Selam!

Sistematik politeizmin en eski örneğini gördüğümüz Mezopotamya'da, “Yüce tanrı” tasavvurlarına Sümer Gök Tanrısı “An”da rastlarız. Ancak ona zevce ve çocuk isnatlarıyla, rahip spekülasyonlarıyla sistematik bir politeizmin çiçekleri açmıştır. Önceleri insan aileleri örneğinde tasavvur edilen ilâh ailelerinin suretleri yapılmıyordu. Zamanla suretleri ve putları da yapılmaya başlandı. Bu gelişmelere tepki gösteren maddî ve tarihî vesikalar yoktur. Bu konudaki en eski bilgiler naklî rivayetlere dayanır. Bunlar Kitab-ı Mukaddes ve Kur'an haberleridir. Tevrat'ın Tekvin kitabına göre coğrafî bölge olarak Hz. Nuh'un Tufan sçnrası Ur'a yerleştiği anlatılır. Tufan'dan kurtulan aile ve kabile mensuplarıyla birlikte bu bölgeye gelip yerleşmiş olmalıdır. Daha sonra da tebligatını sürdürdüğünde şüphe yoktur. Çünkü torunlarından Hz. İbrahim dedesinin taşıdığı vahdaniyet bayrağını taşımaya devam edecektir.

3. 1- Hz. İbrahim

Hz. Nuh'un torunlarından Azer' in oğludur. Babası Azer (Tevrat'ta Tarah), annesi Karnebo kızı Emseta'dır.[45] Başka rivayetler de vardır. Doğumuyla ilgili bir kehanetten dolayı Nemrut'un kötülük yapmasından korkulduğu için çocukluğu babasının yanında değil, şehirden uzakta yaşayan büyük dedesi Nuh'un yanında geçmiştir. Talmud rivayetlerine göre Hz. Nuh öldüğünde İbrahim henüz 15 yaşında idi. Yine Nuh'un yanında yetişmiş ve ondan ilk eğitimini almıştı. Daha sonra babası Azer'in yanına, Nemrut'un da yaşadığı şehre, muhtemelen Ur'a geldiğinde 40 yaşlarının üzerinde olmalıdır. Çünkü buradan hicreti esnasında 50 yaşlarında olduğu rivayet edilir. Ur'da Allahın varlık ve birliğini tebliğ ederek, çok tanrıcılığa ve putlara karşı çıkmıştır. Ancak daha önce, muhtemelen Ur'a ilk geldiği zamanlarda babasını ve çevresindeki insanların yıldıza, aya, güneşe taptıklarını görünce bir ara acaba kavmimin İnancında bir doğruluk var mı? diye düşünmekten kendini alamamış, önce yıldızın sonra ay ve güneşin de Allah yanında tanrı olabileceğini düşünmüş, hepsinin sırayla batıp gözden kaybolduklarını görünce,

“Ey kavmim, ben sizin (Allah'a) ortak koştuklarınız şeylerden uzağım, ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben O(na) ortak koşanlardan değilim!” [46] demiştir. Tarihi araştırmalar da Hz. ibrahim'in bu ifadelerini onaylıyor. Allah kavramını ifade eden kelimenin An, En, olduğunu; İştar'ın (yıldızın) kızı, Sin (ay) ve Şamaş'ın (güneşin) oğulları sayıldığını ortaya koyuyor. Kutsal kitaplar Nemrut'un onu ateşe attırarak cezalandırmak istediğini, ancak ateşin yakmadığını, bir mucize olarak ateşten kurtulduğunu anlatırlar. Ateş mekanının açık alan değil, bir bina olduğu;
“Haydin, dediler, bunun için bir bina yapın ve bunu ateşe atın” ifadesinden anlaşılıyor. Talmud, kardeşi Haran'ın da İbrahim'le birlikte ateşe atıldığını, Allah'a güvende bir an şüpheye düşmesi sebebiyle yandığını söyler.[48] İbrahim'in alevler arasından canlı ve sağlam olarak çıkması serbest bırakılmasına yol açar. Ancak üzerindeki baskılar taşıyamayacağı kadar ağır olmalı kî, ailesiyle birlikte Mezopotamya'yı terk etmek, göç etmek zorunda kalır. Hz. İbrahim karısı Sara'yı, yeğeni Haran oğlu Lût'u alarak beraberindekilerle birlikte önce zamanın merkezi şehri ve konaklama yeri Harran'a, oradan da Filistin bölgesine, Lût gölünün batısına göçer.

Hz. İbrahim'i ateşe attıran Ur şehri hükümdarının kim olduğu hakkında kesin bilgimiz yoktur. Nemrut kelimesi “Sultan, kral, melik, hükümdar” anlamındadır. Özel isim değildir. Batılı Araştırıcılar Tevrat'ın rivayetlerinden hareketle onun Hamurabi veya onun soyundan birisi olabileceği kanaatındadırlar. Bu sebeple Hz. İbrahim'in yaşadığı zaman hakkında m.ö. 20.17. yüzyıllar arasında çeşitli rakamlar verirler. Kanaatımizca ise, Nemrut Akad Devletinin kurucusu I. (m.ö.y.2350) olabilir. Kur'an işaretlerinden hareket edersek, Nemrut'un 1 Sargon olma ihtimali daha kuvvetlidir. Sami birliğini sağlayan ilk büyük hükümdardır. Hz. İbrahim'in Filistin bölgesine göçünden sonra ise, tebliğini kendi ailesi içinde sürdürdüğünü, hükümdarlardan uzak kalmaya çalıştığım görüyoruz.

3. 2- Hz. Yunus

Hz. İbrahim'in soyundandır. Yahudilerin Babil'e sürgün edilmeleri üzerine ailesi de sürgüne gönderilenler arasında bulunuyordu. Asurluların Ninova halkını irşat için görevlendirilmişti. Yahuda kralı Ozıyas ve İsrail kralı 2. Yerobeam (m.ö.785 ) zamanının sonlarına doğru Galüe de dünyaya gelmiştir. Kur'an'ın çeşitli sûrelerinde adı geçer. Kendisine atfen onuncu kürenin ismi “Yunus” dur. Zünnun ve Sahib ul-Hud olarak da anılır. İslamî literatürde künyesi Yunus b. Matta, Tevrat'da Zablon kabilesinden Amittay oğludur. Şehir halkı sözünü dinlemeyince öfkelenip Tanrısal izni almadan şehri terk etmek istemiş ve bir gemiye binmişti. Gemi batma tehlikesi geçirince, suya atılacak günahkârın tespitinde kur'a ona çıkmıştı ve Dicle nehrine atılmıştı. Rivayete göre kendini yutan balığın karnında bir süre (rivayetler 4 dakikadan 40 güne kadar çeşitli süreler verirler) kalmış ve daha sonra balık onu kıyıya atmıştı. Hatasını anlayıp pişman olan Yunus (a.s.) tekrar Ninova'ya dönerek tebligat görevini sürdürmüştür. Bu defa tüm şehir halkı kendisini ve tebliğini kabul etmiştir.

m.ö. y. 600 yıllarında Eski Ahid'de kendisine atfedilen Yunus Kitabı henüz yazılı veya sözlü olarak tespit edilmemişti. Kitabın anlatım malzemesinin kaynağı problem olarak görülür. Sözlü rivaystlerin bilinmeyen bir müellifçe toplanıp üzerinde çalışılması muhtemeldir. Destan dünyanın çeşitli bölgelerine yayılan Yahudilerle taşınmış ve bölgesel şekillere dönüşmüştür. Bu sebeple Eski Yunan ve Hint hikayelerinde de paralel efsanelere rastlanır.

3. 3- Hz. Hezekiyel

m.ö. VI. yüzyıl başlarında yaşamıştır. Yahuda devletinin yıkılıp halkı Babil'e sürüldüğünde (m.ö.597) halkı arasında idi. Nippur yakınlarında Kebar kanalı üzerindeki Tel-Abib'e yerleşti. Evli idi ve karısı y. 587 de Kudüs kuşatması esnasında ölmüştü. İsrail Oğullarını ve çevresindekileri çok tanrıcılığa karşı korumaya çalıştı. Peygamberliği m.ö. 592 yılında başlar. 571 de halen hayatta idi. Ümit vaazları vererek inananların maneviyatını güçlü tutmaya çalıştı. Kitab-ı Mukaddes'in “Hezekiel Kitabı”nda şahsı ve çalışmaları hakkında geniş bilgi vardır. Yahudilerin Babil esaretinden kurtuluşundan sonra kavmiyle birlikte Filistin'e döndüğü ve görevini orada sürdürdüğü rivayet edilir. Kitabının ortaya çıkışı ise, m.ö. y. 3. yüzyıl olduğu kanaati yaygındır.

Müslüman müfessirler Bakara Suresinde (259) anlatılan olayda, ören yerine yolu düştüğünde önündeki harap binalar karşısında şaşkınlıkla “Allah, bunu böyle öldükten sonra nasıl diriltecek?” dediği için ölen ve yüz yıl sonra tekrar dirilerek, ölüm ve haşri yaşayan hikmet sahibi kişinin Hezekiel (a.s.) olduğu kanaatindedirler.

3. 4- Hz. Danyal

m.ö.VI. yüzyılda Babil sarayında yaşamıştır. Yahuda kabilesindendi. [57]
Nabukednazar'ın Kudüs'ü kuşatması (m.ö.606)[58] sonunda esir olarak küçük yaşta Babil'e götürülmüştü. Zekâ ve üstün yetenekleriyle sarayın dikkatini çekti. Kendisine hikmet ve rüyaları anlama yeteneği verilmişti. Medler'in ülkeyi fethinden sonra da Darius kendisine saygı gösterdi. Onu vezir tayin etti. Hz. Danyal çevresini aydınlatmaya çalıştı. Fars kralı Kurus'un 3.saltanat yılına (m.ö.536) şahit olduğu rivayet edilir. Ne zaman ve nerede vefat ettiği bilinmez.[59] Kur'an'da ismi anılmamakla birlikte, Müslümanlar arasında şöhret bulmuş, sevilen bir peygamberdir. Tarsus'da ismini taşıyan bir makamı vardır.

Eski Ahid’de yer alan kitabında Hz.Danyal’ın yaşadığıaltı hikaye anlatılır.Bunlardan “ben” üsluplu olan Kitab’ın 2. kısımın m.ö.605 ten önce Babil’e götürülen Danyal tarafından yazıldığı iddia edilir.İçinde bazı rüya ve vizyonların bulunması Yahudi ve Hıristyanlar tarafından ahir zaman hakkındaki kehanetleri olarak algılanır.Metin tahilil ile ilgili araştırcıların kanaati kitabın m.ö.32.Yüzyıllarda ortaya çıktığı yönündedir.

Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi
Ekrem Sarıkçıoğlu
FAKÜLTE KİTABEVİ