Merhaba

En “hayırlı” ayda olmak ne anlama geliyor sizce? Önce “hayır” ne ola ki? Yaptığımız bir davranış
neticesinde, bize yarar getirecek bir neticeye ulaşmak diyebiliriz değil mi kısaca? Bu ayda bizden
istenilen davranış ise, nefsi terbiye etmek, oruç tutmak, elini-dilini tutmak, hoşgörülü olmak, çevremize
yardım etmek…



Bunları bir ay yapmakla bile hayırlara ulaşacaksak, hakikaten bize çok büyük bir hayır sunulmakta. Acaba gerçekte insan, bir davranışı otuz gün yaparak onu alışkanlık haline getirebilir ve tüm yaş*****
yayabilir mi? Beklenilen bu olmasın sakın.

Benim alanım yemek, içmekle gelen şifa olduğuna göre, oruç tutmayı irdelemek istiyorum. Hep birlikte
düşünelim biraz. Oruç tutmanın bedene getirdiği yararları artık herkes biliyor. Toksinler atılıyor, beden
dinleniyor, hücrelerin yenilenmesine izin veriliyor. Tabi gece boyu tıka basa yiyerek değil. Her şeyin bir
adabı olmalı. Orucu hakkiyle anladığımızda, yiyelim diye gökten inen bıldırcını bile yaydığımız zehirli
gazlarla, dünyanın üzerine tuz eker gibi ekilen kimyasal ilaçlarla ve daha nice yollarla zehirlerken,
aslında kendimizi zehirlediğimizi yok saydığımızı unutmamak lazım. O bıldırcını değil gün ışığında,
gecenin en koyu karanlığında bile yememek lazım.

Genetiği ile oynanmış, yani DNAsı değiştirilmiş sebzeler, meyveler, hayvanlar soframızda yer alırken,
bedenin toksinlerden temizlenmesi ne mümkün? Temiz gıda bulabilmek ise neredeyse imkânsızlaşıyor.
Artık kullanılmayan DDT insanın bulunmadığı kutuplarda bile tespit edilmiş. Her şey hareket halinde
biliyoruz. “Burada kullandım ben bu ilacı sadece, sana gelmez!” diyemiyoruz… Kaynağından çıkan her
şey, her an, her yerde…

Peki, bizler bedenimize hayır getirecek/toksinlerinden arındıracak bu orucu nasıl tutabileceğiz? Öncelikle
taze ve doğal ürünleri seçmeye gayret ederek. Çok az seçenek varsa elimizde, sadece onları
tüketeceğiz. Beden bizim değil, bize emanet verildi ve emaneti veren onu korumamızı istiyor. Hani bu
dünyayı biz torunlarımızdan emanet aldık diyen Kızılderili reisin sözleri ile bakarsak konuya, başka bir
penceresi var bu işin. Hormonlarla, GDOlu ürünlerle bozduğumuz bu bedenin genetiği, gelecek
nesillerde nasıl torunlar yaratacak dersiniz? Torunlarımızdan emanet aldığımız bu bedenlere de hıyanet
etmememiz lazım. Bir ay sıksak dişimizi, bir ömre yetecek alışkanlıklar kazanacağız. Ağzımızın tadı
yerine gelecek, bedenimiz canlanacak, ışıyacak.



Murad olunan aç kalmamız değil; bedenimizi, ruhumuzu dinlendirmemiz. Bedenimizi murad edildiği
şekilde sağlıklı, ruhumuzu mutlu, zihnimizi akıllı kılmalıyız. Aklı veren, yolu gösterirken, o yolda
yürüyecek bacakların idaresini bize bırakmış. Yoldaki güzellikleri görecek gözler ve derleyecek eller
vermişken, bugüne kadar aldığımız toksinler aklımızı karıştırmış olmalı ki hep karaları derliyoruz.

Sadece bir bayramlık şeker tadına değil, şeker tadında bir ömre ulaşmanızı diliyorum,
akıl ile gönül ile, sevgi ile…

Şifa ola!

eker Tadnda mr