Gençlik zamanını büyük nîmet bilmelidir !

Elden geldiği kadar, bu zamanı, Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmakla geçirmelidir !

Bunun için de, herşeyden önce, îtikadı, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine göre düzeltmek lâzımdır. İkinci olarak fıkh bilgisini öğrenmeli ve işleri, bu bilgiye uygun yapmalıdır. Ancak bunlardan sonra, tasavvuf yolunda ilerlemeye sıra gelir. Bunları yapabilen, felaketlerden kurtulur. Yapmıyanlar kurtulamaz.

Allahü teâlâ, ecrinizi arttırsın ve kıymetinizi yükseltsin, işlerinizi kolaylaştırsın ve kalbinizi genişletsin!

Resûlullahın ahlâkı ile ahlâklanmış bir zata ihsân yapmağı ve herkesle iyi geçinmeyi hâtırlatmaya ne lüzûm vardır ?

Ona karşı, bunları söylemek, saygısızlık olabilir. İnsan muhtaç olduğu zaman kurttan, kuştan meded umar. Zayıf ve âciz kimselerden de ihsân bekler. Bunun için, başınızı ağrıtıyorum. Muhtaçların imdâdcısı olmak istiyorum. Kıymetli efendim! İhsân, kime yapılırsa yapılsın, çok iyidir. Fakat yakın olanlara ihsân etmek daha iyidir. Resûlullah komşuların haklarını gözetmeye o kadar önem verirdi ki, Eshâb-ı kirâm komşulara da, ölüden miras düşecek sanmışlardı. Fârisî iki beyt tercümesi:

Öyle yakın olduk ki, birbirimize,
Sen bir güneş, biz de sanki birer gölge.
Ne olur ey, kimsesizlerin kimsesi,
Lutfüne kavuşsa, komşuların hepsi!


Kıyâmette işe yarayacak olan şey, islâmiyetin sahibinin gösterdiği yolda yürümektir.

Hâller, kendinden geçmeler, ilimler, marifetler, işaretler ve kerâmetler, bu yolda iken hâsıl olurlarsa, çok iyidir ve büyük nîmettirler.

Bu yoldan sapık iken hâsıl olurlarsa, haraplıktır, istidrâcdır, felakete sebep olurlar.

Tasavvuf büyüklerinden Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerini öldükten sonra, rü'yâda gördüler. (Nasılsın?) diye sordular. Cüneyd hazretleri, cevap olarak buyurdu ki, (İlim, marifet dolu sözlerimin hiç faydası olmadı. İşâretleri, kıymetli bilgileri bana yaramadı. Bir gece yarısı kıldığım iki rekât namaz, imdâdıma yetişti).

Herşeyden önce, Muhammed aleyhisselâma ve Onun dört halîfesine ve O'nların talebelerine uymak lâzımdır. Sözlerde, işlerde ve inanmakta islâmiyetten ayrılmamaya çok dikkat etmelidir. Bunlara uymak, yümün ve berekettir. Yâni, hep iyiliklere kavuşturur. İslâmiyetten ayrılmak ise, insanı utandırır ve felakete götürür.