Araştırmacı Yazar arkadaşımız Ali Rıza Bayzan sizin için Mormonları araştırdı.Mormonların şimdiki hedefleri Türkiye`mi ?

Genel anlamda dinlerdeki dünyanın son zamanlarıyla ilgili öğretilere “Eskatoloji” denir. Hıristiyan eskatolojisinde “Mesih’in İkinci Gelişi”nin ve “ Kıyamet Savaşı”nın özel bir yeri vardır. Bu inanca göre, İsa Mesih’in İkinci Gelişi’yle birlikte Hıristiyanlar, İsrail’deki Megiddo Ovası’nda Mesih-Karşıtı olan “Gog ve Magog ( Yecüc ve Mecüc) Ordusu”nu yok edecektir.

Kimi Hıristiyanlar, bu savaşın ardından yeryüzünde 1000 yıllık bir Mesih Krallığı kurulacağına da inanırlar. Böylece yeryüzünde kendilerini “Tanrı’nın Ailesi” olarak gören Hıristiyanlar egemen olacaktır (!?) Bu 1000 yıllık döneme “Milenyum” adı verilmektedir. Bu inancın Başkan Bush ile “TEO-POLİTİK BİR PROJE” ye dönüştüğü haklı olarak savunulmaktadır.
Bu inanca sahip olan yeni dini akımlardan birisi Mormonlar’dır. Bu makalede Mormonların ortaya çıkış sürecini, mevcut durumlarını, Mesih ve kıyamet başta olmak üzere inançlarını ve Türkiye’ye yönelik olarak yürüttükleri faaliyetleri ele alacağız.

Mormonların Ortaya Çıkışı


Mormonlar, Hıristiyanlıkta yeni türeyen akımlardandır. Mormon inancına göre, "İsa`nın ve elçilerin emekleriyle kurulan kilise yani gerçek Hristiyanlık, Konstantin dönemine kadar (M.S. 312) yeryüzünden silinmiştir.” Mormonlar bu noktadan hareketle kendilerini İsa’nın gerçek izleyicileri olarak görmektedirler. Nitekim bu görüşleri kiliselerine vermiş oldukları isimden de anlaşılmaktadır. Mormonlar kendilerini “The Church of Jesus Christ of Latter-day Saints: Mesih İsa Kilisesinin Son Zaman Azizleri” olarak adlandırırlar.

Bu nedenle genellikle Protestanlık içinde değerlendirilirse de Luther ve Calvin gibi protestan önderlere değil de Joseph Smith’in (1805-1844) öğretilerine dayanır. Bu yüzden Mormonların protestanlarca da sapkın sayılırlar. Bu tür tartışmalar Türkçe misyoner literatürüne de yansımaktadır.

Mormonluk üzerine çalışma yapmış ender Türk akademisyenlerden Yasin Aktay’ın belirttiği gibi “ Mormonluk Amerika’da ortaya çıkmış bir dindir. Kendini Hıristiyanlığın çağımızdaki daha doğru yorumu olarak ikame eden bir dünya dini olarak sunmak istese de Amerikalılık bu dinin her yanına sinmiş durumdadır. Amerika’daki dinlerin büyük bir çoğunluğu, aynı zamanda Amerika’ya dinsel teolojik bir rol atfederler. Tanrı’nın uzun vadeli plânlarında Amerika’ya adeta ikinci bir vadedilmiş toprak statüsü tanınmış olduğuna dair his, hatta inanç, son derece yaygındır.”

İsa’nın İkinci Gelişi ve Kıyamet Savaşı

Mormonların Hz.İsa’nın yeniden gelişine dair inançları ve bu gelişe hazırlanmak için bu gelişin hazırlanması için yükümlülükler söylemi, başta the Book of Mormon’da olmak üzere bütün kutsal metinlerinde merkezî bir yer tutar.
Mormonlar da diğer evangelik unsurlar gibi, Allah’ın ahir zamanda İsrailoğullarını vadedilmiş topraklarda bir araya getireceğine dair güçlü bir inanca sahipler. Tanrı’nın Krallığı’nın tesisiyle sonuçlanacak bu süreç, aslında Yahudilerin çoğunun ölümüyle sonuçlanacak bir büyük savaşı, yanİ Armegedonu içeriyor. Mormonluk da diğer Amerikan dinleri gibi bütün hesaplarını, gelecekle ilgili bütün siyasî ve ekonomik yatırımlarını bu savaş üzerine kurmaktadır.1841`de Mormonların önemli isimlerinden Elder Orson Hyde, Kudüs`e yollanmıştı. Hyde, burada ` Siyonist` bir dua etmiş ve tüm Kutsal Topraklar`ın Yahudilere ait olduğunu Zeytin Dağı`ndan aşağıya bağırarak kendince ilan etmiştir.


Mormonluğun Doğuşu

Mormonluğun tarihi 1820 yılında Batı New York bölgesinde yaşamakta olan ve o zamanlar ondört yaşında olan Joseph Smith’in yaşadıklarına dayanır. Smith’in kendi anlattıklarına dayanan Mormon tarih kayıtlarına göre, 1820 yılında ondört yaşındaki Smith, kişisel bir bunalım döneminden geçmekte, ruhsal fırtınaların arasında yolunu kaybetmiş olarak yolunu aramaktadır. Bu esnada etrafta bulunan sayısız din ve kilisenin arasındna hangi dinin daha doğru olduğu, hangi kilisenin doğru yola yönlendirdiği konusunda tam anlamıyla bir kararsızlık hali yaşamaktadır. Mevcut olanlardan hiç birinin içindeki fırtınaları dindirebilecek bir sağlam liman oluşturamadığını hissetmektedir. Bu ondaki ruhsal huzursuzluğu daha da artırmakta, ama aynı zamanda yoğun varoluşsal sorular eşliğinde arayışını daha da motive etmektedir.

Smith’in babasının çiftliğinin yakınlarında bir ağaç koruluğu vardır. Allah’a ne yapması gerektiğini sormak üzere o koruluğun içine kendini atmayı alışkanlık haline getirmiştir. Daha önce Hz. İsa’nın havarilerinden James’ın mektubunda okuduğu üzere, akıl ve hikmetten yoksun kalmış olanların veya akıl ve bilgelik arayanların yapmaları gereken bir şey olarak bu alışkanlığı edinmişti.

Bu ziyaretleri esnasında Tanrı ve İsa’nın ayrı varlıklar olduğunu ve insanlar gibi göründüklerini kendisine öğreten vahiyler almıştır. Bu bilgiler hakim bir çok dinin genel kabullerine aykırı şeylerdir. Bu koruluğa ziyaretlerini sürdüren Smith, 21 Eylül 1823’te yani ilk vahyi aldıktan tam üç yıl sonra, Tanrı’ya kendisine daha açık bir şekilde göstermesi için dua etmiş, Tanrı da kendisine yol göstermek üzere elçisi Moroni’yi göndermiştir.

Bu esnada Moroni kitabı değil sadece kitabın haberini getirmiştir. Hatta kitabın nerede bulunduğuna dair haberi de vermiştir. Joseph de kendisine tarif edilen yere, yani Cumorah Tepesi denilen yere ertesi gün giderek eliyle koymuş gibi altın levhalara yazılı kitabı taş bir sandukanın içine konulmuş olarak bulur, ama kitabı bu sefer sadece görmesine izin verilmiştir. Bundan sonra, kendisine verilecek olan kitabın ağırlığını kaldırabilmesi için dört yıllık bir eğitime tabi tutulması gerekecektir. Bu yüzden Moroni Smith’e ilk görünüşünün her yıl dönümünde Cumorah Tepesi denen yerde buluşmaya çağırdı. Her yıldönümünde oraya gittiğinde kendisiyle görüşmekte ve her seferinde kendisini, Tanrı’nın mahiyeti ve planları, Tanrı Krallığının mahiyeti, mevcut kilise veya dinlerin bu Krallığı gerçekleştirme bakımından yetersizliği, tahrif edilmişliği hususunda aydınlatmakta ve gerçek kilisenin yeniden restore edilmesi işleminin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu, bunun için de kendisinin seçilmiş olduğunu söyleyerek, kendisini büyük göreve hazırlamıştır.

Nihayet 1827 yılının 22 Eylül’ünde Moroni, yine Joseph’e aynı tepede her yıl buluştukları yer ve zamanda görünmüş, ama bu sefer kendisine İngilizce’ye çevirmek üzere altın levhaları vermiştir. İbranice bilmeyen Joseph’in bu kitabı nasıl çevireceği de kendisine ilahi bir destekle bildirilmiştir. Antik dönemde peygamberler tarafından bir dili çözmek üzere kullanılmış olan Urim ve Thummim genç Joseph’e İbranice’yi anlamasını ve bu dildeki metinleri İngilizce’ye çevirmesi için yardımcı olacaktır. Zaten çeviri devam ettiği süre içinde Moroni’nin desteği de devam etmekte, sürekli yapılan çevirilerin doğruluğunu temin etmek üzere kontrol etmektedir. Bu yüzden yapılan çevirinin de ilahi destekli ve onaylı bir çeviri olduğuna inanılmaktadır.
John Smith ve Moroni


Bu yüzden Mormonlar temel kitapları olan Mormon Kitabının yanı sıra İncil’i de kapsayan bir dinsel metin küliyatına sahiptirler. Mormon tapınak merkezinin bazı resmi baskılarıyla, İncil’in Smith tarafından yapılmış çevirisi ile Mormon Kitabı, Doctrines and Covenants ve Pearl of Great Price bir arada yer almaktadır.

İnsanın geleceğini kendi davranışlarıyla belirlediğini kabul eden Mormonlar kaderciliğe karşı çıkarlar. Mormonlar’a göre, kıyametten sonra üç krallık olacak: “Gökteki Krallık,” “Yeryüzü Krallığı” ve “Yalancılar İle Zina Yapanların Öbür Dünyadaki Krallığı”.


Örgütlenme Modeli



Mormonlar, Hristiyanlıkta varolan ruhbanlık sistemi yerine kendilerine özgü bir sistem geliştirmişlerdir. Mormon inancına göre dört mertebe bulunmaktadır. Bunlar,
• Diyakoz,
• Öğretmen,
• Harun Rahibi (Harun Kahini) ve
• Melkizedek Rahibi (Melkizedek Kahini)’dir.

Topluluk bünyesindeki bütün erkekler 12 yaşında diyakoz, 14 yaşında öğretmen, 16 yaşında da “Harun rahibi” sıfatını kazanırlar. Yaklaşık iki yıl sonra “yaşlı” sıfatıyla, daha çok manevi konularla ilgili “Melkizedek rahipliği”ne erişebilirler ve 18 ay süreyle misyonerlikle görevlendirilebilirler. Birer kurul biçiminde örgütlenmiş her aşamanın kendine özgü etkinlikleri vardır.

Yapılanmada ise en üstte aynı zamanda peygamber olduğuna inanılan Kilise Başkanı bulunmaktadır. Başkanın iki danışmanı vardır; Başkan ve Danışmanlar, Birinci Başkanlık’ı oluştururlar. Onların altında Onikiler (Elçiler) Kurulu vardır. Bu kurulun altında ek üyelerle birlikte Yetmişlerin Meclisi (Yetmiş Başkan) bulunmaktadır. Bu meclisin altında da dünya çapında başka meclisler vardır.

Ayrıca, topluluk çeşitli bölgelere ayrılmıştır ve bölge başkanları tarafından yönetilmektedir. Bu bölgeler de yerel topluluklara ya da dallara ayrılırlar. Bunlar piskoposlar tarafından yönetilir.

Mormon Kitabı



Mormonlar’ın kutsal kitabı olan “Mormon Kitabı” ilk kez 1830’da New York’ta yayımlanmıştır.Mormon dininin kurucusu Joseph Smith’e vahiy yoluyla indirildiğine inanılan bu kitap, milattan yüzyıllarca önce Peygamber Lehi önderliğinde Kudüs’ten Amerika’ya göç ettiğine inanılan bir grup İbrani’nin tarihini anlatmaktadır. İnanışa göre, bunlardan inançlarını unutarak putperest olan “Lamanlar,” Amerika yerlilerinin ataları. Öteki grup “Nephiler” kültürel olarak gelişip büyük kentler kurmuşlarsa da, M.S. 400’de Lamanlar tarafından yok edilmişler. Ama bu olaydan önce Hz. İsa, Nephiler’e görünmüş ve öğretisini onlara aktarmış.

Taraftarlarının Tanrı’nın sözü kabul ettikleri Mormon Kutsal Kitabına göre yeni bir Kilise kuruldu. Bu kilise, “İsa’nın Son Gün Azizleri Kilisesi” diye adlandırıldı. Taraftarlarına da “Mormon” denildi.

J. Smith’e göre Amerikalılar, İsrail kabilelerinden gelmiş ve kızılderililerle beyazlardan oluşmuştur. İsa, dirildikten sonra, beyazlar arasında faaliyette bulunmuş, fakat onun kilisesi Kızılderililerce tahrip edilmiştir. Son beyazlar, XV. yüzyılda yaşamış Mormon ile oğlu Moroni’dir. Tabletleri onlar gömmüş ve Smith de bulmuştur.

Mormonlar Yeni Kudüs’ü Kuruyor



Smith, yeni Kudüs’ün Kirtland’da kurulmasına dair, 1831’de bir vahiy aldığını açıklamıştır. Bu yeni inanç sistemi, orada, büyük bir gelişme göstermiştir. Değişik yerlerde taraftar bulmak için, 1835’de, 12 kişiyi misyoner olarak göndermişlerdir. İlk Mormon misyonerleri Liverpol’e ulaşmış ve 8 ay içinde 200 kişiyi kendi inançlarına kazandırmışlardır.Mormonlar, dini ve siyasi muhalefetle karşılaşmış, Kirtland’ı terk ederek Missouri’ye; oradan da aynı muhalefetle karşılaşınca Missisipi’yi geçerek İllinois’e gitmişlerdir. 1840’da “Nauvoo” şehrini kurmuşlar ve başarılı olmaya başlamışlardır. İngiltere ve Güney bölgelerden birçok taraftar, bu yeni kurulan şehre göç etmiştir.
Mormonların göç güzergahı


Mormonlar, farklı dini kimlikleri ve yaşantıları, ayrıca bulundukları yörelerde elde ettikleri ticari ayrıcalıklar ve siyasal güçleri dolayısıyla toplumun diğer kesimlerinin düşmanlığını kazanmış, bu nedenle muhtelif bölgelere göç etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Son olarak yerleştikleri İllinois’da da bölge halkının tepkileri eyleme dönüşmüş ve Joseph Smith önce hapse atılmış daha sonra da linç edilerek öldürülmüştür (1844).

Smith’in ölümünden sonra kimin lider olacağı tartışması gündeme gelmiş, Mormonların büyük bir kısmı bu yeni dini hareketin önde gelen isimlerinden Brigham Young`ın liderliğini kabul emiştir.

Mormonlar’ın Joseph Smith’ten sonra ikinci peygamber olarak kabul ettiği Young, Amerika’nın kuzey doğusundan Salt Lake City’ye kendilerine vaad edilmiş toprağı bulmak üzere 1846 yılında yapmak zorunda kaldıkları uzun yolculuğu planlayan ve idare eden kişidir. Mormonluğun biçimsel formasyonunu büyük ölçüde Young tarafından gerçekleştirmiştir. Young, 37 defa evlenmiştir. Brigham Young, “On İki Havariler Konseyi” adına Mormonlar’ı Utah’a kadar götürmüştür. Utah’ta “Büyük Tuz Gölü” kıyısında, “Tuz Gölü Şehri”ni kurmuşlardır. Bu şehre de, İngiltere ve İskandinav ülkelerinden birçok göçmen mormon gelmiştir.

Kısa bir süre sonra bölgedeki siyasi inisiyatifi ele geçiren Mormonların lideri Young 1851’de bölge valisi olmuştur. Ancak, Başkan James Buchanan döneminde (1857-61) federal hükümetin yetkilerine karşı çıkması, Young’ın görevden alınmasına ve Mormon milisleriyle federal kuvvetlerin karşı karşıya geldiği Utah Savaşı`na yol açmıştır. 1857’de, Mountain Meadows Kıyımı olarak bilinen olayda başıbozuk Mormonların California’ya giden kervanlara saldırarak Mormon olmayanları öldürmeleri ise savaşın şiddetini artırmış ve bu savaş dönemi Utah’ta Mormonların doğrudan siyasal denetiminin ortadan kalkmasına neden olmuştur. Bir kısım Mormon ise Young`ın liderliğini kabul etmeyerek, İllinois’da kalmış ve burada Joseph Smith’in ilk eşi Emma ve oğulları III. Joseph Smith’in de katılımıyla 1860 yılında “Son Zaman Azizleri Yeniden Örgütlenmiş İsa Mesih Kilisesi’ni (Reorganized Church Of Jesus Christ Of Latter Day Saints) ”, merkezi Smith’in 1831’de “Sion” (inanışa göre Kudüs’ün ABD’de yeniden inşa edileceği yer) olarak belirlediği İndependence olmak üzere resmen kurmuşlardır. Faaliyetlerine halen anılan isimle devam eden sözkonusu Mormon grubu, o tarihten bu yana Smith’in soyundan gelen ve peygamber olduğuna inanılan kişilerce yönetilmektedir.

Mormonların yerleştiği bölgeler kısa bir zamanda gelişmiş ve 1850’de Amerikan Hükümeti tarafından Utah Federe Devleti yapılmıştır. Mormonlar burada çok güçlenmişler ve büyük bir Mormon tapınağı inşa etmişlerdir.

Başkent, Salt Lake City, aynı zamanda Dünya Mormonlarının merkezidir. 1990 sayımına göre nüfus 159.936’dır. Utah’ta yaşayanların % 70’i, Salt Lake City civarında yaşayanların da % 62’sinin mormondur.

Mormonların İnançları



Kendi kaynaklarına göre hareketin lideri olan Joseph Smith 1830’da inanç ilkelerini şöyle belirlemiştir.

1. “Biz Tanrı Ebedi Baba`ya, O`nun Oğlu İsa Mesih`e ve Kutsal Ruh`a inanıyoruz.

2. Biz insanların Adem`in suçu için değil, kendi günahları için cezalandırılacağına inanıyoruz.

3. Biz tüm insanların Mesih`in kefareti aracılığıyla, Sevindirici Haber`in yasalarına ve törenlerine uyarak kurtulabileceğine inanıyoruz.

4. Biz Sevindirici Haber`in ilk ilkelerinin ve törenlerinin Rab İsa Mesih`e iman Tövbe Günahlardan bağışlanmak için suya daldırılarak yapılan vaftiz Kutsal Ruh Armağanı`nın ellerin baş üzerine konularak verilmesi olduğuna inanıyoruz.

5. Biz Sevindirici Haberi vaaz etmek isteyen ve onun kutsal törenlerini uygulamak isteyen bir kişinin Tanrı tarafından peygamberlik aracılığıyla çağrılması gerektiğine ve yetkili kişiler tarafından ellerin baş üzerine konularak atanması gerektiğine inanıyoruz.

6. Biz İlk Kilise`de var olan aynı organizasyona inanıyoruz, yani havariler, peygamberler, çobanlar, öğretmenler, gezici vaizler vesaire...

7. Biz dil, peygamberlik, vahiy, görümler, iyileştirme, dillerin tercümesi armağanlarına ve diğer armağanlara inanıyoruz.

8. Biz Kutsal Kitap`ın doğru tercüme edildiği kadar Tanrı`nın Sözü olduğuna inanıyoruz; biz ayrıca Mormon Kitabı`nın da Tanrı`nın Sözü olduğuna inanıyoruz.

9. Biz Tanrı`nın açıklamış olduğu ve bugün açıklamakta olduğu her şeye inanıyoruz, ayrıca Kendi Krallığı hakkında daha birçok büyük ve önemli şeyler açıklayacağına da inanıyoruz.

10. Biz İsrail`in tam olarak bir araya toplanacağına ve On Oymak`ın geri geleceğine inanıyoruz; Sion (Yeni Yeruşalem) Amerika kıtasında inşa edilecek ve Mesih`in bizzat kendisi dünyayı yönetecektir. Dünya yenilenecek ve cennetsel görkemine kavuşacaktır.
11. Biz vicdanımızın sesine uyarak her şeye gücü yeten Tanrı`ya ibadet edebilmenin bizim hakkımız olduğunu ve herkesin de aynı ayrıcalığa sahip olduğunu ve buna izin verilmesini öne sürüyoruz, bırakın insanlar nasıl istiyorlarsa, istedikleri yerde istedikleri şeye ibadet etsinler.

12. Biz krallara, başkanlara, yöneticilere, yargıçlara bağlı olup yasalara uymamız gerektiğine, yasalara saygı gösterip desteklememiz gerektiğine inanıyoruz.

13. Biz dürüst olmaya, doğru olmaya, iffetli olmaya, hayırsever olmaya, erdemli olmaya ve herkese iyilik yapmamız gerektiğine inanıyoruz; gerçekten de, Pavlus`un öğütlerine uyduğumuzu söyleyebiliriz - Biz her şeye inanır, her şeyi umut ederiz; birçok şeye katlandık ve her şeye katlanabilmeyi umut ediyoruz. Eğer doğru olan güzel bir şey veya hakkında iyi konuşulan ya da övgüye değer bir şey varsa, biz bu şeylerin peşinden koşarız.”

Mormonlar, yöneticilerinin peygamber olduğuna ve kendilerinin yegane doğru kilise olduğuna inanırlar. Vahiy sürecinin devam ettiklerine inandıkları için inanç ve uygulamalarda da, zamana ve zemine göre düzenlemeler söz konusu olabilmektedir.

Mormonluğun doğduğu dönemlerde Amerika’da popüler olan ırkçılık, gerekse Mormonların, Mormon kitabı içeriğinde de bahsedildiği üzere siyah ırkı lanetlenmiş olarak görmeleri nedeniyle zenciler uzun bir dönem Mormon Kilisesi’ne kabul edilmemişler, ancak 9 Haziran 1978’de dönemin kilise başkanının bu konuda bir vahiy aldığını ve “Tanrı’nın zencilerin kiliseye kabul edilmesinin önündeki engellerin kalktığını bildiren bir ilahi mesaj gönderdiğini” bundan böyle kiliselerine zencilerin de kabul edileceğini bildirmesi üzerine kiliseye dahil olup belirli mertebelere ulaşma imkanı bulabilmişlerdir.
İnanç esasları arasında yer alan çok kadınla evlilik, 1895’de W. Woodruft tarafından kaldırılmıştır. Ancak bir çok Mormon, “baskı altında gelen vahiy” gerekçesiyle bu kararı tanımayarak, sahih Mormonluğa devam etmek adına çok evlilik uygulamasına devam etmiştir. Bu türden örnekler zaman zaman yargıyı harekete geçirmektedir. Tütün ve içki yasak olduğundan ayinler sadece ekmek ve su ile yapılır.

Mormonlara göre İsa’nın yeniden döneceği yer Amerika’dır, yeni Kudüs Amerika’da kurulacaktır; bizzat İsa hükümdar olacak, dünyayı yenileyecek ve tıpkı cennet gibi yapacaktır. İsa, bin yıllık bir saltanat sürecek ve onu inananlar, yardımcı olanlar (Mormonlar) kurtulacaklardır.

Mormonların Sosyo-Ekonomik Durumu



Mormon kilisesinin çok büyük örgütsel gücü ve sosyal ve malî imkânları vardır. Kiliseye bağlı bir çok menkul ve gayrimenkul emlâkle son derece zengin bir örgütü, kendine ait üniversitesi (Brigham Young University), televizyon kanalı ve şirketleriyle Amerika’nın en güçlü kiliselerinden biridir. Sıkı ve düzenli örgütsel yapı, açık kuralların varlığı ve yoruma açık dine sahip olmaları, muhtemel ihtilafları geciktirmeksizin ve Mormon cemaatinin faydalarını gözetecek şekilde anında çözecek peygamberlerinin varlığı, Mormonların kısa zamanda kat etmiş oldukları mesafeyi açıklıyor. Özellikle sonuncusu, yani yaşayan bir peygamber, ihtilaf vukuunda ilahi vahy destekli bir çözüm imkanı sunarak iç sürtüşmelerin bir mezhepleşmeye yol açmasını engelliyor. Yani Mormon kilisesinin başkanı aynı zamanda özel ilâhî işaretlerle seçilmiş olduğu kabul edilen bir peygamberdir ve bu tür bir liderin varlığı tartışmaların kilitlendiği yerde ilâhî bir işaretle bitirilmesini sağladığı için derin ihtilaflara yol açabilen tartışmalar kolayca çıkmamaktadır. Bu durum cemaat içi demokratik siyasî katılım kanallarının fazla gelişmemesine yol açması dolayısıyla eleştiriye konu olmaktadır. Utah eyaletinin de Mormon kilisesine ait olduğunu söylemek mümkünken, bu eyaletin bütün dünyadaki ekonomiler içerisinde en hızlı ve istikrarlı gelişmekte olan bir yapıya sahiptir.

Mormonlar Utah’ta baskıcı tutumları ile tanınmaktadır. “Safiye Sultan’ın yazarı Ann Chamberlin, Mormonların baskısından yakınmakta idi. Ayça Atikoğlu’nun aktardığına göre “Chamberlin... Mormonların baskısından sonra Türkiye’de kendisini çok özgür hissediyordu. Ann’in bir çiftlikte kocası ve iki oğluyla yaşadığı Utah, tümüyle Mormon tarikatının idaresindeymiş. Mormonlar o denli baskıcıymış ki, yazara göre radikal İslamcılar bile onların yanında özgürlükçü kalırmış. Utah’da devlet okulları da Mormonların yönetiminde olduğu için Ann, oğullarını özel bir okulda okutarak Mormonların etkisinden uzak tutmaya çalışıyormuş.”

Misyonerlik Faaliyetleri



Mormonlar kendilerine yeni taraftarlar kazanmak amacıyla misyonerlik faaliyetlerine de önem vermektedirler.

İlk defa 1835 yılında Joseph Smith tarafından Hz. İsa’nın 12 havarisi örnek alınarak 12 kişinin kendisine taraftar kazanmak için çeşitli ülkelere gönderilmesiyle Mormonların misyonerlik hareketi başlamıştır.Günümüzde ise Güney Amerika’da, Kanada’da, Avrupa’da ve Dünyanın birçok yöresinde fikirlerini yaymak üzere şube ve bürolar kurmuşlardır. Dünya çapında sayıları 200 civarında bulunan misyoner grup taraftar kazanmaya çalışılmaktadır. İsa Mesih`in Son Zaman Azizleri Kilisesi (Churc Of Jesus Christ Of Latter-day Saints)”nin resmi internet sitesinde yer alan ve 31.12.2001 tarihi baz alınarak hazırlanan verilere göre görevi sadece misyonerlik olan ve bütün mesaisini bu yönde sürdüren 60.850 misyoner bulunmaktadır.

Merkezi Utah olan Mormonların resmi internet sitesinde yer alan ve 31 Aralık 2001 tarihi baz alınarak hazırlandığı görülen istatistiki verilere göre; kilisenin 160 ülkede temsilciliğinin bulunduğu, Dünya çapında toplam 11.394.522 üyesi olduğu, 2001 yılı içerisinde 292.612 kişinin dinlerini değiştirerek kendilerine katıldığı iddia edilmektedir. Donald S. Tingle’ın, “Son Zaman Azizleri (Mormonlar)” başlıklı makalesine göre “Mormonlar, dünyanın en hızlı gelişen dinsel kuruluşu olduklarını iddia etmektedirler. Kendilerine ait etkileyici istatistik raporları bu iddiaya ağırlık kazandırmaktadır. 1981 yılının Nisan ayında yapılan 151. Yıllık Genel Konferanslarındaki bilgiye göre 83 ülkedeki üye sayıları 4.638.000`e ulaşmıştır. Otuz bin misyoner her gün yeni insanları Mormonlaştırmaya devam etmektedir. 1980 yılında günde 578 kişi vaftiz oluyor, Mormon olarak yetiştirilen 65.000 bebeğin vaftizini saymazsak, vaftiz olanların toplam sayısı yılda 211.000 kişiye ulaşıyordu.

1981 yılında Mormonlar, daha küçük boyutta dokuz tapınak yapacaklarını duyurdular. Böylece inşaatı biten, devam eden ya da planlanan tapınakların sayısı otuz yediye çıktı. Bir önceki yıl yedi tapınağın inşaa planı duyurulmuştu.”

Amerika`nın en popüler dergilerinden biri olan U.S. News 13 Kasım 2000 tarihli sayısının kapak konusunu Mormon cemaatine ayırmıştır.

Aslında Mormonlar, bilimsel düşünce ve modern toplum yargılarıyla ters düşen bir sürü düşünceye sahip; o yüzden diğer dinî cemaatlerden büyük tepki alıyorlar. İncil`i kendilerine göre yorumluyor, tarikatın kurucusunu peygamber olarak görüyor, Tanrı`ya fiziksel bir vücut giydiren grup, insanın o vücuttan bir parça olduğuna inanıyor. Çok kadınla evlenmeyi teşvik eden grup liderlerinden pek çoğunun bir düzine hanımı olduğu biliniyor.

Dünyanın birçok yerinde faaliyet gösteren Mormonların topladığı bağışların ve elde ettikleri gelirin yıllık miktarı, 25-30 milyar dolar arasında değişiyor. Son yıllarda ticarî sahalara da girmiş olan grubun bankaları, hastaneleri, fabrikaları var; ayrıca iki televizyon, 12 radyo istasyonuna sahip oldukları, gazete ve dergilerinin olduğu da biliniyor. Elde ettikleri kârla 12 bin mahallî kilise açan grup, kurduğu `toplantı evleri` vasıtasıyla taraftarlarını yetiştiriyor…

Çok sıkı yetiştirildikleri ve kapalı bir cemaat oldukları, deyiş yerinde ise ser verip sır vermedikleri için, Amerika’nın Ulusal Güvenlik Örgütü (NSA), elemanlarını özellikle Mormonlar’dan seçmektedir. NSA, aracılığı ile Amerika dünyadaki elektronik iletişimin yüzde doksanını izlemektedir.

MORMONLARIN TÜRKİYE OPERASYONU



Son zamanlarda Türkiye’de yeniden faaliyet gösteren misyoner gruplardan birisi Mormonlardır. Yeniden diyoruz, çünkü Mormonların topraklarımızda Sultan Abdülhamid döneminden itibaren boy göstermeye başlamıştır. Joseph Wilford Booth ve Rebecca (Reba) Moyle Booth “Turkish or Armenian Missions”nda görev yapan misyonerlerdi.Sultan Abdülhamid, Mormonların yanı sıra misyonerlik faaliyetlerine karşı dikkatli olunması için tedbirler aldırmıştır. Araştırmacı Ömer Faruk Yılmaz bu bağlamda Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden şu vesikayı örnek olarak vermektedir -sadeleştirilmiş-: “Amerika’da ortaya çıkan Mormon mezhebini Osmanlı memleketlerinde yaymak gayesiyle Amerikalı Albert Herman isimli bir şahsın Haleb’e gelerek ara sıra da olsa çevreyi dolaşmakta olduğu, ele geçirilen evraktan bu kişinin zararlı halinin yeteri kadar isbat edilmiş bulunduğu keyfiyeti Dahiliye Nezareti’ne arz edilmiştir. Bu halin getireceği zarar malum olduğundan gereken tedbirlerin alınması Padişah Efendimizin emir ve iradeleri gereğidir.” Mormonların Avrupa örgütlenmesinin irtibat merkezi olan Almanya/Frankfurt’ta kurulu “The Churc Of Jesus Chirist Of Latter-Day Saints Area Office Of The General Counsel” (Son Zaman Azizleri İsa Mesih Kilisesi Bölge Ofisi Genel Konseyi) aracılığıyla ülkemizde de resmi olarak faaliyet göstermek amacıyla 1994 yılı içerisinde girişimlerde bulunmuştur.Bu çerçevede, 1994’ten önceki dönemlerde Robert Kolej’de öğretmen olarak görev yapan George Lemion C. ile eşi Clara L.’nın, Beşiktaş’taki bir adreste söz konusu kilisenin Ruhani Mahfili’ni açmak amacıyla Avukat Necati T. aracılığıyla başvuruda bulunmuştur. Güvenlik birimleri bu konuda olumsuz görüş bildirmişlerdir. Ancak yine de Mormon msiyonerler belirtilen adreste toplantılar ve çeşitli etkinlikler yapmışlardır.

Ağustos 1999 tarihinde ülkemizde meydana gelen deprem sonrasında Mormon Kilisesinin temsilcileri olan Clark COX ve Janet COX isimli şahıslarca yardım faaliyetinde bulunmak üzere İstanbul’da ofis açmak için Dışişleri Bakanlığı nezdinde izin talebinde bulunmuşlardır. Gerekli iznin alınmış ve 1996’da kurulan “Latter-Day Saint Charities (LDSC)” isimli kuruluş tarafından deprem bölgesine yönelik yardım, propaganda ve örgütlenme faaliyetleri yürütmüşlerdir.

LDSC isimli kuruluşun temsilcilerinin deprem çalışmalarından sonra da ülkemizde kalmışlardır. Söz konusu Mormon kuruluş ile Tarımsal Enerji ve Mekanizasyon Araştırma Vakfı (TEMAV) ve Atılım Üniversitesi arasında yardım ve işbirliği yapmak amacıyla protokol imzalanmıştır. Bu protokol Dışişleri Bakanlığı’nın da olumlu görüşleri alınarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca onaylanmıştır. Böylece mormon misyonerler öğretim görevlisi olarak Atılım Üniversitesinde görev almışlardır. Söz konusu Mormon misyonerler Atılım Üniversitesi ve TEMAV yöneticilerinin girişimleriyle ülkemizde ikamet ve çalışma izni almışlardır.

Mormon misyonerler, propaganda ve örgütlenme amacıyla Köy Hizmetleri ve GAP İdaresi Başkanlığı personeline, 8 Milletvekiline, Hacettepe Üniversitesi öğrencilerine ve bazı yurttaşlarımıza ücretsiz yabancı dil eğitimi vermişlerdir.

Mormonlar, internette de Türkiye’ye yönelik propagandalara başlamış durumdadırlar. İstanbul’da Etiler’de bir ev kiliseleri faaliyet halindedir. İzmir ve Ankara’da henüz kilise açılmamış olmakla birlikte ilk örgütlenmeler tamamlanmıştır. İzmir’deki faaliyetlerde tekstil ticaretiyle uğraşan “Aysel Barışcan” başı çekmektedir.

Araştırmacı olduğumuzu belirterek İstanbul’daki kiliselerindeki bir ayine gözlemci olarak katıldık. Kilise üyeleri Amerikalı, Avrupalı, Afrikalı ve Türklerden oluşmakta. Burada Türkiye’deki faaliyetleri koordine eden Amerikalı mormon misyoner çift Pia ve Tom Savoldi ile tanıştık. Utah Eyaleti’nden gelen misyonerlere çeşitli sorular yönelttik; ancak bu sorularımıza kaçamak cevaplar aldık. Türk üyelerden birisi olan bize aracılık eden Emin Diker, Almanya’da Mormonlara katılmış. Tanıştığımız üyelerden birisi ise Rusya’ya hizmet amacıyla gidip Mormon bir kadınla evlendiği için din değiştiren bir gençti. Bu toplantıda yapılan konuşmalardan Mormonların özellikle yardımlaşma ve dayanışma dernekleri üzerine odaklandığı anlaşılıyordu. Bu konuda “İstanbul Fatih Rotary Kulübü” gibi kimi Rotary kulüpleri de bu konuda Mormonlara lojistik destek vermektedir.


16 Temmuz 2003 Dedeman Oteli, Saat 19:30’da başlayan toplantıda.Türkiye’de alan dışında görünmekle birlikte en etkili faaliyet gösteren mormon misyoner Steven R. Covey olmalı. 1989`da basılan "The 7 Habits of Highly Effective People" (Yüksek Derecede Etkin İnsanların Yedi Alışkanlığı" isimli kitabı yıllarca New York Times`ın Best Seller listesinde yer almıştır.

Covey, Harvard Universitesinde MBA`ı bitirdikten sonra University of Provo`da doktorasını tamamlamıştır. Tez konusu 1776`dan beri Amerika’da başarı için yazılanların bir değerlendirmesidir. Covey’in bu çalışmadan çıkardığı temel sonuç şudur: II. Dünya Savaşı’na kadar Amerika’da başarı karaktere bağımlı kabul edilmiş iken daha sonraları iletişim ve dış görünüş gibi ikincil özellikler öne çıkılmaya başlamıştır. Covey, "Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı" listesi insanları eskiden olduğu gibi tekrar karakter temelli değer yargılarına döndürmek için hazırlanmış görünüyor. Eleştirmenler, bu listenin Covey’in yayılmasında yıllarca aktif rol aldığı Mormonluğun öğretilerinin yeniden paketlenmesinden başka bir şey olmadığını söylüyorlar. Bu saptama abartı içermekle birlikte Covey’in seminerleri aracılığıyla Mormonluğu aşılamak için özel bir gayret içerisinde olduğu söylenebilir. Covey’in politik tericihlerini de anmak gerek; Covey Başkan Bush’un da danışmanları arasında yer almaktadır.


Covey ve söz konusu kitabının kapağı


Mormonların Masonluk ve Tapınak Şövalyeleri ile ilginç ilişkileri de vardır. Bu durum örgütlenme modelleri ve faaliyet tarzları üzerinde de etkili olmuştur. Bu bakımdan mormonlar için “gizlilik ve kapalılık” oldukça önem taşır. Bu bakımdan Mormonların faaliyetlerinin sonuçlarını deşifre etmek zor görünüyor. Ancak görevi gereği Mormonlarla iç içe yaşayan ve Mormonların ülkesinde Utah Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan M. Hakan Yavuz
“Mormon Türkler!”

başlıklı yazısında verdiği bilgiler dikkate değer ipuçları sunuyor; Yavuz’un yazısını izleyelim:

“Yaklaşık 4 yıldır Mormon dininin hakim olduğu Utah eyaletinin başşehri Salt Lake City’de çalışıyorum. Eyaletin başşehri ayrıca Mormonluğun merkezi konumunda. (…)

Mormonluk mason localarından kovulan bir grup tarafından kurulduğu için hem içten hem de dıştan aşırı bir mason sembolizmi ile kuşatılmış durumda. Mormonluğun temel özellikleri ataerkil oluşu, modern bilimlerle uzlaşması, Amerikan pragmatizmini dinselleştirmesi ve insanlara “yarınları” açık bir gelecek vaadetmesi. (…)

Mormon teolojisi Amerika’nın Batı sınırlarında şekillendiği için bireycilikle cemaatçilik iç içe geçmiş. Güçlü bir kutsal anlayışına sahip olan Mormonlar, dinlerini “günlük yaşamlarına aktarmış” haldeler. Kısacası, Mormonluk teolojik açıdan zayıf ve birbiri ile çelişen temeller üzerine inşa edilse de “yaşanan bir din” olarak Utah eyaletindeki hakim kültürdür. Çalışmak, üretmek ve üretilenin Allah yolunda harcanması Mormonluğun sosyal ilkelerinden. Çok üretim, az tüketim ve gelirin % 10 kısmının her yıl “zekat” olarak kiliseye verilmesi dini ibadetlerdendir.

Kilisenin rakamlarına göre Türkiye’de Mormonluk hızlı bir şekilde büyümektedir. 1998 yılından bu yana Türkiye’de Mormon sayısı 850’yi bulmuştur. Ayrıca, Türkiye’deki Mormon cemaati ile Salt Lake City arasında dinamik bir dizi ilişki gelişiyor. Geçen hafta Mormon Kitabı’nın tümü Türkçe olarak yayınlandı. Şu an Kürtçe tercümesi üzerinde çalışılıyor. Türk Mormonların sayısı büyük şehirlerde hızlı şekilde artıyor. 1996 yılında 250 olan Mormon sayısı 1998’de 500 ve 2002’de ise 850 oldu. Biri Anadolu yakasında diğeri ise Avrupa yakasında olmak üzere iki Mormon din görevlisi sürekli olarak Türkiye’de yaşıyor. Mormon kilisesine ait olan Birgham Young Üniversitesi Türkiye’den yabancı dil öğrenmek için ABD’ye gelmek isteyen gençlere birtakım mali imkanlar sunuyor.

Türkiye’deki Mormon cemaatini diğer Mormon cemaatlerden ayıran birtakım özellikler var. Birincisi, Türk Mormonlar Latin Amerika veya Afrika’daki Mormonların tersine orta veya orta sınıf üstü ailelerden geliyor; en az iki yabancı dil biliyor; ve üniversite öğrencileri. (…)

… Türkiye’nin dini haritası değişiyor. (…)”



Yavuz’un verdiği sayının çoğunluğunu Utah’ta İngilizce, lisans ya da lisans üstü eğitim yapmak için gidenler önemli bir yekün tutmaktadır. Bunun anlamı şudur, yakın bir zamanda Türk üniversitelerinde epeyce Mormon Türk Hoca göreceğiz. Türkiye’de sadece İngilizce dil kurslarında değil hem üniversitelerde hem de liselerde çok önemli ölçüde Amerikan ve İngiliz misyoner çalışmaktadır. Bunlar arasında mormon misyonerler de vardır. Ancak Mormonlar kendi ülkelerinde eğitim verme konusunda da özel bir çaba içeresindedirler. Utah’daki bu okulların bir kısmı doğrudan cemaat okulu olduğunu da belirtmeliyiz.

Utah’ta Türklere yönelik de eğitim hizmeti veren seküler kimi kolej ve üniversiteler şunlardır: Brigham Young University / College of Eastern Utah / Mountain West College / Southern Utah University / University of Phoenix Brochure / University of Utah / Utah State University / Utah Valley State College / Weber State University / Westminster College of Salt Lake City

Utah’ta Türklere yönelik de eğitim hizmeti veren kimi cemaat kolejleri şunlardır: College of Eastern Utah / Dixie College / LDS Business College / Salt Lake City Community College / Snow College.

İlginç olan bu durumun Avrupa ülkeleri için de geçerli olmasıdır. Kayhan Karaca’nın “Avrupa’da Anti-Amerikanizm” başlıklı haber yorumuna göre “Salt Lake City’den gelen Mormon tarikatı elemanları, ‘bedava’ İngilizce dersleri vererek tüm Avrupa kentlerinde olağanüstü taraftar topluyor.”

Sonuç

Misyoner Örgütler tarafından yürütülen sistematik ve stratejik faaliyetleri, din ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde yorumlamak kadar bu faaliyetlerin tek amacının Hıristiyanlaştırmak olduğunu düşünmek de tam bir safdillik olur.
Türkiye’de Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Laik-Antilaik çatışmalarının başarıya ulaştığı söylemek aşırı kötümserlik ise, bu çatışmaların başarısız olduğunu söylemek de aşırı iyimserlik olur. Söz konusu çatışmalar için indirgemeci bir yaklaşımla “tümüyle dış-odaklı” demek de misyoner örgütlerin operasyonunu “üç-beş çapulcu” edebiyatı ile geçiştirmek de gerçekçi bir tutum değildir.
Bunun için yüzyılın başındaki Ermeni olaylarını hatırlamalıyız. ABCFM’den geriye yalnızca Ermeni olaylarında toprağa düşen 500.000’i aşkın şehit kalmadı. ABCFM arkasında
• uluslararası ilişkilerimizde “Ermeni Soykırım İftiraları”nı,
• Amerika’da ve (bütün bir Batı’da) “Kötü Türk İmajı”nı,
• Türkiye’de “Görünen ve Görünmeyen Kilise”ye üye binlerce “İsimli ve İsimsiz Hıristiyan”ı
• ve nihayet Misyoner Severler Lobisi’ni bıraktı.
• Misyoner Örgütlerin kolejlerinde devşirip kendi uygarlığına ve insanına yabancılaştırdığı kimi aydınlar, iş adamları, bürokratlar ve politikacılar da işin cabası.



kaynak