Selam!



a- Kıraetlerin Ortaya Çlkış Sebebleri Ve Tarihçesi:

Araplar çoğunlukla İslâm öncesi ve nisbeten sonrasında göçebe hayatına alışkın olup birçok kabileye bölünmüşlerdi.[322] Kabilelerin ayrı oluşundan dolayı birçok lehçe farkı meydana gelmişti. Tabiatıyla her bir kabileye sadece ken di lehçesini konuşmak kolay geliyordu. Onları başka lehçeleri ko nuşmaya zorlamak eşyanın tabiatını zorlamak gibi olurdu. Dolayı sıyla dil gibi insanın en tabii istidadı olan bir olayda kendi dillerine, geleneklerine mutaassıp ve henüz dünyaya açılmamış olan Arap toplumunu zorlamak; ilk günden beri insanlığa hoşgörü, iyi mu amele ve özgürlük mesajlarını veren İslâm'a hiç yakışmazdı. İşte İs lamiyet ilk günlerinden itibaren bu engin hoşgörüsünü gösteriyor du. Bunun için Kur'ân'da farklı okuyuşa izin veriliyordu. Ebu Şame (ö. 655/1267) el-Murşidu'l-Veciz adlı kitabında farklı okuyuş izni ile ilgili yaklaşık 25 rivayet zikretmektedir. Bu rivayetlerin birçoğunda hoşgörüden ötürü farklı okuyuşa izin verildiği kaydedilmektedir.

Buharî'nin rivayetine göre Hz. Ömer der ki: "Hz. Peygamber ha yatta iken bir gün Hişam b. Hakim namazda el-Furkân sûresini okudu.
Ben onu dinledim. Bir gördüm ki Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bana okut madığı birçok şekilde okuyor nerde ise namazda ona saldırıyordum. Leys namazını bitirinceye kadar sabrettim. Onun yakasına yapıştım,
"Okuduğun sureyi kim sana okuttu?" dedim.
"Hz. Peygamber (s.a.v.) bana okuttu" dedi.
"Yalan söylüyorsun; çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) senin okumadığın bir şekilde bana okuttu" dedim ve onu yakasından tutarak Rasulullah (s.a.v.)'ın yanına götürdüm. Dedim ki,
"Bana okutmadığın bir şekilde bunun el-Furkan sûresini okuduğunu duydum" dedim. Resulullah (s.a.v.):
"Onu bırak" ve Hisam'a
"Oku" dedi. Okuduğunu duydu ğum şekliyle okudu. Hz. Peygamber (s.a.v.)
"Öyle nazil oldu" buyurdu. Sonra
"Ya Ömer sen oku" dedi. Ben de kendisinin bana okuttuğu şekliy le okudum. Hz. Peygamber (s.a.v.)
"Böyle nazil oldu; bu Kur'ân yedi harf üzere inmiş. Size kolay olanını okuyunuz" buyurdu.[324] Bu hadisi aynısıyla Müslim de rivayet etmiştir.[325] Ayrıca Müslim başka rivayet ler de nakleder.

Demek oluyor ki, Kur'ân'ın nazil olduğu ilk dönemde henüz Hz. Paygamber hayatta iken Kur'ân'ın sadece yedi değil aksine birçok çeşitle okunmasına izin veriliyordu. İmam Nevevi (ö. 676/1277), Kazi İyaz (ö.544/1149)'ın yukarıda aktardığımız hadiste geçen seb'a (yedi) kelimesinden belli yedi sayısının kast edilmediğini, bunun sembolik olduğunu söylediğini nakletmektedir.

Hatta Kıraati Seb'a deyimi alimlerin kıraat konusunda kitap yaz maya başladığı dönemde bilinmiyordu. Çünkü İbnu Sellam (ö. 224/839), et-Taberî (ö. 311/923 ) ve Ebu Hatem es-Sicistanî (ö. 248/862) gibi alimler yedinin çok üstünde kıraetleri kitaplarında kaydetmiştir.[328] Bu deyim ancak H. ikiyüzlü yılların başında görül meye başlandı.[329] Hatta Ebu Şame, kıraati yedi sayısıyla belirleyenin kiraette imam olan Ebu bekir b. Mucahid (ö.324/936) olduğunu, bu nu H. III. asrın sonu ile H. IV asrın başlangıcında imam mushafların yedi olmasına ve hadiste geçen ahrufu seb'a ifadesine uyarak kıraetleri yedi imamdan topladığını, yoksa kıraetler yalnız yedi olduğu için bunu yapmadığını söyler.[330] Demek oluyor ki hoşgörü, kıraetlerin çıkışında en büyük faktördür.

Ancak sahabe, ihtilafların çokluğundan Kur'ân'ın tahrif edilme endişesine kapıldılar ve Kur'ân hafızlarının çokluğuyla artık bu hu susa da gerek kalmadığını gördüler. Hem bunun için, hem de ihtilaf imkânını ortadan kaldırmak için Kur'ân'ı Hz. Peygamber (s.a.v.)'in son kez Cibril'e okuduğu tek şekille yazdırmaya karar verdiler.[331] O farklı okuyuşlardan ancak imam Mushaf'‘da yazılı olan kelimelere uygun olup sadece hareke, sükûn şedde, medde, kasr, tahfif gibi hu suslarla ilgili ihtilaftan kaynaklanan kraetler rivayet edilip geriye ka lan terkedildi.

Arap edebiyatında tartışmasız otorite kabul edilen Mustafa Sadık er-Rafi'î (ö.1356/1937) insanlara kendi kıraetlerini okutma geleneği ni sahabeye dayandırır. Kıraatte sahabeden Osman (r.a.), Ali (r.a.), Ubeyy (r.a.), Zeyd b. Sabit (r.a.), İbnu Mes’ud (r.a.), Ebu'd-Derda (r.a.) ve Ebu Musa el-Eş'arî (r.a.) sahibi olmuşlardı. Sahabe ve tabiinden birçok kimse bunlardan kıraat aldı.[333] Bütün kıraetleri Resulullah (s.a.v.) a dayanır. Sahabeden sonra tabiin ve etba-i tabiin arasında hadis ve tefsir ilminin tedvine başlandığı dönemde bazı alimler kıra ati, ilmî bir disiplin olarak kurmaya yöneldiler. Bu tabaka alimler arasında kendilerine başvurulan, onlardan kıraat alman ve bu gün kü kıraetlerin kendilerine nisbet edildiği kıraat imamları çıktı: Ebu Amr b. el-'Ula (ö.154/771), Abdullah b. Kesir (ö.120/738), Nafi' b. Nuaym (ö.169/785), Abdullah b. Amr el-Yahsubî (ö.118/736),[334] Asım b. Behdele el-Esedî (ö.128/746), Hamza b. Habib ez-Zeyyat el-lclî (ö.156/773) ve Nahivcilerin imamı Ali b. Hamza el-Kisaî (ö.189/805).[335]

Yedi kıraat bu imamlardan her birisine ait ayrı bir senetle gelmiş tir. İslâm tarihi boyunca bu yedi kıraat şöhret buldu ve fazla yayıldı. Ancak bunların dışında da kıraat vardır, "kıraati aşre" (on kıraet) "kıraati erba'a aşere" (ondört kıraat) gibi.
Yedi kıraat imamı şu zatlarla on sayıyı bulmaktadırlar: Halef b. Hişam (ö.229/843), Yezid b. el-Ka'ka' Ebu Ca'fer (ö.130/747) ve Ya'kub b. İshak el-Hadremî (ö.205/820).

Bu on kıraat imamını on dörde tamamlayan zatlar ise şunlardır: el-Hasan el-Basrî (ö.110/728), Muhammed b. Abdurrahman b. Muhaysın (ö.123/741), Yahya b. el-Mubarek el-Yezidî (6.202/817) ve Ebu'l-Ferec Muhammed b. Ahmed eş-Şenebuzî (ö.388/998).[336]
Biz şimdi kıraetleri sened yönünden kısımlara ayıracağız. Bu şe kilde her birisinin derecesi daha açık olarak ortaya çıkacaktır.

b- Kıraetlerin Tasnifi:

Kıraetler sened yönünden altı kısma ayrılır:
1- Mütevatir kıraet: Senedin başından sonuna kadar yalan üzerinde bir leşmeleri mümkün olmayan bir topluluğun aynı özellikteki bir top luluktan yaptığı rivayete denir. Kıraeti seb'a mütevatir kıraettir[338] ve bunun inkârı küfürdür.
2- Meşhur kıraet: Senedi sahih olup sahih kıraet şartını taşıyan, Kurra nezdinde meşhur olan, galat ve şazz olmayan kıraet. Bununla Kur'ân okunur. Reddi ve inkârı caiz değildir.
3- Ahad kıraet: Senedi sahih olup Kur'ân'ın imlasına muhalif olan veya diğer kıraetler gibi meşhur olmayan kıraettir.[339] Mesela Rahman Suresinin 76. ayetinde geçen, refrefin kelimesi yerine rafarifa ve abhariyyin yerine abâkariyya okunmuş olması. Bu, sahih kı raete aykırıdır.
Suyutî kıraetleri on'a tamamlayan üç kıraetı Ahad kıraet'ten sayar.[340]
4- Şazz kıraet: Kur'ân imlasına veya Arap dil kuralına uygun olsa bile senedi sahih olmayan kıraettir. Mesela, Fatiha'nın üçüncü aye tinde geçen "mâlik", ismi fail olarak geçer. Aynı ifade "meleke" şeklinde fiil olarak okunursa şazz olur.
5- Uydurma kıraet: Hiç senedi olmayan kıraettir.
6- Hadisteki Mudrece[341] benzeyen kıraet: Bu, tefsir olmak üzere Kur'ân'da getirilen kelimelerdir.
Mesela Hasan-ı Basrî, Meryem Suresinin 71. ayetinde geçen vâriduhâ kelimesinden sonra el vurudu ed-duhûl (vûrud: girmek) ibaresine yer vermiştir.
Bu son üç kıraetle Kur'ân okumak asla caiz değildir.

c- Kıraetlerîn Kabul Şartları:

Makbul kıraetleri şaz kıraetlerden ayıran üç şart vardır,
1) Kıraetin imam mushahın imlasına uygun olması,
2) Arap dili gramerine uygun olması,
3) Senedin sahih olması.[344]
Bu senedin güvenilir kı raet imamlardan birine ulaşması [345] ve senedin ulaştığı bu imamın güvenilirliği kâfidir. Yedi ve on kıraetin üstünde olması, senedin sıhhatine veya kıraetin makbul olmasına zarar vermemektedir. [346]

d- Ahrufu Seb'a ile Kıraati Seb'a Arasındaki Fark:

Daha önce Buharî’den naklettiğimiz hadisin aynısını Müslim'in rivayet ettiğini kaydetmiştik. Ayrıca Müslim Kur'ân'ın yedi harf üze re nazil olduğunu ifade eden iki hadis daha rivayet etmiştir.[347]
Ebu Şame de aynı hükmü taşıyan hadisi 19 tarikle rivayet eder.[348] Böylece ahrufu seb'a hadisi tevatür derecesine varmış olmak tadır.[349] Ancak fıkıhçı, tefsirci ve daha birçok alim ahrufu seb'a'nın ne anlama geldiği konusunda çokça ihtilaf etmişlerdir.[350] Ebu Şame, kitabının bir faslını (s.91-145) hadisin mânâsındaki ihtilaflara ayır mış; yaklaşık 30 vecih zikretmiştir. Çağdaş alimlerden Tahir el-Ce zairî de hadisin mânâsında birçok vecih zikretmektedir.

Bütün bunları nakletmekten murat, ahrufu seb'a konusuna gir mekten ziyade asıl amacımız olan ahrufu seb'a ile kıraati seb'a ara sındaki farkı izah etmektir. Ebû Şame ikisinin bir olduğunu söyleye nin çok büyük bir hata ettiğini söyler. [352] Çünkü eğer ahrufu seb'a ile kıraati seb'a eş anlamlı ise yedinin üzerinde kıraetin olmaması gere kir. Halbuki senedli ondört kıraetin olduğu bilinmektedir. Hatta Ebû Muhammed Mekkî, (ö.437/1045) alimlerin kitaplarından yetmişin üzerinde kişiden kıraet naklettiğini söyler.[353]

İkincisi İmam Mushaf'ın imlasına uyulması ve bu yedi kıraet ima mının rivayet etmediği kıraetle okunmaması gerekir. Halbuki alim ler kıraetin geçerliliği için yedi kıraet imamından birinin tarikiyle gelmesini şart koşmamışlardır.

Şu halde ikisinin arasındaki fark meyanında şunu söylemek mümkündür: Ahrufu seb'a, umumidir. Kıraeti seba'yı da, başka vecihleri de kapsar. Kıraeti seb'a ise daha dar kapsamlıdır. "Ahrufu seb'a'nın kaps***** girer.

Ahrufu seb'a Arapların kelimeleri ters olarak değiştirmedikçe kendi lehçelerine göre Kur'ân-ı okuyabilme ruhsatının ifadesidir. Hz. Osman döneminde kaldırılmıştır. Kıraetler ise günümüze kadar devam edip kelimelerin bünyesindeki tahfif, tafhim, tarkik, idğam ve med-kasr gibi kelime içi olaylara bakar.
Kıraet bir ilim disiplini olarak öteden beri alimlerin meşgul ol dukları ve ilgi duydukları bir konudur. Kâtip Çelebi kendi dönemine kadar kıraet ilmiyle yazılmış 177 eserin ismini kaydetmektedir.[354]
Kıraet ilmi dün olduğu gibi bugün de fazlasıyla çağdaş alimlerin ilgisini çekmektedir. Bunun için çağımızda da kıraet sahasında eski si kadar olmasa bile birçok eserin yazıldığı görülmektedir.
Kıraat bir taraftan oryantalistlerin, onun kapısından Kur'ân'a ve İslama saldırmaya çalıştıkları bir kapıdır. Bir taraftan da kıraatin Arap dili ve grameri üzerinde etkisi fazlaca dikkat çekmektedir. Öte yandan kıraatin İslâm fıkhında büyük bir yeri vardır. İşte bu günkü çalışmalar bu üç merkezde cereyan etmektedir.[355]

e- Eserlerin Tanıtımı:

Muhammed Salim Muhaysin el-Kıraatu ve Eseruha fi Ulumi'l-Arabiyye:

Kıraat sahasında yapılan çalışmalardan Suudlu Dr. Muhammed Salim Muhaysir’nin el-Kıraatu ve Eseruha fi Ulumi'l-Arahiyyeti adlı çalışmasını örnek olarak özetle tanıtmaya çalışacağız.
Kitap 1984'te Kahire'de basılmıştır. Toplam 1044 sahifedir. Bu eser onbir bab ve bir hatimeden meydana gelmektedir. Dört fasıldan oluşan birinci bab sırasıyla şu konuları içermektedir: Kıraetlerin do ğuşu, kıraati aşre ile ahrufu seb'anın ilişkisi, Kıraatin derlemesinde Îbnu'l-Cezerî'nin kullandığı kaynaklar ve kıraati aşre'nin tarihçesi.

Kıraatin eski Arapça lehçelerindeki etkilerine dair olan ikinci babın konuları şöyledir: Kendisindeki ihtilafın ses, iştikak (türeme) ve sarf yönlerinden kaynaklandığı ihtilaflar.

Üçüncü bab muarreb (başka dillerden alınıp Arapçalaşan) keli melere dairdir. Dördüncü bab camid (türevsiz) ve müştak (türevli) olan kelimelere dairdir. Bu bab onbir fasıldır. Bu fasıllarda şu konu lar incelenmiştir: Camid isimler, mazinin bina-i fail ve bina-i mefu'lu, fiillerde iştikaktan kaynaklanan ihtilaflar, iştikakın çeşitlerinden kaynaklanan ihtilaflar, ismi failin mübalâğa sığaları arasındaki ihti laflar, ismi fail ve sıfatı müşebbehe arasındaki ihtilaflar, ismi fail ve ismi mef'ul arasındaki ihtilaflar, muhtelif sığalar arasındaki ihtilaflar ve ihtilaflarda sarfın ölçüsü.

İki fasıldan oluşan beşinci bab hazf ve zikre dairdir. Birinci fasıl da resmi osmanıye uygunluk açısından zikr ve hazf ve herhangi bir sebebten kaynaklanan zikr ve hazf.

Altıncı bab şeddeli inne'nin hemzesinin kesre ve fethasına dairdir. Yedinci bab fiilin tezkir ve te'nis'ine dairdir. İki fasıldan oluşan seki zinci bab Kur'ân'ın belağetinden iltifat sanatına dairdir. Bu babta ya zar iltifatı detaylı bir şekilde incelemektedir. Dört fasıl olan doku zuncu bab Arap dilinde hami (yükleme) üslûbunu incelemektedir. Onuncu bab nahiv'deki amirlerin tesirini incelemektedir. Onbirinci bab i'rab sanatına dairdir. Hatimede ise, sadece Cenabı Alllah'ın kendisini bu kıymetli çalışmayı yapmaya muvaffak kıldığı için ni yaz, dua ve hamd vardır.

Kitap çok ciddi ve yoğun bir gayretin mahsûlüdür. Kıraati aşerede olan ihtilafın tüm sebeblerini güzel bir şekilde sistematize etmiş tir. Kıraatla uğraşanlar için istifade edilebilir kıymetli bir çalışmadır.[356]

Kıraat ve Tecvid Sahasında Yapılan Çalışmalar:

1- Abdulalim, Muhammed Mahmud, Ahkamu't-Tecvid ve Fedailu'l-Kur'ân, Kahire 1990.
2- Abdussabur Şahin, el-Kıraatu'l-Kur'aniyyetu fi Dav'i İlmi'l-Luğa-ü'l-Hadis, Daru'l-Kalem, el-Kahire, 1966.
3- Atvan, Hüseyn, el-Kıraâtu'l-Kur'âniyye fî Bilâdi'ş-Şam, Bey rut, Dâru'1-Cil, 1982.
4- Bekkar, Abdulkerim, Eseru Kıraâti's-Seb'a fî Tatavvuri't-Tefkiri’l-Lûğavî.
5- Boradî, Zehran, Mesâdirun Arabiyyetûn ve Kıraâtun fî Merâcia Kur'âniyye.
6- Decvî Kasım Ahmed; Kataidu'l-Fikr fî Tevcîhi'l-Kıraa'til-Aşr, Mektebetu Muhammed Ali Subay', Kahire 1978.
7- Dîb, Ramadan, Risâletu'l-İrfân fî Tecvîdi'l-Kur'ân, Daru'l-Muhammed, Şâm.
8- Du'as İzzet Ubeyd, Fennu't-Tecvid.
9- el Gazzali, Muhammed Muhyeddin, Unsuru'n-Nahci'l-Cedîd fi Fenni't-Tecvîd.
10- ez-Zerkâî Hüseyn Şeyh Osman, Hakku'l-Tilaveti, Mektebetu'l-Menar, Dâru'l-Menâhic, 1990.
11- Fermavî, Abdulhayy Hüseyn, Resmu'l-Mushafi ve Naktuhu.
12- Fudeli Abdulhâdi, el-Kıraâtu'l-Kur'aniyye Tarîhun ve Ta'rîfun, Daru'l-Kalem, Beyrut 1985.
13- Halavî, Muhammed Abdülaziz, Keyfe Tucevvidu'l-Kur'âna ve Turettiluhu Tertilen, Mektebu'l-Kur'ân, Kahire, 1984.
14- Hatır, Muhammed Ahmed, Kıraetu Abdillah b. Mes'ûd Mekânetuhâ, Mesâdiruha, İhsauha, Daru'l-İ'tisam, 1990.
15- Itr, Diyâuddin, el-Ahrufu's-Seb'atu fi'l-Kur'âni ve Menziletu'l-Kıraâti Minhâ.
16- İbn Seyyid Osman Amire, Keyfe yutle'l-Kur'ân, Daru İbn Kesir.
17- İbnu Asım Abdülaziz bin Abdulfettah, et-Tecvîdu'l-Müyesser Kavâidu Kıraeti'l-Kur'ani'l-Kerim, Dârut-Turâs, 1988.
18- Kâdî Abdulfettah Abdülganî, el-Kıraâtu fî Nazari'l-Müstesrikîne ve'l-Mûlhidîn, Daru İbnu Kesîr, Şam, 1990.
19- Kamhâvî, Muhammed Sadık, el-Burhanu fi Tecvîdu'l-Kur'ân ve Risâletün fi Fedâilu'l-Kur'ân, Daru'l-Muhabbe 1989.
20- Lebîb, es-Saîd, Difâun ani'l-Kıraâü'l-Mutevatire.
21- Makram, Salim Abdülâlim, Eseru'l-Kıraâü'l-Kur'âniyye fî'd-Dirasati'n-Nahviyye, Dârul-Kitabi'l-Arabî, 1985.
22- Muhaysin Muhammed Salim, Mu'cemu Huffaz'ı'l-Kur'ân.
23- Muhaysin, Muhammed Salim, er-Râidu fi't-Tecvîd, Mektebetu'l-Kâhire, Kahire 1987.
24- Muhaysin, Muhammed Salim, et-Tezkire fi'l-Kıraati's-Selasi'l-Mütevaüreü ve Tevcihihâ min Tarîki'd-Dürre Kahire, 1978.
25- Şahin, Abdussabur, el-Kıraâtü'l-Kur'âniyye fî Dav'i Îlmi'l-Luğati'l-Hadis, Mektebetü'l-Hâncî, 1989.
26- Sakar, Abdülbedi, et-Tecvîdu ve Ulûmu'l-Kur'ân Mektebetu'1-Vehbe, Kahire, 1990.
27- Tantavî, Muhammed, el-Beyanu fi't-Tecvîd, Mektebetu'l-Kâhire, Kahire.
28- Yesarî, Muhammed Salih, el-Beyanfi Tecvîdi'l-Kur'ân, Beyrut, 1985.[357]