Selam!



Tarihçesi:

Ulumu'l-Kur'ân'ın ilk ortaya çıkan dallarından birisi Î'rabu'l-Kur’ân'dır. Arap dilinde İ’rab hem dinleyici için hem de konuşmacı için bir rehber görevini gör mektedir. İ’rabsız bir söz dinleyici tarafından anlaşılmadığı gibi konuşmacı tarafından da söylendiği zaman abes kaçar. Özellikle edebî özelliği olan metinlerde i'rabın zarureti kendisini daha fazla hisset tirmektedir.

İ’rab olmayınca fail, mef'ul, hal, muzaf, muzafun ileyh gibi cümle nin temel öğeleri bilinmez. Dolayısıyla kelamın mânâsı da anlaşıl maz.[469] Kur'ân metni gibi yüksek sanat değerine sahip bir metnin i'rabsız olarak tamamen anlaşılması adeta imkansızdır.

İ’rabın bilinmemesiyle âyete yanlış mânâ verilebildiği gibi, İ'ra bın bilinmesiyle de Kur'ân'ın mânâ yönünden ne kadar zengin oldu ğu daha iyi anlaşılır. Bundan dolayı geçmiş alimler Kur'ân İ'rabi'ına çok önem vermişler, islâm tarihinin erken dönemlerinden itibaren bu sahada müstakil eserler yazmışlar ve Dirayet Tefsiri sahasında ya zılan tefsir kitaplarında da İ'raba hayli ağırlık vermişlerdir. Hatta Ebu Hayyan gibi bazı müfessirler nerde ise kitaplarının tümünü İ'raba ayırmışlardır.

Mekki b. Ebu Talib (ö.437/1045), ez-Zeccac (ö.311/923), el-Ferra (ö.207/822), Ebu'l-Beka el-Ukberi (ö.616/1219) ve el-Enbari (ö.?) gibi bazı alimler Kur'ân İ'rabı sahasında müstakil eserler yazmışlar dır.
Günümüzde de bu sahada faydalı ve ciddi eserlerin yazılmasına devam edilmektedir. Fakat ne ilginçtir ki, bugün, Kur'ân ilimleri sa hasında eser yazan yerli ve yabancı yazarların eserlerinden temin et tiğimiz yaklaşık on ikisinin hiç birisinde İ'rabu'l-Kur'ân'a değinilmemiştir. Konunun günümüz ilimleri içerisinde güncelliğinin fazla olmayışından hareketle kaleme alınmadığına kanaat ediyoruz.

Biz bu anlayışı taşımamaktayız. Çünkü dillerin grameri hiç bir zaman gündem dışı olmaz. Kaldı ki, sanat değeri yüksek olan edebî metinlerde her zaman gramere fazlasıyla ihtiyaç vardır. Ancak Alusî gibi bazı alimlerin bir kelimede İ'rabın olabilecek tüm ihtimallerini sıralamasını ve bir nahiv kitabıymış gibi misallerin detayına fazlasıy la inmesini de tasvip etmiyoruz.

Kur'ân'da birçok kelime, ifade ve âyetin ancak gramer vasıtasıyla bilenebileceği, yine Kur'ânın mânâ zenginliği de azımsanmayacak ölçüde gramere bağlı olduğu izahtan varestedir.
Bu itibarla biz, Kur'ân İ'rabının terk edilmesini tasvip etmiyoruz. Bunun için Kur'ân İlimleri sahasında yazılan eserlerde bu konuya az da olsa değinilmelidir. Mesela konun ehemmiyeti, tarihçesi ve Kur'ân İ'rabı sahasındaki çalışmalara bir göz atılması gibi bir takım temel bilgiler sunulabilir.

Eserlerin Tanıtımı:

Mühyiddin Derviş-İ'rabul'Kur'ân:

Günümüzde müşahede ettiğimiz kadarıyla Kur'ân İ'rabına müs takil çalışma bazında ilgi hayli fazladır. Çünkü, bu konuda irili ufaklı birçok eser yazılmıştır. Hatta hacim olarak tefsirden sonra Kur'ân ilimleri içerisinde Kur'ân İ'rabı en hacimli çalışmadır diyebi liriz. Muhyiddin Dervişin İ’rabu'l-Kur'ân adlı eseri asrımızda Kur'ân İ'rabı sahasında en geniş yazılan eserlerden biridir. Bu eser on cilt olup, 5887 sayfadır. Her ne kadar bu hacimli ve değerli kitapta Kur'ân tefsiri ve Kur'ân'ın diğer yönleri de anlatılmış ise de İ'rabın ağırlıkta olduğu kesindir.

Biz bu asırda yapılmış olan Kur'ân İ'rabı çalışmalarından temin edebildiğimiz yukarıda ismi geçen eseri, kaba hatlarla kısmen tanıt maya çalışacağız.

1- İ'rabını yapmak istediği âyet veya âyetleri ayrı ayrı alır ve İ'rab eder. Yani müfessirler arasında alışılagelen karma (nemzuc) yön temle tefsir etmez.
2- Kitap, İ'rab konusuna tahsis edildiği için İ'rab ağırlıktadır. An cak ihtiyaç duyuldukça, önce âyetlerde geçen kelimelerin luğat an lamını, iştikakını Arap kelamında geçen kullanılışını ve söyleniş bi çimini (zabt) el-Luğa başlığı altında inceler. [471]
3- Her âyet ve âyetlerden sonra mutlaka el-İ’rab başlığı altında çok detaylı bir şekilde Kur'ân'ı i'rab eder. İ'rabı yaparken kelimele rin i'rab yönünden aldıkları birçok durumu anlatır. Ama bazen keli menin i'rab yönünden aldığı bazı hususları terk ettiği de az değildir. Meselâ: el-Bakara sûresinin altıncı âyetinin İ'rabını yaparken inne'nin mebni isminin mahallen mansub olduğunu kaydetmeyi ih mal etmiştir. Oysa aynı âyette geçen hum zamirinin mahallen mensup olduğunu kaydeder.[472]
4- el-İ'rab başlığından sonra el-Belağe adı altında diğer bir başlık açar. Bu başlık altında da âyetlerde geçen belağatle ilgili kural ve hu susları edebî güzellikleri anlatır. Bunu genelde Arap şiirleriyle destekler.
5- Bazen el-Fevaid adlı bir başlık koyar. Bu başlık altında da ge nel olarak âyetlerde geçen İ'rabla ilgili temel nahiv bilgilerini kayde der. Bazen bu başlık altında nahvin dışında da âyetlerle ilişkili ola rak faydalı olabileceğini düşündüğü hususları kaydeder. Meselâ: el-Bakara'nın 23. ve 24. İ'caza dair âyetlerle ilgili el-Fevaid başlığında Müseyleme (ö.12/633), el-Mu'arrî, (ö.449/1057) gibi bazılarının Kur'ân'a karşı koyamadıklarını ve bunun için de çalışmadıklarını anlatır.[473]
6- İ'rab, belagat v.b. konularda sıkça alimlerin görüşlerine başvu rur. Meselâ tevhid kelimesinin irabıyla ilgili olarak dokuz alimin gö rüşüne başvurur.[474]
7- Bazen müfessirlerin ahkam vb. ile ilgili ihtilaflarını aktarır.[475] Bu cümleden olarak kelamı ekoller arasında değişik yorumlarla yo rumlanabilen âyetlerde bazen ihtilafları kayeder. Bunun en tipik ör neği el-Cinn sûresinde görülmektedir. [476]
8- Tarihî olayları bazen çok kısa olarak anlatır.[477] Bazen de hiç anlatmaz. Hülasa kıssalar hakkında sabit bir metodu yoktur diyebiliriz.
9- Âyetlerin toplu mânâsını vermez. Âyetlerin mânâlarını klasik yöntemle izah eder. Âyetlerin mânâlarıyla ilgili ihtilaflara genelde değinmez. Kur'ân'ın mânâ zenginliğinin anlaşılması hususunda bu nun büyük bir eksiklik olduğuna kanaat ediyoruz.
10- Bazen az da olsa israiliyatı nakleder. Meselâ: Ad kavminin fi zikî yapılarıyla ilgili verdiği malumat bu kabil bir malumattır. [478]
11- Belagat vb. konularda çokça Arap şiirlerine başvurur.
12- Kitap sona doğru yaklaşıldıkça Kur'ân'ın mânâları, nuzül se bepleri vb. hususlara daha fazla yer verildiği görülmektedir.

Kitap Hakkında Bazı Mülahazalar:

1- Müfessir i'rabı gereğinden çok fazla işlemiş, hatta seviye itiba riyle çok basit bilgileri çokça tekrarlamıştır. Böylece kitabın hacmi gereğinden fazla artmıştır. Meselâ: aynı âyette geçen fail ve mefulleri beraber olan iki fiili maziyi i'rab ederken aynı şey iki satır ara ile iki defa tekrar eder.[480]
2- Yazar lüzumundan çok daha fazla şiirlere yer vermektedir.[481]
Sanki, o bu tutumuyla şiire olan tutkusunu gidermektedir.
3- Kitap, i'raba dair olsa bile, âyetin toplu mânâsını vermesi gere kirdi. Yazarın örnek için getirdiği şiirlere bile zaman zaman mânâ verirken âyetlerin toplu mânâsını ihmal etmesi doğrusu anlaşılır gi bi değildir.
4- Yazar gereğinden fazla hem nahiv hem de belagatın detayına inmiştir. Meselâ: Edat-ı tarif olan elif-lamın mânâsına iki buçuk say faya yakın yer ayırması bunun açık bir göstergesidir.
5- Daha evvel de işaret ettiğimiz gibi İ'rabta az bilgisi olan herke sin bilebileceği açık malumatı fazlasıyla tekrarlamıştır. Kitap, i'raba dair olsa bile, bu kadar çok basit malumatı tekrarlamaması gerekirdi.
6- İslâm'a ve Kur'ân'a saldırıların zirvede olduğu 20. Asırda yazı lan bu kitabın, Kur'ân'ın hidâyetine, pratiğe yönelik mesajlarına yer vermeyişi büyük bir eksiklik olsa gerek. Çünkü, bunca bedihi (de lilsiz anlaşılan) bilgiler yerine Kur'ân'ın pratik hayatı konu eden âyetleri işlenseydi büyük bir boşluğu kapatmış olurdu ve asli ama cından da sapmış olmazdı.
Bütün bunlara rağmen kitabın istifade edilecek bir çok yönleri vardır. Araştırmacıların i'rab ve beyanla ilgili başka yerde bulamaya cakları çok değerli bilgileri bu kitapta bulabilirler.[482]

Kur'ân İ'rabı Çalışmaları:

1- Avvad, Muhammed Hasan, Tenavubu Hurufi'l-Cerri fi Luğati'l-Kur'ân, Amman, 1982.
2- Bakar, Ahmed Mahir, Dırasatun Kur'aniyyetun fi'l-Luğati ve'n-Nahvi.
3- İd, Atıf, el Î'râbu'l-Muyesser lî'l-Kur'âni'l-Kerîm, Kahire, 1990.
4- el-Ka'bî Rabi'a, et-Terkibul-İstisnâî fi'l-Kur'âni'l-Kerim,
5- el-Kûfi, Necat Abdülazîm, Ebniyetu’l-Efâl Dirâsetun Luğaviyyetun Kur'âniyye.
6- Nehle, Mahmud Ahmed, fî İ’râbi'l-Kur'ân.
7- er-Ratihî, Ali Şerefeddin, el-İbtidâu bi'n-Nehireti fî-Kur'âni’l-Kerim, 1991.
8- Salih, Behçet Abdülvahid, el-İ’râbu'l-Mufassal Lî Kitabillahi'l-Murettel.
9- eş-Şarkavî, İffet, Belağatu'l-Atfi fi'l-Kur'âni'l-Kerim, Beyrut, 1981.
10- et-Tayyib Abdülcevad, el-İ'râbu'l-Kâmîl li Âyâti'l-Kur'âni'l-Kerîm, Kahire, 1989.
11- ez-Zeyn Semih Atıf, el-İ'rabu fi'l-Kur'âni'l-Kerim, Beyrut, 1990