Bazen çevremde insanların konuşmalarını işitiyorum ve cahilliklerine çok şaşırıyorum. Çünkü hiçbir şey bilmedikleri halde çok kolay hüküm veriyorlar, üstelik son derece yanıldıkları halde kendilerinden çok eminler. Ölen bir kişinin arkasından ‘uykusunda öldü, yüzü o kadar sakin ve nurluydu ki, hiç acı çekmedi’ diyorlar. Ya da aniden trafik kazası geçirip ölen bir yakınları için ‘çok çabuk ölmüş, acı çekmemiştir’ diyebiliyorlar. Peki hakikaten bu doğru mu? Her şey gerçekten dışardan göründüğü gibi mi? Uykusunda ölen bir insan hiç acı çekmez mi?

İnsanın bir konuda hüküm verebilmesi için mutlaka Kuran’a bakması ve Kuran’da o konuyla ilgili geçen ayetleri bilmesi gerekir. Aksi taktirde insan çok yanılır. Her şeyden önce ölen kişi mümin mi, yoksa inkarcı mı, ona göre düşünmek gerekir. Kuran bize bu iki insanın canının tamamen farklı alınacağını söyler. Müminler için ölüm anında herhangi bir acı ve ızdırap söz konusu değildir. Yani Müslüman ne kadar ağır bir acı içinde gözükse de, ya da bulunduğu yerde sakince yatsa da müslümanın ruhu kolayca alınır. Bir müslümanın aynı odada akrabalarıyla olduğunu düşünün. Ölecek olan müminin canı alınacağı an, kişi ölüm meleklerini tüm netliğiyle görür. Fakat odadaki diğer kişiler melekleri göremezler. Dolayısıyla Müslüman öleceğini anlar, fakat melekleri gördüğünü söyleyemez. Canını almaya gelen melekler son derece güzeldirler. Ölecek kişiye güzellikle, cenneti müjdeleyerek, selam ve sevgiyle yaklaşırlar. Dolayısıyla mümin kendisinin sonsuza kadar cennet nimetlerine kavuşacağını canının güzellikle alınması sayesinde anlar ve güzellikle canını teslim eder. Mümin ölüm anında acı çekiyor gibi gözükse bile gerçekte acı çekmez. Bu Allah’ın büyük bir sırrıdır. Allah mutlaka ayette belirttiği gibi canlarını güzellikle alır.

Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin." (NAHL SURESİ / 32)

İnkar eden bir insanın ölüm anında hissettikleri ise apayrıdır. Siz o insanı yatağında sakince öldüğünü zannedersiniz. Halbuki Allah inkarcıların canlarının sırtlarına vurularak, korkunç acılarla alındığını bildirir. İnkarcının ruhu adeta bir dikenin içinden pamuğun yırtılarak çekilmesi gibi alınır. O zaman inkarcı kendisinin küfrünü, riyakarlığını ve sahtekarlığını anlar. Aynı zamanda sonsuza kadar sürecek cehennem hayatının başladığını ve orada kendisini nasıl azapların beklediğini de anlar. Fakat inkar eden kişi de yanındakilere melekleri gördüğünü söyleyemez, acı çektiğini ve canının dövülerek alındığını anlatamaz. Sakince yatağında yatıyor gözükür, halbuki gerçekte haykırarak ağlayıp bağırıyordur. İnsanların en çok aldandığı konulardan biri de budur. O kişinin sakince güzellikle cennete gittiğini düşünürler. Halbuki gerçek çok farklıdır. İnkarcı sırtına ve yüzüne vurularak, ağlayıp sürüklenerek cehenneme atılmaktadır.


Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (EN'AM SURESİ / 93)

Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkâr edenlerin canlarını alırken görmelisin. (ENFAL SURESİ / 50)


Mümin tüm hayatını Allah rızasına göre geçiren, Allah’a şükreden, ibadet eden, sürekli Allah’ı anan kuldur. İnkarcı ise Allah’a isyan eden, riyakar, sahtekar, şükretmeyen, asla ibadete yanaşmayan, ahireti inkar eden kuldur. Dolayısıyla ne ikisinin ölümü bir olur, ne ahirette sonsuza kadar yaşayacakları yer bir olur. Bir konuda insan eğer Kuran’la düşünüp, Kuran’la hüküm vermiyorsa, ölürken çok büyük bir acıyla ve pişmanlıkla karşılaşmayı beklemelidir.