Para kazanmanın zevkini hiç kimse inkâr edemez. Kimisi ihtiyacını temin için, kimisi de ihtiyacından fazlası için para kazanır. İhtiyacını temin için para kazananlar ya verimsiz toprakta yetişen ağaç gibidir veya gençliğini heba etmenin acısını çekmektedir.
İhtiyacından fazlasını almak isteyenler ise, dibi delik kovayla su taşımaktadır. O kova hiçbir zaman dolmayacak, ihtiyaçlar da bitmeyecektir. Bir de öyle zenginler var ki, alması gereken hiçbir şey yok, aldıkları da onu sevindirmez. Bunlar da para kazanmanın zevkiyle koşar.

Kimisi bir lokma için, kimisi dünyayı parmağında oynatmak için kazanır. İkisi de insandır.

İstediğini elde eden kendini mesut zanneder. Aşkla evlenenin boşanmaya kalkışması gibi, nice şeylere sahip olmak endişe, korku, kederler de getirebilir. Bir şeye kavuşmanın sevincini yaşayan, on şeye kavuşamamanın üzüntüsünü yaşayabilir. Öyleyse en iyi yol isteklerimizi azaltmak!

Bunun için de zevklerimizi ve menfaatimizi çelik çemberler içine almak, istemekten değil de, istememekten memnun olmak...

Bu hususta insanların varacağı en son, en ulvî nokta, her isteği terk edip, sadece Allah'ın rızasını istemek...

Unutmamak lazımdır ki, insanın huzursuzluğu istekleri ölçüsündedir. İnsanlar istekleri kadar kavga ederler. En yakınından en uzağına kadar, istekleri azaltmak, Allah'tan sadece tek bir şey istemek: Rızası...

Acaba bu hal insanı atalete (boş durma, tembellik, işsizlik) götür mü, yoksa mükemmel bir insan tipini mi ortaya koyar?

Öyle istek vardır ki, esaret zinciri, öylesi de vardır ki, hürriyetin ta kendisi... Paranın, makamın, satın almanın zevki... Gezmenin, dolaşmanın zevki...

Nice insanlar geldi, niceleri bu yoldan geçti ve gittiler. Hayatını beğendiğimiz, beğenmediğimiz kimseler oldu. Kaç kişi Allah'ın beğendiği hayatı yaşadı? Ya da niçin yaşayamadı?

Çünkü ya kıraç toprakta yeşermiş, gelişemiyor veya kötü alışkanlıklarının kölesi olmuş. Zamanın geçmesiyle kabrin yaklaşması aynı manaya gelmez mi? Dikkat ederseniz eğlencelerle geçen zaman, gülerek, oynayarak hayatı tüketmektir.

Hayatı verenden gàfil olmak şans mı? İradesizlik diye bir şey yok, iradeyi kötüye kullanmak var. Kur'an'ın bir ismi de Furkan değil mi? Hakla batılı ayıran...

Kaplumbağa koşamadığı, karınca at kadar olamadığı, tavuk uçamadığı için bedbaht değil. Bilmem ki her yaratıktaki nizamı, programı, takvimi görüyor musunuz? Asırlarca devam eden, kış ve yaz gibi zıt mevsimlerde bile şaşmayan nizam, Nâzım-ı Hakîki'yi bildirir. Uzağa gitmeyiniz, yakınlarınıza bakınız. Seveceğiniz, beğeneceğiniz hayatı kaç kişi yaşıyor? Biberin acılığı güneşten, Müslüman'ın hatası İslamiyet'ten değil. Herkes bir insandır amma, insan olsa yine yeter...

HEKİMOĞLU İsmail
Zaman