Şimdi, birçokları, dünyadaki gelişmelere bakarak, insanların ve bilhassa aydınların, hızla dinden uzaklaşmakta olduklarını, dinsizlik cereyanının arttığını ve materyalizmin gittikçe güçlendiğini sanabilir.

Hemen belirtelim ki, biz, bu görüşte değiliz.Bize göre , Avrupa’dan başlayarak bütün dünyaya yayılan buhranı ve gelişmeleri, dinsizliğe gidiş olarak değerlendirmekten çok, bozuk dinlerin ve sahte mabutların yıkılması ve beşeriyetin yeni ve gerçek dini arması olarak görmek daha doğru olacaktır.

Nitekim, bundan 1400 yıl önce Şanlı Peygamberimiz, putperestliğe karşı çıkarak Lat, Uzza, Hübel gibi sahte tanrıları kırarken, cahiliye inançları içinde serseme dönen müteassıp putperestler, gerçek ve yeni dinden habersiz oldukları için dinin tehlikede olduklarını sanıyorlardı.Putları kırılan kitleler, boşlukta kaldıklarını vehmediyor ve derin bir ıstırap duyuyorlardı.Halbuki , Şanlı Peygamberimiz, “ Allah’tan başka ilâh yoktur” diyerek sahte mabutları tarihin çöplüklerine gönderirken, insanların kafalarını ve vicdanlarını esir alan putlardan arındırıyor ve Yüce Allah’a giden yolu açıyordu.

Sahte mabutlar yıkılırken, Eyvah! Tanrısız kaldık! diye inleyen putperest yığınlar, Şanlı Peygamber’in onlara gerçek dinin yoluna açmakta olduğunu çok daha sonra idrak edeceklerdi.Onlar , zamanla öğreneceklerdi ki, sahte mabutlar yıkılmadıkça ve bozuk dinler ortadan kalkmadıkça gerçek dine ve Yüce Allah’a giden yola ulaşılamazdı.
Öyle inanıyoruz ki, insanlık âlemi , yavaş yavaş da olsa, Şanlı Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhisselamın davasını idrak etmek üzeredir.Çünkü O, mutlak ve yegâne varlık olan Yüce Allah’a gitmek için, beşer idrakini perdeleyen bütün sahte mabutların kırılıp atılmasını ısrarla istemekteydi.Bu sebepten, İslam’ın büyük âlim ve mutasavvıfı İmam-ı Rabbani Hazretleri, Mektubat adlı kitabının 40. Mektuplarında şöyle buyururlar : “ Tasavvuf yolculuğundan maksat, ihlas mak***** varmaktır.İhlas mak***** kavuşabilmek için, enfüsi ( sübjektif ) ve âfâki ( objektif ) mabutlara tapınaktan kurtulmak lazımdır.”

Herkes bilmelidir ki, putperestlik, objektif ve sübjektif mabutlara tapınmak demektir.Tarihin ne garip cilvesidir ki, Yüce Peygamberler silsilesine rağmen, her ne hikmetse, cemiyetler, yahut Niçe’nin deyimi ile “sürü “, sahte mabutlar yontarak ona bağlanmak bakımında hayli ısrarlı bir taassup göstermektedir.Bilfarz, Eski Yunan’da, cemiyet, mermerleri yontarak, şu veya bu adla tanrılaştırdığı heykellere tapınırken, bunların ilah olamayacağını iddia eden fikir adamlarını baldıran zehiri ile idam ediyordu.Yine, Katolik Kilisesi, Allah’tan başka ilah yoktur, Hazret-i İsa, oğul, Tanrı değil, sadece bir peygamberdir diye çığlık basan haysiyetli Romalı Filozof Bruno’yu ateşte yakmıştı.

Biz,bugün de bozuk dinlerden uzaklaşan ve sahte mabutları reddeden insanları dinsizlikte karar kılan insanlar olarak görmüyoruz.Bize göre onlar, gerçek dini – ve açık konulaşalım- İslamiyyeti arayan kimseler olarak kabul edilmelidirler.Biz, inanıyoruz ki, insanlık bozuk dinlerden ve sahte mabutlardan kurtulmak istemekte, gerçek dine yani İslam’a biraz daha yaklaşmış bulunmaktadır.Nitekim, bizzat Batı’lı basından öğrendiğimize göre şu anda Avrupa’da İslam’a alaka artmış olmakla kalmayıp İslam ile şereflenenlerin sayısı hızla artmaktadır.

O halde soralım, İslam’ı yepyeni bir heyecan halinde, asla taviz vermeden, bid’at ehli ve sahte din adamlarından da ayrıca mustarip beşeriyete ve buhranlı Avrupa’ya sunacak kadrolar nerede ?