Günümüz insanı” için “modern insan” tabiri kullanılıyor. Modern demek çağdaş demek, çağdaş ise aynı çağda yaşayan demektir. Her ne kadar “günümüz insanı” ile “modern insan” deyimleri birbirlerini karşılıyor olsa da, insanın zihninde meydana gelen imge farklıdır.

Kaynaklarda, modern sözcüğünün kullanılmaya başlandığı dönem, Ortaçağ Hıristiyanlığı olarak geçmektedir. Hıristiyanların kullanmaya başladığı bu kelime “eski karşıtı” olarak kullanılıyordu. Çünkü eski toplumlar pagan, modern yani şimdiki dünya ise Hıristiyan’dı. Batı, Hıristiyanlık ile karanlığın ortadan kalktığını düşünüyordu.

Böylece onuncu yüzyıl ve devamında Hıristiyan dünyasında kullanılan ‘modern’ kavramının tek söylemeye çalıştığı ‘artık eski olmayan, şimdiye ait’ bir dünyanın varlığı olmuştur. İlerleyen yüzyıllar içinde Batı, hangi yüzyılda yaşarsa yaşasın; modern toplum, bizim toplumuzdur tespiti yaptı ve modernizmin sembolü oldu. Buradan hareketle rahatlıkla modernleşme demek batılılaşma demektir diyebiliriz. Çünkü modern kavramı, Batı toplumunun özelliklerini açıklamaktadır. Bir topluma modern toplum deniliyorsa aynı zamanda Batı toplumlarından ayırt edilemiyor demektir.

“Modern kavramı, Batı toplumunun özelliklerini açıklar” sözünü biraz açalım. Örneğin kılık kıyafette yapılan inkılâp ile Müslüman Türk kadını, dini ve geleneksel giyinme tarzından vazgeçip, o günün Fransız modasına uygun kıyafetler giymeye başladı. O günden sonra da insanların zihninde oluşan modern kadın imgesi, batı tarzı giyinen kadınlar için olmuştur. Çağa uygun olan kıyafetin ne olduğu hiç sorgulanmadan, batılıların giyiniş tarzı çağa uygun kabul edildi. Modernizmin anıldığı zaman anılmadan geçilmeyecek bir kavram da kapitalizmdir. Modernizmin ve kapitalizmin kol kola verdiği fotoğrafın bir uzantısı olarak Batıda ve onun yılmaz takipçisi Türkiye’de kadının cinselliği sürekli ön plana çıkarıldı ve öne çıkarılmaya da devam etmektedir. Albert Camus ise “Ölçüsüz cinsellik, dünyanın anlamsız olduğu düşüncesine yöneltir. İffet, tam tersine dünyaya bir anlam katar” diyor. Şimdi modern olanın mı yoka Albert Camus’un mu doğru olduğunu söyleyin de, modernizmin savunduğu ile doğru olanın aynı olmadığına bir kapı aralamış olalım.

Doğru olanın hangisi olduğuna karar verdiyseniz bir istisna olan ancak artma eğilimde olan şu örneğe bakın: Ayakta duracak yerin bile olmadığı otobüste, ayakta bekleyen yaşlı bir teyze, önünde küçük çocuğu ile yan yana oturan kadına “çocuğu kucağınıza alsanız da otursam” diyor. Kendinden büyük birine yer vermediği için mahcup olması gereken kadın, çocuğu için de para verdiğini ve kaldırmayacağını söylüyor. Yaşlı teyze edepten, büyüklere saygıdan bahsediyorsa da modern dünyanın dayattığı bireycilik düşüncesi kadını, yaşlı teyzenin söylediklerine sağır kılmıştı.

Bu iki örneği akılda tutalım ve modern insanın, insanla olan ünsiyetini yitirdiğini söyleyerek devam edelim. İnsanla ünsiyetini yitiren batı akabinde ünsiyetini eşya ile kurmuştur. Bu noktadan sonra insani hasletlerini de yitirmiştir. Zannediliyor ki batı teknikte ilerledikçe insanlık olarak da ilerliyor. Ve işte burada büyük bir yanılgı içine düşülüyor. Batılılardan, dolayısı ile modern insandan güzel ahlak, vefa, cömertlik, alçak gönüllü olma gibi insanı insan yapan vasıflara haiz olması beklenemez. Bir yoksulu gözetmesi, bir yetimin başını okşaması da beklenemez. Komşu hakkı nedir bilmeyenler Peygamber Efendimizin evinin bahçesine her gün pislik atan Yahudi komşusu birkaç gün pislik atmadığında, merak edip halini sormaya giden Efendimizin ümmeti olan bizleri de anlamaları beklenemez. İşte bu nedenle kimse modern olamama kompleksine kapılmamalı ve Süleyman Çobanoğlu’nun “Yobazlığa Övgü” yazısını bir kez daha okumalıdır.

Batı toplumunun özelliklerini yani modern olanı, kısaca “bizi biz olmaktan çıkaran özellikler” olarak özetlemek mümkün. Batı, insanlık olarak hiçbir ilerleme kaydetmemiştir. İlerledikleri tek konu kan ve gözyaşı akıtmak olmuştur. Teknik olarak ilerledikçe daha çok savaş ve daha çok insan öldürdüğü herkesçe malum. Ya savaşlar dışında yaptıkları? Bir zamanlar sömürgesi olan ülkelerin durumu içler acısı.

İlkel olarak gördükleri toplumları fütursuzca barbar olarak gösterirken kendilerine hiç mi bakmayacaklar? Yaptıklarını, uzun zamandır yemedikleri Osmanlı tokadı gibi suratlarına çarpmalıyız. Slogan atmamak için tarih okumak gerektiğini de sanırım dipnot niyetine buraya eklemeliyim.

Yukarıda verdiğim iki örnek, toplum olarak çöküntü içinde olduğumuzun resmidir. Çünkü Müslüman Türkler ancak kendi değerleri ile var olmuşlardır. Hıristiyan olan ya da onların içinde asimile olanların, Türklük özelliklerini (elbette ki Müslümanlık özelliğini de) kaybettikleri ortaokul bilgisidir ve ne yazık ki birçok kimse bu gerçeği görmezden gelmek için zahmet bile harcamıyor. Çünkü modernizm söylemleri, bunları çoktan unutturdu.

Batı öldürüyor. Silahla öldüremediklerini kültürü ile öldürüyor. Çünkü başkalarının kanı ile beslenmektedir ve yaşamak için öldürmek zorundadır. Ne yeni tezler ne anti tezler… Bize düşen son peygamberin sözlerine daha sıkı sarılmak olmalıdır.



kaynak