+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Gayrı müslümlerîn kur'ân çalışmaları

    Selam

    İslam fetihlerinin yayılmasından, özellikle Kudüs'ün alın*masından ve Bizans İmparatorluğunun Şam topraklarından çıkarılmasından sonra Hıristiyanlar Müslümanlarla ardı arkası kesilmeyen bir mücadeleye girdiler. Bu mücadele tarih boyunca çeşitli formlarda ve çeşitli alanlarda görülmüştür. Her iki din mensubunun arasında yüzlerce yıl devam eden bu sıcak çatışma büyük ölçüde silahlı mücadele şeklinde devam etmiştir. Neticede İs*lam orduları bazen İspanya'yı kendi topraklarına katarlarken bazen de Viyana kapılarına dayanıyorlardı. Böylece bu mücadelenin gali*bi ekseriyetle Müslümanlar olmuştur. Sıkça tekerrür eden bu mağlubiyet neticesinde Orta Doğu'dan Avrupa ortalarına çekilmek duru*munda kalmış, çoğu topraklarını ve nüfuz bölgelerinin büyük bir kısmını yitirmiş olan Hristiyanlık artık Avrupalı olmuştu. Öyle ki, Hıristiyanlık ile Batılılık nerde ise eş anlamlı olmuştu. Hıristiyanlık denince Batıyı, Batı denince Hıristiyanlığı çağrıştırır olmuştu. (Batı dünyası içerisinde yahudiler olsa bile çoğunluğu hıristiyanlar oluş*turduğu için bu hüküm yerindedir.)

    İşte mağlubiyet psikolojisi içerisinde toplumsal kinin ve İslam'a olan husumetin esiri olmuş olan Batılılar İslam'a ve Müslümanlara karşı yeni ve değişik mücadele yöntemlerini geliştirmeye yöneldiler. Fizikî mücadele sonuç vermeyince fikri mücadele yöntemlerini ge*liştirdiler. Bu cümleden olarak Batılı bilimciler İslam'a, temel kaynakları olan Kitap ve Sünnet'e, İslam tarihine, mezhep ve fırkaların oluşumuna çok yoğun bir ilgi gösterdiler. Bu ve benzeri konularda yoğun çabalar harcadılar. Yukarıda sözünü ettiğim dini kin ve husu*metin yanısıra birtakım ekonomik, politik ve emperyalist emeller de onları bu hususta motive eden faktörlerin başında gelir. Batılı bi*limciler büyük bir önyargı, İslam'ın ve müslümanların aleyhinde çok olumsuz yönde şartlandırılmış bir psikoloji ile bu çalışmalarını yürüttüler. 19. yy.'ın ilk yarısıyla 20. yy.'in ilk yıllarında zirveye ula*şan oryantalizmin Belçikalı, Fransalı, İngiltereli, Hollandalı, Ispanyalı ve Amerikalı yani hemen bütün Batılı ülkelerin misyonerleri ta*rafından başlatılmış olması,oryantalizmin ne kadar yaygınlık kazandığını; dolayısıyla İslamiyet ve müslümanlar hakkında ne ka*dar toplumsal bir kin, nefret ve kötü niyet taşıdıklarını ve ne derece önyargılı olduklarını açıkça gösterir kanaatindeyiz. Bu cümleden olarak S. Zvemer, H. Lamnens, D.B. Mac Donald, M.A. Palacious, C. De Faucault, M. Watt, K. Cragg gibi isimler genelde İslamiyet; özel*de de Peygamber (a.s.v.), Kur'ân ve Hadis hakkında yapmış oldukla*rı çalışmalarını yayınladılar ve bu hususlarla ilgili şüpheler ortaya atıp, onu ikincil bir konuma düşürmeye çalıştılar.

    Son iki asırda Batılıların fen ve sosyal bilimler alanında kaydet*tikleri başdöndürücü gelişmeler karşısında güçsüzlük ve kendine güvensizlik psikozu, Müslüman milletlerin sosyal hastalığı haline geldi. Özellikle Müslüman halka rağmen başlarına geçirilen ve Müs*lüman ülkelerin yönetiminin kilit noktalarına yerleştirilen sözde Müslüman; fikirde, kültürde ve düşüncede Batılı olan bir kısım ay*dın, bürokrat, teknokrat, siyasetçi v.b etkin kimseler; maddeten ge*lişen ve birçok ilimde büyük mesafeler kateden Batı karşısında çok değişik komplekslere kapıldılar. Kendilerine, kültürlerine, tarihleri*ne ve Müslüman toplumun güç kaynağını oluşturan dinamiklere karşı büyük bir güvensizlik hatta inkar sürecine girdiler.

    Bunun farkında olan Batılılar fırsatı çok iyi değerlendirmeye ko*yuldular. Batılılar ateistiyle, hristiyanıyla ve yahudisiyle gerek geç*miş mağlubiyetlerin biriktirdiği kinle, gerekse de galibiyetin oluş*turduğu gurur ve hırsla İslam'ın kitap ve sünnet gibi temel kaynak*larından, Müslüman ülkelerin beşeri coğrafyasına, siyasî ve iktisadî yapısına kadar hemen her yönünü ciddi manada incelemeye çalıştı*lar. Bu çalışmalarının mu'cem (kelime ve benzerini bulmaya yönelik çalışma) gibi bir kısmı vasıtadır; yani diğer çalışmaların düzenli ve verimli sürdürülmesi için yapılmıştır. Bu tür çalışmalar politik ola*mazlar. Diğer bir kısım çalışmalar vardır ki tamamen politik ve garazkardır. Batılılar bu kabil çalışmalarını bilimsellik ve objektiflik gibi cazip nosyonlarla süsleyerek İslam alemine sundular. Bu çalış*malar gerek yukarıda sözünü ettiğim Batı meftunu kişiler gerekse de geri kalmışlığın ve ekonomik sıkıntıların deprasyonunu yaşayan di*ğer Müslüman halklar tarafından büyük bir güven ve teslimiyetle kabul edilir oldular. Oysa bu çalışmaları yapan Batılıların her fırsat*ta İslam'ı ve Müslümanları karalama, İslam hakkında şüpheler ge*liştirme ve küfrün tohumlarını İslam aleminin sathında ekmek sure*tiyle Müslümanların inançlarını zayıflatıp karşı koyma dirençlerini azaltarak Batılıların sömürüsüne müsahhar kılmaktan başka bir ga*yeleri yoktu. Dolayısıyla onların İslam merkezli çalışmalarının bü*yük bir çoğunluğu gerçeği saptamaktan ziyade saptırmaya yönelikti. Öte taraftan onların yaptığı bu çalışmalar tamamen Batı kültürünün ve çoğu kez de pozitivist düşüncenin, materyalist mantığın ürünü idi. Dolayısı ile bu yönden de görülüyor ki, Batılılar tarafından yapı*lan çalışmalar büyük ölçüde objektiviteden uzak, kısmı a'zamı indî, keyfi ve emperyalist mülahazalarla husule gelmiştir.

    İşte bu tür ideolojik ve emperyalist emellere bürünmüş olan Ba*tılı oryantalistler, İslamî ilimlere ve hatta İslam dünyasıyla ilgili tüm bilgi alanlarına el uzattılar. Nöldeke gibi bazıları da fazlaca Kur'ân ve Kur'ân ilimleriyle uğraştılar. Kendi akıllarınca güya Kur'ân'a ve ilimlerine yeni bakış açıları kazandıracaklar. Bundan hareketle bazı gafil, cahil, dünya konjöktüründen habersiz ve dünyanın sosyal realitesini ve aktüalitesini yakalamaktan uzak kişileri aldatıp zihinle*rinde İslam kitab'ına ve dolayısıyla da İslam'ın kendisine karşı kuş*ku, şüphe ve güvensizlik halini meydana getirmeye çalıştılar. Bu*nun için vahiy, Kur'ân'ın kaynağı, Kur'ân'ın cem'i, kıraat, ahrufu seb'a, Kur'ân'da konu birliği, sahabenin farklı mushafları, Kur'ân'ın imlası v.b. şüphe uyandırabilecekleri alanlara ilgi duydular. O tür konularda çokça kalem oynattılar. Ama ne acıdır ki, o kalemler ilmi ciddiyetten, bilimsel objektiflikten, bilim adamında bulunması gere*ken tarafsızlık ve ağırbaşlılıktan uzak bir şekilde hep kin, husumet, fitne ve ilhad kustular. Zaman zaman dünyanın en terbiyesiz insa*nının bile kullanamadığı edepsiz ifadeleri Hz. Peygamber, sahabileri ve Kur'ân için kullanmaktan hiç çekinmediler. Bu tür alenî iftira ve hakaretamiz eleştirilerin ana tema olduğu çalışmalar, oryantalizmin İslam'a karşı başlattığı mücadelenin birinci raundunun belirgin özelliğidir.

    İkinci rauntta oryantalizm, taktik değiştirdi. Güya sadece gerçeği araştıran, aleyhinde de olsa haktan ayrılmayan, dürüstlükten şaşma*yan bir mantık ile çalışmalarını sürdüren ve görünürde gayet masu*mane bir yapıya büründü. Oryantalistler bunu ispatlayabilmek için de zaman zaman İslam'ın, Peygamber'in ve Kur'ân'ın hakkında övü*cü ifadeler kullandılar. Ne var ki, madalyonun diğer yüzü hiç de gö*ründüğü gibi değildi. Çünkü İslam'ı kendileri için hedef seçen bu oryantalistler her fırsatta zehirlerini zerk etmekten 'ama sinsice' geri kalmadılar. Kendi emellerine ulaşmak için çok kurnazca, kuşku ve*rici değişik üslup ve yöntemler kullandılar. Hedeflerine ulaştılar mı? Kısmen evet; fakat külli manada hayır. Çünkü Batılı hükümetlerin İslam ülkelerine karşı uyguladıkları sömürücü, çıkarcı, çifte stan*dartlı ve şovenist politikalar Müslüman halkların gözünden kaç*madı. Batılıların İslam dünyasına karşı uyguladıkları acımasız em*peryalist siyasetten iyice haberdar olan Müslüman halkların yetiştir*dikleri nesil fazla geçmeden toplumda etkin konumlara geldiler. Btılıların ne yapmak istediklerini bilen, ilimcilik perdesi altında ne planlar kurduklarını anlayan ve halkı bu konuda bilinçlendiren bu nesil İslam dünyasının şurasına burasına yayıldı; halkı Batı kaynaklı bilgilere karşı uyardı. Bu nesil Batılıların ilimcilik adına ne denli sahtekârlıklar yaptıklarını, ilmi ne kadar istismar ettiklerini, kendi sömürücü, siyasi ve ideolojik emellerine kavuşmak için ilimcilik adına ne dehşet verici seneryolar düzenlediklerini ortaya çıkardı. Dolayısıyla artık onlardan gelen herşey mutlak bir güven ve teslimi*yetle kabul edilemiyordu. Bir kısmı müstesna olmak kaydıyla Müs*lüman aydınlar, artık oryantalist kaynaklı bilgi ve malumatı Batı markajlı olmayan bir mihenge vurmadan kabul etmemektedir. Biz oryantalist çalışmaların eleştirel yanı üzerinde şimdilik duramayaca*ğız. Zira o tamamen ayrı bir çalışma ile yapılması gereken çok ciddi bir konudur. Bu nedenle biz bu çalışmamızda kendi prensibimiz doğrultusunda hareket ederek türkçeye çevrilmiş birkaç tane eserin tanıtımıyla yetineceğiz.

    Batılıların Kur'ân ve Kur'ân ilimlerinin çok muhtelif yönlerini ele alan gerek müstakil eser gerekse de makale şeklinde hayli çalışmala*rı vardır. Bunlardan türkçeye çevrilmiş örnek bazı eserleri tanıtıp di*ğerlerinin isim listesini konun sonunda sunacağız.

    devam edecek....

    Kur'an ilimleri calismalari
    Doc.dr.Halil cicek
    Timas yayinevi

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Selam!


    1- J. J. G. Jansen-Kur'ân'a Bilimsel Filolojik Pratik Yaklaşımlar:

    Kitabın orjinal ismi The İnterpretation of the Kur'ân in Modern Eqypt'tır. 181 sahifeden meydana gelen eser J. J. G. Jansen tarfından te'lif edilmiştir. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi Halilrahman Acar tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
    Kitap beş bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölüm (s.11-38) giriş niteliğinde olup Kur'ân ve tercümesi'ne dairdir.
    Otuzdokuz paragraflık olan bu bölüm, daha ziyade Mısır mer*kezli bazı değerlendirmelerden ibarettir. Kur'ân'ın yaratılmışlığın*dan tercümesine; Zamahşeri'nin el-Keşşaf'ından, modern ilmî ve konulu tefsire kadar bir çok konu hakkında Batılı bir yaklaşımla bazı değerlendirmelerde bulunur.
    İkinci bölüm (s.39-67) otuzdört paragraftan teşekkül eder. Yazar bu bölümde sadece Muhammed Abduh'un tefsirini, tefsir metodunu ve tefsirinin beş temel ayırıcı özelliğini izah eder.
    Üçüncü bölümde (s.69-103) Kur'ân'ın Yorumlanması ve Doğa Bil*gisi adlı başlık altında ilmî tefsirin tarihi seyri incelenmektedir. Bu bölümde yazar, ilmî tefsirin kitap ve sünnetteki dayanağından tutu*nuz da, Emin el-Huli'nin modern bilimsel yorumlara karşı dar tutu*muna kadar ilmî tefsirin leh ve aleyhindeki bir dizi malumat sunar. Ancak değerlendirmeye alınan çalışmalar yine Mısır merkezlidir.
    Dördüncü bölüm (s.105-143) Kur'ân'ın yorumlanması ve filolo*jisine dairdir. Yazar, bu bölümde Kur'ân'la ilgili filolojik çalışmaları İbnu Abbas'tan alarak 20. asrın alimlerinden yine Emin el-Hulî ve öğrencisi Bintu'ş-Şatî gibi çağdaş alimlerin modern çalışmalarına ka*dar bir dizi çalışmayı değerlendirir.
    Yazar bu bölümde İbnu Abbas'ın Nafi' b. el- Azrek'e verdiği ikiyüz cevabın ispat yönünü irdeler. Eski Arap şiirinin Kur'ân'ın izahındaki konumuna değinir. Kur'ân'ın filolojik çalışmalarında Ebu Ubeyde ve Zamahşeri'nin; yenilerden de Emin el-Huli ile Bintu'ş-Şati’nin çalış*malarını tanıtır. Bölümde Emin el-Huli ile Bintu'ş Şati'nin çalışmala*rının ağırlıkta olduğu unutulmamalıdır.
    Kitab'ın beşinci ve son bölümü (s.143-175) uygulamaya yönelik Kur'ân'ın yorumlanmasına dairdir.
    Yazar bu bölümde Kur'ân'ın pratik hayata yönelik tefsirini ince*lemeye tabi tutar. Yani Kur'ân'ın ahkâmı ve bu ahkâmın hayata geçi*rilme durumunu söz konusu yapan çalışmaları kaleme alır. Bu tefsi*rin öncüleri saydığı M. Abduh, Mustafa el-Meraği (ö.1945) ve Abdurrahman el-Benna gibi bazı şahsiyetlerin bu konu ile ilgili çabalarına değinir. Konunun akışı içerisinde içtihadı ele alır. İçtihad kapı*sının kapanması ile ilgili yeni ve eski alimlerin görüşlerini aktarır. Mısırlı Muhammed Ebu Zeyd gibi bazı modernistlerin Kur'ân'ın bazı ahkâm âyetleriyle ilgili görüşlerinden alıntılar yapan yazar, kitabın içinde geçen konuların kısa bir özetini son sözde vererek kitabını bitirir.
    Kitab hakkında kısaca şunu söyleyebiliriz:
    Kitap sanıldığı gibi ideal bir orjinaliteye sahip değildir. Kitap, is*minden de algılanabileceği gibi tüm İslam dünyasında yapılan çalış*maları değil; sadece Mısır'da yapılan çalışmaları daha fazla ilgi mer*kezine almıştır. Zaman zaman örnekler de katarak kronolojik bir sı*ra içinde tanıtıcı bilgi sunmaktan öteye geçmez. Ne var ki, bu yazar da, diğer oryantalistlerin alışageldikleri kafa karıştırıcı ve kuşku ve*rici üslûbu kullanmaktan geri kalmaz.[588]

    2- J. M. S. Baljon-Kur'ân Yorumunda Çağdaş Yönelişler:

    Kitap, J. M. S. Baljon tarafından telif edilmiştir. Fihristliyle bera*ber 159 sayfalık olan bu çalışma A. Ü. İlahiyat fakültesi Araştırma Görevlisi Şaban Ali Düzgün tarafından ingilizceden Türkçeye çevril*miştir. Bu eserin amaç yönünden Jansen'in çalışmasından pek bir farkı yoktur. İkisi de çağdaş Kur'ân yorumunun tanıtımını ve karşılaştırmasını amaçlamışlardır. Bir kısım çağdaş simaları baz alan J. M. S. Baljon, çalışmasının girişinde çağdaş tefsircilerin bir genel tablo*sunu çizer. Sonra yine çağdaş yorumu baz alarak tefsir tarzlarını özet olarak sunar. Yazar Kur'ân'ın özelliklerini çağdaş yorumcuların görüşleri istikametinde inceler. Daha sonra aşağıda sıralıyacağımız konular hakkında modernist tefsircilerin görüşlerini karşılaştırarak incelemeye çalışır.
    Yazar Kelamı Problemler başlıklı bölüm altında şu konuları in*celer: Allah Düşüncesi, Hür İrade Meselesi, Akıl ve Vahiy, Peygam*berler, Evrensellik, İslam'ın Şartları, Polemik. Ayrıca yazar Kur'ân ve Modern Zaman başlığı altında şu hususlara yer verir: Bilimsel Yönler, Pratik Sorunlar, Politik Düşünce, Toplumsal Hayat. Kitap, Mısırlı Muhammed Abduh, (1905), Reşid Rıza, Tantavi (ö.1940), Muham*med Halefullah, Muhammed Kâmil Hüseyin, Hind-Pakistan alt kısmın*dan Ebu'l-Kelam Azad (1988), Muhammed İnâyetullah el-Meşriki, Ahmed Gulam Perviz, Ahmed Han gibi modernistlerin görüşlerini merkez alarak çalışmasını sürdürür.[589]

    Oryantalistlerin Kur'ân çalışmaları

    1- Andrew Rippin, Bulletin Of the School Of Oriental And African Studies.
    2- Artur Jeffry, The Foreign Vocabulary Of the Ourân, Baroda, 1938.
    3- Bencheikh, J. A. "Sovrate Al-Kahf: Nevf Traductionsdu Eorn" Analyses The Ories, 1980/n. 3.5.2-50.
    4- Burton J. The Collection Of the Ourân, Cambridge University,1961. Press. 1977.
    5- Carra De Vaux, Les Penseurs de L İslâm, Paris, 1923.
    6- Cragg, K. The Mind Of the Ourân, İslâm in its Scripture, London 1971.
    7- Davenport John, Hz. Muhammed Ve Kur'ân-ı Kerim, çev. Ömer Rı*za Doğrul, İstanbul, 1347/1928.
    8- E. Montet, Le Coran, (İntroduction), Paris 1949.
    9- Gasmi L. Narrativite et Production du Sens dans Le Texte Coranigvele Reğcit de Dosepti, 3. dönem tezi, Paris III, 1978.
    10- Güstav Flugel, Nucumul-Furkan Fi Etrafi'l-Kurân, Leipzing 1842.
    11- H. Hırschfeld, New Research.es İnto The Composition And Exegesis Of The Ourân, 1902.
    12- Horoviz, J. Karanisohe Untersuchungen, Berlin ve leipzig, 1926.
    13- Huart Clement, Une Nouvelle Source du Coran dans, Journal Asiatipue (Ja) 1904.
    14- Jacques Jomıer, The Bible And the Qurânt Newyork, 1964, çev. Sakıp Yıldız, İstanbul, 1980.
    15- J. Part, Studien Zur Kiritik Und Expese Des Ourans Dans Der İs*lâm, 1915.
    16- Labeaume J., Le Coran Onalyse.
    17- Masson D., Le Coran et La Reve'lation Judeo-Chretienne, Paris 1958.
    18- Maurice Bucaılle, Kitabı Mukaddes Kur'ân ve Bilim, çev. Suat Yıl*dırım, İzmir, 1981.
    19- M. Kasımırski, Le Coran, Paris (Fasquelle).
    20- M. Savary, Le Coran, Paris (İmprimerie Lutetia).
    Davenport John, Hz- Muhammed ve Kur'ân-ı Kerîm. Paret. P, Koran, Kommentey Und. Konkordnz, stutgard, 1971.
    21- R. Blachere, Indodiction au Coran, Paris 1959.
    22- Richard Bell, The Ourân, Edinburg, 1953.
    23- Rudi Paret, Grenzender Koronfoschung, Stutgard, 1980.
    24- Speyer, H. Dic Biblischan Erzohlungen İm. Yaran hildesheim 1961.
    25- Stanley Lane-Poole, Le Coran Poesie et Ses Lois, Paris 1882. çev. Avni Doğan, Ankara, 1942.
    26- Theodor Nöldeke, Gecschichte de Oorans, Leipzig 1919.
    27- T. Sabbagh, La Metaphore dans Le Coran, Paris. 1943.
    28- Wansbrough, Ourânic Studies, Sources And Methods Of Scriptural İnterpretation, 1977.
    29- Watt, M. İslamic Revelation in the Modern World, Edinburgh, 1969.

Benzer Konular

  1. Kim İslam'dan/Allah'a teslim olmaktan gayrı bir din
    mopsy Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-09-2012, 09:56 AM
  2. Tercüme çalışmaları
    mopsy Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-09-2010, 07:25 PM
  3. Yorum: 4
    Son mesaj: 15-05-2010, 06:31 PM
  4. Geleceksen de gel gayrı
    Hamdi ÖZDEMİR Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-09-2009, 12:39 AM
  5. Gece mi Olur Koyu Kendi Karamdan Gayrı?
    blueice Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-04-2008, 03:41 PM
Yukarı Çık