Zabıt Katipliği Sınavında çıkan Metinler,Daktilografi Metinleri,Daktilo Kitabı Metinleri

Adalet Bakanlığı Kadrolu ve Sözleşmeli Zabıt Katipliği sınavlarında adaylardan "Daktilografi Kitabı" metinlerinden herhangi birinden 3 dakikada hatasız en az 90 kelime yazmaları istenmektedir. 3 dakikada 90 kelime barajını aşanlar sözlü mülakata alınmaktadırlar.

Zabıt Katipliği klavye sınavında en çok çıkan daktilografi metinleri.

1-Barışı korumak kolay bir iş değildir. Bunun için milletler arasında dayanışma gerekir. Bu nedenle devletler birbirleri ile anlaşmalar paktlar yapmaktadırlar. Ancak bu anlaşmalar da hiçbir zaman saldırgan amaçlı olmamalıdır. Barışı bozmak isteyenleri bundan vazgeçirmek için kuvvetli olmak ve birlik içinde bulunmak gerekir. Diğer milletlerin haklarına toprak bütünlüklerine saygılı olmak ve onlardan da aynı saygıyı beklemek şartıyla vatanımızın güvenliğini koruyacak tedbirleri almak ve sulh için harbe hazır olmak prensibini güdüyoruz.

Halen dünyada her yıl açlıktan ölen pek çok insanın bulunduğunu görüyoruz. Geri kalmış milletlere kalkınma çabalarında yardımcı olarak; refahı açlık ve baskının yerine geçirmek lazımdır. Devletler vatandaşlarını birbirlerine karşı olduğu kadar diğer milletlere karşı da açgözlülük ve kıskançlık göstermeyecek, kin tutmayacak ve duymayacak şekilde eğitilmelidirler. Tarihteki olayları ve geçmiş kavgaları alevlendirip düşmanlık tohumları ekmemek gerekir. Türk milleti insanlığın düşmanı olanların dışında hiç kimsenin düşmanı değildir.

2-Tarih dersinde Atatürk dersini anlatıp bitirmiş olan öğrenciye çocuğum yalnız bir şeyi söylemeyi unuttun; Türk milletini kim kurtardı diye sordu. Öğrenci de atamız kurtardı paşam diye cevap verdi. Atatürk bu cevabı kabul etmedi. Hayır, çocuğum Türk milletini kendi kanı kurtardı dedi. Atatürk Galatasaray lisesinin sınıf içi sınavında öğrencilerden birisine Nil olmasaydı mısır ne olurdu? Diye sordu. Öğrenci çabuk cevap vermek için birden boş bulunarak heyecanla ve yüksek sesle: hapı yutardı… Dedi. Bu cevap Atatürk ün hoşuna gitti. Atatürkün gerekli görmesi üzerine köy okutma davasını ele alan bir köy komisyonu kuruluyor. Uzun müzakereler arasında içinden çıkılmaz bir konunun karşısındayız. Bütün köylerde birer okul açılması kolay fakat bu kadar okula öğretmeni bulmak zor. Buna karşı aramızda çavuşlardan askeri görev yapar gibi köy öğretmenliğiyle mükellef bir kadroyu kurslar açarak yetiştirmek tezini savunanlar çok. Nihayet mesele Atatürk e arz ediliyor. Atatürk konu ile ilgili rapora şöyle yazıyor: Köy öğretmenliği üniversite profesörlüğünden daha güç ve mühim bir iştir. Bu kadar ciddi bir konuyu böyle hafif tedbirlerle çözümlemeye çalışmanız yanlış olacaktır.

3- Silgi, kâğıda yalnız bir yönde temas ettirilmelidir. Geriye dönüşlerde silgiyi hafifçe kaldırmak, kâğıda değdirmemek gerekir. Saçımızı tararken tarağı nasıl tek yönlü kullanıyorsak, silgi de aynı şekilde tek yönlü kullanılmalıdır. Böyle yaparsak kâğıt zedelenmez. Yanlışı silerken, doğru harflerin de silinmemesi için silgi mikaları kullanılması yararlıdır. Silinen yere doğrusunu yazarken tuşlara çok sert vurulmaz ve vurulacak tuşun parmağı kullanılır. Yanlış kâğıdın alt kısımlarında ise silindiri geriye silgi tablasına gelinceye kadar döndürüp sileriz. Eğer silindiri bu şekilde değil de yukarıya döndürürsek kâğıt, silindirden kurtulur; makineden çıkar. Kâğıdı tekrar makineye takmamız gerekir. Silinecek yere denk getirmek de çok zor olur. Yanlışı silmemek ve geri tuşuna basıp yanlışın üzerine doğrusunu vurarak düzeltmeye kalkışmak hatalıdır. Yanlış mutlaka silinerek düzeltilmelidir. Silgi dille ıslatılmaz; aksi halde kâğıt zedelenir ve silgi kullanıldığı belli olur.

4- Bir yazıyı daktilo ile yazdıktan sonra makineden çıkarmadan önce baştan sona kadar yeniden ve dikkatlice okumak gerekir. Yazıyı kâğıt makinedeyken okumayıp da makineden çıkardıktan sonra okur isek bulunacak yanlışı düzeltmek zor olur. Çünkü satır düzeyini ve harflerin yerini tutturmak oyalayıcı, zaman yitirici bir işlemdir. Yanlışları bulmak da dikkat ister. Yanlışları bulmak için okumada kâğıt sol elle üst kısmında tutulur ve sağ elde de kurşun kalem bulunur. Yazıyı yavaş bir şekilde ve kurşun kalemin ucu kelimelerin harflerine değecek imiş gibi yakın tutarak okumak gerekir. Bu şekilde yani kelimenin harfleri okuduğunda yanlışlar kolay kolay gözden kaçırılmaz. Gözden kaçmış düzeltilmemiş bir yanlış okuyanı olumsuz yönde etkiler; bize veya kuruluşumuza zararlı olur. Amire imza için götürülen yazıdaki yanlış için sekreterin hiçbir özrü kabul edilemez. Yanlışı zamanında görüp düzeltmek bir görevdir. Çalışanlarda aranan en önemli niteliklerden biri de sorumluluk duygusudur. Yanlışları görmek ve düzeltmek her yazıyı kusursuz göndermek de sorumluluğun bir gereğidir. Bu konudaki dikkat sekreterin başarısını sağlar.

5- Okuldan kaçan birkaç lise öğrencisi bir gün Çankaya civarında ağaçların altına otururlar. Birden karşılarında birkaç kişiyle birlikte Atatürkü görürler. Atatürk söyleyin bakayım burada sizin ne işiniz var diye sorar. Öğrenciler müdürden izinli olduklarını söylerler; izin kâğıdı soran Atatürk e izin kâğıdını gösteremezler. Tarih dersinin müzakeresinden kaçtıklarını itiraf ederler. Atatürk ün kaşları çatılır: Hiç tarih dersinden kaçılır mıymış diye sorar. İçlerinden biri: Kaçılmaz paşam amma kitapların lisanı bize ağır geliyor; anlayabileceğimiz dille bize kitapları verin oturup çalışalım der. Atatürk elini çocuğun omzuna koyar ve oğlum istediklerinizin hepsi olacak amma her şeyin birden yapamayız. Sıra beklemek lazım. Tarih ve dil üzerindeki çalışmalar da devam ediyor. Biz inkılâpları yaptık devam ettirmek de sizin vazifeniz. Haydi, bakalım şimdi doğru okulunuza der.

6- Bir çizelgeyi dikey olarak ortalamak için, bu çizelgenin kaç satırlık yer kaplayacağı bulunur. Bu da satır sayısına boşlukların satır sayısı eklenerek bulunur. Bulunan sayı kâğıdın aldığı satır sayısından çıkartılır. Kalan üst ve alt marjlara paylaştırılır. Boşlukları satır cinsinden hesaplamak için atılan kol sayısının bir eksiğini almak gerekir. Marjlara paylaştırmak için kalan tek sayı ise üstten bir satır az bırakılmalıdır. Üst kısımda fazla boşluk kalırsa çizelge aşağı doğru kaymış olursa çirkin gözükür. Dikey ortalamalarda bir, iki santimlik kayma normal kabul edilir. Bir çizelgeyi yatay olarak ortalamak için her sütunun en uzun satırındaki vuruş sayısı bulunur; bunlara sütun boşluklarının vuruş sayısı eklenir. Böylece cetvelin yatay olarak kaplayacağı yer belirlenmemiş olur. Kâğıdın aldığı vuruş sayısında bulunan bu sayı çıkartılır. Kalan da marjlar için paylaştırılır. Artan tek sayı ise soldan bir vuruş fazla boşluk bırakılır. İlk sütun için sol marj mandalı kullanılır. Diğerleri için tabülatör durağı yapılır. Sağ ve solda kalan marjlarda bir iki santim kadar kayma, hesap hatası olabilir. Sütün başlıklarının altı iki şekilde çizilebilir. Sadece başlığın altı çizilir. Diğer şekilde ise sütunun en uzun satırı kadar çizgi çizilip başlık ortalanır.

7- Bir ailenin fertleri birbirlerini sevip sayarlar. Bir konuda anlaşamazlar ise birbirlerini kırmadan konuşup anlaşmazlığı giderirler. Millet dediğimiz topluluk da büyük bir aileye benzer. Bu büyük ailenin fertleri sayılan vatandaşlar da birbirlerini severler sayarlar. İnsanların aynı fikirde ve inançta olmaları düşünülemez istenemez. Amma vatandaşlar milletin refahı ve mutluluğu, Türklüğün yüceltilmesi vatanın bütünlüğü gibi ana amaçlarda milli birlik ruhu içinde oldukları için diğer ayrılıklar düşmanlık nedeni olamaz. Bütün milletlerde, aynı şekilde, medeniyet ailesinin fertleri gibidir. Her milletin örfü, adetleri, dini ve dili farklı olabilir. Ancak mutlu ve güvenli yaşama isteği yönünden milletler arasında bir fark yoktur. Milletler de çıkabilecek anlaşmazlıkları birbirlerine saldırmadan ve düşman olmadan halledebilirler. Eğer insanlık yönünden düşünülür ise harbin galibi veya mağlubu olmaz; Kaybeden insanlık olur. Bu nedenle yurtta ve dünyada sulh istiyor sulhun korunması için çaba gösteriyoruz. Bütün milletlerin de yurtta sulh cihanda sulh ilkesine uygun olarak hareket etmeleri halinde, bunun insanlığın ve medeniyetin refahı ve ilerlemesine etkili olacağına inancımızı daima koruyoruz.

8-Yazı başlıkları veya yazı içinde geçen bazı kelimeler, dikkati çekmek için aralıklı yazılabilir. Aralıklı yazılan kelimeler arasında üç ara bırakmak, yani aralık çubuğuna üç kere vurmak gerekir. Aralıklı yazılacak kelime metin içinde geçiyorsa, kendisinden önce ve sonra ikişer kez aralık çubuğuna vurulur. Yani aralıksız yazılan son kelimeden sonra iki ara verilip aralıklı kısım yazılır; bu kısım bitince de yine iki kere aralık çubuğuna vurulup normal yazıya devam edilir. Aralıklı olan kelimedeki harf sayısına, bu sayının bir eksiğini ekleyip bunun kaç vuruşluk yer kaplayacağını bulmak kabildir. Birden fazla kelime aralıklı olarak yazılacaksa, kelime aralarındaki boşluklar da bir harf gibi hesaba katılır. Aralıklı yazılan başlık ise ve geri tuşu metodu ile ortalama yapılacaksa, başlıktaki her bir harf için geri tuşuna basılır. Ancak başlığın en son harfi için geri tuşuna basılmaz. Bu süratle başlık kâğıda ortalanmış olur.

9- Konuşma, yazışma ve duyguları anlatma aracı dildir. Bir milletin dili, anlatım yönünden zengin, fertlerin birbirlerin kolaylıkla anlayabilecekleri kadar sadeyse o milletin fertleri arasında milli bağ da o derecede kuvvetli olur. Bir milletin yaşama tarzı olan kültür de ancak zengin bir dil ile ilerler, yayılır. Birbirinin konuştuğunu tam olarak anlayan ve duygularını da aynı dille paylaşın fertlerin meydana getirdiği toplumlar birlik içinde olurlar. Birlik içinde olan toplumlar kuvvetli olacaklarından dirlik içinde olurlar ve bağımsızlıklarını korurlar. Yabancı kelimelerden arındırılmış, eski yeni ikiliğinden ve zıtlığından kurtarılmış, herkesin anlayabileceği, milletin benimseyeceği bir dil, milli duyguların kuvvetlenmesini sağlar. Türk dili şuurla işlendiği takdirde ilmin ve fennin gelişmelerine uyum saylayabilecek bir yapıya sahiptir. Yeryüzünde kültür ve kelime alış verişinden dolayı, içinde hiçbir yabancı unsur taşımayan arı dil bulunmasa da sağlık durumu tam olan her dil, kendisini yabancı saldırıya karşı korur; çünkü dili yapan insan değildir; insana milli özelliğini veren dildir.

10- Karbonlu yazıları kâğıt destesi, aşağıda açıklanan usulle de hazırlanabilir. Kâğıtlar karbonsuz olarak makineye bir kaç dişli boyu takılır. En alt kısımda bulunan kâğıt elle yukarı doğru kaldırıldıktan sonra, önüne karbon konulur. Karbonun parlak yüzü daktilografa doğru olmalıdır. Sonra bir üstteki kâğıdın önüne karbon konulur. Tüm karbonlar yerleştirildikten sonra silindir çevrilir. Bu şekilde takıldığında destede kayma olmaz. Karbonların çaprazlama iki ucu kesik olur. Yazı bitince bu kesik yerdeki boşluktan tutulur ve karbon destesi alttan çekilir. Böylece bütün karbonlar bir çırpıda çıkarılmış olur. Karbonların uçları kesik değilse, deste hazırlanırken bunlar biraz aşağıya doğru konulur. Üstte kalan bu boşluk karbonların tulum halinde kâğıtlardan ayrılmasını kolaylaştırır. Önce kâğıtların sonra karbonların takılması metodunda ise bu boşluk kendiliğinden oluşur. Üst boşluk, takma sırasında kâğıt kaymasını da önler. Deste çok sıkı tutulursa, karbonların boyası parmakların altındaki kısımda iz şeklinde çıkarabilir. Deste makineye takılırken buruşabilir. Silindirin ilk çevrilişinden sonra görülen bu durumu önlemek için, kâğıt gevşetme mandalı açılır ve kapatılır.