
    124
    Rep Gücü
    754

    Bilgi Kitabı Dosyası

    Apokratif “Bilgi Kitabı”
    Doç. Dr. Ramazan BİÇER
    Sakarya Ü. İlahiyat Fakültesi (rbicer[MENTION=111118]sakarya[/MENTION].edu.tr)



    GİRİŞ
    YENİ ÇAĞ DİNİ HAREKETLER VE UFO TARİKATLARI

    Yeni Çağ Dini Akımlar (New Age Religious Movements), tarikatlar (sects) veya Kültler (Cults) 1960 yılların ortası ile 1970 yılların başında ortaya çıktı. Ancak daha çok Jim Jones'in liderliğindeki Guyana Jonestown'da bulunan Peoples Temple tarikatının 1978 yılında 914 üyesinin intihar etmesiyle dikkatleri üzerine çekti. Ardından Texas Waco'da David Koresh/Wernon Howell başkanlığındaki Davidian tarikatı yanında Luc Jouret'in başkanlığını yaptığı Solar Temple ve Marshall Applewhite'in öncülüğünü çektiği Heaven's Gate tarikatlarının yaşadıkları da, araştırmacıların bu akımlar üzerinde yoğunlaşmasına neden oldu.

    Toplu intihar, dağılan aile hayatları, bireysel psikolojilerin bozulması gibi dramatik sonuçlara yol açan ve daha çok UFO kültü verileriyle hareket eden tarikatların yanında, Asya kökenli spritualist/dini yapılar da Yeni Çağ Dini Akımların oluşmasında büyük pay sahibidir.

    Bu karışım sonucu Yeni Çağ Dini Hareketlerin büyük kısmı, zamanla Yeni Çoğulcu Ruhçu akımlar haline dönüştü. Bu nedenle, “kült” veya “sect” olarak da anılmaya başlandı. Sect, Türkçe'ye tarikat veya mezhep olarak çevirebileceğimiz, geleneksel dini anlayışın dışında teşekkül eden, kendi inanç ve uygulama şekilleri olan dini oluşumlar olarak adlandırılmaktadır. Cult ise, tuhaf inanç ve pratik sistemi olan dini organizasyonlara verilen ad olmuştur.[1] Kültü, tarikattan (sect) ayıran en önemli özellik, karizmatik bir liderin sultası altında boyun eğmektir. Bir anlamda totaliter bir organizasyon ve ideolojidir.

    Bunların büyük kısmı Asya kökenli anlayışların Batı versiyonunu oluşturuyordu. Transcendental Meditation, Divine Light Mission, International Society for Krishna Consciousness, Rajneesh Foundation/Osho Foundation, Nichiren Shoshu/Soka Gakkai, Vajradhatu/Shambhala gibi felsefi anlayışı olan, büyü içerikli (magic) ve lidere kayıtsız teslimiyete dayalı akımlar ortaya çıktı.[2]

    Öte yandan, insan potansiyelinin harekete geçirilmesi iddiasıyla hareket eden Erhard Seminar Training, Scientology, Psychosynthesis, Silva Mind-Control, Jorge Angel Livraga Rizzi'nin kurduğu New Akropolis, Türkiye'deki versiyonuyla Yeni Yüksektepe Kültür Derneği [3] türü akımlar da bu dini hareketlerin bir bölümünü oluşturdu.

    Bir başka akım ise, klasik okült değerlerin yeniden canlandırılması teziyle ortaya çıktı. Gerald Brosseau Gardner'in öncülüğünü yaptığı Wicca dini, Feraferia, Church of Satan gibi hareketleri bu grupta değerlendirebiliriz.

    Makalemizin ana temasını oluşturan UFO tarikatların/kültlerin temel felsefesi, uzaydan aldığı ileri sürülen mesajlar ile bağlantılı hareket tarzını benimseyen
    grupları ortaya çıkardı. Heaven's Gate, Aethurius Society, Raelian tarikatı bunlardan bir kısmıdır.

    Yukarıda tasnif etmeye çalıştığımız dini akımların birbirleriyle yakın bir ilişkisi bulunmaktadır. Bu nedenle bir kategoride yer alan kültü, bir başka bölümde de değerlendirmek mümkündür. Bundan dolayı kesin çizgileri belli bir sınıflandırma zor görünmektedir. Ancak genel anlamda hepsi, Yeni Çağ Dini Akımlar içerisinde yer almaktadır.

    Bunların bir kısmı Hıristiyanlık içerisinde doğup, onun karşısında alternatif bir din oluşturma gayesi gütmektedir. R. Lon Hubbard'ın 1952'de kurduğu
    Scientology, 1966 yılında A. C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada tarafından oluşturulan Krishna Consciousness (ISKCON)/Hare Krishna ve Unification Church (Moonism) gibi. Burada Unification Church, Jehova's Witness, Mormonism hareketlerini tamamen Hıristiyanlık içerisinde ele almak daha doğru olur.[4]

    Yeni Çağ Din hareketlerinin hemen hemen hepsi senkretik bir yapıya sahiptir. Mesela Scientology hareketi Amerika'da ortaya çıkmasına ve bir Hıristiyan toplum içerisinde yeşermesine rağmen, Hinduizm ve Budizm dinlerinin öğretilerini, çoğunluğu Hıristiyan olan Amerikan insanının yapı ve anlayışına uygun bir şekilde sunmuştur.

    Moonculuk (Unification Church), İncil metinlerini, lider Sun Myung Moon, kendisine geldiğini kabul ettiği vahiy doğrultusunda, Kore kültürü arka planı
    içerisinde, Konfüçyüslük ve Şaman verileri doğrultusunda yeniden yorumlamış ve sunmuştur.

    Bu anlamda Yeni Çağ Dini Hareketleri belli kategoriler altında sınıflandırmak çok zor görünmektedir. Zira genel olarak bu hareketler, Yahudi-
    Hıristiyan geleneği yanında Hinduizm, Şintoizm, Budizm, İslam ve pagan geleneklerini de barındırmaktadır.[5]

    Kaynakların farklılığı ve senkretik oluşumu nedeniyle de, Yeni Çağ Dini Hareketler adıyla nitelendirebileceğimiz, dünyanın farklı yerlerinde bulunan 2500 den fazla grup ortaya çıkmıştır.[6] Zamanla bunlara yeni katılımlar ya da ayrılma ve bölünmeler nedeniyle yeni ortakların artması da söz konusudur.[7]

    Yeni Çağ Dini Hareketlerin oluşumunun birden fazla nedeni bulunmaktadır. Sekülerlik, geleneksel dini öğreti ve ritüellerin dışında görünen “Modern-seküler yoga” yanında, UFO, okültistik ve spritual konulara ilgi ve merak, Hıristiyan dininin Batı insanını tatmin etmemesi yanında dikkat çeken önemli bir nokta da, globalleşmenin bir sonucu olduğu tezidir. Buna göre insanların kendi dini dışındaki dinler hakkında bilgi ve görgüsü artmakta, bunun sonuncunda da, bir anlamda karşılıklı etkileşim gerçekleşmektedir. Bu nedenle Yeni Çağ Dini Akımlardaki “yeni/new” tabiri, bir anlamda çeşitlilik ve zenginlik de içermektedir.[8]

    Yeni Çağ Dini Akımların ana temalarının spiritualist yaklaşımlar olduğu genel bir kabul olarak karşımıza çıkmaktadır.[9] Ayrıca çoğunda reenkarnasyon anlayışı önemli bir ilke olmuştur.[10]



    UFO TARİKATLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ
    Batı dünyasında daha çok Yeni Çağ Dini Akımları içerisinde (New Age Religious Movement) ele alabileceğimiz akımın bir bölümünü de “UFO cult/sect” oluşturmaktadır.[11]

    UFO tarikatları, spritualist ve reenkarnasyonu kabul eden akımlar arasında değerlendirilmektedir. [12] Bunların hemen hemen hepsinin uzaydan yazdırıldığı ileri sürülen kitapları bulunmaktadır. The Urantia Book bunlardan biridir.[13] Bu ve benzeri diğer kitapların, insanlığın kurtuluşu amacıyla göksel otoriteler tarafından seçilmiş kimse aracılığı ile dünyaya indirilmiş olduğu ileri sürülmüştür.[14]

    UFO tarikatları Batı literatüründe daha çok “toplu intiharlar” ile birlikte ele alınmaktadır. Zira kitlesel ölüm eylemlerini gerçekleştiren dini grupların bir çoğu uzaysal bağlantılar sonucu bu üzücü eyleme başvurmuşlardır.[15]

    UFO din/tarikatlarının ana teması, üstün güce sahip ve ebedi yaşama gücünü insanlara bahşeden bilinmeyen varlıkların/uzaylıların, seçilmiş bir kimse ile
    mesajlarını insanlığa ulaştırmasıdır. Bu “seçilmiş şahıs”, bazılarına göre dinler üstü son görevlidir,[16] bazılarına göre ise son peygamberdir. Bu anlayışın önde giden grubu, Clauda Vorilhon'un (Rael) kurduğu Raelian dinidir. Bu ekolde Rael son peygamberdir. Raelyanlar kendilerinin UFO dini ile irtibatlandırılmasından hoşlanmazlar.[17] Rael, kendi öğretileriyle insanlığın altın çağa kavuşacağını iddia etmiştir.[18] Bir başka UFO dini ise, Unarius Academi of Science'dir. 1954 yılında Ernest and Ruth Norman tarafından kuruldu. Norman, uzaydan aldıkları mesajları insanlara ulaştırmakla görevlendirilmişdir.[19] 1954 yılında Sir King George tarafından kurulan dinin lideri, insanlığın kurtuluşunu içeren vahiy bilgilerini uzay varlıklarından aldığını ileri sürmüştür.[20]

    Daha çok “UFO kültü” kategorisine dahil edebileceğimiz ve Türkiye'de yaygınlaşan Dünya Kardeşlik Birliği'nin21 Tanrısal olarak nitelendirdiği Bilgi Kitabı verilerinden hareketle örgütün inanç felsefesini aşağıda incelemeye çalışacağız. Ancak bu akımın temel algılayışını anlamak için, UFO kültlerinin ana niteliklerine değinmemiz yerinde olacaktır.

    Yeni çağ akımları içerisinde yer alan her dini veya alternatif oluşturan grubun mutlaka sorun yaratır nitelikte olduğu söylenemez. Ancak her tarikat, tarikat, her ibadet de ibadet değildir. Gizemli, anlaşılmaz inanışlara sahip gruplara ve tarikatlara kuş bakışı bakıldığında, içinde ne olduğu görülmeyen, adeta balta girmemiş bir orman gibidirler. Ancak bu orman sürekli değişmekte ve yeni, eşi benzeri olmayan filizler vermektedir.22

    Bu tür UFO tarikatları hakkında araştırma yapan bilim adamlarına göre, lider ve mensuplarının kabul etmemesine rağmen, bunlar birer dini harekettirler. Daha ötesi birer tarikattırlar. Ancak örgüt içerisinde bulunanlar bunu kabul, hatta farketmeyebilirler. Zira bu tarikatların söylem ve sunumları, klasik olanlardan farklıdırlar.

    Nitekim araştırmacılara göre, bazı üyeler/müritler tarikat üyesi olduğunun bilincinde olmayabilir. Bunun nedeni ise, zihin etkileme yöntemlerini bilmeyen bir kişinin, içerisinde bulunduğu durumu algılama güçlüğünden kaynaklanmaktadır.

    Ayrıca bilinen klasik tarikat söylemlerinin farklı biçimlerde ifade edilmesi de, içeridekilerin bulunduğu ortamı anlamamasına neden olmaktadır.23
    UFO tarikatları, öğretileri yoluyla dünyada, “altın çağa ulaşma” ya da “yeni insanı yaratma” gibi düşünceler ileri sürerler. Evren ve insandaki gizemleri yalnızca kendilerinin açıklayabilecekleri savına sahiptirler. Düşünce biçimleri iyi-kötü ya da doğru-yanlış algılayışı çerçevesindedir. “Dünyanın ve geleceğin kurtarıcılarıyız” söylemiyle hareket ederler.24 Merkezdeki lider/başkan “tanrı”, “kutsal kişi” ya da “evrensel sözcü” sıfatıyla saygı duyarlar. Eleştirilemeyen bir yönetim biçimleri vardır.25 Başkan/lider; ideal veya efsane olarak karizmatikleştirilir.26 Liderleri de kendilerini bu şekilde sunabilirler.27 Keskin sınırlar çizerek dışarıya kapalı bir sistem oluştururlar ve birbirine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Emir-komuta zincirine dayalı ilişkiler söz konusudur.28 Üyeler, ucuz iş gücü olarak kullanılmayı çoğunlukla gönüllü olarak kabul ederler. Kendilerinin yasaların üstünde olduğu inancıyla, yasal görüntü arkasında üyelerin yasa dışı işler yapmasını beklerler.29 Bireylerden kendilerini tamamen gruba teslim etmelerini isterler.30 Üyelerin kendine ait mal ve paralarının önemli bir kısmını tarikata ayrılmaktadır. Kaderci bir düşünce biçimiyle yönetilirler. Bu nedenle de liderin yaptıklarının bir “hikmeti” olduğu kanaatine sahiptirler. Bireyden ailesi, arkadaşları ile bağlarını kopartması istenir. Üyelere yeni bir misyon veya ad verilir ve tamamen grupla birlikte hareket ederler. Çünkü kendileri seçilmiş insanlardır.31

    Sürekli tekrarlanan kelime veya söz dizileri ile meditasyon gibi duyguları etkileyen, bireyi kendinden geçiren, bilinç değiştirici teknikler uygulanır. Gruptan ayrılmak için hiçbir neden geçerli sayılmaz ve bu düşüncede olanlar dışlanırlar.32

    Bu tip yapı içerisindeki kişilerin davranışları, kült yapısının temel aldığı görüş ne olursa olsun birbirine son derece benzer. Beyin yıkama taktiği ile çalışan bu gruplar, içine aldıkları kişinin tüm benliğini hem maddi hem de manevi yönlerden kuşatıp, kişiyi bağımsız hareket edemez hale getirirler ve tamamen gruba bağlarlar. Genelde, hedeflerinin “dünya hakimiyeti” olması da olayın boyutunu büyütüyor. Öte yandan dini bilgilerini yeterince elde edememiş, geleneksel din kültürü verileriyle dini yorumlayan ama sosyal açıdan toplumun orta kesiminin üstünde yer alan kimselerin oluşturduğu bir tarikat görünümüne sahiptir.33

    Araştırmacılara göre Hare Krishna, the Unification Church, Dünya Kardeşlik Birliği tarzı Yeni Çağ bu tür oluşum ve örgütlerin temel nitelikleri otoriteryan ve totalist bir anlayış hakim olmasıdır. Bu düşüncenin gerçekleşmesi için de “beyin yıkama” veya “zihin kontrolü” uygulamaları olduğu kabul edilmektedir.34 Bu ise üç alanda gerçekleşir:

  2. #2
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesaj
    124
    Rep Gücü
    754
    TARİKAT YÖNTEMLERİ: ZİHİN KONTROLÜ
    Lider bilgi akışını ve kişini bilgiyi işleyişini kontrol ederek, kişinin grup faaliyetleri hakkında olumsuz yorum yapmasını engeller. 35 Bilgi kontrolü, kişi gruba girdiği andan itibaren, ona yanlış bilgi verip ikna ederek başlar.36 Grup dışındaki bilgi kaynaklarına erişimi en aza indirgenerek, grubun kitapları dışındaki kitaplar ve yazılar yasak hale getirilebilir.37 Eleştirel yorumlara izin verilmez. Ayrılan eski üyelerle görüşme kesinlikle yasaktır. Üyeler düşünemeyecek kadar meşgul edilir. “Biz ve onlar” görüşü hakimdir. Herkese her şey söylenmez. Farklı hiyerarşik düzeydeki insanlar değişik bilgiler alırlar. Lider, kimin neyi bilmesi gerektiğine karar verir. Grup içindeki kişinin samimi bir şekilde yaptığı itirafları, zaman içerisinde suçlayabilmek için aleyhinde kullanırlar.38

    Grubun doktrini “mutlak doğru” görüşü üzerine kurulmuştur.39 Buna göre, yüklü dil benimsenerek belli kelime ve cümleler sürekli kullanılır. Deneyim imkanının karmaşıklığı herkesçe bilinen basmakalıp cümleler, temel konuşma metinleridir. Grup hakkında sadece olumlu görüşlerin söylenmesine izin verilir. Lidere, doktrinin meşruluğu veya mantığı hakkında eleştirel sorular yöneltilemez.40

    Bu düşünceler içerisinde olan bir mürit, kendisinin “kurtarılmışlar” arasında, “seçilmiş” olduğu düşüncesine kapılır.41 Mensubu bulunduğu liderin de dünyayı kurtaracak kişi olduğu anlayışına sahip olur. Böyle bir durumda lider, “tanrı”, “kutsal kişi” veya “evrensel sözcü” konumundadır.42
    Lider, müritlerin duygularını yönlendirir. Herhangi bir sorun çıkarsa, bu lider veya gruptan kaynaklanmayan, kendi-bireysel hatası olduğunu hissetmesi sağlanır.

    Lider her zaman haklıdır ve hikmetlidir. Eğer bir tür yanlışlık görür veya hissedilirse, bu üyenin eksikliği veya imtihanınıdır. Bu tür tarikatlarda suçluluk
    duygusu bütün boyutlarıyla işlenir.43 Müritlerin gündelik hayatta gerçekleştirdikleri ve hata olarak nitelenemeyecek tutum ve davranışlar bile suç olarak algılanır. Kült yapılarında “korku” sürekli kullanılır.44 Dış dünya korkusu, düşman, grup tarafından dışlanma, şeytana uyma, yokluğa atılma korkusu gibi. Bireyin kendisini tamamen gruba, dolayısıyla lidere teslim etmesi istenir.45 Grup, kaderci bir düşünce tarzıyla yönlendirilir. “Tanrı böyle istiyor”, “her şeyin olacağı bellidir”, “yazılmıştır”, “imtihandasınız”, “bu da senin sınavın” türü söylemlerle bu anlayışlarını yansıtırZlairh.i4n6 kontrolünde olan bir kimse, grup dışında pozitif ve dolu bir geleceği gözünde canlandıramaz. Grup dışında mutluluk veya tatmin yoktur. Ayrıldığında korkunç şeyler olacağı sürekli vurgulanır. Gruptan ayrılanlar, “çürük elma”, “ayıklanan safra”, “zayıf”, “disiplinsiz”, “dünyevi”, “ailesi ve eski arkadaşları tarafından
    beyni yıkanmış” türü suçlamalara maruz kalır.47

    Gruba katılan kimselerden, örgüte parasal destek bulmak veya grup için yeni birilerinin bulunması istenir.48 Bunun için de kendilerine özgü metotlar kullanırlar. Grup üyeleri maddi açıdan veya ucuz işgücü olarak kullanılmaya çoğunlukla gönüllü olarak kabul ederler. Grup dışarıya karşı kendini kapatır. Grup içi yaşantısı cennet, dış dünya cehennem olarak yorumlanır. Yeminle bağlanma/ahit/biat teorisi geçerlidir.49

    Bilim çevresinde “Yıkıcı zihin Kontrolü” olarak adlandırılan bu üç veya dört bileşenin bir lidere veya bir tarikata/külte bağımlılığa yol açması halinde var
    olduğunda geçerlidir.50 Yukarıdaki her bir madde, aynı anda ve bir yerde gerçekleşmeyebilir. Zihni kontrol altında grup üyeleri kendi hayatlarını
    sürdürebilirler. Ancak bütün bunlara rağmen kendileri için düşünemeyip bağımsız hareket edemezler. Bu nedenle de vaktinin çoğunu grup içerisinde geçirebilirler. Bu da yapılan “hizmet” anlayışına paralel olarak yürütülür.51




    TÜRKİYE'DEKİ APOKRİF KUTSAL
    Yeni Çağ Dini Hareketler konusu Batı toplumlarında epey tartışılmış, konuyla ilgili onlarca bilimsel kitap yazılmıştır. Aradan kırk-elli yıl geçmesine rağmen başaramadıkları vurgulanmış, muazzam kollara ve bölüklere ayrılmaları ve sürekli farklı yerlerde yenilerinin türemesiyle tutarsızlık göstermiştir. Bu ve benzeri gerekçelerle, Melton gibileri bu akımın artık öldüğü tezini ileri sürmüşlerdir.52 Bu alanda ciddi araştırmalar yapan Melton ve benzeri düşünenlerin kanaatlerinin aksine, ülkemizde bu tür akımlar yeni palazlanmaya başlamış gibidir. Bu durum, Batı'dan geç
    gelen ve yine onun akıbetine daha sonra ulaşan akımlara benzemektedir. UFO kült/tarikatlarının öncelikle Amerika olmak üzere Batı'dan kaynaklandığını burada tekrar hatırlatalım.

    UFO tarikatlarının Türkiye versiyonu olan Dünya Kardeşlik Birliği Dernek ve Vakıf Başkanı Vedia Bülent Çorak, sprituel akımların çok sayıda olduğunu belirttikten sonra, bu alandaki çalışmaları Dr. Bedri Ruhselman'ın başlattığını söyler. Nitekim onun “değişen bir çağın ilk evrensel yolcusu” olduğu belirtilir. Kendilerinin de “Mevlana Öz Çekirdek Kadrosu” olarak 1966 yılından beri bu yolda olduklarını vurgulayan Çorak, 1993 yılında resmen “Dünya Kardeşlik Birliği Evrensel Birleşim Merkezi” adı ile derneği, aynı zamanda da “Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce” vakfını kurduklarını bildirir. 2005 yılı itibarıyla Türkiye'deki örgütlenme yanında İsrail'de 14 odak, Almanya'da 6 Amerika'da ise 2 odak bulunduğunu belirtir.53
    Kendi el yazısıyla Bilgi Kitabı'na eklenen 2/3/1993 tarihli ve 09:03 de kaleme alınan yazıda, eski adının Mevlana Celaleddin Rumi olduğunu kaydeden yazar, Konya'daki Mevlana türbesini ziyarete gitmenin anlamsızlığını “Bizi, bizde görmeyip/ simgeyle övünecek/gölgeyle örtünecek” dizeleriyle vurgulamıştır.54

    Vedia Bülent Çorak tarafından kaleme alınan, bildiğimiz kadarıyla, üç tane çalışma bulunmaktadır. Birisi Işık (İstanbul: Dünya Kardeşlik Birliği Evrensel
    Birleşim Merkezi Derneği İktisadi İşletmesi Yayını, 2007) adlı eserdir. Diğeri ise, bir kısmı Bilgi Kitabı'na ek olarak alınmış 18 Çalışma Programı'dır. Eklenen bölümün haricindeki hacimli kısım ise henüz neşredilmemiştir. Bu çalışma bir tür örgütün iç işleyişine yönelik, yeni gelen mesajları içeren bir özelliğe sahip olması nedeniyle, ne zaman neşredileceği de bilinmemektedir. Örgütün ana kitabı olan Bilgi Kitabı'nı, kendi verileri doğrultusunda, özelliklerini birkaç ana başlık etrafında ele almaya çalışacağız. Bilgi Kitabı'ndan yapılan alıntılar da yazarın üslup ve yazım şekli korunmaya çalışılmıştır. Bu veriler doğrultusunda Bilgi Kitabının temel niteliklerini aşağıdaki başlıklar halinde ele alabiliriz.

  3. #3
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesaj
    124
    Rep Gücü
    754
    BİLGİ KİTABI
    TEMEL NİTELİKLERİ
    1. İLAHİ/TANRISALDIR
    Türkiye'de, bildiğimiz kadarıyla, bilinmeyen varlıklar tarafından yazdırıldığı ileri sürülen iki tane Bilgi Kitabı bulunmaktadır. Bunlardan birisi Dr. Bedri
    Ruhselman'a, diğeri ise Bülent Çorak'a aittir. Türkiye'de ruhcu akımın öncüsü olan Ruhselman'ın Bilgi Kitabı henüz neşredilmemiştir. Daha doğrusu gizli tutulduğu veya kaybolduğu sanılmaktadır.55

    Diğer Bilgi Kitabı yazarı olan Çorak, çalışmanın semavi ve Tanrısal olduğunu şu cümlelerle ifade etmiştir: “Şimdi bu Kitap, Atatürk Cumhuriyetinin Bilinç Kodundan Anadolu Kanalı olan Mevlana Koduna (Mevlana, V.Bülent Çorak'tır) bir Emr-i İlahi olarak yazdırılmaktadır.” (BK*. 12) Yazara göre kitap, melek türü herhangi bir aracı ve elçi olmaksızın “Altın Çağın Kalemine tüm bu Kitapların özünü toplayarak, bütün Kitapların ilmi açıklamasını yazdırmaktadır.” (Bknz. 17). Öte yandan yazar, kendisine yazdırılan mesajların “bir Emr-i İlahi” ve “Evrensel bir Seferberlik” (Bknz. 48) olduğunu bildirmiştir.56

    Çorak'a göre direkt realiteden verilen ve Allah'ın Direkt Kelamı olan “Bu Kitap aslında Musa'dan çok önce hazırlanan İlk Kitaptır” (Bknz. 420, 529).
    Yazar eserinin niteliklerini sıralarken “Kutsallık niteliği kaldırılan” bir kitap olarak takdim etmekte, (Bknz. 483) ancak başka yerlerde ise “Aslında bu Kitap Kutsal bir Kitaptır.” (Bknz. 483) ifadesini kullanmaktadır. Çorak'a göre “Bu bunalımlardan dünyanızı kurtaracak bir iksir olan bu Bilgi Kitabı Kadim kitaptır. Tüm kutsal kitaplardan önce hazırlanan ilk ve son kitaptır.” (Bknz. 516) yine “Bilgi Kitabı, Rabbin insanlığa direkt olarak hitap ettiği ilk ve son kitaptır” (Bknz. 828)

    Bazı araştırmacılara göre bu tür tarikatların ana özelliklerinden birisi de, önceki dinleri bir kenara atarak, kendilerinin daha çok şey bildikleri iddiasına sahip olmalarıdır. Hemen hemen bütün UFO tarikatlarında görülen bu nitelik, bir anlamda, liderin bilerek veya bilmeyerek, bizzat kendisinin isteyip de oluşturduğu, spekülasyonlara açık göksel bilgilerin kendilerine iletilmesi tezidir. Bu şekilde kendisine kutsal kitaplardakinden daha fazlasının verildiği iddiasında bulunan pek çok “ruhçu” lider vardır. Bu durum ise, yani lider enflasyonu, işi karmaşaya götürmekte ve ister istemez “spekülasyon” tabirini zihne getirmektedir. Buna karşı savunma olarak da, “onlarınki sahte bizimki gerçek” iddiası ortaya atılmaktadır ki, hemen hemen hepsi kendisi dışındakiler için bunu söylemektedir. Bu ise sorunu daha da derinleştirmektedir.

    Bilgi Kitabı verilerine göre “bu Bilgi ve Hakikat Kitabına, tek kitap denilmektedir. Çünkü bu Kitap, Rabbin–bütünün–tüm bilgilerin kitabıdır. İnsanlığın
    Kurtuluşu bu Kitaba bağlıdır.” (Bknz. 786)

    Bülent Çorak'ın bu ve benzer ifadelerinde yer alan kendi oluşturduğu sistemin din olmadığı58, Bilgi Kitabı'nın da kutsal olmadığı yönündeki söylemlerinin aksine, yukarıdaki ifadelerden açıkça anlaşıldığı gibi Çorak, söz konusu eserin Allah tarafından kendisine, insanlığın kurtuluşu amacıyla gönderildiğini belirtmektedir. Bu iddialarda yer alan söylemlerdeki, “Allah'ın tek kitabı”, “yegane kurtuluş kitabı” “kadim kitap” türü kitaba ve yazara olan aşırı vurgunun, Tevrat, İncil ve Kur'an gibi kutsal kitaplarda bulunmadığını da görmekteyiz. Bu nedenle insanlığın ortak değeri olan din, Bülent Çorak tarafından Bilgi Kitabı'na indirgenmiştir. Bir diğer UFO tarikatı kurucusu olan Rael, benzer ifadeleri kendi kitabı için de kullanmıştır.59

    2. KUTSAL KİTAPLARIN DEVAMI ve TÜMÜNÜ KAPSAMAKTADIR
    Yazarın önemle vurguladığı hususlardan birisi de Kur'an'ın tüm din kitaplarının devamı olduğu, kendi eserinin de “Onun devamı” (Bknz. 7) olmasıdır. Bununla birlikte Bilgi Kitabı yazarının ifadesiyle “Mevlanamıza yazdırılan Bilgi Kitabı, bugüne kadar Planetinize indirilen tüm Kutsal Kitapların bir Bütünüdür. Ve bu Kitap, tüm Kutsal Frekansların tümünü ihtiva eden bir Bütündür” (Bknz. 786) Bu nedenle “Sizlere yazdırılan bu tek kitap, Tüm Evrenin Ortak Kitabıdır” (Bknz. 12)

    Bilgi Kitabı'nda yer alan bu ifadeler doğrultusunda, eserin önceki kutsal kitapların devamı, özü, tamamlayıcısı ve en üstünü olduğu hatta ilk ve son inen tek kitap olduğu tezi ileri sürülmektedir. Ancak bu devam anlayışında, kutsal kitaplar, yürürlükten kaldıran, Bilgi Kitabı'nın yazılış günü hesabıyla etkin ve yetkinliği olmayan, zamanlarında çok değerli olmakla birlikte, şimdi kıymetleri sıfırlanan bir niteliktedir. Zira bu Kitap, yazarının ifadesiyle, 21. Yüzyıl ötesine ışık tutmaktadır.” (Bknz. 24).

    Aslında yazara göre, “Bugüne kadar planetinize indirilen kutsal metinler, buradaki Bilgi Kitabı'ndan alınan ve ortam bilinçlerine göre size ulaştırılan
    pasajlardır” (Bknz. 420)

    3. KUR'AN'IN GEÇERLİLİĞİNİN BİTTİĞİ YERDE BAŞLAMAKTADIR
    Türkiye'den hareketle insanlığın kurtuluşu için görevlendirildiğini özümseyen Bülent Çorak, bulunduğu ülkenin insanlarının çoğunluğunun mensubu olduğu İslam dininin kutsal kitabı ile ilgili ilginç bazı yorumlarda bulunmuştur. Şöyle ki, “Sizlere yazdıracağımız hakikatleri ve bilgileri, bu kitaptan okuyup öğreneceksiniz. Aslında bu kitap dinler ötesi bir bilgi kitabıdır. Mevlanamıza yazdırılan bir bilgi kitabıdır. İslam'ın Kitabı Kur'an da, bir bilgi kitabıdır. Ancak şimdiki Kitap Evrenin Anayasasıdır. (İslam'ın kitabı ile karıştırılmasın)” (Bknz. 189)

    Yazara göre Kur'an, “en son ve en mükemmel sosyal bir ilim kitabıdır. Ona on beş asırlık gibi bir süre tanınmıştır”.(Bknz. 136). Buna göre yazar, Kur'an'ın tanrısallığını kabul etmekle birlikte, kendi kitabının daha ileri boyutta olduğunu ileri sürmektedir. Zira ona göre Kur'an, diğer kutsal kitaplar gibi, toplumlar tarafından dejenere edilmiştir. (Bknz. 12)

    Yani tahrif edilmiştir. Yazar burada büyük bir iddiada bulunarak, Kur'an'ın bozulduğunu ileri sürmektedir. Nitekim Çorak kitabına eklemiş olduğu terminoloji sözlüğünde dejenerasyon kelimesini, “bir aslın bozulması, yozlaşmak, soysuzlaşmak” olarak açıklamıştır. Çorak'ın Kur'an algılaması ve okuması daha farklı bir boyuttadır. Şöyle ki: “Onu okuyanlar bilirler ki, kıyamet döneminin sırrı, 1999 yılının sonu olan 2000 yılına kadar bir dönemi kapsamaktadır. İslam'ın kitabı kıyamet gününe kadar olan bütün bilgileri sizlere nakleden ilahi bir emirdir. Yazdırılan evrensel kitabınız, sizlere ancak bu sonradan sonraki bilgileri vermektedir. İslam'ın kitabındaki bilgiler, aslında levh-i mahfuz değildir. Sadece ondan kırıntıları taşımaktadır.” (Bknz. 136)60

    Yazarın önemsediği ve yücelttiği Kur'an verilerine bakıldığında Kur'an'ın “O, şanlı bir Kur'an'dır, Levh-i Mahfuz'dadır” ayeti yer almaktadır (el-Buruc 85/21-22). Bu ise Çorak'ın ifadeleriyle çelişmektedir. Her halükarda Çorak, kendi eserinin üstünlüğünü vurgulamak amacıyla Kur'an'ın çağdaş insanın ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalacağını vurgulamıştır. Nitekim yazara göre Kur'an ve hadisler “o toplum yaşantısına ve o toplumun anlayışına göre indirilmiştir” (Bknz. 142)

    Oysa ki Kur'an ifadeleri tamamen bunun aksini söylemektedir, şöyle ki: “O Kur'an bütün alemlere ancak ilahi bir uyarıdır.” (Yusuf 12/104)61. Bu da Kur'an'ın evrensel oluşunu göstermektedir. Üstelik 1500 yıldır Müslümanlar tarafından benimsenmesi ve özümsenmesi de evrenselliğinin ayrı bir kanıtıdır. Kur'an'ın lokal oluşu tezine karşılık olarak kendi kitabının “bütün alemlerin kitabı”, “tüm evrenin tek kitabı” (Bknz. 222) olduğunu vurgulayan Çorak, farklı bir yaklaşım sergileyerek “İslam'ın kitabında her şey vardır. Ancak içindeki bilgiler, bütün kainatların bilgisi değildir. Kitabın içinde bugünkü düzen de yoktur.” (Bknz. 404) diyerek, Kur'an'ın evrenselliği ilkesine karşı çıkmaktadır. Nitekim yazara göre “İslam'ın kitabındaki bilgiler 2014 yılına kadar olan bilgilerdir.” (Bknz. 420)

    Yazarın ana tezini oluşturan “Son kitap ve son peygamber ile beraber tüm dinler sona ermiştir.” (Bknz. 190, 368) anlayışının bir gereği olarak, Bu kitap
    “insanlığın son kurtuluş kitabı ve hakikatin ışığıdır” (Bknz. 407) şeklinde nitelendGirüinlmümiştüizr.d e mevcut olan başka UFO din/tarikatlarının sahip olduğu benzer kitaplarının bir değer ifade etmeyeceğini, “Planetinizdeki tek kitabın, tek kanalı Mevlanamızdır. Zaman aşamasına tabi bir programın tatbik edildiği planetinizdeki Bilgi Kitabı şu an sizlerin bir rehberi, yarınların irşadı, gelecek düzenlerin temelidir” (Bknz. 505) sözleriyle ifade eden yazar, buradaki tanrısal tekelciliğini, “Şimdi tek Tanrı, tek yol, tek kitap ve düzeninin geçerli olduğu”(Bknz. 511) ifadeleriyle vurgulamıştır.62

    Böyle bir anlayışın ürünü olarak üye/müritlerine, bilgilerini yenilerken bunun dini doktrinlerle değil, Bilgi Kitabı ile örnekler verilmesi gerektiği kanaatindedir (Bknz. 543) Zira yazara göre, “İnsanların, dört kutsal kitabı birleştirip (Tek Bir Kitap) halinde tek bir realiteye inanma zamanı gelmiştir” (Bknz. 559)

    Öte yandan Bülent Çorak kendi kitabının öncekilerden bir farkını da “Bütün alemin şuuruna hitap edilmek üzere planetinize tevdi edilmiş olan Bilgi Kitabı'nın muhtevası “Esrar-ı Sırdır”. Kadim dönemleri gizli kapılarını açan bu hakikat kitabı, kubbe-i kainatın temelini teşkil eden tüm sırların açık bir muhtevasıdır” (Bknz. 516) şeklinde göstermiştir. Yazar eserinin sır çözümleyen, kendisinin de hallolmamış sırları çözen bir kimliğe sahip bulunduğunu bir çok yerde vurgulamaktadır. Nitekim, “insanoğlu bu müthiş dönemde, Tanrı sırlarını daima merak edip dururken, işte sizlere tüm evren sırlarını Mevlana evren bilincinin üstüne varan bir bilinçle, arzınıza ışık tutan bir yüce olarak aktarmak görevini, Yüce Yaradan'dan almıştır.” ifadeleri “sır çözümlemedeki” önemini ortaya koymaktadır. Zira iddiasına göre yazar “bir evren anahtarıdır”. Çünkü o, “halen yer yüzünde en ileri evren bilincini kazanan tek yücedir.” (Bknz. 584).

    Bu ifadelerden, Bilgi Kitabı'nın tüm kutsal kitapları ve dinleri içeren yegane kitap olduğu, yazılış zamanından itibaren artık eski kitap ve dinlerin geçerliliklerini yitirdikleri, insanlığın bu yeni kitabı benimsemek ve kabullenmek zorunda oldukları iddia edilmektedir. Buna göre metafizik hakikat, manevi-ruhsal gerçek ve dini realite ancak ve ancak, sadece Bilgi Kitabı'ndakilerdir. Zira önceki kutsal kitaplar, Bilgi Kitabı'nın bazı hakikat kırıntılarını içermektedir

  4. #4
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesaj
    124
    Rep Gücü
    754
    4. YAZARI İNSANÜSTÜ ve PEYGAMBER ÖTESİDİR-TANRISALLIK
    Bülent Çorak, öncelikle kendisinin seçkin biri olduğunu ısrarla vurgulamaktadır. Uzaydan geldiğini ileri süren yazar, kendisinin “insanlığı kurtuluşa erdirme” misyonu olduğu kanaatindedir.63 Çorak'a göre “Mevlana realite elçisidir. Son evrim boyutundaki ismi (Celalettin Rumi'dir). Şimdiki ismi ise “insanlık simgesine eşdeğer bir frekans bütünlüğü taşıyan (Vedia Bülent (Önsü) Çorak'dır).

    Bu ismin kodlama şifrelerinden tüm evrensel bütünlük temsil edilmektedir. (Bknz. 489) Tüm evrenin temsilcisi olan Çorak, diğer peygamberlerin konumlarını ise, kendisinden önce gelen peygamberlerin kendi dönemleri için kurtuluş reçeteleri sunması olarak belirtir. (Bknz. 489).
    Yazar kendisini daha ileri boyutlara sürükleyerek, Allah adına şu gelen cümleleri sarfettirir: “Benim ışığım-nurum-güneşim-tüm Fermanlarımın elçisibilincimin içindeki bilinç-ışığımın içindeki ışık-ruhumun içindeki ruh olan “Sen” her dem Benimlesin. Çünkü bütündesin” “seninle şu an direkt konuşan Ben (O), sana olan güvencemi hiç kimseye vermemişimdir. İraden ile hür, sevgin ile özgür, güneşi ile bütün olan Sen, tüm insanlığın ışığısın. Semaların sesisin, dünyanın nefesisin”. “Bilirim ki, sevgin sonsuz-ışığın sonsuz-ruhun sonsuzdur. Ancak şimdi bu dar kalıbında, dünya idrakinde bulunuyorsun. Bilirsin ki, her devirde görevlerin ayrı ayrıdır. Bu devirde de görevin budur” (Bknz. 789).

    Bu ifadeler dikkat çekicidir. Zira olağanüstü bir insan tanımının daha da ötesinde, ciddi anlamda bir kutsallık yüklenmektedir. Nitekim, Mustafa Molla'ya (Cebrail) göre “Mevlana; bir evren ışığı bir nur ve bir Tanrı yadigarıdır. Onun şuur Anlayışı ne evrene sığar, ne arşa. Allah'ımın bir naçiz kulu olarak, Ben Mustafa Molla (Cebrail) bile, ona daima türap olmuşuzdur. Kuzey yarımküresindeki kaşanesinden inerek Mevlana artık Arzınıza ayak basmıştır. Bu büyük dehayı dünya yüzeyinde görmekten tüm evren ve en ufak bir Tanrı ışığı olan embriyon bile mutlu ve umutludur. O bir evren anahtarıdır. O tüm sırları elinde tutan Tanrısının türabı, uluların ulusu bir yücedir. Bugünkü dünya için lüzumlu bir varlık olarak, gökyüzünden bir ışık bir nur gibi inmiş ve şimdi aranızda yaşamaktadır.” (Bknz. 584).

    Kendisini böyle takdim eden Çorak, peygamber ötesi Allah, Tanrı gibi kavramlara da bir sınır getirmektedir.

    5. TANRI DÖNÜŞÜMDEDİR-KABA MADDE FORMUNDAKİ ALLAH
    Yukarıdaki Çorak'a yönelik yüceltme ifadelerinin de yetersiz olduğu düşünülmüş olmalı ki, bir başka pasajda kendisinin ikiz tanrı olduğu betimlenmiştir. Şöyle ki, “Zamanında Mevlana Celalettin-i Rumi adı ile planetinizde tanınmış olan siz aziz dostumuz, şu an Alion gezegeninin öz güneşi olarak devrede hizmette bulunan özel bir elçimizsiniz. Biliyorsunuz Şems sizin ikiz kardeşinizdir ve Şems Alion gezegeninin Tanrı'sıdır” (Bknz. 585)

    Yazarın Tanrı kavr***** yüklediği mana ne olursa olsun, klasik din ön yargılarından soyutlansak bile, Tanrı teriminin ne anlama geldiği, ortak insanlık
    kültürü verileri doğrultusunda, bilinen bir husustur. Farklı bir yoruma ihtiyaç da yoktur. Zira yazarın “Allah” kelimesine yüklediği anlam da çok çarpıcıdır. Şöyle ki: “Şu an İnsanlığın ulaştırılmasına çalışılan son sınır Beta Nova'dır. Ve sizlere bugüne kadar bildirilen ALLAH (O)' dur. Şu an (O)'nun tüm enerji gücü, kaba madde formuna dönüşerek ‘Beta Nova' da Bedenlenmiş durumdadır” (Bknz. 635, 645, 652)
    yine devamla “Şu an sizlerin alışılagelmiş bilinç bütünlüğünüze belki ters gelebilir ama, sizlere bugüne kadar ALLAH diye tanıttığımız (O) dahi bu odakta
    kaba madde formuna dönüşerek, sizler gibi bedenleşip sizlerin arasında yaşayarak Tek Dünya Devleti'ni dördüncü düzen çerçevesinde Bizzat kuracaktır” (Bknz. 642), “Beta gürzünün ilk ana çekirdeği olan Beta Nova dünyasına ALLAH yani (O) bedenli olarak inmiş bulunmaktadır”. (Bknz. 645, 652)

    Böylece yazar, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet gibi tüm dini anlayışların ötesinde bir Tanrı-Allah betimlemesi yapmıştır. Bu bir ayrıcalık gibi görünebilir ve kendilerinin “dinler üstü” oluşu tezlerine dayanak teşkil edebilir.64 Ancak, bu anlayış zaten asırlar öncesinden ileri sürülmüş bir teori olarak kalmıştır. Yahudi ve Hıristiyanlar da olduğu gibi, İslam tarihinde de “Müşebbihe” ve “Mücessime” tarikat ve mezheplerinin görüş ve tezleri de bu şekildeydi.

    Allah tanımına devam eden yazar, “Buraya gelebilmek için tüm Gücüm ile Enerjimi Kaba Maddeye dönüştürüp Burada Bedenlendim. Sizler ile beraber olmaya geldim. Ve burada Dördüncü Düzenimin Adi Dünya Çekirdeğinde Düzenimi kuracağım” (Bknz. 652), “Allah sabit bir Güç değil, değişkendir” (Bknz. 648) demektedir. Çorak Allah/Tanrı tanımlamasında bu ifadeleri de yeterli görmeyerek, O'nun “Kaba Madde Formuna dönüşmeye mecburdur.” şeklinde bir zorunluluk yüklemektedir. Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet teolojisinde kabul edilemez olan bu temel anlayış, sadece olağanüstü bir “yaratık” statüsüne indirgemektedir.

    Gelen pasajlar, durumu daha da belirginleştirmektedir: “O Beta Nova'daki bedensel ve beyinsel gücü ile bu enerjileri çekerek, sizlerden topladığı enerjilerine tedrici bir aşılama metodu tatbik edecek ve kendi gücünü de sizlerden çekmiş olduğu enerjilere yükleyecektir.”, “Bu şekilde oluşturmuş olduğu bütünsel güç'ü daha sonra sizlere iade edecek, kendi boyutunun denetimci gücü olan Allah, kendini bedensel bütünlük içinde sizlere tanıtarak, kendisi daha ileri boyutlara geçecek ve sizlere veda edecektir. Bundan sonra kainatlar nizamlarını artık sizler, insansal potansiyel olarak devralacaksınız. Yani sizler de artık bir (O) olacaksınız. İşte bu yüzden Allah, Beta Nova'da bedenlenerek sizleri beklemektedir” (Bknz. 648)

    Tamamen İslami literatüre aykırı olarak sunulmaya çalışılan Tanrı/Allah teorisin de Hıristiyanlar da unutulmamış ve Hıristiyan geleneksel veriler
    çerçevesinde bir başka tanımlamaya geçilmiştir. Şöyle ki, “Şimdiki Rab; Ran gezegeninin başkanı olan, herkesin BÜYÜK BABA diye bildiği R. ANTİMUS'tur.

    İsa'nın babası olan R.ANTİMUS, evrenin açılışına denk olan dönemi kontrolü altında tutmaktadır. Bu sadece bulunduğunuz asrın sonuna kadar sürecektir” (Bknz. 653). Yazar böylece her iki din mensuplarının da Tanrı anlayışını somutlaştırarak, temel veriler doğrultusunda, hiç de bağdaşmayacak bir tez ileri sürmüştür. Buraya kadar kaydedilen ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla Bülent Çorak, kendi konumunu yüceltmekle sınır tanımamakta, kendisine tanrısal bir kimlik ve misyon yüklemektedir. Nitekim Tanrı olan Şems'in ikiz kardeşi olan kendisi, bunun göstergesidir. Kendi özünü yüceltirken, dini en büyük değer olan Allah/Tanrı kavramını da alaşağı etmektedir. Yine Çorak, Allah'tan gönderilen mesaj doğrultusunda, Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanlarca kabul edilen Allah'ın niteliklerine uygun olmayan bir tanımla yola çıkarak, O'nu insanlaştırmış ve bedenleştirmiştir. Öte yandan Hz. İsa'nın kimliğini çok farklı bir şekle büründürerek, bazı kimselerin ona atfettikleri “baba” tabirinden hareketle, Hz. İsa'ya baba nispet edilmiş ve bu şahsa da tanrısal bir yapı oluşturulmuştur.65 “Hakiki dünya sizin kürzünüz değildir. Hakikat boyutu ve hakiki dünya, ikinci kürzdedir ve Bilgi Kitabı da ikinci kürzün enerjilerini taşıyan bir hakikat kitabıdır. Bu neden ile Bilgi Kitabı'na “kurtuluş kitabı” denmektedir. Mevlanamız Bilgi Kitabı'nın planetinize hediye etmek için ikinci kürzden transfer edilmiştir.

    İlahi planın esas kadrosu, ikinci kürzdedir. Bu kadronun evrim ve selekte kadrosu, birinci kürzde görev yapmaktadır66. Bu bağlamda Bülent Çorak kendisini, Tanrı'nın yer yüzüne inmiş bir yansıması olarak değerlendirmektedir.

    Yukarıda aktarılan ifadelere göre Bilgi Kitabı yazarı olan Mevlana nam-ı diğerle Bülent Çorak, “halen yeryüzünde en ileri evren bilincini kazanan Tek
    Yücedir”, Allah'ın ruhunun ruhu, canının canı, bir bütün olarak değerlendirilen tanrıdan bir parçadır. Peygamberlerin bile ulaşamadığı makamlardan, Tanrı huzuru olan Beta Nova'dan dünyaya transfer edilmiş bir “ilahi yansımadır”.

    Çorak, kendisinin peygamberlerden daha üstün olduğunu yukarıda vurgulamıştı. Yazar bazı ifadelerinde kendi konumunu daha da ileri götürerek,
    kendisini farklı bir kimliğe büründürmektedir. Şöyle ki, Rahman adına Ashot'un mesajında şöyle denilmektedir: “Size zaman zaman buralardan ve bugüne kadar bilmediğiniz, görmediğiniz şeylerden bahsedilecektir. İnanmayabilirsiniz, şaşırabilirsiniz. Ancak size tüm hakikati yansıtacağız. İster inanın ister inanmayın kendiniz de insan sanmayın. Çünkü siz “doğal bir güç'sünüz” (Bknz. 493).

    Yazar eserinin bir başka yerinde yukarıda kaydedilen “doğal güç” terimini şöyle açıklamaktadır: “durgunluk okyanusunda zamanla oluşan basınç, bu durgun okyanusu sıkıştırarak bilinmeyen bir enerjiyi meydana getirmiştir. Bu enerji zaman süreçlerinde değişme uğrayarak, üç ayrı gücü oluşturmuştur. İşte bu bütünsel güç, “doğal güçtür”. Bu doğal güç de zaman süreçlerinde değişime uğrayarak doğal enerjiyi meydana getirmiştir. Bu doğal enerjiden ilk ışık-ilk ses-ilk ateş meydana gelmiş ve bunların birleşimi sonucu güç evreni var olmuştur. Bu güç evreni de zaman süreçlerinde üç ayrı potansiyel oluşturarak üç evreni meydana getirmiştir ki, bunlar ses evreni-ışık evreni-ateş evreni olarak tanımlanmaktadır. Bu evrenlerden her birinden intişar eden güç'ün birine Rab, diğerin Rahman, diğerine de sizlerin anlayabilmeniz için Rahim denilmiştir. Bu üç gücün birleşimi R formülü ile değerlendirilir. Bu R bütün, ana varoluş boyutunu oluşturmuş ve sistemlerini düzenlerini kurmuşlardır. Sonra bu üç ayrı gücün birer zerrelerinin birleşimi ile hiçlik enerjisi birleştirilmiş kozmik düşünce) ve ilk “yaradan” var edilmiştir.” (Bknz. 570)

    Bu her iki pasajdaki ifadeleri birbiriyle bağlantılı olarak ele alacak olursak, Çorak “ doğal güçtür”. Doğal güç ise, doğal enerjiyi meydana getiren, “rab”,
    “rahman” ve “rahim” üçgeninden oluşan (R), aynı zamanda “ana varoluş boyutu”nu oluşturan, kozmik düşünce ile birleşerek “ilk yaradan”ı var edendir.
    Çorak, kitabının bir başka yerinde de, “doğal enerji” yi açıklarken, Mevlana'nın ruhsal enerjisinin doğal enerji içerisinde olduğu belirttikten sonra, “Bu
    enerji tüm evrenlerin atomik bütünlüğünü kapsamakla beraber, Allah'ın tüm şuurunu da kapsamaktadır.” denilmektedir.(Bknz. 436)

    Yukarıdaki ifadelerden Bülent Çorak'ın kendisine tanrısal bir kimlik kazandırmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu anlayışını pekiştirmek için olsa gerektir
    ki, Allah'ı kaba bir madde formunda kabul etmek suretiyle, semavi-kutsal dinlerin Allah anlayışının yanlış olduğuna vurgu yapmaktadır. Bunun yanında sağlıklı düşünen hiçbir Hıristiyan'ın kabul etmeyeceği şekilde Hz. İsa'ya baba nispeti yapılmış, en aşırı İslam tasavvufun da bile kabul görmeyen Mevlana'nın gönüldaşı Şems de, Mevlana'nın iki kardeşi olan bir Tanrı şeklinde sunulmuştur. Böylece yazar kendisinin de Tanrının ikiz kardeşi olduğunu da ileri sürmüştür.

    6. KUTSAL DİNLERİN ÇÖKÜŞÜ-KOLAYCI HAKARET
    Bülent Çorak, “New Age Religious Movements” ekseninde ileri sürmüş olduğu dini anlayışın yerleşmesi amacıyla, kendi UFO tarikatının benimsenmesini kolaylaştırmak düşüncesiyle, önceki semavi dinleri övmüştür. Bu bilinen bir taktiktir. Yazar, övgü sözlerinin arkasında Hıristiyanlık ve İslamiyet'e hakaretlerde bulunmuştur. Şöyle ki,

    Çorak'a göre “Bugüne kadar toplumsal görüşler doğrultusunda planetimize indirilmiş olan Kutsal kitaplarımız, dünya insanlarını, kendi inançları doğrultusunda bir bütünlüğe hazırlamıştır. Şu an elinize ulaştırılan bu kitap evrensel dostlarımız tarafından Bilgi Kitabı ismi altında verilmiştir. İndirildiği kaynak direkt Rab kanalı Alfa'dır ve tüm din kitaplarının indirildiği kutsal odaktan yazdırılmıştır. Ancak dinler devri çoktan kapanmıştır. Göksel dostlarımız artık bizlere tüm hakikatleri anlatarak tabulaşmayı ortadan kaldırıyorlar. (Bknz. önsöz).

    Yazarın tabulaşmadan ne kastettiği açıktır. Bunlar dini değerler ve kabullerdir. Bu anlayışı Çorak şu şekilde vurgulamıştır: “Dini öneriler sizleri
    birleştireceğine böldü, birçok tabu ortamları yarattı ve sizi şartlanmışlığın kara kuyusuna hapsetti. Bu zihniyet sizi olduğunuz yerde bıraktı.” (Bknz.s, 91). Zira yazara göre “Hiçbir şey oturularak, secdeye yatılarak, Camiye, Kiliseye gidilerek kazanılmaz” (Bknz. 27).

    Çorak'a göre Hıristiyan ve Müslümanlar dinlerini hep yanlış anlamışlar ve uygulamışlardır. Onun şu sözleri anlamlıdır: “Nasıl ki, İslam alemi “Bismillahirrahmanürrahim” kelimesini basmakalıp biliyor ise, istavroz kelimesinin hakiki manasını birçok Hıristiyan dostumuz da bilmemektedir. İstavroz kelimesinin manası arayış içinde olan İslam'ı aşmıştır diyoruz, nedendir bilir misiniz? Çünkü o kelime size zamanı veriyor. Rabbimizi veriyor, kendinize kendinizi veriyor, size varoluş nedeninizi hatırlatıyor.” İslam ise hala Tanrısından menfaat umarak secde ediyor. Aslında Hıristiyan toplumunda da aynı gaye ile kiliselere gitmektedirler”.(Bknz. 32, 34)

    Yazarın ileri sürmüş olduğu “dini şartlanmışlık” kendi tarikatı mensupları için de geçerli değil midir? Ayrıca dinini öğrenmek, özümsemek ve onu akıl-mantık ve gönül ekseninde kabul etmenin neresi şartlanmışlık olduğu da sorulabilir.67 Çorak, İslamiyet'i kabullenme ve benimsemeyi “Önce aranızdaki din şartlanmışlığınızı kaldırınız ki, sizlere daha başka evrensel bilgiler verelim. Aranızda dar görüşlerinden kurtulan milyonlarca ışık dostumuz vardır. (Bknz. 34, 41)

    “Bu Kitap Alfa Kanalından indirilecek Son Kitabımız olacaktır. Zira artık bundan böyle Sizin esas Kitabınız Vicdanınız, Aklınız, Mantığınız olacaktır” (Bknz.43)

    Yukarıda kaydedildiği gibi, yazar kendi kitabının son Tanrısal kitap olduğu sıklıkla vurgulamaktadır. Ancak bir başka eseri olan Işık kitabında ise bunun tam aksini iddia etmektedir. Şöyle ki, “Bilgi Kitabı Alfa kanalından indirilen son göksel ve rehber bir kitaptır ve Allah'ın tüm kelamlarının frekansını taşır. Bu kitap, 19 asırlık bir kitap olarak planetinize hediye edilmiştir. Ancak şu an planetinize teknolojik boyuttan ve değişik kanallardan 600 kitap daha yazdırılmaktadır. Bu kitapların pek çoğunda, ya açık veya şifreli olarak Bilgi Kitabı'ndan bahsedilmektedir. Bundan sonra her yüzyılda planetinize teknoloji boyuttan ilim ve bilim kitapları yazdırılacaktır”. 68 Bu söylemleriyle Çorak, kendi içerisinde çelişkiye düşmektedir. İslamiyet'e ve Kur'an'a yönelik hakaretlerini sürdüren yazar, “Bu kitap sizleri bağnaz düşüncelerden, katı kurallardan uyandırmak için indirilmiştir. Sizin toplumunuzdaki çelişkileri kaldırmak için gönderilmiştir” (Bknz. 43).

    Mutlak hakikatin kendi görüşleri olduğunu kabul eden yazar, “Hakiki kemalat aleminde ne din vardır ne kitap” (Bknz. 76) şeklindeki sözleriyle Tevrat, İncil ve Kur'an ayetleriyle ciddi anlamda çelişkiye düşmektedir. Zira Kur'an, gerçek kemalatın Allah'a olan yakınlık ve bağlılıkla ortaya çıkacağını söylemektedir. Bu ise kitap ve dinin buyruklarının yerine getirilmesiyle olur. Din üstü olduklarını ileri süren Çorak, ancak bir türlü dini terminoloji ve
    doğmalardan uzak kalamamıştır. Bir taraftan dini ritüellerin gereksiz, anlamsız ve bağnazlık olduğunu vurgularken, diğer yandan da kendi dininin ritüellerini tespit etmeye çalışmıştır. Aşağıdaki ifadeler buna bir örnektir: “Mekke bir ilim, irfan odağıdır. Kıble olarak bilinmektedir ve ibadetler o doğrultuda yapılmaktadır. Alfa kanalının tarihi seyrini takip ederseniz, piramitlerden, sonra İslam'ın kitabının yazdırıldığı saha ve aradan geçen on beş asır. Ve şimdi esas kanal Anadolu Mevlana Kodu, Kitabın yazdırıldığı odak. Sizler ibadetlerinizi Alfa kanalının eski sinyal doğrultusunda yapıyorsunuz. Bu bir alışkanlıktan başka bir şey değildir” (Bknz. 138)

    Böylece yazar kıblenin tamamen kendi şahsına yöneltilmesi isteğini vurgulamıştır. Bilgi Kitabı'nın okunmasını ibadet sayan, ibadet için Kabe değil de kendi şahsının mekanı olduğunu tespit eden Çorak, kendi ibadet sistemini de, kendi tarikatı yolunda yapılan her çalışmanın Allah yolunda yapılmış bir hizmet olduğu69 “Yapılan hizmet, göksel kapıların açılmasına neden olacağı, Aynı gaye uğrunda 18 kişinin bir araya gelmesi, evrensel bir ibadet şeklini aldığı, o günkü 18 çalışma gurubunun çalıştığı mekanın, bir cami veya kilise gibi bir mabet olduğunu, mabetlere gösterilen saygının, 18 çalışmalarından da bekleneceğini belirtmiştir 70

    2000 yılından sonra 18 bütünlüklerin içinde oluşacak bireysel sorunlar, İlahi emir ile hiçbir şekilde affa mazhar olmayacağını bildiren yazar, kurulan sistemin, direkt Allah'a hizmet yasasına göre devreye alınmış bir ibadet yolu, 18 Çalışma kadrolarının Rabbin direkt posta Tatarları olduğu ve O'nun yolunda yaptıkları her hizmet, bin yıllık ibadet olacağı, bu nedenle de “Bu kutsal odakta, ortama saygı,

    Allah'a saygıdır” şeklinde konuşarak, örgüt çalışmalarını ibadet olarak göstermek suretiyle dini bir boyut kazandırmıştır.71

    İslami terminoloji üzerinde yorumlarına devam eden ve böylece Müslüman Türklere hakareti içeren sözlerine devam eden Çorak, daha önceleri Allah'ın elçisi olarak kabul ettiği hz. Muhammed'in konumunu daha da aşağıya indirgemiştir. Şöyle ki, “İslami bütünlük ışık dost Muhammet'i resul zannetmektedir. Halbuki o, Allah'ın habibi, Resul'ün elçisidir. Resul; büyük Ashot, yani Sulh'tur. Son sözü söyleyecek odur. Çünkü Allah'ın kararlarını daima O aktarmaktadır.” (Bknz. 593)

    Oysaki Çorak'ın ifadelerinde ciddi paradoks bulunmaktadır. Şöyle ki, hz. Muhammed'in “resul” oluşu İslami bütünlük tarafından değil, bizzat Kur'an
    dolayısıyla Allah tarafından açık ve seçik olarak belirtilmiştir. “Muhammed, Allah'ın resuludur” ibaresi birçok ayette yer almıştır.72
    Öte yandan yazarın Bilgi Kitabı'ndaki bu ifadeleriyle Işık kitabındaki sözlerinde ciddi çelişkiler bulunmaktadır. Burada hz. Muhammed'in “resul” olmadığını ileri süren Çorak, diğer eserinde şunları yazmıştır: “hz. Muhammet son peygamberdir ve Kur'an'ımız ile beraber kutsal kitap ve peygamberlik dönemleri kapanmıştır. Bu neden ile “son nebi ve son resuldur”.73

    Çorak, düz anlamdaki peygamberlik statüsünü (Allah'ın elçisi olmak) genişleterek Mustafa Kemal Atatürk'ü de bu alana katmıştır. Şöyle ki: “Atatürk,
    6000 sene önce hazırlanan bir programın, ilk fiili safhasını uygulamaya dökmek ve planetinizin ilk evrensel Işığını yakmak için, göklerden gönderilen bir ışık dostumuzdur. “O, Allah'ımızın elçisidir. Tüm peygamberler Allah'ımızın elçisidir ve Allah'ımızın bu evrensel ışık yolunda hizmet veren tüm dostlarımız Allah'ın elçisidir.” (Bknz. 674, 769)

    Çorak'ın bu ifadelerini düz okumak gerekirse, Atatürk göklerden gönderilmiştir. O, tüm diğer peygamberler gibi, Allah'ın elçisidir. Bununla birlikte
    peygamberler dönemi kapanmıştır. Dolayısıyla Allah'ın elçisi olanların dönemi kapanmıştır. Bu okumalardan yazarın, Atatürk'ün de görevinin bittiğinin ileri sürmediğini kim iddia edebilir?

    SONUÇ
    Batı'da durgunluk aşamasına gelen ruhçu akımların uzantısı olarak, son yıllarda ülkemizde ruh pazarları ve mistik grupların sayısında bir artış gözlemlenmektedir. Üstelik bu yolla çok da kazanç elde edilmektedir. Batı toplumlarında, “büyüklük hezeyanına neden olmak”, “aile yapısına zarar vermek”, “bireylerin beynini yıkamak”, “insanları maddi ve manevi sömürmek”, gibi nedenlerden dolayı “zararlı akımlar/yıkıcı gruplar” statüsünde değerlendirilmiştir.74

    Bülent Çorak, Dünya Kardeşlik Birliği (DKB) felsefesinin, Türkiye'de Dr. Bedri Ruhselman tarafından başlatılan ruhçuluğun bir devamı olduğunu ileri
    sürmekte ise de, bu Ruhselman tarafından kurulan “Metapsişik Tedkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği” süreli yayını olan Ruh ve Madde dergilerindeki yazılarda kesinlikle reddedilmiştir. DKB, öz itibarıyla dünyadaki UFO tarikatlarının bir uzantısıdır. Yeni çağ dini akımlarının en belirgin özelliklerinin, beyin yıkama eylemi olduğu bilinmektedir. Bu işlem sonucu üye/mürit, pasif bir hale getirilerek kendi iradesiyle iş yapamaz hale gelmektedir.75 Bu ise Dünya Kardeşlik Birliği içerisinde bulunan ve ayrılan üyeler tarafından özenle vurgulanmaktadır.

    UFO tarikatlarının temel özelliklerinde birisi olan, tek yüce yanından hiyerarşik bir tanrısal düzeneğin bulunması, “uzaylı yardımcılar” olması ve bunların
    tanrısal ifade ve isimlerler sunulması, Bilgi Kitabı'nda açıkça görülmektedir76

    Bilgi Kitabı'nda yer alan altın çağın kurulması ve göksel otoritelerden alınan mesajların insanlara iletilmesi, tanrı anlamında bir çok göksel yücelerin bulunması, kitap yazarının son görevli olması, kitabın insanlığın kurtarıcısı olması, bütün dinlerin ve kutsal kitapların özünü oluşturması gibi hususlarda, Raelyanların görüşleri ile paralellik arz etmektedir.77 Aynı zamanda bu yurt dışında bulunan bütün UFO tarikatlarının temel felsefesinde yer almaktadır ki, bu da Bilgi Kitabı felsefesinin orijinal olmadığının göstergesidir.

    Çorak, kendi düşünce sistemini ve tarikatını kurarken, başta Müslümanların dinlerine anlamadıkları, onlar şartlanmış oldukları için, basmakalıp öğrendikleri dini kuralları maddi çıkar ve menfaat için uyguladıkları, bu nedenle de kılınan namaz gibi ibadetlerin anlamsız olduğu vurgular. Ortaçağ ürünü olan Müslümanlığın terkedilmesi lazım geldiği, kendisine tabi olanların namaz, oruç gibi dini yükümlülüklerden arındığını ileri süren Bülent Çorak, bağnazlık olarak nitelendirdiği ibadetlerden uzaklaşarak, müritlerinin Kur'an'a ihtiyaçları kalmadığını savunmuştur. Zira kendisine göre Kur'an dejenere
    olmuş/bozulmuş/tahrif edilmiştir.

    Kıble'nin artık Kabe olmadığını, kendi mekanı olan Anadolu'nun merkez ve kıble olduğunu düşünen Bülent Çorak, “Kitabın içinde bugünkü Düzen de yoktur” diyerek, günümüz Müslümanlarını hakikatsizlikle suçlamaktadır. Kendisinin hz. Musa, İsa ve Muhammed'den daha üstün olduğunu iddia eden Bülent Çorak, Hz. Muhammed'in de Allah'ın resülü olmadığını kabul etmektedir. Böylece o, Kur'an ayetlerinde açıkça vurgulanan bir inanca karşı çıkarak, Müslümanları itham etmektedir.

    Allah'ın katı bir madde olduğunu, insan gibi bedenlendiğini ileri süren Çorak, bu düşüncesiyle Semavi dinler olan Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet'teki Allah inancına tamamen aykırı bir düşünce ileri sürmek suretiyle, inananları da cehaletle suçlayarak onları rencide etmektedir.
    Önceki peygamberleri “ışık dostu” olarak nitelendiren Bülent Çorak, Atatürk'ün de “ışık dostu” ve “Allah tarafından görevlendirilen bir elçi” olduğunu
    ileri sürmüştür. Atatürk'ün 6000 yıl önce hazırlanan bir programın “Planetinizin İlk Evrensel Işığını yakmak için, Göklerden gönderilen bir Işık Dostu” olduğunu vurgulan Çorak, ardından “ışık dostları” olan peygamberler döneminin kapandığını ısrarla bildirmektedir.

    Özet olarak, “kozmik bilinç, evrensel kardeşlik, Galaksi federasyonu, uzaylı otoriteler, dinlerin sonu, peygamber ötesi lider”, “insanlığın kurtarıcısı” gibi genelde UFO tarikatlarının bütün özelliklerini,78 Türkiye şartları içerisinde biraz farklı söylemlerle de olsa yansıtan Bilgi Kitabı, Batı kökenli Uzay tarikatlarının bir uzantısı görünümündedir.

    Bülent Çorak'a göre yegane hakikat ve gerçek Bilgi Kitabı'dır. Tek ilahi kitap budur. Çünkü “bu kitap, Rabbin, bütünün ve Tüm Bilgilerin kitabıdır. Dünyadaki herkes tek kitabın dağıtım görevlisidir” (Bknz. 786) Buna göre, din tekelleştirilmekte, diğer din mensupları yok sayılmakta, herkesin bu yeni dine mensup olması zorunlu görülmektedir. Bunu yapmadıkları takdirde de dünyada ceza anl***** gelen reenkarneye tabi olacaklarını belirterek, tehdit etmektedir.

    Bilgi Kitabı çatısı altına girenler, kitabın ifadesiyle “seçilmiş”, “korunma ort***** alınmış” ve aynı zamanda “kurtuluşa” hak kazanmışlardır. Bu kabulle hareket eden üye/müritler, kendi dışındaki herkesi aşağı görmekte, yalnızca kendilerinin uyanmış olduğunu kabul etmektedirler. Nitekim her bir üye “insanlığın kurtarıcısı” olduğunu sanmaktadır. Bu ise uzmanlarına göre bir “büyüklük hezeyanıdır”.[79]

  5. #5
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesaj
    124
    Rep Gücü
    754
    Dipnotlar
    (*) Bilgi Kitabı demektir.
    [1] Stark, Rodney-William Sims Bainbridge, A Theory of Religion, New York: Rutgers University Press. 1987, s. 124.
    [2] Geniş bilgi icin Bknz. Köse, Ali, Milenyum Tarikatları, İstanbul: Truva Yayınları, 2006, 167-225.
    [3] “Yeni Yüksektepe Kültür Derneği”, kendilerinin New Acropolis tarikatına mensup olmadıklarını ileri sürmektedirler. Ancak yapılan araştırmalar derneğin, New Acropolis tarikatının uzantısı olduğunu güçlendirmektedir. New Acropolis, New Age Religions akımı içerisinde değerlendirilmektedir. Lucas, Philip, New Religious Movements in the Twenty-First Century: Legal, Political, and Social Challenges in Global Perspective, New York: Routledge, 2004, s. 62, 305; Bromley, David G-Melton, Gordon J, Cults, Religion and Violence, Cambridge: Cambridge University Press, 2002, s. 114; Aktüel, sayı, 90 (29 Mart-4 Nisan) sayı 92. Nirun, Ata, Türkiye'de Ruhlar ve Ruhçular, Ankara: Destek Yayınları 2007, s. 424-434.
    [4] Köse, Milenyum Tarikatları, 95-133.
    [5] Groothuis, Doglas R, Unmasking the New Age, Illinois: Intervarsity Press, 1989, 133-134, 137; Palmer, Susan, “The Raelians Are Coming: The Future of a UFO Religion”, Religion in a Changing World, ed. Madeleine Cousineau, London: Praeger Westport, 1998, 140.
    [6] Wilson, Bryan, New Religious Movement: Challenge and Response, New York:
    Routledge, 2001, 5, 8.
    [7] Konuyla ilgili başta Amerika olmak üzere Batı'da onlarca çalışma bulunmaktadır. Bu alandaki belli başlı çalışmaların değerlendirilmesi için Bknz. Kemp, Karen, New Age: A Guide, Edinburg University Press, 2004, s. 144-176.
    [8] Clarke, Peter B, New Religion in Global Perspective, New York: Routledge, 2006, 4-9; Palmer, “The Raelians Are Coming”, 144-145.
    [9] Clark, a.g.e., s. 14, 153, 283.
    [10] Groothuis, Doglas R, Unmasking the New Age, Illinois: Intervarsity Press, 1989, 131.
    [11] Collings, Beth-Jamerson, Anna, “From Connections: Solving Our Alien Abduction Mystery”, New Religious Movements: A Documentary Reader, ed. W. Michael Ashcraft, New York University, 2005, 68, 71.
    [12] Bu akımlara daha çok “New Age Sprituality Movements” denilmesinin nedeni de bu olsa gerektir. Kemp, New Age: A Guide, s. 181.
    [13] Clark, a.g.e., s. 153.
    [14] Partridge, Christopher, UFO Religions, New York: Routledge, 2003, s, 130-131.
    [15] Bknz. Dawson, Lorne L, “Crisis of Charismatic Legitimacy and Violent Behavior in New Religious Movements”, Cult, Religions and Violence, ed. Bromley, David G-Melton, J. Gordon, 2002, 80-101.
    [16] Çorak kendisinin misyonunu “Sadece Mevlanamızın kanalı, sistemin yani bizim kanalımızdır. Mevlanamızın bitiş programından sonra artık insanlığın aldığı hiçbir bilgi muteber değildir (16/1/2003 tarihli mesaj) şeklinde tanımlamıştır.
    [17] Palmer, Susan J., Aliens Adored: Rael's UFO Religion, Rutgers University Press, 2004, 19,31.
    [18] Rael, Let's Welcome our Fathers from Space. Japan: AOM Corporation, 1986, s. 136-137.
    [19] Ellwood, Robert, "UFO Religious Movements.", America's Alternative Religions. Ed. Timothy Miller. Albany: NY: State University of New York Press, 1995, 398.
    [20] Örgütün The Nine Freedom adlı kitabı için Bknz. Nine Freedoms Introduction
    [21] UFO tarikatlarının genel özelliklerinden birisi de, Ashtar grubunda olduğu gibi, kendilerine “Dünya/evrensel kardeşlik birliği” türü isimleri vermeleridir. Bknz. Evans, Hillary, “Do it Yourself Deities and Mail-Order Messiahs”, Encyclopedic Sourcebook of UFO Religions, ed. James, R Lewis, New York: Prometheus, 2003, s. 18
    [22] Gross,Werner “Tarikat ve İbadet Gruplarının Yıkıcı Olma Niteliklerini Değerlendirici Psikolojik Kriterler”, tr. Rana Sey Uluç, Türk Psikoloji Bülteni, IV/9 (1999), 103-106.
    [23] Lewis, James R. Cults in America, Santa Barbara, CA: ABC-CLIO, 1998, 1.
    [24] Mesela Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, “Yüce Mekanizmadan Direkt Bilgidir”, (12/8/1998)
    [25] Mesela Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, s.43
    [26] Mesela Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, s. 31
    27 İlhan Yargıç, “Büyüklük Hezeyanlarının Psikiyatrik Değerlendirmesi”, Yeni Ümit, 75, (2007), s. 55-57; Çorak, 18 Çalışma Programı, (27/11/1998 tarihli mesaj), “Yüce Mekanizmadan Direkt Bilgidir” (12/8/1998)
    28 Mesela Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, s. 46 (13/7/1996) tarihli mesaj, 47.
    29 DKB'nin Anadolu Omega Projesi bu yaklaşıma bir örnektir. Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, “Omega Anadolu Birleşim Programı”, 19/11/2002 tarihli mesaj. Raelyanların benzer görüşleri için Bknz. Palmer, “The Raelians Are Coming: The Future of a UFO Religion”, 141.
    30 Mesela Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, s. 30, ayrıca Bknz. 26/3/2003 tarihli mesaj.
    31 Mesela Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, 22/2/1988 tarihli mesaj.
    32 Gross, a.g.m., 103-106. Ayrıca Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, 3/12/2001 tarihli mesaj.
    33 Lofland, John, "Becoming a World-Saver: Revisited" American Behavioral Scientist 20
    (1977) 807.
    34 Davson Lorne L, “Who joins New Religious Movement and Why?” Cults and New Religious Movements: A Reader, ed. Lorne L Davson, London: Blackwell Publishing, 2003, s. 127, 147-148, 193.
    35 Mesela Bknz. Bilgi Kitabı. s, 218, 220
    36 Çorak, 18 Çalışma Programı, 10/9/1992 tarihli mesaj.
    37 Kemp, Daren, New Age: A Guide, s. 178.
    38 Anthony, Dick and Thomas Robbins, “Religious Totalism, Violence and Exemplary Dualism”, Millennialism and Violence, ed. M. Barkun London: Frank Cass, 1996, 11
    39 Çorak'a göre üyeler, “yarınların adil devleti” için birer “yarınların görevlileridirler” (18 Çalışma Programı, s. 26), “birer kurtarıcı durumundadırlar. 18 Çalışma Programı, 16/1/2003 tarihli mesaj.
    40 Enroth, Ronald, “Brainwashing”, Baker Encyclopedia of Psychology. ed. D.G. Benner, MI: Baker Book House, 1984, 141.
    41 Wessinger, Catherine. How the Millennium Comes Violently. New York: Seven Bridges Press, 2000, 3
    42 Barker, Eileen. "Religious Movements: Cult and Anticult Since Jonestown." Annual Review of Sociology 12 (1986) 335.
    43 Lalich, Janja A, Bounded Choice: True Believers and Chrismatic Cults, University of California Press, 2004, 5.
    44 Yeni Çağ dini akımları ve UFO tarikatlarının kaygı verici akımlardan oluştuğu konusunda bilimsel çevrelerde bir tür konsensüs oluşmuştur. Groothuis, Unmasking the New Age, s.
    45 18 Çalışma Programı, 22/11/2004 ve 1/12/2004 tarihli mesajlar.
    46 Mesela Bknz. Bilgi Kitabı, s. 218. Bknz. Lalich, a.g.e, 1-2.
    47 http://www.12.brinkster.com/zihinkon...ml.14/02/2007; Türk Psikoloji Bülteni 4 (9) 103-106
    48 Bknz. Çorak, 18 Çalışma Programı, 12/5/2004 tarihli mesaj, “18 Çalışma Nizamı Hakkında Bilgidir”, 15. madde, ts.
    49 18 Çalışma Programı, “18 Bütünlük”, s. 30, 38; 26/3/2003 tarihli mesaj; B. Ç. İmzalı, 18 Çalışma Nizamı Hakkında Bilgidir, 39. madde, tarihsiz
    50 Bütün bu kontrolleri içeren bir çalışma için Bknz. Masson, Jeffrey Moussaieff, My Father's Guru, New York: Simon & Schister inc. 1993.
    51 Palmer, “The Raelians Are Coming: The Future of a UFO Religion”, 141-142.
    52 Melton, J. Gordon, "The Future of the New Age Movement, New Religions and New Religiosity, ", ed. Eileen Barker and Margit Warburg, London: Aarhus University Press, 1998, 140-141.
    53 Bülent Çorak, 2005 tarihli “1 Kasım” Töreni Açılış Konuşması.
    54 Bülent Çorak, Altın Çağ, IX (Kasım 1999), 99.
    55 Heyet/Bilyay Vakfı, İlke, Hakikat ve Vazife Adamı Ergün Arıkdal, İstanbul, 1997, 34-83.
    56 Altın Çağ terimi ve beklentisi, bütün New Age ve UFO tarikatların temel özelliklerinden birisidir. Bknz. Casspriano, Jr. Vincent, Free Your Mind, A New Pardigm Press, 2006, s. 36,
    57 Melton J. Gordon, “The Contactees: A Surwey”. The Gods Have Landed: New Religions from Other World, ed. James R. Lewis, State University of New York Press, 1995, 5-6.
    58 Çorak'ın bu ısrarına rağmen konuyla ilgilenenler DKB'yi “New Age Dini”, “ruhçu akım” içerisinde kabul etmektedirler. Bknz. Ata Nirun, Türkiye'de Ruhlar ve Ruhçular, Ankara: Destek Yayınları 2007, 286-300, 301-324.
    59 Palmer, “The Raelians Are Coming”, 140; Özkan, Ali Rafet, Kıyamet Tarikatları: Yeni Dini Hareketler, İstanbul: IQ Yayınları, 2006, 49.
    60 UFO tarikatlarını benimseyenlerin kendi liderlerini kıyamet/son peygamberi olarak nitelendirirdikleri bilinen bir husustur. Bknz. Fox, James A., and Jack Levin. The Will to Kill: Making Sense of Senseless Murder. Needham Heights, MA: Allyn and Bacon, 2001,143.
    61 Konuyla ilgili bir çok ayet bulunmaktadır. Sözgelimi, el-Furkan 25/1.
    62 Rael'de benzer görüşler ileri sürmüştür. Bknz. Let's Welcome our Fathers from Space. Japan: AOM Corporation, 1986, 89.
    63 Yazarın ifadesine göre “Ben planetinizde göksel bir kardeşinizim. Görevim Bilgi Kitabını insanlığa hediye etmektir”. Vedia Bülent (Önsü) Çorak, Işık, İstanbul 2007, 153.
    64 UFO dinlerinin lider ve mensuplarının hemen hemen hepsi, kendilerinin “din”, “tarikat”, “cult” olmadığını, dinler üstü ama dinlerden daha mükemmel oluşunu, insanlığın kurtarıcısı olduklarını kabul etmektedirler. Mesela Bknz. Partridge, UFO Religions, 142-145, 183.
    65 Benzer şekilde Rael'de İsa'yı, müşterek babaları olan kendi kardeşi olarak tanımlamıştır. Palmer, “The Raelians Are Coming”, 140.
    66 18 Çalışma Nizamı, “Yüce Mekanizmadan Direkt Bilgidir”, 12/8/1998.
    67 “Bilinçli olmak” ile “şartlanmışlık/taassup” arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Nitekim Yeni Çağ Dini Akımlara daha çok bilinçli dindarlar gereksinim duymamaktadır. Bknz. Van der Lans Jan M-Derks, Frans “Les nouvelles religions aux Pays-Bas. Contexte, appartenance, réactions”, Social Compass, XXX/1, (Hollanda 1983), s. 63-83.
    68 Çorak, Işık, s. 155.
    69 18 Çalışma Programı, “Evrensel Nizam Konseyi” s. 17.
    70 18 Çalışma Programı, “Konsey s, 23, “18 Çalışma Nizamı Hakkında Genel Bilgidir”, madde 12.
    71 18 Çalışma Programı, s, 23; “31/10/1993 tarihli mesaj”, s. 24, 30.
    72 İlgili ayetler için Bknz. el-Bakara 2/144, el-Ahzab 33/40, el-Feth 48/29.
    73 Çorak, Işık, s. 155.
    74 Alman Psikologlar Birliği'nin (Professional association of German Psychologinnen and psychologist) hazırlamış olduğu detaylı bilgi ve rapor için Bknz. Gross, Werner, “Was eine alternativ–spirituelle Gruppe zum problematischen Kult macht: Psychologische Kriterien zur Beurteilung von Destruktiven Gruppierungen”, Berufsverband Deutscher Psychologinnen und Psychologen e.V., BDP, Bonn, 1-10. http://www.bdpverband
    org/bdp/archiv/downloads.shtml
    75 Zimbardo, Phillip-Ebbe Ebbesen-Christian Masloch, Influencing Altitudes and Changing
    Behaviors, Reading, M.A.:Addison-Wesley, 1977, 197.
    76 Balch, Robert W, “The Ewoluation of a New Age Cult”, Sects, Cults and Spiritual Communities: A Sociological Analysis, ed. Zellner, W. William-Petrowsky, Marc, USA: Praeger Publish, 1998, 4-6.
    77 Rael, The Final Message. London: The Tagman Press, 1998, s. 22; Let's Welcome our Fathers from Space. s. 6-9.
    78 Lewis, Encyclopedic Sourcebook of UFO Religions, s. 18-19; Denzler, Brenda, The Lure of the Edge: Scientific Passions, Religious Beliefs and the Pursuit of the UFO's, Berkeley: University of California Press, 2001, xiv, xvi, 100-104149-150.
    [79] Yargıç, İlhan “Büyüklük Hezeyanlarının Psikiyatrik Değerlendirmesi”, Yeni Ümit, 75, (2007), s. 55-57.

  6. #6
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Feb 2012
    Mesaj
    1
    Rep Gücü
    6
    Doğal yaşamda farklı türlerin birbirlerine yardım etmesi diye bir ilişki türü yoktur.
    Farklı bir tür için ya avcısınızdır yada yem veya hiçbir ilişkiniz yoktur.
    Her tür ancak kendi türünden varlıklarla bir arada yaşar ve ancak birbirleriyle yardımlaşır.
    O yüzden farklı bir tür olan uzaylıların (cinlerin) insanlara yardım etmesi veya bilincini yükseltmesi diye birşey sözkonusu değildir.
    Cinler (kimisinin dediği gibi uzaylılar) insanlar tarafından algılanamayan ama insaları yönlendirebilen ve insanlara kitaplar yazdırtabilen varlıklardır.
    Bilgi kitabı sözde uzaylı dostların (cinlerin) sürekli insanlığa yardımından bahis eder.
    Bi lgi kitabının insanlığa yardım için yazdırıldığı doğru değildir.
    Bilgi kitabı cinlerin (uzaylıların) insan (bilinçli enerji) avlamak için yazırdıkları bir kitaptır.
    Yem olmayın

  7. #7
    Üyecik anima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2012
    Nerden
    Mersin
    Mesaj
    7
    Rep Gücü
    6
    Altın Çağ Bilgi Kitabı, müritlerini uzaylıların otoritesi ve kudreti karşısında boyun eğmeye mecbur ederken Kuranı Kerim, müminlerin yaşam içerisinde ki, bütün totemlere karşı bedeli ne olursa başını dik tutmasını ister. Öyle ya Allah'a kul olmayan nefsine ve mahlukata kul olur.

Benzer Konular

  1. Macbook Pro Psd Dosyası
    sm06master17 Tarafından Grafik Tasarım Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-10-2011, 10:04 PM
  2. Hipoglisemi Dosyası
    dogangunes Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 29-08-2010, 08:17 AM
  3. Antioksidan Dosyası
    mopsy Tarafından Diyet ve Dengeli Beslenme Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 20-04-2010, 11:38 AM
  4. wav dosyası
    ahsenifer Tarafından Programlama Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-08-2007, 02:06 AM
  5. Türkçe Dil Dosyası
    KUROCK Tarafından vbAdvancedcmps (portal) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 28-05-2007, 10:30 PM
Yukarı Çık