İnsanların çoğu dış dünyanın beynimizde oluştuğunu düşünmekten çekiniyorlar. Madde insanların beyninde oluşuyor, görüntü olarak Allah oluşturuyor. Dışarıda madde var ama dışarıdaki saydam olan, simsiyah karanlık olan madde ile insan bir bağlantı kuramıyor. Dış dünyadaki maddenin aslını Allah biliyor. İnsanların asıl gördükleri Allah’ın beyinlerinde yarattığı görüntüdür. O görüntü de Allah’ın meydana getirdiği hafif amperdeki bir elektrikle oluşuyor. Çok az bir amperdeki elektrikle, beynine gelen çok düşük volttaki bir elektrik beyninin içerisinde, küçücük bir et parçasının içerisinde bütün bu gördüğümüz alem oluşuyor. İnsanlar konuşuyor, gülüyor, kavga ediyor. Elindeki çeki senedi yırtıyor birbirlerinin başına atıyor. Arbede çıkartıyorlar, kan gövdeyi götürüyor. Ama bunların hepsi insanların beyninin içinde oluşuyor.

İnsanlar rüyalarında da kavga ederler, olay çıkartırlar. Kaçar, kovalanır, hastaneye kalkar, bağırır, çağırır, ağlarlar. Uyanınca da “Aman kâbusmuş” derler. Dünya da işte bir rüya yeridir. Öldüğümüzde biz yine bu rüyadan başka bir rüyaya geçmiş olacağız. İnsan rüyadan rüyaya geçer. Allah ayetinde “siz tabakadan tabakaya bindirileceksiniz” diyor. İşte insanlar da rüyadan rüyaya geçiyorlar. Hatta ölüp de uyandıklarında “Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı?” diyorlar. Adam uyuduğu kanaatinde, uykudan kalktığı kanaatinde rüyadan kalktığı kanaatinde “uyuyorduk biz” diyor, “yattık kalktık burası neresi, nerdeyiz biz?” diyor, “ne oldu böyle?” diyerek şaşırıyor. Aklına bile gelmiyor öldüğü. Sonra çağırıcı çağırdığında herkes o tarafa koştuğunda cehennem’in arazisine giriyorlar. “Eyvah bize” diyorlar “ bu din günü” diyorlar. “Öldük” diyorlar. “Öldük ve dirildik” diyorlar. “Şimdi anladık” diyorlar. “Sonra da Allah’a diyorlar: “Ya Rabbi diyorlar, bizi geri gönder, biz hatamızı anladık, eksikliklerimiz var, çok mükemmel olacağız” diyorlar. Allah da diyor ki, “dönseler gene ahlaksızlıklarına devam ederler”. Çünkü onlar kendilerini çok akıllı zannediyorlar. O görüntüyü bilerek döneceklerini zannediyorlar. Hâlbuki Allah onları gönderse bile unutturarak gönderir. Dünyaya geri dönse bile cehennem görüntüsünü, Allah’ın huzurunda hesap verdiğini hatırlasa bile ne der biliyor musunuz? “Ne korkunç rüya gördüm arkadaşım” der. Ve eski azgınlığına bütün şiddeti ile devam eder.

Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler. (Yasin Suresi, 51)

Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (Yasin Suresi, 52)

Derler ki: "Eyvahlar bize; bu, din günüdür." (Saffat Suresi, 20)

"Bu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür." (Saffat Suresi, 21)

İnsanlar dünyada yaşarken aslında uykudadırlar, fakat ölünce uyanırlar. Ölüp tekrar diriltildiklerinde ve Allah’ın huzuruna getirildiklerinde dünyanın bir imtihan yeri olduğunu ve aslında dünyada çok çok kısa kaldıklarını anlarlar. Asıl hayat şimdi başlayacaktır ve bu hayat sonsuza kadar devam edecektir. Dünya hayatını Allah’ı hiç düşünmeden, nefsine uyarak, dalıp oyalanarak geçirenler sonsuza kadar cehennemde yaşayacaklar. Hayatını Allah için yaşayan, hayatı boyunca Salih amellerde bulunanlar ise sonsuza kadar cennet ile ödüllendirilecekler…

O, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir; artık onların hepsi toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir. (Yasin Suresi, 53)

İşte bugün hiç kimseye (hiç)bir şeyle zulmedilmez ve siz de yaptıklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz. (Yasin Suresi, 54)