İmâm-ı Rabbânî hazretleri "kuddise sirruh" 3. cild, 41. mektûbunda buyuruyor ki: Hindûların bayram günlerine [ve ateşe tapınanların Nevruz günlerine ve Hristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına] hurmet etmek ve o zamânlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak, şirk olur. Küfre sebeb olur. Kâfirlerin bayramlarında, müslümânların câhilleri ve hele kadınlar, kâfirlerin yapdıklarını yapıyor ve bu günleri, müslümân bayramı zan ediyor ve kâfirler gibi, birbirlerine hediyye gönderiyorlar. Eşyâlarını, sofralarını kâfirlerin yapdığı gibi, süslüyorlar. O geceleri, başka gecelerden ayırd ediyorlar. Bunlar hep şirkdir, kâfirlikdir. Sûre-i Yûsüfdeki âyet-i kerîmede meâlen, (Biz, Allahü teâlânın varlığına, birliğine, herşeyi yaratan O olduğuna inandık, müslümân olduk diyenlerin çoğu, başkalarına ibâdet ve itâ’at ederek ve dahâ birçok hareketleri ve sözleri ile müşrik oluyorlar) buyuruldu.


Din cahilleri, müslümânları aldatmak için, kâfirlerin âdetlerini, bayramlarını, müslümân âdeti, müslümânların mubârek günü diyerek, bunların kâfirlik olduğunu örtmeğe uğraşıyorlar. Büyük Kostantinin hıristiyanlık dînine karışdırdığı Noel gecesini ve Cemşîdin ortaya çıkardığı Nevruz günü mecûsî bayramını, millî bayram olarak tanıtıyorlar. Müslümânların bu günlerde bayram yapmalarını istiyorlar. Genç ve sâf müslümânlar bunlara aldanmamalıdır. Noeli kutlamak asla caiz değildir. Fakat, Noel ile ilgisi olmayan yılbaşında bir Müslümana tebrik kartı yazıp, yeni bir yılın insanlık için, Müslümanlar için hayırlı olmasını dilemek günah değildir. Bu inceliği anlamalıdır!


Bu bilgiler, belli zaman diliminde ve elbette kasıtlı olarak; sanki yalan yanlış şeylermiş gibi pek çok yazıda, filmde hatta okullarda ve okul kitaplarında bile aşağılanıp unutturulmaya çalışılmıştı. Fakat gerçek; dolunay ve hilal kadar berraktır ve karanlıkta gizlenmeye çalışılanlar ise sabah güneşin doğuşu gibi vakti gelince ortaya çıkar ve çıkmaktadır. Öyle değil mi?


Hristiyanlar ve 21.yüzyılın modern aydınları geçinen pek çok insan miladî yılbaşında Noel kutlamaları yaparlar ve zil zurna eğlenirler. Sanki ömürlerinden bir sene gitmemiş, aksine bir sene kazanmışlar gibi sevinç çığlıkları atarak işi sarhoşlaşmaya kadar götürüyorlar. Herhalde kaybettikleri bir yılı düşünmemek için başvuruyorlar böylesine şuur ve muhakeme iptaline...


Müslümanlar ise hicrî yılbaşı gün ve gecelerine hürmeten Allah’a ibadet ederler ve dua ederler. Dualara birkaç kelime ve harfler topluluğu olarak bakmamak lazım. Önüne konmuş olan bir anahtarla köşklerin, sarayların kapısını açıyor gibi veya sana verilmiş şifrelerle mücevher kasalarını açıyor gibi ciddiye almak gerekir. Bir kasanın içinde, bir kapının arkasında neyin bulunduğuna hakikaten inanmış olan kimse; elindeki anahtara bakarak "şu küçücük demir parçası mı kavuşturacak beni hazineye" der mi? Kendisine fısıldanmış şifreyi dikkatle yazıp kullanmaz mı?
Kullanır elbette…
Peki kim?
Nasibi olanlar!

Kaynak : Dinimiz İslam