Bir insanın yağmur yağarken yağmur şemsiyesini alıpta dışarı çıkması doğru bir harekettir.
Ama yağmur yağmadığı halde yağmur şemsiyesini alarak dışarı çıkması ise yanlış bir harekettir. Dolayısıyla Türkçemizde kullanılan Doğru ve Yanlış kelimeleri şarta bağlı olarak isabetli olan şey veya olmayan şey manasındadır.
Halbuki iki kere iki dört eder. Yağmur yağsa da dört eder, güneş açsa da dört eder.
İşte şarta bağlı olmaksızın mutlak olarak her şart altında doğru olan şeye HAK denir. Bunun tersine olarak bir insan iki kere iki üç derse yağmur yağsa da yanlıştır, güneş açsa da yanlıştır, bin sene önce de yanlıştır. Her şart altında yanlış olan şeye BATIL denir.

İnsanın diğer bütün yaratılanlardan, nebatlardan ve hayvanlardan üstün olmasının temelinde Cenab-ı Hakkın ona verdiği dört önemli meziyet bulunmaktadır.

Bunlar, insana verilen ;

1. Doğru ile Yanlışı (Bu meziyetten İlimler doğmuştur.)

2. Güzel ile Çirkini - İyi ile Kötüyü (Bu meziyetten Dinler doğmuştur.)

3. Faydalı ile Zararlıyı ( Bu meziyetten Ekonomi doğmuştur.)

4. Adalet ile Zulmü (Bu meziyetten Siyasi ve Hukuk doğmuştur.)

Diğer mahlukatta bu kıymetli meziyetler yoktur.

Bunun için bir insan bu meziyetleri ne derece süratle ve isabetle kullanabilirse o insana o derecede akıllı diyoruz.