2. Sayfa, Toplam 3 BirinciBirinci 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 Toplam: 23
  1. #11
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Ne mutlu size , kendi aklına göre ayet yorumu yapan sapık Kur'an ve Din yobazlarını tanıdınız.

  2. #12
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628
    Alimler, çok bilen kişilerdir, öyle değil mi?
    Bilen, okuyan, araştıran insanlardan faydalanmanın, onlarla fikir alışverişi yapmanın bir sakıncası olmasa gerek..
    Öğrenme yollarından biride budur...
    Ama alimlerin yorumalrı, bildikleri üzerinde Kuran'ı baz alarak insanlar düşünmelidirler..
    Hep söylüyorum, başkalarının düşündükleri ile yetinmemelidir kimse..
    Bu nedenle adına hernedeniyorsa bu kişilere tapınmakta en büyük şirktir, bana göre.

  3. #13
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Alimler, çok bilen kişilerdir, öyle değil mi?
    Bilen, okuyan, araştıran insanlardan faydalanmanın, onlarla fikir alışverişi yapmanın bir sakıncası olmasa gerek..
    Öğrenme yollarından biride budur...
    Ama alimlerin yorumalrı, bildikleri üzerinde Kuran'ı baz alarak insanlar düşünmelidirler..
    Hep söylüyorum, başkalarının düşündükleri ile yetinmemelidir kimse..
    Bu nedenle adına hernedeniyorsa bu kişilere tapınmakta en büyük şirktir, bana göre.
    Syn Emily , siz üniversitede bir çok rehbere başvurdunuz ve bu rehberlerin yani hocaların söylediklerini taklid ederek ilm sahibi oldunuz.Ve bu hocalar , onların kanaatlerine göre haketti iseniz size bir icazet yani diploma verdiler.Hülasa siz bu diplomayı aldığınız kişilerin rehberliğinde ilerlediğinizi inkar edebilir misiniz ?

    Siz bu rehberlerin gösterdiği metodlara göre ilm tahsil ederken , onların sözlerini dinlerken onlara tapmış mı oldunuz ?

    Siz bu rehberlerin yol göstericiliği olmasaydı , kendi aklınızla üniversiteye gitmeden kendi kendinize diploma verme yetkiniz varmı ? bu diplomayı haketmiş olurmuydunuz ? diplomanız olmadığı halde hukuktan dem vursaydınız sizi kim kaale alırdı..?

    Siz hukuk tahsil eden bir birey olarak , hukukçu olmanıza rağmen çok başka uzmanlıklar ve diplomalar gerektiren tıp hakkında bu uzmanlık ve diplomalarınız olmadığı halde fikir yürüterek önemli hususlarda kesin ve kat'i sonuçlara hükmedebilirmisiniz ?


    SONUÇ :
    Mesela Anayasadan örnek verirsek , kanunlar, tüzükler, yönetmelikler ve mahkeme ictihadları ile ülke yönetilmektedir. Bunlar olmadan sırf Anayasa ile ülke yönetilmez. Anayasa hep kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerim de hep Resulullaha havale eder, âlimlere havale eder. Onun için, sırf Anayasa ile memleket idare edilmez, Kur’an tercümesinden de din öğrenilmez.

    Bilindiği gibi, Anayasa’yı insanlar yazmıştır. Anayasayı okuyan bir kimse, orada aradığı her hükmü, her kanunu bulabilir mi? Sonra insanların yazdığı bu Anayasayı bile okuyanlar, farklı yorumlar getiriyorlar. Meclis Anayasaya uygun sanarak bir kanun yapıyor, Anayasa mahkemesi bu kanunu Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozuyor. Bir uygulama için bakanın biri, bu anayasaya uygundur derken, öteki bakan anayasaya aykırıdır diyebiliyor. Demek ki, insanların yaptığı bir Anayasa bile herkes tarafından aynı anlaşılmadığına göre Kur’an, o kadar basit bir kitap mı da herkes hemen anlasın?

    Hırsızlık, adam öldürmek, gasp, zina ve diğer suçların cezaları Anayasada açıkça bildirilmez. Bunlar Kanunlarla anlaşılır. Hatta kanunları da herkes kolayca anlayamaz. Kanunların iyi anlaşılması için, tüzükler, yönetmelikler çıkarılır.

    Sizin uzmanlık alanınızdan örnekler verdim.

    Konumuza dönersek , dini hususlarda yetkisi ve bilgisi olmayan kişiler kendi anlayışına göre Kur'an ve Hadis yorumlayamaz.Ve bu kaynaklardan kendi aklı ile din öğrenemez.Bu konularda yetkili ve mutlak varis olan Ehli sünnet alimlerinin nakillerine uymadıkça İslamiyyete uymuş olmaz.

    Sorularıma cevaplarınızı bekliyorum.

    Saygılarımla.

  4. #14
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Syn Emily , siz üniversitede bir çok rehbere başvurdunuz ve bu rehberlerin yani hocaların söylediklerini taklid ederek ilm sahibi oldunuz.Ve bu hocalar , onların kanaatlerine göre haketti iseniz size bir icazet yani diploma verdiler.Hülasa siz bu diplomayı aldığınız kişilerin rehberliğinde ilerlediğinizi inkar edebilir misiniz ?

    Siz bu rehberlerin gösterdiği metodlara göre ilm tahsil ederken , onların sözlerini dinlerken onlara tapmış mı oldunuz ?

    Siz bu rehberlerin yol göstericiliği olmasaydı , kendi aklınızla üniversiteye gitmeden kendi kendinize diploma verme yetkiniz varmı ? bu diplomayı haketmiş olurmuydunuz ? diplomanız olmadığı halde hukuktan dem vursaydınız sizi kim kaale alırdı..?

    Siz hukuk tahsil eden bir birey olarak , hukukçu olmanıza rağmen çok başka uzmanlıklar ve diplomalar gerektiren tıp hakkında bu uzmanlık ve diplomalarınız olmadığı halde fikir yürüterek önemli hususlarda kesin ve kat'i sonuçlara hükmedebilirmisiniz ?


    SONUÇ :
    Mesela Anayasadan örnek verirsek , kanunlar, tüzükler, yönetmelikler ve mahkeme ictihadları ile ülke yönetilmektedir. Bunlar olmadan sırf Anayasa ile ülke yönetilmez. Anayasa hep kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerim de hep Resulullaha havale eder, âlimlere havale eder. Onun için, sırf Anayasa ile memleket idare edilmez, Kur’an tercümesinden de din öğrenilmez.

    Bilindiği gibi, Anayasa’yı insanlar yazmıştır. Anayasayı okuyan bir kimse, orada aradığı her hükmü, her kanunu bulabilir mi? Sonra insanların yazdığı bu Anayasayı bile okuyanlar, farklı yorumlar getiriyorlar. Meclis Anayasaya uygun sanarak bir kanun yapıyor, Anayasa mahkemesi bu kanunu Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozuyor. Bir uygulama için bakanın biri, bu anayasaya uygundur derken, öteki bakan anayasaya aykırıdır diyebiliyor. Demek ki, insanların yaptığı bir Anayasa bile herkes tarafından aynı anlaşılmadığına göre Kur’an, o kadar basit bir kitap mı da herkes hemen anlasın?

    Hırsızlık, adam öldürmek, gasp, zina ve diğer suçların cezaları Anayasada açıkça bildirilmez. Bunlar Kanunlarla anlaşılır. Hatta kanunları da herkes kolayca anlayamaz. Kanunların iyi anlaşılması için, tüzükler, yönetmelikler çıkarılır.

    Sizin uzmanlık alanınızdan örnekler verdim.

    Konumuza dönersek , dini hususlarda yetkisi ve bilgisi olmayan kişiler kendi anlayışına göre Kur'an ve Hadis yorumlayamaz.Ve bu kaynaklardan kendi aklı ile din öğrenemez.Bu konularda yetkili ve mutlak varis olan Ehli sünnet alimlerinin nakillerine uymadıkça İslamiyyete uymuş olmaz.

    Sorularıma cevaplarınızı bekliyorum.

    Saygılarımla.

    Anayasa'da her durum düzenlenmez tabiki..
    Ama en üst norm olarak bütün kanunlar, yönetmelikler, tüzükler Anayasa'nın ruhuna ve özüne uygundur....
    Birçok Hukuk alanında rehber kişiler var..
    Bu kişilerin verdikleri, gösterdikleri, öğrettikleri ışığında bugün bir hukuk bilincine sahibim..
    Ama bunları sorgulayabiliyorum...
    Onların beyanları doğrultusunda oluşan perspektifimde, artık kendi hukuk bilincimle, mantığımla, kanunlara uygun ve dolayısıyla her zman EN ÜST NORM OLAN ANAYASAYA uygun özgün bir yorum getiriyorum... (Anayasa ve Kuran-ı Kerim benzeştirmek ne kadar doğru gibi durmasa da açıklayıcı bir örnek olduğunu umut ediyorum)

    Din alimleri için de aynı fikrim söz konusudur...
    Bu kişiler Kuran-ı Kerim'i ve dinimizi anlamak için büyük emek vermiş kişilerdir -hepsinin öyle olduklarını ümit ediyorum, ama ümit dikkatinizi çekerim, bilen herkese sonsuz saygım vardır,saygı duyarım, BİLENE ve bildiğini kendi egosuna hizmet dışında kullananlara-

    Sonuçta Kuran-ı Kerim'den farklı farklı manalar çıkarıldığını görmekteyiz....
    Budur beni en rahatsız eden...
    Hukukta da aynısı söz konusudr..
    Genel soyut olan kanunun hükümleri doktrinde büyük tartışmalara yol açmaktadır..
    Doktrindeki fikirleri, tartışmaları dikkate alır, kanun hükümlerini kendi artık oluşmuş hukuk bilincimizle akıl süzgecimizden geçirir ve yorumlarız...
    Din alimleri de belirttiğim hukuk profesörleri gibi dikkate alınmalı, fakat körü körüne de peşlerinden gidilesi kişiler olmamalıdırlar bana göre...

  5. #15
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    [RENK]Anayasa'da her durum düzenlenmez tabiki..
    Ama en üst norm olarak bütün kanunlar, yönetmelikler, tüzükler Anayasa'nın ruhuna ve özüne uygundur....[/RENK]
    [RENK]Birçok Hukuk alanında rehber kişiler var..
    Bu kişilerin verdikleri, gösterdikleri, öğrettikleri ışığında bugün bir hukuk bilincine sahibim..
    Ama bunları sorgulayabiliyorum...[/RENK]


    Syn, Emily ; bu konuda sizin uzmanlığınızı belgeleyen rehberlerinizden aldığınız diploma var ,tabiki sorgulama yetkiniz var.Fakat bunu hukuk diploması ve yetkisi olmayan biri yapamaz değilmi ?

    İşte ,dini meselelerde de yetkili ve icazetli yani mutlak varis ( diplomalı ) alimler var.Bunlara Ehli Sünnet alimi diyoruz.Bunların bilgileri de kendi aklından uydurduğu bilgiler değildir.Peygamber efendimizden ve hocadan talebeye nakledilen Allahü Teala'nın sözleridir.İçinde beşeri bir hüküm ve yorum yoktur.Bu konuda da yetliki olamıyan kişiler bu alimlerin rehberliğinde dinini öğrenebilirler.Eğer bunları reddederse kur'anı Kerimi ve Efendimizi reddetmiş olur , zira Ehli sünnet alimlerine uyulmasını emreden ayet ve hadisler vardır.

    Ayrıca bu konuda çok önemli bir hususda şudur ki ; fen bilimleri ve diğer bilimler zamanla değişebilir , yani fikirlerin birleşmesi ile ilerleyebilir.Fakaaat dini bilgiler zamanla değişmez her zaman aynıdır.Kıyamete kadar hükmünü korur.İslamiyyet son dindir.

    [RENK]Onların beyanları doğrultusunda oluşan perspektifimde, artık kendi hukuk bilincimle, mantığımla, kanunlara uygun ve dolayısıyla her zman EN ÜST NORM OLAN ANAYASAYA uygun özgün bir yorum getiriyorum... (Anayasa ve Kuran-ı Kerim benzeştirmek ne kadar doğru gibi durmasa da açıklayıcı bir örnek olduğunu umut ediyorum)[/RENK]

    Evet , dini konularda da yetkili olan Ehli Sünnet alimlerinden ictihad derecesinde yani belki tam karşılığı olmayabilir ama Ordinaryüs Profesör derecesinde olan , Müctehid alimlerde dini meseleleri Kur'anı Kerim , Hadisi Şerif ve geçmiş hocalarının nakilleri ışığında insanların ihtiyacı olan tüm dini husuları açıklamışlar yani İCMA yani hemfikir olmuşlardır.Bizlerde mukallid olarak , dini hususlarda ictihada yetkili olma derecesinde olmadığımız için Kur'anı Kerim ve Hadislerde bu Alimlerin sözlerini dinlemekle emrolunduk.Bu gün bütün müslümanlar bu alimlerin sözlerini , yani nakillerini dinleyerek dinlerini doğru öğrenebilirler.

    [RENK]Din alimleri için de aynı fikrim söz konusudur...
    Bu kişiler Kuran-ı Kerim'i ve dinimizi anlamak için büyük emek vermiş kişilerdir -hepsinin öyle olduklarını ümit ediyorum, ama ümit dikkatinizi çekerim, bilen herkese sonsuz saygım vardır,saygı duyarım, BİLENE ve bildiğini kendi egosuna hizmet dışında kullananlara-[/RENK]

    Ehli Sünnet alimleri şüphesiz mutlak yetkili ve güvenilir insanlardı.Yoksa Ayet ve Hadislerde bu alimlere uyun diye emredilmezdi.Allahü Teala ve efendimiz şüpheli bir şeyi emretmez kat'i bir şeyi emreder.

    [RENK]Sonuçta Kuran-ı Kerim'den farklı farklı manalar çıkarıldığını görmekteyiz....
    Budur beni en rahatsız eden...
    Hukukta da aynısı söz konusudr..
    Genel soyut olan kanunun hükümleri doktrinde büyük tartışmalara yol açmaktadır..
    Doktrindeki fikirleri, tartışmaları dikkate alır, kanun hükümlerini kendi artık oluşmuş hukuk bilincimizle akıl süzgecimizden geçirir ve yorumlarız...
    Din alimleri de belirttiğim hukuk profesörleri gibi dikkate alınmalı, fakat körü körüne de peşlerinden gidilesi kişiler olmamalıdırlar bana göre...[/RENK]


    Çok doğru bir tesbit , şimdi bu farklılıkların nedenini kısaca paylaşayım.DEfahatla ve önemle zaten bu tehlikenin üzerinde durup insanları uyarıyoruz.

    Farklı anlamların farklı inanışların , farklı itikadların ortaya çıkması , yetkileri olmadığı halde Kur'anı Kerimi yorumlamaya kalkıp Efendimiz ve varisleri olan Ehli sünnet alimlerinin sözlerine uymayan manalar çıkartan ehliyetsiz kişilerin yol açtığı bir tehlikedir bu durum.Ve aynı zaman da kendi menfaatlerinin ve ideolojilerinin önünde en büyük engel olarak gözüken dinimizi bozmak isteyen misyonerler , masonlar , siyonistler , ingiliz ve amerikan ajanlarının propagandalarının bir tezahürüdür.

    Bu kananan yara , yanlış iş yüzünden bu gün bir çok farklı inanış ortaya çıkmıştır ve hepsi İslama uyduğunu zannetmektedir.Fakar doğru yol olan Ehli sünnet itikadından ayrılmışlardır.

    Doğru her zaman her yerde tekdir.Tek olan bu doğruyu bulmak dünyanın en zor işidir.Doğruyu bulmak isteyen müslümanlar bu tuzaklara karşı uyanık olmalı dinini yukarıda örneğini verdiğimiz yetkili ve icazetli , aynı zamanda uyulması Kur'an ve Hadislerde emredilen Ehli sünnet alimlerinin naklettiği kıymetli kitaplarından öğrenmelidir.

  6. #16
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    [RENK]Anayasa'da her durum düzenlenmez tabiki..
    Ama en üst norm olarak bütün kanunlar, yönetmelikler, tüzükler Anayasa'nın ruhuna ve özüne uygundur....[/RENK]
    [RENK]Birçok Hukuk alanında rehber kişiler var..
    Bu kişilerin verdikleri, gösterdikleri, öğrettikleri ışığında bugün bir hukuk bilincine sahibim..
    Ama bunları sorgulayabiliyorum...[/RENK]


    Syn, Emily ; bu konuda sizin uzmanlığınızı belgeleyen rehberlerinizden aldığınız diploma var ,tabiki sorgulama yetkiniz var.Fakat bunu hukuk diploması ve yetkisi olmayan biri yapamaz değilmi ?

    İşte ,dini meselelerde de yetkili ve icazetli yani mutlak varis ( diplomalı ) alimler var.Bunlara Ehli Sünnet alimi diyoruz.Bunların bilgileri de kendi aklından uydurduğu bilgiler değildir.Peygamber efendimizden ve hocadan talebeye nakledilen Allahü Teala'nın sözleridir.İçinde beşeri bir hüküm ve yorum yoktur.Bu konuda da yetliki olamıyan kişiler bu alimlerin rehberliğinde dinini öğrenebilirler.Eğer bunları reddederse kur'anı Kerimi ve Efendimizi reddetmiş olur , zira Ehli sünnet alimlerine uyulmasını emreden ayet ve hadisler vardır.

    Ayrıca bu konuda çok önemli bir hususda şudur ki ; fen bilimleri ve diğer bilimler zamanla değişebilir , yani fikirlerin birleşmesi ile ilerleyebilir.Fakaaat dini bilgiler zamanla değişmez her zaman aynıdır.Kıyamete kadar hükmünü korur.İslamiyyet son dindir.

    [RENK]Onların beyanları doğrultusunda oluşan perspektifimde, artık kendi hukuk bilincimle, mantığımla, kanunlara uygun ve dolayısıyla her zman EN ÜST NORM OLAN ANAYASAYA uygun özgün bir yorum getiriyorum... (Anayasa ve Kuran-ı Kerim benzeştirmek ne kadar doğru gibi durmasa da açıklayıcı bir örnek olduğunu umut ediyorum)[/RENK]

    Evet , dini konularda da yetkili olan Ehli Sünnet alimlerinden ictihad derecesinde yani belki tam karşılığı olmayabilir ama Ordinaryüs Profesör derecesinde olan , Müctehid alimlerde dini meseleleri Kur'anı Kerim , Hadisi Şerif ve geçmiş hocalarının nakilleri ışığında insanların ihtiyacı olan tüm dini husuları açıklamışlar yani İCMA yani hemfikir olmuşlardır.Bizlerde mukallid olarak , dini hususlarda ictihada yetkili olma derecesinde olmadığımız için Kur'anı Kerim ve Hadislerde bu Alimlerin sözlerini dinlemekle emrolunduk.Bu gün bütün müslümanlar bu alimlerin sözlerini , yani nakillerini dinleyerek dinlerini doğru öğrenebilirler.

    [RENK]Din alimleri için de aynı fikrim söz konusudur...
    Bu kişiler Kuran-ı Kerim'i ve dinimizi anlamak için büyük emek vermiş kişilerdir -hepsinin öyle olduklarını ümit ediyorum, ama ümit dikkatinizi çekerim, bilen herkese sonsuz saygım vardır,saygı duyarım, BİLENE ve bildiğini kendi egosuna hizmet dışında kullananlara-[/RENK]

    Ehli Sünnet alimleri şüphesiz mutlak yetkili ve güvenilir insanlardı.Yoksa Ayet ve Hadislerde bu alimlere uyun diye emredilmezdi.Allahü Teala ve efendimiz şüpheli bir şeyi emretmez kat'i bir şeyi emreder.

    [RENK]Sonuçta Kuran-ı Kerim'den farklı farklı manalar çıkarıldığını görmekteyiz....
    Budur beni en rahatsız eden...
    Hukukta da aynısı söz konusudr..
    Genel soyut olan kanunun hükümleri doktrinde büyük tartışmalara yol açmaktadır..
    Doktrindeki fikirleri, tartışmaları dikkate alır, kanun hükümlerini kendi artık oluşmuş hukuk bilincimizle akıl süzgecimizden geçirir ve yorumlarız...
    Din alimleri de belirttiğim hukuk profesörleri gibi dikkate alınmalı, fakat körü körüne de peşlerinden gidilesi kişiler olmamalıdırlar bana göre...[/RENK]


    Çok doğru bir tesbit , şimdi bu farklılıkların nedenini kısaca paylaşayım.DEfahatla ve önemle zaten bu tehlikenin üzerinde durup insanları uyarıyoruz.

    Farklı anlamların farklı inanışların , farklı itikadların ortaya çıkması , yetkileri olmadığı halde Kur'anı Kerimi yorumlamaya kalkıp Efendimiz ve varisleri olan Ehli sünnet alimlerinin sözlerine uymayan manalar çıkartan ehliyetsiz kişilerin yol açtığı bir tehlikedir bu durum.Ve aynı zaman da kendi menfaatlerinin ve ideolojilerinin önünde en büyük engel olarak gözüken dinimizi bozmak isteyen misyonerler , masonlar , siyonistler , ingiliz ve amerikan ajanlarının propagandalarının bir tezahürüdür.

    Bu kananan yara , yanlış iş yüzünden bu gün bir çok farklı inanış ortaya çıkmıştır ve hepsi İslama uyduğunu zannetmektedir.Fakar doğru yol olan Ehli sünnet itikadından ayrılmışlardır.

    Doğru her zaman her yerde tekdir.Tek olan bu doğruyu bulmak dünyanın en zor işidir.Doğruyu bulmak isteyen müslümanlar bu tuzaklara karşı uyanık olmalı dinini yukarıda örneğini verdiğimiz yetkili ve icazetli , aynı zamanda uyulması Kur'an ve Hadislerde emredilen Ehli sünnet alimlerinin naklettiği kıymetli kitaplarından öğrenmelidir.
    Medeni Kanun, herkes için gerekli bilgileri içeren, kimse okumasa da aslında herkesin yazılanların birçoğunu -farkında olmasada- uyguladığı bir kanundur... İnsanın içinde var olan hak kavramını ortaya koyan, aslında farkında olmasakta içimizdeki hak bilincini düzenleyen bir kanundur... Hak ehliyeti, fiil ehliyeti,zilyetlik ,nesep gibi kavramlar duyduğumuzda kulağımıza yabancı da gelse, kavramları bilmesek bile özümsediğimiz, uyguladığımız, kaybettiğimizde hesabını sorduğumuz şeylerdir.. Ama birçoğumuz -ben değil tabiki- Medeni Kanunu'nu açıp okumayız... Çünkü buna ehil görmeyiz kendimizi... Çünkü bunun için Hukuk Fakültesi mezunu olmak gerekmektedir.... Böyle düşünürüz... Aslında hukuk bilinci, hak bilinci, içimizde,ruhumuzda zaten varolandır.. ehil olmaya gerek yoktur, Medeni Kanunu'nu okumak ve anlamak için... Eski Roma'da bir meslek değildi avukatlık... Hukuk bilmek kültürün, farklılığın, saygınlığın bir ifadesiydi.. Ama bugün temel hakların yer aldığı Medeni Kanunu okumaktan çekinir insanlar, zor gelir, kendilerini yeterli görmezler... Buna ehil gördükleri hukuk fakültesi mezunlarına danışırlar... Bilmezler, cahildirler, araştırmazlar çünkü kendilerini ehil görmezler, ve biliyor musunuz bu nedenle o AVUKAT ne derse ona inanırlar.. Körü körüne... BİLEN avukat, değil midir ki aslında çoğu zman kendi nefsinin kölesi... Kendi egosunun KULU....

  7. #17
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    Huzûru İlahî
    Mesaj
    1.427
    Blog Mesajları
    18
    Rep Gücü
    7864
    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Medeni Kanun, herkes için gerekli bilgileri içeren, kimse okumasa da aslında herkesin yazılanların birçoğunu -farkında olmasada- uyguladığı bir kanundur... İnsanın içinde var olan hak kavramını ortaya koyan, aslında farkında olmasakta içimizdeki hak bilincini düzenleyen bir kanundur... Hak ehliyeti, fiil ehliyeti,zilyetlik ,nesep gibi kavramlar duyduğumuzda kulağımıza yabancı da gelse, kavramları bilmesek bile özümsediğimiz, uyguladığımız, kaybettiğimizde hesabını sorduğumuz şeylerdir.. Ama birçoğumuz -ben değil tabiki- Medeni Kanunu'nu açıp okumayız... Çünkü buna ehil görmeyiz kendimizi... Çünkü bunun için Hukuk Fakültesi mezunu olmak gerekmektedir.... Böyle düşünürüz... Aslında hukuk bilinci, hak bilinci, içimizde,ruhumuzda zaten varolandır.. ehil olmaya gerek yoktur, Medeni Kanunu'nu okumak ve anlamak için... Eski Roma'da bir meslek değildi avukatlık... Hukuk bilmek kültürün, farklılığın, saygınlığın bir ifadesiydi.. Ama bugün temel hakların yer aldığı Medeni Kanunu okumaktan çekinir insanlar, zor gelir, kendilerini yeterli görmezler... Buna ehil gördükleri hukuk fakültesi mezunlarına danışırlar... Bilmezler, cahildirler, araştırmazlar çünkü kendilerini ehil görmezler, ve biliyor musunuz bu nedenle o AVUKAT ne derse ona inanırlar.. Körü körüne... BİLEN avukat, değil midir ki aslında çoğu zman kendi nefsinin kölesi... Kendi egosunun KULU....
    Syn Emily; her ne kadar sizin dediğiniz gibi bazı gerçekler insanın içinde var olsada bunlar bir çok tesir altında kalıp doğrudan uzaklaşabilir.Bunlar insanda var diye kat'i doğru bu değildir.Yine bu hususta yetkili olmadığı için resmi bir nitelik taşıyan söz söyleyemez.Söyledikleri ve bildikleri sadece kendi zanları olmaktan ibarettir.Doğruya yakınlı derecesinde hakiaktten pay alır , doğrudan uzaksa ona zaten doğru denmez.Eğer dini konuda kendini yetiştirmek ilm sahibi olmak istiyorsa kişi doğru rehberden doğru bilgileri edinmek zorundadır.Kendi içinde var zannedip her aklına eseni nasıl doğru olarak kabul edebilir.Ölçü olarak neyi kimi hangi rehberi alacaktır.Doğru ölçü olmadan her hangi bir konuda kendiliğinden birşey söylemek sadece kendi zannı yani fikri ve tahmini olmaktan ileri gidemez.Konu din ise ve dini ilmler öğrenilmek isteniyorsa sağlam rehberden bu ilmlerin tahsli edilmesi muhakkaktır , yoksa kimse kendi kendine hukukçu olamadığı gibi din adamı ve müctehid olamaz.

    Ayrıca Ehli sünnet alimleri kendi akıllarından bişey söylemedikleri için Allahü Teala'nın sözlerinin gerçek manalarını ve efendimizin hadislerini hakiki manalarını naklettikleri için egolarının kulu kölesi değil Rablerinin kulu ve kölesi Efendimizinde varisidirler.Zaten onların bu iş için seçilmiş mübarek insanlardır.

    Hukukçunun yeterlilik belgesi olan diplomasını alması için bir çok merhalelelerden bir çok alt ilimlerden geçmek zorundadır.Din hususunda da aynı şey geçerlidir.

    Din hususunda yeterli derecede ilm sahibi olabilmek için mutlak bir yetkili Ehli sünnet aliminden tahsil edilmesi gereken ilmler ana başlıklar olarak şunlardır.

    Arabi ilimleri ve Kur’an-ı kerimi ezbere bilen,
    her âyet-i kerimenin manay-ı müradisini,
    manay-ı zımni ve iltizamisini bilen ve
    âyet-i kerimelerin geldikleri zamanları ve gelme sebeplerini
    ve ne hakkında geldiklerini, külli ve cüzi olduklarını,
    nasih veya mensuh olduklarını,
    mukayyed veya mutlak olduklarını
    ve kıraet-i seba ve aşereden
    ve kıraet-i şazzeden nasıl çıkarıldıklarını bilen,
    hadis kitaplarındaki,
    yüz binlerce hadisi ezberden bilen
    ve her hadisin ne zaman ve ne için irad buyurulduğunu
    ve manasının ne kadar genişlediğini
    ve hangi hadisin diğerinden önce veya sonra olduğunu
    ve bağlı bulunduğu olayları ve
    hangi vaka üzerine buyurulduğunu
    ve kimler tarafından nakil ve rivayet olunduğunu
    ve nakledenlerin ne halde
    ve ne ahlakta olduklarını bilen,
    fıkıh ilminin üsul ve kaidelerini tanıyan,
    12 ilmi ve Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin işaretlerini,
    rumuzlarını ve açık ve kapalı manalarını kavrayan
    ve bu manalar kalbinde yer etmiş olan,
    kuvvetli iman sahibi ve itminan ile dolu, nurlu ve saf bir kalbe ve vicdana malik olan
    kimselere Ehli Sünnet âlimi denir....



    Yüksek din bilgileri,
    - tefsir,
    - usul-i kelam,
    - kelam,
    - usul-i hadis,
    - ilm-i hadis,
    - usul-i fıkıh,
    - fıkıh,
    - ilm-i tasavvuftur.
    -
    Bu 8 ilmi öğrenebilmek için gerekli alet ilimleri ise 12 dir.

    Bunlar:

    - sarf,
    - iştikak,
    - nahv,
    - kitabet,
    - iştikak-ı kebir,
    - lügat,
    - metni lügat,
    - beyan,
    - meani,
    - bedi,
    - belagat,
    - inşa ilimleridir.

    Bütün bu ilimlere haiz olmadan Kur'an-ı Kerim'den kendi aklına göre hüküm çıkarmak ve bu hükme göre amel etmek insanı delalete sürükler....72 dalalet fırkası böyle meydana gelmiştir.


    Kur’an-ı kerimi tam olarak yalnız Resulullah anlamıştır. Çünkü muhatabı Odur. Kur’an Ona gelmiştir. Ondan başkası tam anlayamaz.

    Onun için Allahü teâlâ buyuruyor ki:
    (İnsanlara açıkla diye Kur’anı sana indirdik.) [Nahl 44]

    Açıklamak, âyet-i kerimeleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Bırakın bizleri, ümmetin âlimleri de, âyetleri anlayabilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et der, açıklamasını emretmezdi. Bu ve benzeri âyetlere rağmen, (Resulullah Kur’anı getirmekle işi bitmiştir, o bir postacı idi) diyen mezhepsiz türediler vardır. Eshab-ı kiram, ana dilleri Arapça olduğu halde, bazı âyetleri anlayamayıp, Peygamber efendimize sorarlardı. Resulullah, Kur’an-ı kerimin tefsirini Eshabına bildirmiştir. Eshab-ı kiramın bildirdiğinden başka türlü söyleyenler, dalalete, hatta küfre düşer. Tefsir, yoruma değil, nakle dayanır

  8. #18
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    bziyanın dediğinin özetini çıkarayım.

    yüzbinlerce hadis ve mezhep hükümlerini tam olarak biliyor olmanız gerek ve bazı ayetlerin iptal edilmiş olduğuna inanmanız gerek ki Allahın kitabını kendi mezhebinize göre yorumlayabilesiniz. yüzbinlerce hadis demek çoğu uydurma hadis demektir, çünkü 23 senelik bir peygamberlik olduğuna göre, her gün bir özlü söz söylediğini düşünseniz toplam hadis sayısının 8395 olması gerek. her gün 10 hadis söylese 83.950 hadis eder. yüzbinlerce hadismiş :))) ve bunlardan mezhebinize uyanları alacaksınız, geri kalanlara uydurma diyeceksiniz.

    nasih mensuh iptal edilen ayet demektir. Bu yanlış inanca göre Allah Kuranı iyi hesaplayıp gönderememiş de tam ve eksiksiz olduğunu yazmasına rağmen, sonradan bazı ayetlerin gereksiz olduğunu düşünüp iptal etmiş. Tabi her mezhepte bu iptal edilen ayetler de farklı. Mezhebinize uymuyorsa siz de bir ayetin iptal edildiğini söyleyebilir ve bahsettiği yüzbinlercelik hadis havuzundan bu düşüncenizi destekleyecek hadisler arayıp bulabilirsiniz. Söylemek istediğinin özeti şu: Kısacası çok okursanız ve bir sürü hadis bilip bir sürü kitap okursanız ve arapça da bilirseniz siz de bir mezhep oluşturabilirsiniz. Mezhep ehliyeti almak bu kadar kolay. Çok okuyan bilir ya çünkü. Ha bir kaç kural da koymanız lazım: "Kuran mealden okunmamalı, anlaşılmamalı, bazı şeyler sorgulanmamalı, akıl kullanılmamalı, Emily mezhebinin alimlerine körü körüne itaat edilmeli. Çünkü onlar sizin için düşünürler".

    Siz okuyup alim olup mezhebinizi oluşturun yeter. Sizi takip eden ve sorgulamadan körü körüne taklit eden, emrinize uyup aklını kullanmayan insanlar mutlaka çıkacaktır merak etmeyin.

    E ben okumak istemiyorum derseniz o zaman tarikat şeyhi olun :) Menümüz zengin :)))

    Koyunların çok olduğu yerde onların güdülme ihtiyacını giderecek çobanların çıkması doğaldır.
    Konu Apollonius tarafından (13-01-2010 Saat 03:46 AM ) değiştirilmiştir.

  9. #19
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı Apollonius´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    bziyanın dediğinin özetini çıkarayım.

    yüzbinlerce hadis ve mezhep hükümlerini tam olarak biliyor olmanız gerek ve bazı ayetlerin iptal edilmiş olduğuna inanmanız gerek ki Allahın kitabını kendi mezhebinize göre yorumlayabilesiniz. yüzbinlerce hadis demek çoğu uydurma hadis demektir, çünkü 23 senelik bir peygamberlik olduğuna göre, her gün bir özlü söz söylediğini düşünseniz toplam hadis sayısının 8395 olması gerek. her gün 10 hadis söylese 83.950 hadis eder. yüzbinlerce hadismiş :))) ve bunlardan mezhebinize uyanları alacaksınız, geri kalanlara uydurma diyeceksiniz.

    nasih mensuh iptal edilen ayet demektir. Bu yanlış inanca göre Allah Kuranı iyi hesaplayıp gönderememiş de tam ve eksiksiz olduğunu yazmasına rağmen, sonradan bazı ayetlerin gereksiz olduğunu düşünüp iptal etmiş. Tabi her mezhepte bu iptal edilen ayetler de farklı. Mezhebinize uymuyorsa siz de bir ayetin iptal edildiğini söyleyebilir ve bahsettiği yüzbinlercelik hadis havuzundan bu düşüncenizi destekleyecek hadisler arayıp bulabilirsiniz. Söylemek istediğinin özeti şu: Kısacası çok okursanız ve bir sürü hadis bilip bir sürü kitap okursanız ve arapça da bilirseniz siz de bir mezhep oluşturabilirsiniz. Mezhep ehliyeti almak bu kadar kolay. Çok okuyan bilir ya çünkü. Ha bir kaç kural da koymanız lazım: "Kuran mealden okunmamalı, anlaşılmamalı, bazı şeyler sorgulanmamalı, akıl kullanılmamalı, Emily mezhebinin alimlerine körü körüne itaat edilmeli. Çünkü onlar sizin için düşünürler".

    Siz okuyup alim olup mezhebinizi oluşturun yeter. Sizi takip eden ve sorgulamadan körü körüne taklit eden, emrinize uyup aklını kullanmayan insanlar mutlaka çıkacaktır merak etmeyin.

    E ben okumak istemiyorum derseniz o zaman tarikat şeyhi olun :) Menümüz zengin :)))

    Koyunların çok olduğu yerde onların güdülme ihtiyacını giderecek çobanların çıkması doğaldır.

    Bu Kur'an " Hz.Peygambere-Alimlere-İmamlara " inmiş ya,diğer insanlarara su yok onlar taş kökü yesin,o manada yani.Toplasanız peygamberimiz de dahil işte 10.000 kişi olsun,Kur'an'ı anlar bilir diğerleri onların kapısında kulu kölesi olur.Kur'an'ın özü itibariyle kölelik kaldırıldığı halde, " İslam dünyasının " uzunca bir süre köleliği kaldırmayışının,sadaka kültürünün nedenlerinden biri de budur.Hep bir veya bir kaç kula " tabii " olacaksın yok çaresi.Anlayanlar anlamış diğerleri " sütlükten " yaşıyor işte.

    Sağlıcakla kalınız.

  10. #20
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı bziya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    [RENK]Sadece Kur'an Kur'an diyerek, istediği ayete inanan işine gelmeyeni inkâr eden , edille-i şeriyye ve diğer dini delilleri yok sayan , Alimlere uymaya gerek yok diyerek İslam Alimlerine , Tasavvuf büyüklerine ve Ehl-i Sünnet alimlerine cahillik isnat eden ve Kur'anı Kerimden ehliyeti olmadan istediği konuya işine geldiği şekilde ayet iliştirerek yorum yapan , mezhepleri yok sayan , işine gelmeyen hadisleri inkar eden Mobsy denilen kişinin Yüzkaralığını daha yalın bir şekilde ortaya koyalım ki okuyan kardeşlerimiz iki yüzlüğünü ve Kur'ana olan imansızlığını iyi kavrasınlar.Kur'an Kur'an diyerek Kur'ana karşı çıktığını bir kez daha bütün çıplaklığı ile görsünler.[/RENK]


    EHLİYETİ OLMADAN KUR'AN'dan MÂNÂ ÇIKARTMAYA YELTENEN MOBSY 'nin HEZEYANLARI ve KÜFRÜ ve GİZLİ İNKÂRI


    İLK ÖNCE İNKAR ETTİĞİ ALİMLERE UYULMASINI EMREDEN AYETLERİ ZİKREDELİM :

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Bilmiyorsanız ehl-i zikre [âlimlere] sorun!) [Nahl 43]
    Demek ki bilmeyen insanlar da var ki, Allahü teâlâ, bilenlere sormamızı emrediyor.

    (Bu örnekleri ancak âlimler anlar.) [Ankebut 43]
    Herkes her örnekten anlamaz. Âlimler, kıymetli insanlar ki, ancak âlimler anlar deniyor.

    (Gökleri ve yeri yaratması, dil ve renklerinizin farklı olması da Onun [kudretini gösteren] alametlerindendir. Elbette bunda âlimler için ibretler vardır.) [Rum 22]
    Ancak âlimler ibretle bakıp, yaratılıştaki hikmetleri anlayabilir.

    (Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?) [Zümer 9]
    Şu halde bilenler [âlimler] kıymetlidir.


    Şimdi bakalım savunduğu ayetleri çarpıtan kimmiş.....

    by ziya meali
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Bilmiyorsanız ehl-i zikre [âlimlere] sorun!)[Nahl 43]

    seyyid kuttup

    43- Senden önceki peygamberlerimiz de kendilerine vahiy indirdiğimiz birer insandı. Eğer bilmiyorsanız, daha önce kendilerine kitap verilenlere sorunuz.

    Elmalılı hamdi yazır

    (Ey Peygamber!) Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorun.

    ibn kesir
    [016.043] Senden önce de ancak kendilerine vahyeder olduğumuz adamlar gönderdik. Öyleyse bilmiyorsanız zikir ehline sorun.

    M. Esed

    16:43 (EY MUHAMMED,) Biz senden önceki çağlarda da, kendilerine vahyettiğimiz (ölümlü) adamlardan başka kimseyi (elçi olarak) göndermedik; bu konuda yeterli bilgiye sahip değilseniz, vahyedilmiş önceki kitaplara bağlı kimselere sorun,

    "Eğer bilmiyorsanız, daha önce kendilerine kitap verilenlere sorunuz."

    Daha önce kendilerine peygamberler gönderilen yahudilere ve hristiyanlara sorun bakalım, kendilerine gönderilen peygamberler insan mıydı? Yoksa melek veya başka yaratıklar mıydı? Eğer:

    "Bilmiyorsanız."

    Onlara sorun. Onları apaçık deliller, belgeler ve kitaplarla birlikte gönderdik. Ayette geçen "Zebur" kavramı değişik kitaplar demektir


    Ayetin tefsiri fizilail kur-an seyyid kuttup
    vs.vs.vs....Yani Alimlere değil daha önce kitap verilenlere sorunuz diyormuş....

    bziya meali
    (Bu örnekleri ancak âlimler anlar.) [Ankebut 43]

    M.Esed
    29:43 İşte Biz insanın önüne bu temsîlleri koyuyoruz: ama onların gerçek anlamını ancak (Bizi) tanıyanlar kavrayabilir,


    ibn kesir
    [029.043] İşte misaller. Biz, onları insanlara anlatıyoruz. Bilenlerden başkası bunları anlamaz.

    elmalılı hamdi yazır
    43 - İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir

    seyyid kutup
    (43) Biz insanlara bu örnekleri anlatıyoruz, ama onların anlamını bilgililerden başkası kavrayamaz.

    Yani alimlerden değil ;

    "Biz insanlara bu örnekleri anlatıyoruz, ama onların anlamını bilgililerden başkası kavrayamaz."

    Nitekim kalpleri ve akılları gerçeği algılamaya kilitli Kureyş kabilesine mensup bir grup müşrik, bu örneği küçümsemiş, alay konusu yapmışlardı. "Muhammèd'in Rabb'i sinekten, örümcekten söz ediyor" demişlerdi. Bu şaşırtıcı tasvir, duygularını sarsıp harekete geçirmemişti. Çünkü onlar akıllarını kullanmıyor, gerçekleri bilmiyorlardı! "Onların anlamını bilgililerden başkası kavrayamaz."


    fizilail kur-an seyyid kuttup


    diğerlerine detaya girmeye dahi gerek yok direk açıklamalarını verelim.. Kur-an ı kafasına ve çıkarlarına yönelik anlayıp ayetleri inkar edenler kim ayean beyan belli olsun sapıklıklarında nasıl bir noktaya geldiklerini siz düşünün artık...

    9- Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen, Rabb'inin rahmetini dileyen kimse inkâr eden kimse gibi olur mu? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Doğrusu ancak aklı selim sahipleri öğüt alır.

    Bu şeffaf ve derin hisleri harekete geçiren bir tablodur. Secdede ve ayakta görülen bu boyun eğiş, itaat ve yöneliş... Ahiret endişesi ve Rabb'inin rahmetini elde etme umudu ile birlikteki bu derin hassasiyet... İnsanın uzbakışını aydınlatan; kalbe, görme, buluşma ve sinyal alma nimetini bağışlayan bu arınma ve şeffaflık... Evet, işte bunlar,n hepsi insanın şeffaf ve parlak bir tablosunu çizmektedir. Bu tablo, önceki ayetin çizmiş olduğu çirkin, silik tabloyu karşılamaktadır. İster istemez bu karşılaştırma gerçekleşmektedir:

    "De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"

    Gerçek ilim, tanımaktır marifettir; gerçeği kavramaktır. Bu ilim, insanın basiretini, uzbakışını açar. İnsanın bu evrende var olan değişmez gerçeklerle bağ kurmasını sağlar. İlim, zihni dolduran, fakat evrenin büyük gerçeklerine ulaştırmayan, açık ve somut olan nesnelerin ötesine geçmeyen kopuk ve soyut bilgiler değildir.

    İşte gerçek ilme ve aydınlatıcı marifete ulaşmanın yolu budur. Bu yol, yüce Allah'a boyun eğip O`a ibadet etme, kalbin hassasiyeti, ahiret endişesinin bilincine varma, Allah'ın rahmetine ve ihsanına umut bağlama, bu korku ve ürperti içinde Allah'ın kendisini gözettiğini hatırda tutmadır. İşte yol budur. Ancak bu yolla işin özü kavranabilir ve tanınabilir. Bununla, görülen, duyulan ve denenen şeylerden yararlanılır. Bu küçük gözlemlerin ve deneyimlerin ötesinde bulunan büyük, değişmez gerçeklere ulaşılabilir. Yalın deneylerin ve yüzeysel gözlemlerin sınırları önünde duranlar ise, malumat derleyicileridir; alım değildir onlar...

    fizilail kur-an seyyid kuttup

    demek ki alimlerden bahsedilmiyor, müminlerde ki Allah C.C inancına ve imanına dikkat çekiliyor..

    NAHL
    43- Senden önceki peygamberlerimiz de kendilerine vahiy indirdiğimiz birer insandı. Eğer bilmiyorsanız, daha önce kendilerine kitap verilenlere sorunuz.

    44- O peygamberleri açık deliller ile ve kitaplar ile göndermiştik. Sana da, insanlara indirilen ilahi mesajı açıklayasın da ola ki, düşünürler diye Kur'an-ı indirdik.


    Senden önce de gönderdiğimiz peygamberler birer insandı. Melekleri peygamber olarak göndermedik. Başka bir varlığı da insanlara peygamber yapmadık. Onları hep seçkin insanlar arasından çıkardık.

    "Kendilerine vahiy gönderirdik."

    Tıpkı sana vahyettiğimiz gibi. Sana tebliğ görevini verdiğimiz gibi onlara da tebliğ görevini yükledik:

    "Eğer bilmiyorsanız, daha önce kendilerine kitap verilenlere sorunuz."

    Daha önce kendilerine peygamberler gönderilen yahudilere ve hristiyanlara sorun bakalım, kendilerine gönderilen peygamberler insan mıydı? Yoksa melek veya başka yaratıklar mıydı? Eğer:

    "Bilmiyorsanız."

    Onlara sorun. Onları apaçık deliller, belgeler ve kitaplarla birlikte gönderdik. Ayette geçen "Zebur" kavramı değişik kitaplar demektir.

    "Sana da insanlara indirilen ilahi mesajı açıklayasın da ola ki, düşünürler diye Kur'ana indirdik."

    İnsanlara gerçeği açıklama noktasında peygamber, her iki kesime de aynı görevi yapmak durumundadır. Kendi kitaplarında ayrılığa düşen önceki kitap ehline Kur'an, bu ayrılık noktalarını açıklamaya ve bu konulardaki gerçeği açıklamaya gelmiştir. Ayrıca Kur'an ve Peygamberimizin -salât ve selâm üzerine olsun kendilerine gönderildiği çağdaşları da aynı durumdaydı. Peygamber onlara da sözleri ve fiilleriyle kendilerine gönderilen vahyi açıklayıp izah ediyordu:

    "Ola ki düşünürler."

    Belki Allah'ın ayetleri ve Kur'an'ın ayetleri üzerinde düşünürler. Çünkü Kur'an sürekli olarak düşünmeye, değerlendirmeye, düşünce ve bilinç uyanıklığına çağrıda bulunmuştur.

    fizilail kur-an

    Yani KUR-AN' ı sadce senin alimlerin anlayabilir denilmiyormuş değilmi.. Ayetleri örümcek ağınıza düşürüp, beyinlerini yıkamak ve bidat ve sapıklığa sürüklemek için ayetleri yaptığınız işin kılıfına uydurabilmek ile çabalayıp çırpınan battıkça batan tarikat ehline hatırlatırız bu dünyada ki rüsvaylığınızdan daha vahimi ahirette sizleri bekliyen rüsvaylıkları düşünün...


    gerisine cevaplamaya değmez bu kadarı bile yeter...
    Konu Ammar tarafından (13-01-2010 Saat 10:56 AM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Kur'an Yobazlarının HEZEYANLARI
    bziya Tarafından Kuran-ı Kerim Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 30-12-2012, 05:37 AM
  2. Hiç arı olmadan bal yapıyorlar
    YukseLL Tarafından Güncel Haber ve Manşetler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-02-2012, 08:42 PM
  3. Yaratılıştaki mana delili
    meridyen2 Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 15-10-2010, 11:38 PM
  4. Dünya dillerini “Lebbeyk”te birleştiren mana: Hac
    RABİA Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-11-2009, 11:04 AM
  5. Namazın hareketleri ne mana ifade eder?
    RABİA Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 24-03-2008, 10:42 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık