Uyan ! (1)

Sığınıyorum Allâh’a Taşlanmış Şeytandan


Adıyla Allâh’ın, Merhametiyle Kuşatanın, Gereğince Merhamet Edenin


(1 fâtiha 1) “Övgü Allâh’a düzenleyeni Evrenlerin”. Salat ve selâm yüce Allâh’ın elçisi Muhammede.

Millet bir inanç birliği içinde , gönülden yakınlık hissiyle birbirine bağlı insan topluluklarının en büyüğünün adıdır. Kuran bu kelimeyi İslâma uyanları tarif için , özellikle İbrâhîm milleti olarak uyulması gereken tek doğru birlik olarak uyulmasını emrederek târif eder.

(ilgili bazı âyetler 8 aded = 2 bakara 130 = 2 bakara 135 = 3 âli imrân 95 = 4 nisâ 125 = 6 en’âm 161 = 12 yûsuf 38 = 16 nahl 123 = 22 hac 78 ).

Bu milletin dışında uyulan milletten ne varsa kâfir cehennemlik olarak târif edilerek onlardan men edilir.

(ilgili âyetler 8 aded = 2 bakara 120 = 2 bakara 130 = 7 a’râf 88 = 7 a’râf 89 = 12 yûsuf 37 = 14 ibrâhîm 13 = 18 kehf 20 = 38 sâd 7).

Yâni Kuranın bildirdiği müslümanlar arsındaki bu milî birlik şu an yok. Geçmişte bu birlik vardı. Bu birliği düşmanlar yok ettiler. Müslümanların millî birliklerini İslâm birliğini kurmaları üzerlerine görevdir (farzdır). Yüce Allâh Kuranda Allâhın ipine (Kurana) toptan sarılmamızı ,yapışmamızı , bölünmememizi emrediyor. Hadislerde de aynı emir var. Müslümanları bölmeye çalışanların öldürülmesi ise salât ve selâm ona yüce Allâhın elçisi Muhammedin emridir.
Müslümanlar bu emri uygulamalıdırlar. Son islam birliği olan Osmanlı İslam birliğinin bölünüp parçalanması ile oluşan onlarca devletin birliğini dâhi parçalamaya , müslümanları küçük devletçiklere bölmeye , yüzlerce parçaya bölmeye çalışan şeytan ve iş birlikçileri , gayelerine erişmek için içten ve dıştan , yok etmekten âciz kaldıkları islâmı , müslümanları küçük lokmalar haline getirip daha kolay hedefler haline getirerek yok etmeye çalışıyorlar.
Peki , ne yapmalıyız. İslâm bir kitap bir peygamber ile yeterince bir iken bizler , müslümanlar neden parça parçayız. Bizi parçalamayı , zor olanı nasıl yaptılar. Bunu iyi bilmemiz de birleşmemiz için bize yardımcı olacak. Biz kolay olanı , zâten var olan islâmda gönülden birliğimizi bu bilgiyle daha kolayca fiili birliğe dönüştürebiliriz. Yüce Allâhın Kuranda bildirdiği gibi mü’minler kardeş , salat ve selâm ona yüce Allâhın elçisi Muhammedin bildirdiği gibi müslümanlar kardeş. Kardeşliğimizi bize yazan yüce Allâhın , kardeşlik ni’metini yeniden kazanabiliriz.
Osmanlı neden yıkıldı , nasıl yıkıldı , nereden yıkıldı sorularının cevâbı net olarak ortaya koyulmalıdır. Osmanlının kuruluşundan , islâm birliği oluş sürecine kadar ve yıkılışına kadar ve yıkıldıktan sonra kurulan yeni kırpıntı devletçikler , nasıl ve kim tarafından kuruldu , nerde ne yanlış yapıldı , ihânet nerden geldi , düşman kim , dost kim yeniden anlaşılmalı.
Bizim içinde bulunduğumuz kırpıntı devletçiğin Osmanlının mirasçısı olarak yeniden bir İslam birliği oluşturmaması için bize uygulanan , fazladan ihânetler kimin eliyle uygulandı. Yıkım iş birlikçisi ve öncüsü olduğu halde kahraman îlan edilen büyük şeytanlar kimler. Osmanlının yıkılışında Osmanlı İslam birliğini korumak için en etkin çaba gösteren ve devletin yıkılışını geciktiren Abdulhamite rahmet olsun. Onunla mücadele edenler düşmanın iş birlikçisi , derin küffâr ajanları masonların etkisi altındaki , İttihâd Ve Terakkî teşkilatıdır. İttihâd (birlik) ve terakkî (gelişme) adı almalarının asıl gayesi , Osmanlının yıkılmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri olduklarına bakılarak , ittihâd (birlik) ve terakkî (gelişme) arzusu , gayesi olmadığı , mason ve yahûdi etkisindeki bu teşkilâtın aslında İslâm milletinin ittihâdını (birliğini) ve terakkîsini (gelişmesini) yok etmek için kurulduğu anlaşılır.
Osmanlı İslam birliği yok edilirken devletin tebası olan halklar arasında özellikle tepeden inme bazı fikirler sözde aydın , gerçekte şeytanın işbirlikçisi yazarlar ve hain devlet görevlileri marifetiyle yayılmıştır. Bu fikirler içinde en önemlileri her ırka ırkçılık aşılanması oldu. Türke türkçülük için Ziya Gökalp keferesi aracılığıyla ırkçı fikirler yayıldı. Bu fikirlerin yayılması ile türkçü , ırkçı bir takım gruplar oluşturulup etkinleştirildiler. Bundan başka Osmanlı taraftarlığı ve karşıtlığı oluşturularak Osmanlı dinin emrinde olan bir birlik temsilciliğinden , ümmeti bölen ihânete ortak olan bir fikir akımına dönüştürülmeye çalışıldı. İslamın öncüleri , saltanatın savunuculuğu ile islamı , ümmeti bölen bir engel fikir haline getirildi. Bu karmaşa içinde devletin , ümmetin birliğini temsil eden hükümet ve padişah İslam ümmetinin birliği çabasında olduğu halde , devlet ve millet içinde bulunan fikirler ve gruplardan biri haline getirilerek zayıflatıldı.
Osmanlı İslam birliğinin yıkılmasında bu iki fikir akımı her bölgede yayılarak , Türke türkçülük , Araba arapçılık her ırka kendi ırkçılığı yaptırılarak İslamdan uzaklaştırılarak bununla birlikte , birleştiren devlet yapısına karşı , Türke osmanlıcılık , Araba ve tüm diğer halklara kendi ırkından önderlik davası zerkedilerek , ümmet şuuru , millet şuuru zayıflatılmıştır.
Bir milleti yok etmek için yapılması gereken , onları birleştiren kardeşliği , gönül bağını koparmaktır. Onların içindeki tüm farklılıkları ayrılık ve ihtilaf sebebi üstünlük davalarına dönüştürmek gerekir. Osmanlıda yapıldığı gibi , ırkları ayırmalı. Bunu yapmak için son ve en büyük darbe ise ümmetin birliğini temsil eden Halîfeliğin yok edilişdir. Düşman Halîfeliği yok etmek için hiç bir imkân bulamadı , tüm ajanları başarısız oldu. Fakat Osmanlıyı yıkan ihânet şebekesi olan ajanlarıyla , yüzlerce yılda yok etmeyi başaramadığını , Halifeliği yok etmeyi , ajanlarını vatan kurtaran kahraman olarak tanıtarak başardı. Böylece devletin yıkılışı , yok edilişi , yok olan ümmet birliği , Halifeliğin kaldırılması , yerli ajanlar eliyle uygulandı. Bir milleti yok etmek isteyen bu gayesine erişince , yok ettiği millete daha büyük bir kötülüğü nasıl yapabilir , bu milletin fertlerini yok etmek için ne yapılabilir. Bunu sağlamak için çok kolay bir yöntem bulundu , tarihte eşine az raslanan belkide hiç örneği olmayan bir kıyım daha yapıldı. Tüm millî geçmişimizi , bilgimizi , kültürümüzü , dinimizi , imanımızı , amelimizi , tecrübemizi barındıran yazılı ne varsa , kitap dergi , gazete , belge hiç birini okuyamayan , anlayamayan , dahası , hiç bir yazıyı , kitabı , dergiyi , gazeteyi , belgeyi okuyamayan anlayamayan sıfır akıllı , beyni tamamen yıkanmış bir toplum oluşturup , tamamen boş kafalı sıfır akıllı bir millet oluşturup , ne sunulursa kabule zorlanması ve istedikleri gibi robot , makina kafalı suni insanlar oluşturmak için kullandığımız harfleri kullanmamızı yasakladılar. Alimleri idam ettiler. Böylece sözlü kültürü , bilgiyi aktarmasından korkulacak kimse kalmadı , kalanlar olsa da onlarda ölüm korkusu ile , sürgünler , haspisler ve çeşitli yöntemlerle zorlandı veya korkutuldu. Artık geçmişini hatırlamayan , salaklaştırılmış , okuma yazması dünyada en gelişmiş bir millet iken , sıfır okur yazarı olan en bilgisiz bir topluma dönüştürüldü. Bu topluma artık her istediğini kabul ettirebilirdiler , öyle de yaptılar. Kendilerine karşı kurtuluş savaşı verilen düşmanın harflerini yeni yazı sistemi olarak uygulamaya koydular. Kendisi için savaşılan tüm değerler kademeli olarak , çağ dışı , yobazlık , cahillik , irtica , gericilik ve saire adlar verilerek aşağılandı , yasaklandı, kendisinden kurtulmak için savaşılan kafirin kültürü zorla kabul ettirilmeye başlandı. Kadınların örtüsü aşağılandı , müslümanların sarığı aşağılandı , dahası kafirin şapkası sarık yerine koyuldu , şapka giymeyenler öldürüldü , hapsedildiler , işkence gördüler. İhanet çetesi cephede savaşan milletin kanını masada sattı. Milleti masada düşmana satanlar ise kahraman olarak tanıtıldı. Artık müslümanlar ve özellikle müslüman milletin öncüsü Osmanlı , düşmanı olan avrupayı taklit eden aşağılık bir yaratığa çevrildi. Kendisi ile savaştığımız düşmanı öncü , rehber , ardından gidilen bir önder olarak taklit eden beyinsiz bir yaratığa dönüştürüldük. Bir hikaye vardır , düşmanın esir aldığı müslümanın başına deri geçirilir , güneşin altında günlerce bekletilir, deri ısındıkça daralır , ısındıkça daralır, esirin kafası derinin içinde sıkıldıkça sıkılır , esir şuurunu kaybeder , akılsız , beyinsiz bir yaratığa dönüşür. Artık beyni boş bu yaratığa ne öğretilse onu yapar , dostu düşmanı tanımaz, kim için bu dost denilse kabul eder , kim için bu düşman denilse kabul eder. Böylece beyni yıkanmış robot bir insan oluşturulur. Artık her istenileni kabul eden bu esir , düşmanı dost , dostu düşman olarak kabul eder ve düşman olarak kabul ettiği anasını oklayarak vurur , öldürür. Bize yapılan da işte budur. Geçmişine söven , müslüman millete karşı kafirle iş birliği yapan bir topluluk olmamızın sebebi bunlar ve benzerleri.
Fakat müslüman milleti robot , makina insan yapan düşmanın hesapları tutmadı. Yüce Allâh bize merhamet etti , beyni işgal edilen bir millet , ülkesi işgal edilen bir millet , kanı satılan bir millet , namusu satılan bir millet , dini satılan bir millet uyanıyor. İşgalciler işgal ediliyor , fethediliyor. Tarihte çok örneği var , müslüman milleti kim işgal etmişse , o işgalciler ya geri çekildiler yada İslamla fethedildiler , müslüman oldular. Kuran , mucizeleri ile insanların gönlünü fethediyor. Dünya İslama doğru yöneldi. Çeşitli halklardan müslüman olanlar artıyor. Müslümanların karşılaştığı zulümler , kardeşlik şuurlarını uyandırdı. İslam daha iyi anlaşılmaya başlandı. İslama doğru uyanan milletim , ırk katmalı sahte İslama kanma , yeniden aldanış çukuruna dalma , osmanlıcılık , türk islamcılık , ırk islamcılık , mezhepcilik sapıklıklarından kurtul.

Yüce Allâha ve salât ve selâm ona yüce Allâhın elçisi Muhammedin sünnetine dönün. Ey Allâh’ın kulları kardeş olun.

(22 hac, 77) “Ey (onlar) ki güvendiler (îmân ettiler) rüku edin ve secde edin ve kulluk edin düzenleyeninize (rabbinize) ve edin seçkin (iş) (hayır) olurki siz kurtulursunuz”.

(22 hac , 78) “Uğraşın Allâh’da gerçek uğraşıyla (onun) , o seçti sizi ve yapmadı size dinde güçlükten , milleti babanız İbrâhîmin , o şanlandırdı (adlandırdı) sizi teslim olanlar (müslümanlar) olarak önceden ve bunda olur diye elçi tanık size ve olursunuz tanıklar insanlara, öyleyse ayakta tutun (kılın) namazı ve getirin zekatı , sım sıkı tutunun Allâh’a , o dostunuz (mevlânız), öyleyse ne güzel dost (mevlâ) ve ne güzel yardımcı”.

Yazının telif hakkı yazar adı ve web sayfasının yayınlanmasından ibarettir.
alıntı : yazar, Ali kenan Aydın
sayfa, WWW.ENBUYUK1.TR.GG İSLAMA ÇAĞRI