Allah Teâlâ mü'min kuluna ummadığı bir yerden rızık verir.46 Süfyan es-Sevrî şöyle demiştir: 'Allah'tan ittika et! Zira hiçbir muttakî-nin muhtaç olduğunu görmedim!' Yani muttakî kul, zaruri ihtiyacını elde etmek için çaba sarfetmeye bırakılmaz. Allah Teâlâ, müslümanların kalplerine onun rızkını vermeyi ilka eder.

Fadl ed-Dubdî47 der ki: "Bir bedeviye şöyle sordum:

- Senin maişetin nereden geliyor?

- Hacıların adak ve nezirlerinden...

- Eğer hacılar hacca gelmekten menedilirlerse ne olacak?

- Eğer biz sadece bildiğimiz kaynaktan gıda almayı beklersek yaşamamamız gerekir!

Tabiînden Ebu Hazım Seleme b. Dinar şöyle demiştir: 'Dünyayı iki şey olarak buldum. O iki şeyden biri benimdir! Onun vakti gelmeden önce edinemem, gökler ve yerin kuvvetiyle onu istesem yine de durum değişmez. Onlardan diğeri ise başkasınındır. Ona da geçmiş zamanda yetişemedim ve gelecekte de yetişebileceğimi ümit etmiyorum. Başkası için olan benden menedilir. Tıpkı benim için olan da başkasından mene-dildiği gibi... İşte ben bunların hangisinde hayatımı tüketirsem, marifet cihetinden benim için devadır. Şeytanın fakirlikle korkutmasının defedilmesi için mutlaka bu ilaca ihtiyaç vardır!'

Üçüncüsü

Kanaatte olan zenginliğin izzetini, harislik ve tamahkârlıkta olan zilleti bilmesidir. Kişinin nezdinde bu sabit oldu mu kanaate rağbet eder. Çünkü harislikte yorgunluktan, tamahkârlıkta da zilletten kurtulamaz. Kanaatte şehvet ve fuzulî şeylere sabretmenin zorluğu ve elemi vardır. Bu eleme ancak Allah muttali olur. Bu elemi çekmekte âhiret sevabı vardır. Harislikteki yorgunluk ve zillet ise halkın gördüğü şeylerdendir. Bunlarda vebal vardır, vebalden başka bu durum, nefsin izzetini ve hakîkate tâbi olma kudretini de elden çıkarır. Çünkü tamahkârlığı ve hırsı çoğalan bir kimsenin halka ihtiyacı pek fazla olur. Bu bakımdan halkı hakka davet etmek imkânından mahrum olup, yağcılık yapmak mecburiyetinde kalır. Bu ise dinini yokedecek bir harekettir. Nefsinin azizliğini, midesinin şehvetine tercin etmeyen bir kimse bunak ve imanı ek******.

Mü'min bir kimsenin azizliği, halktan müstağni olması demektir.48