Bundan yaklaşık on yıl önce çok yakın bir akrabamın ölüm haberi sabah çalan bir telefonla geldi. Dışarıdayken kalp krizi geçirip vefat etmişti. Duyduğumda bir daha o kişiyi hiç göremeyeceğimi, onun için dünya hayatının tamamen bittiğini düşünmüştüm. Önce o gün üzerine giydiği kıyafetleri geldi, ardından arabasının anahtarını getirdiler. Marka kıyafetlerine ve arabasına çok değer verirdi, hepsini arkasında bırakarak tek bir şey bile almadan ahirete gitti. Eşyalarını bir bir yakınlara, yoksullara dağıttılar. Kimi de on yıl geçmesine rağmen hala ilk günkü gibi duruyor. İnsan ölüyor ve her şeyini arkasında bırakıyor, o çok değer verdiği eşyalar yıllarca hiç bozulmadan öylece kalıyor…

Ölümünden birkaç gün sonra işyerine gittiğimde masasında birçok kağıtlar görmüştüm, birikmiş birçok iş yığılmıştı. Kendi eliyle yazdığı defterlere baktım. Daha birçok planı olduğu çok belliydi, çünkü daha 55 yaşındaydı. O gün kalp krizi geçirip öleceği aklından bile geçmiyordu. Söylediğim gibi işini, evini, ailesini, arabasını kısaca her şeyini bir günde, hem de hiç hesap etmediği günde bırakıp Allah’ın huzuruna hesap vermeye çıktı ve o gün onun için sonsuz ahret hayatı başladı. Kısacık ömrü bitmişti işte…

O, kulları üzerinde kahredici (kahhar) olandır. Size koruyucular gönderiyor. Sonunda sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, elçilerimiz onun 'hayatına son verirler.' Onlar (bu işte, ne eksik ne fazla) kusur etmezler. (En'am Suresi, 61)

Ölüm gibi, kanser gibi, bir evladın yitirilmesi gibi büyük olaylar insanın gaflet içinde geçirdiği yaşamında bir anda silkinerek uyanması gibidir. İman eden insanlar ölümün yakınlığını ve dünyanın geçiciliğini zaten sürekli düşünürler. Bu yüzden ani ölümler, hastalıklar ve diğer imtihanlar onları Allah’a yaklaştırır ve tevekkülle karşılarlar. Ama iman etmeyenler için ölümle aniden karşılaşmak adeta büyük bir şok etkisi yapar. İnsanlar bir anda dünyanın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu görürler. Bunca hırsın, mücadelenin ardından edinilen tüm malın, mülkün, ailenin, çocukların nasıl bir anda bırakılıp gidildiğini görürler. Bir süre düşünürler ama sonra hemen yine dünyaya dalıp oyalanmaya, kendilerini kandırmaya devam ederler. Hâlbuki onlar şuurunda değilken ölüm onları da hiç beklemedikleri bir anda yakalayacak, hiç hesap etmedikleri bir gün onlarda hesap vermek üzere Allah’ın huzuruna çıkacaklar.

Bütün bunları anlatmamın nedeni bu yazımı okuyan kişilerin bir an için durup düşünmelerini sağlamak, “ben ne için yaratıldım” “bu dünyada her şeyi bırakıp gideceksem neden ahiret için yaşamayayım?” “bu dünya hayatına kapılıp daha sonra hüsrana uğrayanlardan olmayayım” demeleri içindir. Vicdanı açık olanlar mutlaka kalplerinde bir uyanış hissedeceklerdir…

Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi, 35)