Selam!

İnsanların konuştukları çeşitli dillerde çeşitli konuşma üs lûplarının olduğu kesindir. Bu üslûplar, genelde konuşma ile muhatab arasında anlaşmaya ve verilmek istenen mâ nâları pekiştirmeye, güçlendirmeye yöneliktir.

Çeşitli üslûpların kullanıldığı çeşitli dünya dillerinde tek hedef, insanlar arası anlaşmayı sağlamaktır. Anlaşmanın temel amaç oldu ğu tüm dillerde zaman zaman bir durumu hatırlatmak, ibret aldır mak, gerekli mesajları sunmak için öteden beri geçmişte yaşanan ki şi veya kişilerin belli bir durumda veya durumlarda geçirdikleri olaylar anlatılagelmektedir. Bazen kişi kendi hayal gücüne dayanarak muhayyelesinde bazı tarihî kahramanlar üretir ve yaşanmış gibi etrafında olaylar örer. Türkçede bu tür geçmişte yaşanmış veya yaşa nabilir olayları anlatan hikâyelerden kısa olanlarına "hikâye" uzun olanlarına da "roman" denir.[211] Bugünkü modern Arapça'da bu tür kısa edebî anlatımlara "Uksûse" denir.[212] "Kıssa" kelimesi ise genel olarak hem uzun (Roman) hem de kısa (Hikâye) olanlarına denir.

Geçmişi konu eden bu anlatımların bir kısmı gelişi güzel, çalakalem yazılmıştır ve hiç bir sanat değeri yoktur. Bir kısmı ise, büyük bir titizlikle, olaylar tablolaştırılarak, soyut şeyler somutlaştırılarak, hayali şeylere canlılık kazandırılarak, olayda rol alan unsurlara deği şik hayat biçimleri verilerek[214] yüksek edebî bir değere haiz olacak şekilde anlatılmıştır, işte edebiyat literatürüne geçen de, bu tür kıs salardır.
Evvelki dönemlerde kıssaların her iki türü olduğu halde sanat değeri olanların edebî yönlerine fazla değinilmezdi, ilimlerin geliş mesiyle edebiyatta da büyük gelişmeler kaydedildi. Artık kıssa, hi*kaye vb... nesir türlerinin edebî yönlerine ilgi arttı. Bu kıssa ve hika yelerin edebî yönleri ve özellikleri anlatılmaya başlandı.

On dört asır evvel nazil olan Kur'ân'a baktığımızda edebî değeri olağanüstü yüksek olan kıssaların Kur'ân'da bolca yer aldığını gör mekteyiz. Ne var ki, bu kıssaların sahip olduğu edebî üstünlükler içerdikleri pedagojik, psikolojik ve sosyolojik yönler hiç anlatılmadı. Hatta es-Suyyuti bütün Kur'ân ilimlerini almaya çok önem vermesine rağmen Kıssasu'l-Kur'ân diye bir konu açmamıştır. Sadece Kısası Enbiya adı altında bazı alimler tarafından yarı efsanevî bir şe kilde Kur'ân kıssaları kaleme alındı. Kur'ân Kıssalarını teknik yön den ele alarak edebî ölçülerle değerlendiren ve kıssanın psikolojik, pedagojik ve sosyolojik yönlerini kaydeden çalışmalar oldukça yeni dir. Çünkü 20. asırda Kur'ân ilimleri sahasında eser veren el-Cezâirî, ez-Zerkanî ve Subhi es-Salih'in eserlerinde bile, Kıssasu'l-Kur'ân ko nusunu görememekteyiz.

Kanaatimce çağdaş alimler arasında Kur'ân kıssalarının teknik yönlerine en derli toplu ve sistemli bir şekilde dikkat çeken Seyyid Kutub'tur. O'nun et-Tasvirul-Fenniyu fil-Kur'ân adlı eseriyle bu konu yu kısmen temellendirerek yeni ve ciddi bir çığır açtığı kanaatinde yim. Daha sonra bu sahadaki verimin her geçen gün arttığını gör mekteyiz.

Ne var ki, bazı çağdaş yazarlar bu konuda çok aşırı gitmiştir. Kur'ân Kıssaları hayal olup hakikat değildir diyecek kadar ifrata girmişlerdir.[215] Bunun en tipik örneği Dr, Muhammed Ahmed Halefullah’ın Mısır üniversitelerinden birinde doktora tezi olarak sundu ğu el-Fennul Kasasi fi'l-Kur'ân adlı çalışmasıdır.

Bu aşırılığa rağmen Kur'ân kıssaları sahasındaki teknik çalışma ların, onu Ulumü'l Kur'ân'ın yeni bir dalı haline getirecek seviyede olduğunu düşünmekteyim. Scyyid Kutub'un et-Tasvir'deki ve Fizilal'deki yeni yaklaşımları ve ilginç tesbitleri, keza Dr. Adnan Zerzur'un Kur'ân ilimleri sahasındaki eserinde Kur'ân kıssalarıyla ilgili edebî ve teknik, uzun izahları; Kur'ân kıssalarının yeni bir Ulumü'l Kur'ân dalı olmasını gerektiren materyal ve alt yapıyı kapsamaktadır.

a- Kur'ân Kıssalarının Çeşitleri:

1- Peygamber Kıssaları: Bu tür kıssalarda Peygamberlerin daveti, mücadelesi, mucizeleri, kâfirlerin buna karşı olan tavrı ve kötü so nuçları anlatılır.[219]
2- Peygamberliği kesin olmayan Hıdır, Zülkarneyn ve Lokman gibi zatların kıssaları. Bu kıssalarda O zatların ilginç tavırları, icraatları ve öğütleri yer almaktadır.
3- Ashab-ı Kehf, Ashabı Uhdüd ve Ashabu'l Cenne gibi toplulukla rın kıssaları.[220] Bu kıssalarda o toplulukların mücadelesi, kayda de ğer davranışları ve karşılaştıkları sonuçlar anlatılmaktadır.
Burada bizim dikkatimizi çeken husus şudur: el-Kattan ve Şehhate Kur'ân'da Hz. peygamberin savaşlarıyla ilgili geçen kısmı da Kur'ân kıssası kaps***** sokmaktadırlar.[221] Oysa bunun Kur'ân'ın "kıssa" anlayışına iki yönden aykırı olduğunu düşünmekteyim. Bi rincisi Kur'ân, kıssa ifadesini özellikle geçmiş kişi /kişilerin serüven leri için kullanmaktadır. İkincisi Kur'ân'ın nazil olduğu dönemde yaşanmakta olan olaylar henüz geçmiş sayılmaz. Dolayısıyla bunlar kıssa kaps***** girmez kanaatindeyim.
Evet Peygamber (s.a.v)'le ilgili olaylar bize göre şimdi kıssadırlar. Ama Asrı Saadet'e göre henüz değil.[222]

b- Kıssaların Fayda ve Amaçları:

Kur'ân Kıssaları'nın birçok fayda ve amacı olduğu kesindir. Bazı larını şöyle hülasa edebiliriz:

1- Davetin ilke ve esaslarını belirlemek.[223]
2- Dinin bütününün Nûh (a.s)'dan Peygamberimize kadar Al lah'tan geldiğini ispatlamak.[224] Buna el-Enbiya sûresinin kıssaları örnek verilebilir.[225]
3- Peygamberlerin davet metodlarının aynı olduğunu ve küfür milletinin bu davetlere verdikleri karşılığın eşit olduğunu açıkla mak.[226] Hûd sûresinde geçen kıssalarda bu durum görülmektedir.[227]
4- Sonuç itibariyle Allah'ın dostlarına yardım ettiğini ve düşman larını da kahrettiğini açıklamak.[228] Bu sayede Hz. peygamber ve sa habesi bir yandan teselli; öte yandan da moral bulmuş oluyorlar dı.[229] el-Ankebut sûresinin 14-40 âyetleri arasında anlatılan kıssalar bunun en güzel örneğidir.
5- Peygamber (s.a.v)'in geçmiş milletlerle ilgili verdiği bilgilerle nübüvvetini ispatlamak.[230] Çünkü Peygamber (s.a.v) okuma yazma bilmiyordu, kimseden de bilgi almadığı ve ehl-i kitaptan kimseyle beraberliğinin olmadığı biliniyordu.[231]
6- Ehli kitabı geçmiş Peygamberlerle ilgili kıssalar konusunda susturmak.[232]
7- Kıssaların edebî bir şekilde işlenişi ile muhatabları daha fazla etkileyebilmek.[233]
8- Kıssaların ihtiva ettiği ders ve ibretlerle muhatapları eğitinek.[234] Bu sayede de muhatabın Allah korkusu ve azab endişesi ar tar. Böylece amel noktasında Müslümanın daha disiplinli olması sağlanmış olur. Bu son dört husus Kur'ân'ın tüm kıssalarının ortak hedefidir.
9- Hz. Muhammed (s.a.v)'in dini ile İbrahim (a.s.)'in Hanif dini ve Benû İsrailin semavi dinleri arasındaki benzerlik ilişkisinin güçlü olduğunu ispatlamak.[235] Özellikle İbrahim (a.s.), Mûsâ (a.s.) ve İsa (a.s.)'ın kıssalarında buna tekrarla işaret edilmektedir.

Kıssaların, bunlardan başka da Hz. Adem'in yaratılışı gibi bazı olağanüstü şeylere Allah'ın güçgetirdiğini, iyiliğin ve güzelliğin, fit nenin ve kötülüğün sonucunu ve Allah'ın peygamberlerine olan ni metlerini açıklamak gibi Kur'ân kıssalarının birçok faydası daha vardır.

C- Kıssaların Tekrarı:

Kıssa'nın amaç ve hedeflerini böylece sıraladıktan sonra kıssala rın tekrar'ına kısaca değinmek uygun olur. Zira Kur'ânda geçen tek rarların büyük bir kısmı kıssalardadır. Tekrar konusu ise öteden be ri düşmanlar tarafından çeşitli eleştirilere, Müslümanlar tarafmdanda farklı yorumlara konu olmuş bir husustur.

"Tekrarlama" olayı evrende yer alan birçok hususta görülmekte dir. İnsanın hayat boyunca tekrarla yemek yemesinden, su içmesin den ve hava teneffüs etmesinden tutun, bitkinin tekrar sulanmasına, güneşin tekrar doğmasına kadar birçok hususta tekrar vardır. Keza konuşmanın nesir ve şiirinde de tekrar, bir prensip olarak kendisini göstermektedir.

Tekrarın psikolojik açıdan büyük etkisi vardır. Çünkü tekrar va sıtasıyla tekrarlanan şey kişinin benliğine iyice işlenmiş olur[239]. Özellikle bireylere daha fazla maledilmek istenen husularda sıkça tekrara başvurma ihtiyacını çok kimse hissetmektedir.

d- Tekrarın Sebepleri:

Tekrarın işte böyle fıtrî bir olay olmasından ötürü Kur'ân'da. özellikle muhataba mal olması istenen hususlarda tekrara çokça baş vurulmuştur. Kur'ân'daki tekrarların sebeblerini şöyle açıklayabiliriz:
a- Kur'ân'ın her kıssasının geçtiği yerde siyak ve sibak nedeniyle kıssanın bir bölümünü anlatmayı gerektiren pedagojik, psikolojik ve sosyolojik nedenler vardır.

b- Kıssalarda peygamberlerin mücadelesi, kararlılıkları, kâfirle rin buna karşı inatları tekrar tekrar dile getirilmekle mü'minin ben liğine daha ziyade işlenmiş olur. Bu sayede de takva ve salih amele sarılmanın psikolojik faktörleri daha fazala sağlanmaktadır.

c- Kur'ân'da anlatılmak istenen hususların değişik ifadelerle ve özellikle sanat değeri olan farklı anlatımlarla dile getirilmesi Kur'ân i'cazının büyük göstergelerinden biridir.

Kur'ân kıssaları psikolojik, pedagojik, sosyolojik ve antropolojik yönden değerlendirilebilen birçok ciddi ve önemli bilgiler içermek tedir. Bunun için günümüzde bu alana ilgi oldukça artmıştır. Çağı mızda Kur'ân kıssalarını kaleme alan alimlerin konuyu incelemede iki yol izlediklerini görmekteyiz:

a- Klasik şekilde kıssaları inceleyenler,
b- Yukarıda sözü geçen ilimler ışığında kıssaları inceleyenler.

Suriyeli alim Dr Vehbe ez-Zuheylî’nin el- Kıssatu'l-Kur'âniyye'si birinci tür çalışmadır. et-Tihamî Nakra’nın daha önce sözünü ettiğimiz kitabı ikinci tür bir çalışmadır. Biz Kur'ân Psikolojisi kısmında Nakra'nın kitabını tanıtmaya çalışmıştık. Onun için biz şimdi sade ce birinci türden olan ez-Zuheyll'nin çalışmasını tanıtmaya çalışacağız.

20. Asırda Kur'an İlimleri Çalışmaları