1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 13
  1. #1
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    AB
    Mesaj
    60
    Rep Gücü
    1117

    rose Allahü teâlâyı hiçbir ân unutmamak nasıl olur , Ruh Maddesiz ve Mekansızdır

    İnsanın ruhu, bu gördüğümüz ceset ile birleşmeden önce, terakkî edemez, ilerliyemezdi. Kendine mahsûs makamda, derecede bağlı ve mahbûs gibi idi. Fakat, bu cesede indikten sonra, yükselebilmek hâssası ve kuvveti ona verilmiştir. Bu hâssası, onu melekten üstün ve şerefli yapmıştır. Allahü teâlâ lutf ederek, ihsân ederek, ruhu, bu hissiz, hareketsiz olan, hiçbir şeye yaramıyan, karanlık ceset ile birleştirdi. Ruh ışığını, karanlık ceset ile birleştiren, madde olmıyan, zamanlı, mekânlı olmıyan ruhu, maddeden yapılan ceset ile bir arada bulunduran, Allahü teâlâ, çok büyüktür. Bütün büyüklük, üstünlükler, yalnız Ona mahsûstur. Onda hiç kusur olamaz.

    Bu sözün mânasını iyi kavramak lâzımdır. Ruh ile ceset, her bakımdan, birbirinin aksi, zıddı olduğundan, bunların bir arada kalabilmesi için, Allahü teâlâ, ruhu nefse âşık etti. Bu sevgi, bunların bir arada kalmasına sebep oldu.

    Kur'an-ı kerim, bu hâli bize haber veriyor. Vettîn sûresinin bir âyetinde meâlen, (Biz insanın ruhunu, güzel bir sûrette yaratıp, sonra en aşağı dereceye indirdik) buyuruldu.

    Ruhun bu dereceye düşürülmesi ve bu aşka tutulması, kötülemeye benzeyen bir medhdir. İşte ruh, nefse karşı olan bu aşkı, sevgisi sebebi ile, kendini nefis âlemine attı ve nefse tâbi, esîr oldu. Hattâ, kendinden geçti. Kendisini unuttu. Nefis-i emmâre hâlini aldı. Sanki nefis-i emmâre oldu. Ruh, her şeyden daha latîf, [maddenin en hafîfi olan hidrogen gazından, hattâ bir elektrondan da daha hafîf] olduğundan, madde bile olmadığından, her ne ile birleşirse onun hâline, şekline ve rengine girer. Kendini unuttuğu için, evvelâ kendi âleminde, derecesinde iken, Allahü teâlâya olan bilgisini de unuttu. Câhil ve gâfil oldu. Nefis gibi cehâlet karanlığı ile karardı.

    Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu, çok acıdığı için, Peygamberler gönderip, bu büyükler vâsıtası ile ruhu kendine çağırdı ve mâşuku, sevgilisi olan nefse uymamasını, nefsi dinlememesini ona emretti. Ruh bu emri dinleyip, nefse uymaz, ondan yüz çevirir ise, felaketten kurtulur. Yok eğer, başını kaldırmaz, nefsle berâber kalmak, bu dünyadan ayrılmamak isterse, yolunu şaşırır, saadetten uzaklaşır.

    Bu sözümüzden, ruhun, nefsle birleşmiş olduğu, hattâ kendisini unutup, nefis hâlini almış olduğu anlaşıldı. İşte ruh, bu hâlde kaldıkca, nefsin gafleti, câhilliği, ruhun da gafleti, cehâleti olur. Yok eğer, ruh, nefsten yüz çevirir, ondan soğur, onun yerine Allahü teâlâyı severse ve kendi gibi, bir mahlûku sevmekten kurtulup, sonsuz var olan, hakîkî Bâkîye âşık olup, bu aşk ile kendinden geçerse, zâhirin, yâni nefsin gafleti, cehâleti, bâtına, yâni ruha sirâyet etmez. O, Allahü teâlâyı bir ân unutmaz. Nefsin gafleti, ona nasıl te'sîr etsin ki, o nefsten, tamamen ayrılmıştır. Zâhirden, bâtına hiçbir şey geçmemiştir. İşte bu vakit, zâhir gaflette iken, bâtın âgâhdır, uyanıktır. Her ân Rabbi iledir.

    Meselâ, bâdem yağı, bâdem çekirdeğinde bulunduğu müddetce ikisi de aynı birşey gibidir. Yağ, posadan ayrılınca, her ikisinin hâssaları başkadır ve her bakımdan ayrı iki şey olurlar. İşte, bu hâle yükselmiş olan, bir mes'ûd, bir bahtiyâr kimseyi, bâzan, tekrar bu âleme indirirler.

    Allahü teâlâya ârif ve âlim olduğu hâlde, bu âleme döndürüp, onun mübârek, şerefli varlığı vâsıtası ile, âlemi nefslerin karanlığından, cehâletinden kurtarırlar. Böyle mübârek bir kimse, insanların arasında bulunur. Görünüşte herkes gibidir, fakat ruhu hiçbir şeye bağlı değildir. Allahü teâlâya olan bilgisi ve sevgisi iledir. İstemediği hâlde, onu bu âleme döndürmüşlerdir. Böyle bir müntehî, hakîkate erişen biri, görünüşte, başkaları gibi, Allahü teâlâyı unutmuş, mahlûkların sevgisine tutulmuş sanılır. Hâlbuki, hakîkatte, kendisi, bunlara hiç benzememektedir. Birşeyin sevgisine tutulmakla, ondan soğuyup, yüz çevirmek arasında çok fark vardır.

    Şunu da bildirelim ki, böyle bir müntehînin, mahlûklara olan alâkası ve sevgisi, kendi ihtiyârında, elinde değildir. Dünyaya rağbet etmez. Hattâ, Allahü teâlâ, bu alâkayı istemekte ve beğenmektedir. Başkalarının alâkası, sevgisi ise, kendilerindendir, dünyaya sarılırlar. Allahü teâlâ bu alâkalarından râzı değildir, beğenmez. Başka bir fark da, başkaları bu âlemden yüz çevirip, Allahü teâlâyı tanımaya ve sevmeye kavuşabilirler. Müntehînin, halktan yüz çevirmesine ise, imkân yoktur. Onun halk ile olması, vazîfesidir. Ancak, vazîfesi biterse, o zaman onu, bu geçici dünyadan, ebedî, sonsuz âleme naklederler. Hakîkî mak***** kavuşur.

    Allahü teâlâ size ve doğru yolda olanlara selâmet versin! Âmîn.


    Ahrariyye

    .

  2. #2
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    bu nedir ya ALLAH C.C aşkına...
    Bu sözün mânasını iyi kavramak lâzımdır. Ruh ile ceset, her bakımdan, birbirinin aksi, zıddı olduğundan, bunların bir arada kalabilmesi için, Allahü teâlâ, ruhu nefse âşık etti. Bu sevgi, bunların bir arada kalmasına sebep oldu.

    Kur'an-ı kerim, bu hâli bize haber veriyor. Vettîn sûresinin bir âyetinde meâlen, (Biz insanın ruhunu, güzel bir sûrette yaratıp, sonra en aşağı dereceye indirdik) buyuruldu.

    TİN SURESİ TEFSİRİ...

    1- Andolsun incir ve zeytine,

    2- Andolsun sina dağına,

    3- Andolsun bu güvenli Mekke şehrine,

    4- Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık,

    5-Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık.

    6- Yalnız inanan iyi işler yapanlar hariç. Onlar için kesintisiz bir mükafat vardır.



    Yüce Allah'ın insanoğlunu yaratırken daha başta onu en güzel biçimde yaratmaya önem vermesinin sırrı bu ayetlerden ortaya çıkmaktadır. Hiç kuşkusuz yüce Allah her şeyi güzel yaratmıştır. Burada ve Kur'an'ın başka yerlerinde en güzel yapıda, en güzel biçimde ve en güzel şekilde yaratılmanın insana özgü kılınması bu yaratığa daha fazla önem verildiğini göstermek içindir.

    Bu yaratığın zayıf olmasına, fıtratın gösterdiği doğru yoldan sapmasına ve bozgunculuk çıkarmasına rağmen yüce Allah'ın yine de onun durumuna önem vermesi, bu yaratığın Allah katında ayrı bir yeri ve bu varlık aleminin düzeninde ayrı bir ağırlığı olduğuna işaret eder. Yüce Allah'ın insana verdiği bu ayrı önem onun yaratılmasında, kendisini böylesine üstün bir biçimde ister son derece girift ve hassas vücut yapısı bakımından olsun isterse eşsiz aklı yapısı bakımından olsun isterse akıllara durgunluk veren ruhsal yapısı bakımından olsun, insanı kurup düzenlemesinde ortaya çıkmaktadır.

    Burada insanın ruhsal özelliklerine ağırlık verilmektedir. insan fıtratın doğru yolundan ayrılınca ve fıtrata paralel olan iman yolundan sapınca aşağıların aşağısına baş aşağı düşen, bu "ruhsal özellikleri" dir. Çünkü gayet açıkça bellidir ki insanın bedensel yapısı aşağıların aşağısına düşmez.

    İnsanın yapısındaki üstünlük İşte bu ruhsal özelliklerden ortaya çıkmaktadır. İnsan meleklerin ulaştıkları yerlerin çok daha yükseğine erişebilecek yetenekte yaratılmıştır. Nitekim mirac olayı bunun delilidir. Orada Cebrail bir noktaya gelince durmuş, (bir insan olan Abdullah oğlu Muhammed) daha yüce makama yükselmiştir.

    Öte yandan insanoğlu, doğru yoldan çıkınca hiçbir yaratığın inemiyeceği çukurlara yuvarlanmaya da yatkındır. "Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık.." Çünkü bu durumda hayvanlar insandan daha üstündürler ve izledikleri yol daha doğrudur. Çünkü hayvanlar fıtratlarının doğrultusunda hareket ederler, Rabblerini "tesbih etme" içgüdüsünden ayrılmamışlardır, yeryüzünde görevlerini doğru yol üzere yaparlar. Oysa en güzel bir biçimde yaratılan insanoğludur. Ama Rabbini inkar etmektedir, heveslerine uyarak hayvanların bile düşemiyeceği alçaklığa düşmektedir, yuvarlanmaktadır.

    "Biz insanı en güzel şekilde yarattık."

    Biz insanoğlunu fıtrat ve yetenek açısından en güzel bir biçimde yarattık... Sonra, insanoğlu, bu fıtratı ile, yüce Allah'ın kendisine gösterdiği, açıkladığı ve iki yoldan birisini seçsin diye özgür bıraktığı çizgiden sapınca, biz de "Onu aşağıların en aşağısı kıldık."

    Fizilai-l Kur-an / Seyyid Kutup
    Konu RABİA tarafından (06-02-2010 Saat 02:37 PM ) değiştirilmiştir. Sebep: uygunsuz yorum

  3. #3
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    bu nasıl bir sapkınlıkdır.. tevbeye davet ediyorum seni..

    Ruhun bu dereceye düşürülmesi ve bu aşka tutulması, kötülemeye benzeyen bir medhdir. İşte ruh, nefse karşı olan bu aşkı, sevgisi sebebi ile, kendini nefis âlemine attı ve nefse tâbi, esîr oldu. Hattâ, kendinden geçti. Kendisini unuttu. Nefis-i emmâre hâlini aldı. Sanki nefis-i emmâre oldu. Ruh, her şeyden daha latîf, [maddenin en hafîfi olan hidrogen gazından, hattâ bir elektrondan da daha hafîf] olduğundan, madde bile olmadığından, her ne ile birleşirse onun hâline, şekline ve rengine girer. Kendini unuttuğu için, evvelâ kendi âleminde, derecesinde iken, Allahü teâlâya olan bilgisini de unuttu. Câhil ve gâfil oldu. Nefis gibi cehâlet karanlığı ile karardı.


    Tevhîd inancı, Allah'ı her konuda tek, eşsiz ve varlık sebebi olarak kabul etmektir. Bütün peygamberlerin getirdiği dinler tevhîd esasına dayanır.



    Fıtratın Şehâdeti: Kâinatın Rabbi Allah'tır.

    Fıtrat; insan ya da diğer varlıkların, bozulmamış ve değişmemiş ilk hâli anlamındadır. Bir başka deyişle fıtrat; ilk yaratılış sırasında Allah'ın insana bahşettiği yaratanını tanıma eğilimi, ruh ve beden temizliği, ayrıca olumlu yetenek ve yatkınlıklar demektir.

    Kültürümüzde kâlû belâ" olarak geçen olay; ilk yaratılışta Allah'ın, Hz.Adem'in sulbündeki nesilleri zerreler hâline getirip 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' demesidir ki, onlar da fıtrat diliyle 'Elbette sen bizim Rahbimizsin' diye cevap verdiler. Onlar fıtrat/varlık diliyle konuştular. Her varlık yaratıcısının şahididir, onu tasdik eder.

    Bu ilk ahid/söz insanlık ve kâinat için çok önemlidir. İnsanın tevhîd inancına ulaşabilmesi için fıtratın sesine kulak vermesi gerekir.[2]

    1/1- İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhümâ}'.[4]

    Hz. Peygamber (SaiMiaM aleyhi ve seiiem) buyurur ki:

    "Allah Adem'in belindeki soyundan /Va'man'da[5] söz aldı. Onun sulbünden yarattığı bütün nesilleri çıkartıp zerreler gibi önüne saçtı, sonra kendileriyle[6] konuştu. Buyurdu ki:

    "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?"

    Onlar:

    'Elbette (sen bizim Rabbimizsin), biz buna şahitlik ederiz'[7] dediler.

    (Bunları) kıyamet gününde 'Bizim bundan haberimiz yoktu' demeyesiniz ya da "Bizden önceki ecdadımız Allah'a başka şeyleri ortak koşmuştu ve biz sadece onların izinden giden bir kuşağız, öyleyse (hakkı bizden) gizleyenlerin yaptıklarından dolayı bizi helak mı edeceksin?' demeyesiniz (diye size hatırlatıyoruz).”[8]



    2/2- Rufey' Ebu'I-Âliye'den:[9]

    Übey b. Ka'b (Radıyallahüanh),

    "Hani Rabbin Âdemoğullarının belindeki soylarından[10] söz alıp onları 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' diye kendileri hakkında şahitlik etmeye çağırmıştı..."[11] âyetini şöyle açıkladı:

    Allah onları bir araya topladı, ayrı ayrı ruhlar kıldı, kendilerini şekillendirdi ve ardından konuşmalarını istedi, onlar da konuştular. Allah böylece onlardan bir söz ve misak aldı, 'Ben sizin Rabbiniz değil miyimV sözüyle kendi fiillerine şahit tuttu. (Onlar da 'Elbette sen bizim Rabbimizsin' dediler.) Allah Teâlâ: 'Kıyamet günü biz bunu bilmiyorduk, dememeniz için yedi kat göğü ve yeri size şahit tutuyorum. (Ayrıca) atanız Âdem 'i de bu olaya şahit tutuyorum. Bilin ki benden başka ilâh ve rab yoktur. O hâlde bana hiçbir şeyi ortak koşmayın. Size peygamberlerimi göndereceğim ve onlar da aldığım söz ve misakımı hatırlatacaklar. Bir de size kitaplarımı indireceğim' dedi. Bunun üzerine 'Sen bizim Rabbimiz ve İlahımızsın, biz buna şahidiz' diyerek Allah'ın sözünü kabul ettiler.

    Sonra Allah Teâlâ Adem'i (Aleyhisselâm) onları görebileceği şekilde yükseltti ve o da gördü ki kimi zengin, kimi fakir ve kimi güzel, kimi çirkin... (Bunun üzerine) Hz. Âdem şöyle niyaz etti:

    'Rabhim! Keşke kullarını eşit yar ats aydın. ' Allah Teâlâ buyurdu ki:

    'Ben şükredilmekten hoşlanırım,'

    Bundan sonra Hz.Adem, onların içinde peygamberleri halka ışık saçan kandiller gibi gördü ki onlardan da risâlet ve nübüvvet konusunda özel bir söz ve mîsak alınmıştı. Bu söz; Ve biz peygamberlerden de söz aldık...Meryem oğlu İsa'dan da.[12] âyetinde belirtilmektedir. îsa (Aleyhisselâm), o ruhların içindeydi ve Allah onu Meryem'e gönderdi.

    Übey'den (Radıyallahu anh) nakledildiğine göre; o ruh Meryem'in ağzından (bedenine) girmişti.[13]



    Açıklama


    1- İnsanlık için en uygun din İslamdır.Çünkü o tabii, asli ve fıtridir.

    2- Kâinattaki mükemmel sistem bize Allah'ı ve rubûbiyetmi göstermektedir.

    3- Allah'ın fıtratı konuşturması hakîki ya da sembolik olabilir. Bu konu gayb ile İnsanlık için en uygun din ilgili olduğu için tartışma yerine, insanın fıtratı ile doğruyu bulabilme kabiliyeti üzerinde durulmalı ve değeriendirme yapılmalıdır.

    4- Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) her insanın fıtrat üzerine doğduğunu, ancak etrafındaki dînî ve kültürel yapının onu değiştirdiğini ifade etmektedir. O hâlde bulûğdan önce ölen çocukların fıtrat üzere öldükleri ve cennetlik oldukları anlaşılmaktadır ki tercih edilen görüş de budur, doğrusunu Allah bilir.

    5- Allah'ın insanlık neslini zerrelere ayırıp onlara hitap etmesi tenasüh inancını çürütür. Çünkü Allah insanlara farklı bir program ve ruh verip fertleri ayrı ayrı değerlendirmiştir. Her insan kendi bedeni ve ruhuyla yaptıklarından sorumludur.[14]


    KAYNAK:

    Ahmed bin Hanbel /Musned

  4. #4
    Üyecik Mücahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Ervah
    Mesaj
    28
    Rep Gücü
    523
    Ayetleri aklına göre tefsir eden yol kesicilerden Allah Zül Celal hazretlerine sığınırız.Dini yaşıyorum diye dini yıkmak işte böyle bir cahilliktir.Sorsanı onlardan daha ilm sahibi yoktur.Fakat hakikatte onlardan daha cahili yoktur k, Kur'anı kendi akıllarına göre bir dine dönüştürmek için birbirleri ile yarışırlar.

    Elinize sağlık syn Ahrariyye.

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Alıntı Ahrariyye´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    İnsanın ruhu, bu gördüğümüz ceset ile birleşmeden önce, terakkî edemez, ilerliyemezdi. Kendine mahsûs makamda, derecede bağlı ve mahbûs gibi idi. Fakat, bu cesede indikten sonra, yükselebilmek hâssası ve kuvveti ona verilmiştir. Bu hâssası, onu melekten üstün ve şerefli yapmıştır. Allahü teâlâ lutf ederek, ihsân ederek, ruhu, bu hissiz, hareketsiz olan, hiçbir şeye yaramıyan, karanlık ceset ile birleştirdi. Ruh ışığını, karanlık ceset ile birleştiren, madde olmıyan, zamanlı, mekânlı olmıyan ruhu, maddeden yapılan ceset ile bir arada bulunduran, Allahü teâlâ, çok büyüktür. Bütün büyüklük, üstünlükler, yalnız Ona mahsûstur. Onda hiç kusur olamaz.
    ...
    Allahü teâlâ size ve doğru yolda olanlara selâmet versin! Âmîn.
    Ahrariyye.
    Selam!

    Konuyu http://www.supermeydan.net/forum/for...read62388.html
    basligindan buraya tasimissin tekkeci dostum sn.bziya/Ahrariyye

    Once hatirliyalim

    Selam!

    Sn.Ahrariyye ne yazdiniz?
    ...Ruh , zamansız ve mekansızdır ....

    ZAMANSIZ nedir?
    Ezel/ahir olan.

    Ruh ikinci bir Allah cc midir ki
    EZEL/zamana bagli olmasin.
    Bu kadar acik sirk de ilk okuyorum.
    Kendinize gelin.

    İslam eskatolojisinde BERZAH/ برزخ nedir?
    Sorusunun cevabini ogrenin.
    Diye yazmistim.
    Goruyorum ki RUH Allah cc israri suruyor.

    TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR.

    SIMDI:

    Ruh mekansizdir tasavvuf bilgisine gelelim.
    Bir mekan isgal etmiyorsa dogrudur.
    İslam eskatolojisinde BERZAH/ برزخ nedir?
    Sorusunun cevabini ogrenin.
    Sorusunun cevabina bakalim.

    İslam eskatolojisinde ise öldükten sonra ölenlerin ruhlarının gittiği ve kıyamete kadar kaldıkları düşünülen mekândır.

    Berzah mekaninda bekleyen ruhlar....

    Yalniz Allah cc mekansizdir.
    Ruh Allah cc degildir.

    TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR.


    Simdi yeni bir bilgi icin.
    Kur'an'da senin anlattigin katolik inancina ait bir RUH yoktur.
    Aslinda halk arasinda kullanilan Ruh kavramini Kur'an bilmemektedir.
    Tasavvufcularin mesihatci hadislerle Islama yamadiklari bir bilgidir.
    Senin/tekkecilerin ruh inancinin kokeni budur:


    Mısır Ölüler Kitabı'ndan bir tasvir. Ölüm anında bedenin terkedilişi

    TASAVVUF ISLAM DISI BIR INANC FELSEFESIDIR.


    Simdilik bu kadar.

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Alıntı Mücahide´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ayetleri aklına göre tefsir eden yol kesicilerden Allah Zül Celal hazretlerine sığınırız.Dini yaşıyorum diye dini yıkmak işte böyle bir cahilliktir.Sorsanı onlardan daha ilm sahibi yoktur.Fakat hakikatte onlardan daha cahili yoktur k, Kur'anı kendi akıllarına göre bir dine dönüştürmek için birbirleri ile yarışırlar.

    Elinize sağlık syn Ahrariyye.
    Selam!

    Sn.Mücahide yeniden hosgeldiniz.
    Soylemlerinizin Kur'an'la yalanlanmasiyla kacip gitmistiniz.
    Artik unutmuslardir deyip iki iftirayla geri gelmissiniz.

    a-)Bana cocuklar gibi kirmizi rep verip birde mesaj yazmissiniz.
    Kur'ana aklına göre yorum verenler ateistler gibi aklına tapanlarla ortak noktada buluşurlar.
    b-)Kur'anı kendi akıllarına göre bir dine dönüştürmek için birbirleri ile yarışırlar.
    Elinize sağlık syn Ahrariyye.
    ...Diyerek gecmisin hezayanini bziya/Ahrariyye uzerinden ortaya atiyorsunuz.

    Bir bakalim tekkeci,dinci yobazlar mi
    Yoksa dindarlar mi
    ...Kur'ana aklına göre yorum verenler mis!

    Once bilgi:

    2.75. Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Bunların içlerinden bir fırka vardır ki, Allah'ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, akletmelerinin ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı.
    2.76. İnanmış olanlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler. Başbaşa kaldıklarında ise şöyle konuşurlar: "Allah'ın size açtığını, Rabbiniz katında sizinle tartışmada kanıt yapsınlar diye onlara söylüyor musunuz? Aklınızı işletmeyecek misiniz?"

    2.99. Yemin olsun, biz sana açık-seçik ayetler indirdik. Onları, sapmış olanlardan başkası inkâr etmez.

    Bakalim açık-seçik ayetleri kimler tahrif ediyor.

    Ahrariyye/bziya-Vettîn sûresinin bir âyetinde meâlen, (Biz insanın ruhunu, güzel bir sûrette yaratıp, sonra en aşağı dereceye indirdik) buyuruldu.
    Mücahide-Elinize sağlık syn Ahrariyye.
    TİN SURESİ

    لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
    Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm
    Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık,


    1. lekad : andolsun
    2. halaknâ : biz yarattık
    3. el insâne : insanı
    4. fî : içinde
    5. ahseni : en güzele ulaşabilecek
    6. takvîm : takvim
    insâne
    Hani RUH kelimesi nerede?
    -Muhammed as arapca bilmiyor.Yanlislikla Ruh yerine insan demis
    -Ahrariyye/bziya ve Mücahide açık-seçik ayetleri akillarina gore tahrif ediyorlar.

    Araba arapca ogretmeyi
    Kur'ana insan-ruh farkini ogretmeyi
    Allah cc na dinini ogretmeyi birakin.

    Not:Sn.Mucahide:Umarim cocuklar gibi mesajlarla iftiralari birakirsiniz artik...

  7. #7
    bursali68
    Misafir..
    " Sn.Mücahide yeniden hosgeldiniz.
    Soylemlerinizin Kur'an'la yalanlanmasiyla kacip gitmistiniz.
    Artik unutmuslardir deyip iki iftirayla geri gelmissiniz."

    Selam,

    Sn.mopsy,bilgi yok,ilgi yok,kendi değil şeyh beyni/aklı kulanıp,ne deniyorsa aynı nakaratı tekrarlayıp,sonra istediği olmayıp/bildiğine uymayıp dokununca rep falan sallayıp kaçıp giden cinsinden bu tür,kaçıp gitmesi normaldir yani.

    Sağlıcakla kalınız.

  8. #8
    Aktif Üye ümmi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesaj
    1.889
    Rep Gücü
    33022
    efenim proğr***** çağırdığı konuşmacıya konuşma fırsatı tanımayan spikerler gibi dört bi taraftan yaylım ateşi açılınca bizde yazmak istemiyoruz.Ağzımızı açsak onlarca copy paste geliyor.Hangi birine cevap verelim.Açıklama yapsak ;"yok biz sizin ciğerinizi biliriz öle değil bölesiniz "die kendi biçtiğiniz elbiseleri giydirmeye kalkıyorsunuz. Valla siz copy paste kolaylıkla bir kaç saniyede buraya yapıştırıyorsunuz o metinleri ,tek tek inceleyip cevap vermekse baya bi zaman alıyor.Kusura bakmayın o kadar zamanımız yok.
    Ahrariye kardeşin yapıştırdığı konu da sanırım mektubattan alınma.Tasavvufa ve mutasavvıflara alerjisi olanların anlamalarını beklemiyoruz zaten.

  9. #9
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Sayn Ahrariyye kardeşim Cenabı Hak razı olsun.Kıymetli paylaşımını idrak edecekler ancak basiret sahipleridir.

    Sayın Mücahide hanım efendi de Kur'anı Kerimi aklına göre tefsir etmeye kalkan Kur'an yobazlarına güzel bir cevap vermiş herhalde , acısından ne yapacaklarını şaşırmışlar , urfa biberi doldurdu galiba ağızlarına )))

    Cenab-ı Hak Dinimizi bölmek isteyen Din ve Kur'an yobazlarının iki almde zelil ve hakir eyleyecektir.

  10. #10
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    AB
    Mesaj
    60
    Rep Gücü
    1117
    Sayın mopsy'i her yolunu sapıtan cahil gibi Kur'anı kendi aklına göre anlama hatasına düşmüş bir cahil , Sayın ammarı masonların , din düşmanlarının tuzaklarına düşmüş bir cahil olarak tanımladım.Kafirler kafirlikleri saklamazlar fakat din kaftanını üstünden çıkarmayan Kur'an yobazı münafıklardan Allah'a sığınırız.Allah ıslah etsin diyorum.

    Masonluğu tescil edilmiş Seyyit kutup denilen yobazın şahsi fikirlerini din diye buraya sması pek çirkin olmuş , nerede İslam nere dinsizlik güruhunun masoniyye tarikati.

    Biz İslam ile ilgili olan ilmi mütala içeren her sözü dikkate alır hasbihal ederiz.Gerisini dikkate almmaız mümkün değildir zira bu yaptıklarını ve bozuk itikadlarını tanımak olur.

    [uyari]Hakaret:(
    Uyeliğiniz Kısıtlanmıştır[/uyari]

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Spa nasıl bir hediye olur?
    cabrio_ Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-12-2010, 03:40 AM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 02-09-2010, 12:38 PM
  3. Yorum: 6
    Son mesaj: 12-05-2010, 03:17 PM
  4. Allahü teâlâyı hiçbir ân unutmamak nasıl olur
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-12-2009, 12:40 AM
  5. Google da bu nasıl olur?
    dustqm Tarafından Google Optimizasyon Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-11-2007, 06:32 PM
Yukarı Çık